1812_5. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرِ بْنِ حَازِمٍ، حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ قَيْسًا، يُحَدِّثُ عَنْ يَزِيدَ بْنِ هُرْمُزَ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، حَدَّثَنِي قَيْسُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ هُرْمُزَ، قَالَ كَتَبَ نَجْدَةُ بْنُ عَامِرٍ إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ فَشَهِدْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ حِينَ قَرَأَ كِتَابَهُ وَحِينَ كَتَبَ جَوَابَهُ وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ وَاللَّهِ لَوْلاَ أَنْ أَرُدَّهُ عَنْ نَتْنٍ يَقَعُ فِيهِ مَا كَتَبْتُ إِلَيْهِ وَلاَ نُعْمَةَ عَيْنٍ قَالَ فَكَتَبَ إِلَيْهِ إِنَّكَ سَأَلْتَ عَنْ سَهْمِ ذِي الْقُرْبَى الَّذِي ذَكَرَ اللَّهُ مَنْ هُمْ وَإِنَّا كُنَّا نَرَى أَنَّ قَرَابَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُمْ نَحْنُ فَأَبَى ذَلِكَ عَلَيْنَا قَوْمُنَا وَسَأَلْتَ عَنِ الْيَتِيمِ مَتَى يَنْقَضِي يُتْمُهُ وَإِنَّهُ إِذَا بَلَغَ النِّكَاحَ وَأُونِسَ مِنْهُ رُشْدٌ وَدُفِعَ إِلَيْهِ مَالُهُ فَقَدِ انْقَضَى يُتْمُهُ وَسَأَلْتَ هَلْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْتُلُ مِنْ صِبْيَانِ الْمُشْرِكِينَ أَحَدًا فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَكُنْ يَقْتُلُ مِنْهُمْ أَحَدًا وَأَنْتَ فَلاَ تَقْتُلْ مِنْهُمْ أَحَدًا إِلاَّ أَنْ تَكُونَ تَعْلَمُ مِنْهُمْ مَا عَلِمَ الْخَضِرُ مِنَ الْغُلاَمِ حِينَ قَتَلَهُ وَسَأَلْتَ عَنِ الْمَرْأَةِ وَالْعَبْدِ هَلْ كَانَ لَهُمَا سَهْمٌ مَعْلُومٌ إِذَا حَضَرُوا الْبَأْسَ فَإِنَّهُمْ لَمْ يَكُنْ لَهُمْ سَهْمٌ مَعْلُومٌ إِلاَّ أَنْ يُحْذَيَا مِنْ غَنَائِمِ الْقَوْمِ
Bize İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize Vehb b. Cerîr b. Hâzim haber verdi; bana babam anlattı; dedi ki: Kays'ı, Yezîd b. Hürmüz'den naklen anlatırken işittim. Ve bana Muhammed b. Hâtim anlattı -lafız ona aittir-; bize Beh anlattı; bize Cerîr b. Hâzim anlattı; bana Kays b. Sa'd anlattı; Yezîd b. Hürmüz'den; dedi ki: Necde b. Âmir, İbn Abbâs'a mektup yazdı. Ben İbn Abbâs'ın o mektubu okuduğu ve cevabını yazdığı sırada yanındaydım. İbn Abbâs: “Vallahi, eğer onu içine düşeceği kötü bir işten çevirme düşüncem olmasaydı ona yazmazdım; ona hiçbir ikramım da olmazdı” dedi. Ona cevaben şöyle yazdı: “Sen, Allah'ın zikrettiği zevî'l-kurbâ payının kimlere ait olduğunu sormuşsun. Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yakınlarının biz olduğumuzu düşünüyorduk ancak kavmimiz bunu bize vermeyi kabul etmedi. Yetimin yetimliğinin ne zaman bittiğini sormuşsun; o, evlilik çağına gelip de kendisinde bir rüşt görüldüğünde ve malı kendisine teslim edildiğinde yetimliği bitmiş olur. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in müşrik çocuklarından hiçbirini öldürüp öldürmediğini sormuşsun; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlardan hiçbirini öldürmezdi. Sen de onlardan hiçbirini öldürme; ancak onlar hakkında, Hızır'ın o genci öldürdüğü sırada bildiği şeyi biliyorsan o başka! Kadın ve köle savaşa katıldıklarında onlar için belirli bir pay olup olmadığını sormuşsun; onlar için belirli bir pay yoktur; ancak topluluğun ganimetlerinden onlara küçük bir bağışta bulunulur.”