Amirlik (Yöneticilik) Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1733_4. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ حَاتِمٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا قُرَّةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنِي أَبُو بُرْدَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو مُوسَى أَقْبَلْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعِي رَجُلاَنِ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَحَدُهُمَا عَنْ يَمِينِي وَالآخَرُ عَنْ يَسَارِي فَكِلاَهُمَا سَأَلَ الْعَمَلَ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَسْتَاكُ فَقَالَ ‏"‏ مَا تَقُولُ يَا أَبَا مُوسَى أَوْ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقُلْتُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا أَطْلَعَانِي عَلَى مَا فِي أَنْفُسِهِمَا وَمَا شَعَرْتُ أَنَّهُمَا يَطْلُبَانِ الْعَمَلَ ‏.‏ قَالَ وَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى سِوَاكِهِ تَحْتَ شَفَتِهِ وَقَدْ قَلَصَتْ فَقَالَ ‏"‏ لَنْ أَوْ لاَ نَسْتَعْمِلُ عَلَى عَمَلِنَا مَنْ أَرَادَهُ وَلَكِنِ اذْهَبْ أَنْتَ يَا أَبَا مُوسَى أَوْ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسِ ‏"‏ ‏.‏ فَبَعَثَهُ عَلَى الْيَمَنِ ثُمَّ أَتْبَعَهُ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ فَلَمَّا قَدِمَ عَلَيْهِ قَالَ انْزِلْ وَأَلْقَى لَهُ وِسَادَةً وَإِذَا رَجُلٌ عِنْدَهُ مُوثَقٌ قَالَ مَا هَذَا قَالَ هَذَا كَانَ يَهُودِيًّا فَأَسْلَمَ ثُمَّ رَاجَعَ دِينَهُ دِينَ السَّوْءِ فَتَهَوَّدَ قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى يُقْتَلَ قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ فَقَالَ اجْلِسْ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى يُقْتَلَ قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ‏.‏ فَأَمَرَ بِهِ فَقُتِلَ ثُمَّ تَذَاكَرَا الْقِيَامَ مِنَ اللَّيْلِ فَقَالَ أَحَدُهُمَا مُعَاذٌ أَمَّا أَنَا فَأَنَامُ وَأَقُومُ وَأَرْجُو فِي نَوْمَتِي مَا أَرْجُو فِي قَوْمَتِي ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd ve Muhammed b. Hâtim anlattı -lafız İbn Hâtim'indir-. Dediler ki: Bize Yahyâ b. Saîd el-Kattân anlattı; bize Kurra b. Hâlid anlattı; bize Humeyd b. Hilâl anlattı; bana Ebu Bürde anlattı; dedi ki: Ebu Mûsâ şöyle dedi: Yanımda Eş'arîlerden iki adam olduğu halde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim. Biri sağımda, diğeri solumdaydı. İkisi de idarecilik istediler. O sırada Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem misvaklanıyordu. Buyurdu ki: “Sen ne dersin ey Ebu Mûsâ?” [Ebu Mûsâ]: “Seni hak ile gönderen Allah'a yemin olsun ki; onlar içlerindekini bana açmadılar ve görev istediklerini de hissetmedim!” dedi. Ebu Mûsâ dedi ki: Sanki şu an Nebi'nin dudağının altındaki misvağına bakıyor gibiyim; dudağı yukarı kalkmıştı. Buyurdu ki: “Biz şu işimizin başına, onu bizzat isteyeni getirmeyiz. Lakin sen git ey Ebu Mûsâ.” [Resulullah] onu Yemen'e vali olarak gönderdi, sonra peşinden de Muâz b. Cebel'i gönderdi. Muâz, Ebu Mûsâ'nın yanına varınca, [Ebu Mûsâ]: “İn” dedi ve önüne bir minder koydu. Bir de baktı ki yanında bağlı bir adam var! Muâz: “Bu nedir?” dedi. [Ebu Mûsâ]: “Bu önceden Yahudiydi, Müslüman oldu; sonra yine o kötü dinine, Yahudiliğe geri döndü” dedi. Muâz: “Allah ve Resulü'nün hükmü yerine getirilip o kişi öldürülene kadar oturmam!” dedi. Ebu Mûsâ: “Otur, peki yapılacak” dediyse de Muâz üç kez: “Allah ve Resulü'nün hükmü yerine getirilip o kişi öldürülene kadar oturmam!” dedi. Bunun üzerine Ebu Mûsâ emretti ve o kişi öldürüldü. Sonra gece namazını müzakere ettiler. Muâz şöyle dedi: “Bana gelince; ben gecenin bir kısmında uyurum, bir kısmında kalkarım. Uykumdan da, namazımdan umduğum gibi sevap umarım.”