Amirlik (Yöneticilik) Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1912_2. Hadis

حَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ، يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أُمِّ حَرَامٍ، وَهْىَ خَالَةُ أَنَسٍ قَالَتْ أَتَانَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا فَقَالَ عِنْدَنَا فَاسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ فَقُلْتُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي قَالَ ‏"‏ أُرِيتُ قَوْمًا مِنْ أُمَّتِي يَرْكَبُونَ ظَهْرَ الْبَحْرِ كَالْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّكِ مِنْهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ ثُمَّ نَامَ فَاسْتَيْقَظَ أَيْضًا وَهُوَ يَضْحَكُ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ مِثْلَ مَقَالَتِهِ فَقُلْتُ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْتِ مِنَ الأَوَّلِينَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَتَزَوَّجَهَا عُبَادَةُ بْنُ الصَّامِتِ بَعْدُ فَغَزَا فِي الْبَحْرِ فَحَمَلَهَا مَعَهُ فَلَمَّا أَنْ جَاءَتْ قُرِّبَتْ لَهَا بَغْلَةٌ فَرَكِبَتْهَا فَصَرَعَتْهَا فَانْدَقَّتْ عُنُقُهَا ‏.‏

Bize Halef b. Hişâm anlattı; bize Hammâd b. Zeyd, Yahyâ b. Saîd’den; o Muhammed b. Yahyâ b. Hibbân’dan; o Enes b. Mâlik’ten; o da —Enes’in teyzesi (veya süt teyzesi) olan— Ümmü Harâm’dan [naklederek] bildirdi; [Ümmü Harâm] şöyle dedi: Bir gün Peygamber [sallallâhu aleyhi ve sellem] yanımıza geldi ve yanımızda öğle uykusuna (kaylûle) yattı. Sonra gülerek uyandı. Ben: ‘Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Resulü! Seni güldüren nedir?’ diye sordum. [Efendimiz]: “Ümmetimden bir takım insanların, tahtlar üzerindeki hükümdarlar gibi denize bindikleri (deniz seferine çıktıkları) bana gösterildi” buyurdu. Ben: ‘Beni de onlardan kılması için Allah’a dua et!’ dedim. [Efendimiz]: “Şüphesiz sen onlardansın” buyurdu. [Ümmü Harâm] dedi ki: Sonra [Efendimiz tekrar] uyudu, yine gülerek uyandı. Ona [tekrar aynı şeyi] sordum. [Efendimiz] ilk sözü gibi cevap verdi. Ben: ‘Beni onlardan kılması için Allah’a dua et!’ dedim. [Efendimiz]: “Sen ilklerdensin” buyurdu. [Ravi] dedi ki: Daha sonra Ubâde b. es-Sâmit onunla evlendi. [Ubâde] deniz seferine çıktı ve Ümmü Harâm’ı da beraberinde götürdü. [Ümmü Harâm karaya] döndüğünde binmesi için kendisine bir katır getirildi; ona bindiğinde hayvan onu yere fırlattı ve boynu kırılarak [vefat etti].