1801. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْمِسْوَرِ، الزُّهْرِيُّ كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - وَاللَّفْظُ لِلزُّهْرِيِّ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ لِكَعْبِ بْنِ الأَشْرَفِ فَإِنَّهُ قَدْ آذَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ " . فَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتُحِبُّ أَنْ أَقْتُلَهُ قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ ائْذَنْ لِي فَلأَقُلْ قَالَ " قُلْ " . فَأَتَاهُ فَقَالَ لَهُ وَذَكَرَ مَا بَيْنَهُمَا وَقَالَ إِنَّ هَذَا الرَّجُلَ قَدْ أَرَادَ صَدَقَةً وَقَدْ عَنَّانَا . فَلَمَّا سَمِعَهُ قَالَ وَأَيْضًا وَاللَّهِ لَتَمَلُّنَّهُ . قَالَ إِنَّا قَدِ اتَّبَعْنَاهُ الآنَ وَنَكْرَهُ أَنْ نَدَعَهُ حَتَّى نَنْظُرَ إِلَى أَىِّ شَىْءٍ يَصِيرُ أَمْرُهُ - قَالَ - وَقَدْ أَرَدْتُ أَنْ تُسْلِفَنِي سَلَفًا قَالَ فَمَا تَرْهَنُنِي قَالَ مَا تُرِيدُ . قَالَ تَرْهَنُنِي نِسَاءَكُمْ قَالَ أَنْتَ أَجْمَلُ الْعَرَبِ أَنَرْهَنُكَ نِسَاءَنَا قَالَ لَهُ تَرْهَنُونِي أَوْلاَدَكُمْ . قَالَ يُسَبُّ ابْنُ أَحَدِنَا فَيُقَالُ رُهِنَ فِي وَسْقَيْنِ مِنْ تَمْرٍ . وَلَكِنْ نَرْهَنُكَ اللأْمَةَ - يَعْنِي السِّلاَحَ - قَالَ فَنَعَمْ . وَوَاعَدَهُ أَنْ يَأْتِيَهُ بِالْحَارِثِ وَأَبِي عَبْسِ بْنِ جَبْرٍ وَعَبَّادِ بْنِ بِشْرٍ قَالَ فَجَاءُوا فَدَعَوْهُ لَيْلاً فَنَزَلَ إِلَيْهِمْ قَالَ سُفْيَانُ قَالَ غَيْرُ عَمْرٍو قَالَتْ لَهُ امْرَأَتُهُ إِنِّي لأَسْمَعُ صَوْتًا كَأَنَّهُ صَوْتُ دَمٍ قَالَ إِنَّمَا هَذَا مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ وَرَضِيعُهُ وَأَبُو نَائِلَةَ إِنَّ الْكَرِيمَ لَوْ دُعِيَ إِلَى طَعْنَةٍ لَيْلاً لأَجَابَ . قَالَ مُحَمَّدٌ إِنِّي إِذَا جَاءَ فَسَوْفَ أَمُدُّ يَدِي إِلَى رَأْسِهِ فَإِذَا اسْتَمْكَنْتُ مِنْهُ فَدُونَكُمْ قَالَ فَلَمَّا نَزَلَ نَزَلَ وَهُوَ مُتَوَشِّحٌ فَقَالُوا نَجِدُ مِنْكَ رِيحَ الطِّيبِ قَالَ نَعَمْ تَحْتِي فُلاَنَةُ هِيَ أَعْطَرُ نِسَاءِ الْعَرَبِ . قَالَ فَتَأْذَنُ لِي أَنْ أَشُمَّ مِنْهُ قَالَ نَعَمْ فَشُمَّ . فَتَنَاوَلَ فَشَمَّ ثُمَّ قَالَ أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أَعُودَ قَالَ فَاسْتَمْكَنَ مِنْ رَأْسِهِ ثُمَّ قَالَ دُونَكُمْ . قَالَ فَقَتَلُوهُ .
Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî ve Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman b. el-Misver ez-Zührî anlattı -lafız ez-Zührî'ye aittir-. Her ikisi de İbn Uyeyne'den. Bize Süfyân anlattı; Amr'dan; Câbir'i şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ka'b b. el-Eşref'in hakkından kim gelecek? Zira o Allah'a ve Resulü'ne eziyet etti” buyurdu. Bunun üzerine Muhammed b. Mesleme: “Ey Allah'ın Resulü! Onu öldürmemi ister misin?” dedi. [Resulullah]: “Evet” buyurdu. [Muhammed b. Mesleme]: “Ona yanıltıcı bir şeyler söylememe izin ver” dedi. [Nebi]: “Söyle” buyurdu. Muhammed b. Mesleme Ka'b'a gitti, onunla konuştu ve: “Şu adam bizden sadaka istedi; bizi gerçekten zora soktu” dedi. Ka'b bunu işitince: “Vallahi daha ne ki, siz ondan mutlaka bıkacaksınız!” dedi. Muhammed b. Mesleme: “Biz şimdi ona bir kere tabi olduk; işinin nereye varacağını görene kadar onu bırakmak istemiyoruz. Ancak senden biraz ödünç vermeni istemeye geldim” dedi. Ka'b: “Bana neyi rehin bırakacaksın?” dedi. “Ne istersin?” dedi. Ka'b: “Kadınlarınızı bana rehin bırakın” dedi. [Muhammed b. Mesleme]: “Sen Arapların en yakışıklısısın; biz sana kadınlarımızı nasıl rehin bırakalım?” dedi. Ka'b: “Öyleyse çocuklarınızı rehin bırakın” dedi. [Muhammed b. Mesleme]: “Birimizin oğlu için ‘İki ölçek hurma karşılığında rehin bırakılmıştı’ denilerek ona sövülür. Lakin sana silahlarımızı rehin bırakalım” dedi. Ka'b: “Peki, olur” dedi. Muhammed b. Mesleme yanına el-Hâris, Ebu Abs b. Cebr ve Abbâd b. Bişr ile birlikte geleceğine dair sözleşti. Geceleyin gelip ona seslendiler. Ka'b aşağı yanlarına indi. Süfyân dedi ki: Amr dışındaki raviler şunu eklediler: Ka'b'ın karısı ona: “Ben öyle bir ses işitiyorum ki, sanki ondan kan damlıyor!” dedi. Ka'b: “Bu sadece Muhammed b. Mesleme ve süt kardeşidir. Şüphesiz asil bir adam geceleyin bir darbe almaya çağırılsa bile icabet eder” dedi. Muhammed arkadaşlarına: “O gelince ben elimi onun başına uzatacağım. Onu iyice kavradığımda siz hemen işini bitirin” dedi. Ka'b aşağı inince üzerinde güzel kokulu bir cübbe vardı. “Senden çok güzel bir koku alıyoruz” dediler. Ka'b: “Evet, yanımda Arapların en güzel kokulu kadını vardı” dedi. Muhammed b. Mesleme: “Onu koklamama izin verir misin?” dedi. Ka'b: “Evet” dedi. Muhammed onu tutup kokladı. Sonra: “Tekrar koklamama izin verir misin?” dedi. İzin verince başını iyice kavradı ve: “Hadi, bitirin işini!” dedi. Onu öldürdüler.