1968_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ، عَنْ جَدِّهِ، رَافِعٍ ثُمَّ حَدَّثَنِيهِ عُمَرُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ، رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَقُو الْعَدُوِّ غَدًا وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى فَنُذَكِّي بِاللِّيطِ وَذَكَرَ الْحَدِيثَ بِقِصَّتِهِ وَقَالَ فَنَدَّ عَلَيْنَا بَعِيرٌ مِنْهَا فَرَمَيْنَاهُ بِالنَّبْلِ حَتَّى وَهَصْنَاهُ .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Süfyân, İsmâîl b. Müslim’den anlattı; o, Saîd b. Mesrûk’tan; o, Abâye’den; o da dedesi Râfi’den (nakletti). Sonra bunu bana Ömer b. Saîd b. Mesrûk, babasından anlattı; o, Abâye b. Rifâa b. Râfi’ b. Hadîc’den; o da dedesinden (şöyle nakletti): Dedik ki: "Ey Allah’ın Resulü! Yarın düşmanla karşılaşacağız ve yanımızda bıçaklar yok. (Ağaç kabuğu gibi şeylerden olan) kamışla (lît) hayvan kesebilir miyiz?" (Ravi), daha sonra hadisi kıssasıyla birlikte zikretti ve şöyle dedi: "Onlardan (hayvanlardan) bir deve kaçıp gitti. Onu durdurana kadar oklarla (nebl) vurduk."