Kurban Bayramı Kurbanları Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1960_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ قَيْسٍ، ح وَحَدَّثَنَاهُ يَحْيَى، بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، حَدَّثَنِي جُنْدَبُ بْنُ سُفْيَانَ، قَالَ شَهِدْتُ الأَضْحَى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَعْدُ أَنْ صَلَّى وَفَرَغَ مِنْ صَلاَتِهِ سَلَّمَ فَإِذَا هُوَ يَرَى لَحْمَ أَضَاحِيَّ قَدْ ذُبِحَتْ قَبْلَ أَنْ يَفْرُغَ مِنْ صَلاَتِهِ فَقَالَ ‏ "‏ مَنْ كَانَ ذَبَحَ أُضْحِيَّتَهُ قَبْلَ أَنْ يُصَلِّيَ - أَوْ نُصَلِّيَ - فَلْيَذْبَحْ مَكَانَهَا أُخْرَى وَمَنْ كَانَ لَمْ يَذْبَحْ فَلْيَذْبَحْ بِاسْمِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; bize Züheyr anlattı; bize el-Esved b. Kays anlattı. (H) Bunu bize Yahyâ b. Yahyâ da anlattı; bize Ebû Hayseme, el-Esved b. Kays’tan haber verdi; [o da] bana Cündeb b. Süfyân’ın şöyle dediğini anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Kurban Bayramı’nda hazır bulundum. Namazı kılıp bitirince selam verdi; bir de baktı ki (bazı) kurbanlık etler o namazını bitirmeden önce kesilmiş. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Kurbanını namaz kılmadan (veya biz namaz kılmadan) önce kesen, onun yerine bir başkasını kessin. Henüz kesmemiş olan ise Allah'ın adıyla kessin."

1960_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، سَلاَّمُ بْنُ سُلَيْمٍ عَنِ الأَسْوَدِ، بْنِ قَيْسٍ عَنْ جُنْدَبِ بْنِ سُفْيَانَ، قَالَ شَهِدْتُ الأَضْحَى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ بِالنَّاسِ نَظَرَ إِلَى غَنَمٍ قَدْ ذُبِحَتْ فَقَالَ ‏ "‏ مَنْ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَلْيَذْبَحْ شَاةً مَكَانَهَا وَمَنْ لَمْ يَكُنْ ذَبَحَ فَلْيَذْبَحْ عَلَى اسْمِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebû’l-Ahvas Sellâm b. Süleym, el-Esved b. Kays’tan anlattı; [o da] Cündeb b. Süfyân’dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Kurban Bayramı’nda hazır bulundum. İnsanlara namazı kıldırınca kesilmiş olan bazı koyunlara baktı ve şöyle buyurdu: "Namazdan önce kesen, onun yerine başka bir koyun kessin. Henüz kesmemiş olan ise Allah'ın ismiyle kessin."

1960_3. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ، أَبِي عُمَرَ عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، كِلاَهُمَا عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالاَ عَلَى اسْمِ اللَّهِ ‏.‏ كَحَدِيثِ أَبِي الأَحْوَصِ ‏.‏

Bunu bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Ebû Avâne anlattı. (H) Bize İshâk b. İbrâhîm ve İbn Ebî Ömer, İbn Uyeyne’den anlattı. Her iki (ravi grubu da) bunu el-Esved b. Kays’tan bu isnadla rivayet etmişlerdir. Her ikisi (rivayetlerinde), Ebû’l-Ahvas’ın hadisi gibi "Allah’ın ismiyle" (ifadesini) kullanmışlardır.

1960_4. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَسْوَدِ، سَمِعَ جُنْدَبًا الْبَجَلِيَّ، قَالَ شَهِدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى يَوْمَ أَضْحًى ثُمَّ خَطَبَ فَقَالَ ‏ "‏ مَنْ كَانَ ذَبَحَ قَبْلَ أَنْ يُصَلِّيَ فَلْيُعِدْ مَكَانَهَا وَمَنْ لَمْ يَكُنْ ذَبَحَ فَلْيَذْبَحْ بِاسْمِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bize babası anlattı; bize Şu’be, el-Esved’den anlattı. [O da] Cündeb el-Becelî’yi radıyallahu anh şöyle derken işitmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i Kurban Bayramı günü namaz kılıp sonra da hutbe irat ederken gördüm. Şöyle buyurdu: "Namaz kılmadan önce kesmiş olan, onun yerine tekrar kessin. Henüz kesmemiş olan ise Allah'ın adıyla kessin."

1960_5. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattı; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu’be bu isnadla bunun benzerini anlattı.

1961_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ ضَحَّى خَالِي أَبُو بُرْدَةَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تِلْكَ شَاةُ لَحْمٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عِنْدِي جَذَعَةً مِنَ الْمَعْزِ فَقَالَ ‏"‏ ضَحِّ بِهَا وَلاَ تَصْلُحُ لِغَيْرِكَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ مَنْ ضَحَّى قَبْلَ الصَّلاَةِ فَإِنَّمَا ذَبَحَ لِنَفْسِهِ وَمَنْ ذَبَحَ بَعْدَ الصَّلاَةِ فَقَدْ تَمَّ نُسُكُهُ وَأَصَابَ سُنَّةَ الْمُسْلِمِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Hâlid b. Abdullah, Mutarrif’ten haber verdi; [o da] Âmir’den; [o da] el-Berâ’dan radıyallahu anh; dedi ki: Dayım Ebû Burde namazdan önce kurban kesti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "O [olsa olsa] etlik bir koyundur (şâtu lahm)." buyurdu. [Dayım]: "Ey Allah’ın Resulü! Yanımda (kurbanlık vasfında) bir ced'a (vakti gelmiş oğlak/altı aylık keçi) var." dedi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: "Onu kurban et, ancak bu senden başkası için yeterli (geçerli) olmaz." buyurdu. Sonra da şöyle buyurdu: "Kim namazdan önce kurban keserse ancak kendisi için kesmiş olur. Kim namazdan sonra keserse kurban ibadeti (nüsuk) tamamlanmış ve Müslümanların sünnetine uygun davranmış olur."

1961_2. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ دَاوُدَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ خَالَهُ أَبَا بُرْدَةَ بْنَ نِيَارٍ، ذَبَحَ قَبْلَ أَنْ يَذْبَحَ النَّبِيُّ، صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا يَوْمٌ اللَّحْمُ فِيهِ مَكْرُوهٌ وَإِنِّي عَجَّلْتُ نَسِيكَتِي لأُطْعِمَ أَهْلِي وَجِيرَانِي وَأَهْلَ دَارِي ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَعِدْ نُسُكًا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عِنْدِي عَنَاقَ لَبَنٍ هِيَ خَيْرٌ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هِيَ خَيْرُ نَسِيكَتَيْكَ وَلاَ تَجْزِي جَذَعَةٌ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Huşeym, Dâvûd’dan haber verdi; [o da] eş-Şa'bî’den; [o da] el-Berâ b. Âzib’den radıyallahu anh; anlatıldığına göre dayısı Ebû Burde b. Niyâr, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kurban kesmeden önce (kendi kurbanını) kesti de şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Bugün, etin (arzulanıp) sevildiği bir gündür. Aileme, komşularıma ve ev halkına yedirmek için kurbanımı (nasîke) kesmekte acele ettim." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kurbanını (nüsuk) tekrarla (vaktinde yeniden kes)!" buyurdu. [Ebû Burde]: "Ey Allah'ın Resulü! Yanımda iki etlik koyundan (şâtey lahm) daha hayırlı olan, sütten kesilmemiş (dişi) bir oğlağım (anâku leben) var." dedi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: "O senin iki kurbanından (durumundan) daha hayırlıdır; ancak senden sonra hiçbir kimse için bir ced'a (vakti gelmiş oğlak/keçi) kurban olarak yeterli olmaz." buyurdu.

1961_3. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ دَاوُدَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ، بْنِ عَازِبٍ قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ النَّحْرِ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ يَذْبَحَنَّ أَحَدٌ حَتَّى يُصَلِّيَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقَالَ خَالِي يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا يَوْمٌ اللَّحْمُ فِيهِ مَكْرُوهٌ ‏.‏ ثُمَّ ذَكَرَ بِمَعْنَى حَدِيثِ هُشَيْمٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize İbn Ebî Adî, Dâvûd’dan haber verdi; [o da] eş-Şa'bî’den; [o da] el-Berâ b. Âzib’den radıyallahu anh; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban Bayramı günü (yevmu’n-nahr) bize hutbe irat edip şöyle buyurdu: "Namaz kılmadıkça hiç kimse kurban kesmesin!" [el-Berâ] dedi ki: Bunun üzerine dayım: "Ey Allah’ın Resulü! Bugün, etin (arzulanıp) sevildiği bir gündür..." dedi ve (sonra) Huşeym’in (rivayet ettiği) hadis anlamında (lafızlarla rivayete devam etti).

1961_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ صَلَّى صَلاَتَنَا وَوَجَّهَ قِبْلَتَنَا وَنَسَكَ نُسُكَنَا فَلاَ يَذْبَحْ حَتَّى يُصَلِّيَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ خَالِي يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ نَسَكْتُ عَنِ ابْنٍ لِي ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ ذَاكَ شَىْءٌ عَجَّلْتَهُ لأَهْلِكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ إِنَّ عِنْدِي شَاةً خَيْرٌ مِنْ شَاتَيْنِ قَالَ ‏"‏ ضَحِّ بِهَا فَإِنَّهَا خَيْرُ نَسِيكَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdullah b. Numeyr anlattı. (H) Bize İbn Numeyr de anlattı; bize babası anlattı; bize Zekeriyyâ, Firâs’tan; [o da] Âmir’den; [o da] el-Berâ’dan radıyallahu anh anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bizim kıldığımız namazı kılar, bizim kıblemize yönelir ve bizim kestiğimiz gibi kurban keserse, (bayram) namazını kılıncaya kadar (kurbanını) kesmesin." Dayım: "Ey Allah’ın Resulü! Oğlum adına (erkenden) kurban (nüsuk) kestim." dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu, ailen için acele ettiğin (ve kurban yerine geçmeyecek) bir şeydir." buyurdu. [Dayım]: "Doğrusu yanımda iki koyundan daha hayırlı [olan tek] bir koyun var." dedi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: "Onu kurban et; zira o, en hayırlı kurbandır (nesîke)." buyurdu.

1961_5. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زُبَيْدٍ الإِيَامِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ أَوَّلَ مَا نَبْدَأُ بِهِ فِي يَوْمِنَا هَذَا نُصَلِّي ثُمَّ نَرْجِعُ فَنَنْحَرُ فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدْ أَصَابَ سُنَّتَنَا وَمَنْ ذَبَحَ فَإِنَّمَا هُوَ لَحْمٌ قَدَّمَهُ لأَهْلِهِ لَيْسَ مِنَ النُّسُكِ فِي شَىْءٍ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ أَبُو بُرْدَةَ بْنُ نِيَارٍ قَدْ ذَبَحَ فَقَالَ عِنْدِي جَذَعَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُسِنَّةٍ فَقَالَ ‏"‏ اذْبَحْهَا وَلَنْ تَجْزِيَ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattı -lafız İbn el-Müsennâ’ya aittir-; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu’be, Zübeyd el-İyâmî’den anlattı; [o da] eş-Şa'bî’den; [o da] el-Berâ b. Âzib’den radıyallahu anh; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Bu günümüzde yapacağımız ilk iş namaz kılmaktır. Sonra döner ve kurbanımızı keseriz. Kim böyle yaparsa bizim sünnetimize uygun davranmış olur. Kim de (namazdan önce) keserse o ancak ailesine sunduğu bir ettir; kurban (nüsuk) olma özelliği yoktur." Ebû Burde b. Niyâr (namazdan önce) kesmişti. "Yanımda iki yaşını doldurmuş kurbanlıktan (müsinne) daha hayırlı olan bir ced'a (vakti gelmiş oğlak/altı aylık keçi) var." dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Onu kes; ancak senden sonra kimseden bu (yaştaki hayvan kurban olarak) yeterli görülmez." buyurdu.

1961_6. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زُبَيْدٍ، سَمِعَ الشَّعْبِيَّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bize babası anlattı; bize Şu’be, Zübeyd’den anlattı; o, eş-Şa'bî’yi el-Berâ b. Âzib’den radıyallahu anh, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (önceki hadisin) bir benzerini (rivayet ederken) işitmiştir.

1961_7. Hadis

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَهَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، جَمِيعًا عَنْ جَرِيرٍ، كِلاَهُمَا عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي يَوْمِ النَّحْرِ بَعْدَ الصَّلاَةِ ‏.‏ ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِهِمْ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd ve Hennâd b. es-Serî anlattı; dediler ki: Bize Ebû’l-Ahvas anlattı. (H) Bize Osmân b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrâhîm de anlattı; hep birlikte Cerîr’den; her iki (ravi grubu da) Mansûr’dan; [o da] eş-Şa'bî’den; [o da] el-Berâ b. Âzib’den radıyallahu anh; şöyle dediğini nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban Bayramı günü namazdan sonra bize hutbe irat etti. (Ravi el-Berâ), sonra (önceki) hadislerin benzerini zikretti.

1961_8. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ صَخْرٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، عَارِمُ بْنُ الْفَضْلِ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، - يَعْنِي ابْنَ زِيَادٍ - حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، حَدَّثَنِي الْبَرَاءُ، بْنُ عَازِبٍ قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي يَوْمِ نَحْرٍ فَقَالَ ‏"‏ لاَ يُضَحِّيَنَّ أَحَدٌ حَتَّى يُصَلِّيَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ رَجُلٌ عِنْدِي عَنَاقُ لَبَنٍ هِيَ خَيْرٌ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ قَالَ ‏"‏ فَضَحِّ بِهَا وَلاَ تَجْزِي جَذَعَةٌ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ahmed b. Saîd b. Sahr ed-Dârimî anlattı; bize Ebû’n-Nu’mân Ârim b. el-Fadl anlattı; bize Abdülvâhid -yani İbn Ziyâd- anlattı; bize Âsim el-Ahvel, eş-Şa'bî’den anlattı. [O da] bana el-Berâ b. Âzib’in radıyallahu anh şöyle dediğini anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir Kurban Bayramı günü (yevmu’n-nahr) bize hutbe irat edip şöyle buyurdu: "Namaz kılmadıkça hiç kimse kurban (udhiye) kesmesin!" Bir adam: "Yanımda iki etlik koyundan (şâtey lahm) daha hayırlı olan sütten kesilmemiş (dişi) bir oğlak (anâku leben) var." dedi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: "Öyleyse onu kurban et; ancak senden sonra hiçbir kimse için bir ced'a (vakti gelmiş oğlak/keçi) kurban olarak yeterli (geçerli) olmaz." buyurdu.

1961_9. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ ذَبَحَ أَبُو بُرْدَةَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَبْدِلْهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَيْسَ عِنْدِي إِلاَّ جَذَعَةٌ - قَالَ شُعْبَةُ وَأَظُنُّهُ قَالَ - وَهِيَ خَيْرٌ مِنْ مُسِنَّةٍ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اجْعَلْهَا مَكَانَهَا وَلَنْ تَجْزِيَ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed -yani İbn Cafer- anlattı; bize Şu’be, Seleme’den; [o da] Ebû Cuheyfe’den; [o da] el-Berâ b. Âzib’den radıyallahu anh anlattı; dedi ki: Ebû Burde namazdan önce kurban kesti. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onun yerine yenisini kes!" (ebdilhâ) buyurdu. [Ebû Burde]: "Ey Allah’ın Resulü! Yanımda bir ced'a (vakti gelmiş oğlak/altı aylık keçi) haricinde (başka kurbanlık) yok. -Şu’be der ki: Sanırım (Ebû Cuheyfe) şöyle dedi:- Üstelik o, (kurbanlık vasfındaki) bir müsinne’den (iki yaşını doldurmuş hayvandan) daha hayırlıdır." dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu (öncekine) karşılık (kurban) yap; ancak senden sonra kimseden bu (yaştaki hayvan kurban olarak) yeterli görülmez." buyurdu.

1961_10. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنِي وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرِ الشَّكَّ فِي قَوْلِهِ هِيَ خَيْرٌ مِنْ مُسِنَّةٍ ‏.‏

Bunu bize İbn el-Müsennâ da anlattı; bana Vehb b. Cerîr anlattı. (H) Bize İshâk b. İbrâhîm de anlattı; bize Ebû Âmir el-Akadî haber verdi; bize Şu’be bu isnadla rivayet etti. Ancak (bu rivayette), "O bir müsinne’den daha hayırlıdır." sözündeki şüpheyi zikretmedi.

1962_1. Hadis

وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، - وَاللَّفْظُ لِعَمْرٍو - قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ النَّحْرِ ‏ "‏ مَنْ كَانَ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَلْيُعِدْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا يَوْمٌ يُشْتَهَى فِيهِ اللَّحْمُ ‏.‏ وَذَكَرَ هَنَةً مِنْ جِيرَانِهِ كَأَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَدَّقَهُ قَالَ وَعِنْدِي جَذَعَةٌ هِيَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ أَفَأَذْبَحُهَا قَالَ فَرَخَّصَ لَهُ فَقَالَ لاَ أَدْرِي أَبَلَغَتْ رُخْصَتُهُ مَنْ سِوَاهُ أَمْ لاَ قَالَ وَانْكَفَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى كَبْشَيْنِ فَذَبَحَهُمَا فَقَامَ النَّاسُ إِلَى غُنَيْمَةٍ فَتَوَزَّعُوهَا ‏.‏ أَوْ قَالَ فَتَجَزَّعُوهَا ‏.‏

Bana Yahyâ b. Eyyûb, Amr en-Nâkid ve Züheyr b. Harb anlattı -lafız Amr’a aittir-; hep birlikte İbn Uleyye’den; [o da] dedi ki: Bize İsmâîl b. İbrâhîm, Eyyûb’dan anlattı; [o da] Muhammed’den; [o da] Enes’ten radıyallahu anh; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban Bayramı günü şöyle buyurdu: "Namazdan önce kesen (kurbanını) iade etsin (yeniden kessin)." Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp: "Ey Allah’ın Resulü! Bugün, etin iştahla arzulandığı bir gündür." dedi ve -sanki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de onu doğrulamış gibi- komşularından bir ihtiyacı (heneh) zikretti. (Ravi devamla) dedi ki: [O adam]: "Yanımda iki etlik koyundan (şâtey lahm) daha çok sevdiğim bir ced'a (vakti gelmiş oğlak/keçi) var, onu keseyim mi?" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) ona ruhsat verdi. (Ravi): Bu ruhsatın ondan başkasına da ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum, dedi. (Enes devamla) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem iki koça yönelip onları kesti. İnsanlar da küçük bir koyun sürüsüne (guneyme) yöneldiler ve onu paylaştılar -veya onu parçalara ayırdılar (tecezze'ûhâ) dedi-.

1962_2. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْغُبَرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، وَهِشَامٌ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى ثُمَّ خَطَبَ فَأَمَرَ مَنْ كَانَ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ أَنْ يُعِيدَ ذِبْحًا ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُلَيَّةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ubeyd el-Gubereyî anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; bize Eyyûb ve Hişâm, Muhammed’den anlattı; [o da] Enes b. Mâlik’ten radıyallahu anh; anlatıldığına göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazı kıldı, sonra hutbe irat etti ve namazdan önce kesenlere kurbanı (vaktinde) iade etmelerini emretti. Ravi (Muhammed) daha sonra İbn Uleyye’nin hadisi gibi (rivayeti) zikretti.

1962_3. Hadis

وَحَدَّثَنِي زِيَادُ بْنُ يَحْيَى الْحَسَّانِيُّ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، - يَعْنِي ابْنَ وَرْدَانَ - حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ أَضْحًى - قَالَ - فَوَجَدَ رِيحَ لَحْمٍ فَنَهَاهُمْ أَنْ يَذْبَحُوا قَالَ ‏ "‏ مَنْ كَانَ ضَحَّى فَلْيُعِدْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِهِمَا ‏.‏

Bana Ziyâd b. Yahyâ el-Hassânî anlattı; bize Hâtim -yani İbn Verdân- anlattı; bize Eyyûb, Muhammed b. Sîrîn’den anlattı; [o da] Enes b. Mâlik’ten radıyallahu anh; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir Kurban Bayramı günü bize hutbe irat etti. (Enes) dedi ki: [Resûlullah] et kokusu alınca (vaktinden önce) kurban kesmelerini yasakladı ve: "Kim kurban kesmişse iade etsin (yeniden kessin)!" buyurdu. Sonra (ravi rivayetin devamını) her ikisinin (İbn Uleyye ve Hammâd) hadisi gibi zikretti.

1963. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَذْبَحُوا إِلاَّ مُسِنَّةً إِلاَّ أَنْ يَعْسُرَ عَلَيْكُمْ فَتَذْبَحُوا جَذَعَةً مِنَ الضَّأْنِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; bize Züheyr anlattı; bize Ebü’z-Zübeyr, Câbir’den radıyallahu anh; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Sadece müsinne (belli bir yaşa gelmiş) hayvanı kurban edin. Ancak bu size güç gelirse (bulamazsanız) o takdirde koyundan bir ced'a (vakti gelmiş oğlak/altı aylık koyun) kurban edin."

1964. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ صَلَّى بِنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ النَّحْرِ بِالْمَدِينَةِ فَتَقَدَّمَ رِجَالٌ فَنَحَرُوا وَظَنُّوا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ نَحَرَ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَنْ كَانَ نَحَرَ قَبْلَهُ أَنْ يُعِيدَ بِنَحْرٍ آخَرَ وَلاَ يَنْحَرُوا حَتَّى يَنْحَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bana Muhammed b. Hâtim anlattı; bize Muhammed b. Bekr anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; bana Ebü’z-Zübeyr haber verdi; o, Câbir b. Abdullah’ı radıyallahu anh şöyle derken işitmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Medine’de Kurban Bayramı günü bize namaz kıldırdı. Bazı adamlar öne geçip, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kurban kestiğini sanarak (kendi kurbanlarını) kestiler. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem; kendisinden önce kesenlerin başka bir kurban keserek (ibadetlerini) iade etmelerini ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kesmedikçe kesmemelerini emretti.

1965_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَاهُ غَنَمًا يَقْسِمُهَا عَلَى أَصْحَابِهِ ضَحَايَا فَبَقِيَ عَتُودٌ فَذَكَرَهُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ ضَحِّ بِهِ أَنْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُتَيْبَةُ عَلَى صَحَابَتِهِ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys anlattı. (H) Bize Muhammed b. Rumh da anlattı; bize el-Leys, Yezîd b. Ebî Habîb’den haber verdi; o, Ebû’l-Hayr’dan; o da Ukbe b. Âmir’den radıyallahu anh; anlatıldığına göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine, sahabesine kurbanlık (dahâyâ) olarak paylaştırması için koyunlar verdi. Geriye bir atûd (bir yaşını doldurmuş keçi) kaldı. Durumu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikredince: "Onu sen kurban et!" buyurdu. Kuteybe (kendi rivayetinde), "arkadaşlarına" (alâ sahâbetihî) dedi.

1965_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ بَعْجَةَ الْجُهَنِيِّ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِينَا ضَحَايَا فَأَصَابَنِي جَذَعٌ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ أَصَابَنِي جَذَعٌ ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ ضَحِّ بِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Yezîd b. Hârûn, Hişâm ed-Destevâî’den anlattı; o, Yahyâ b. Ebî Kesîr’den; [o da] Ba’ce el-Cühenî’den; [o da] Ukbe b. Âmir el-Cühenî’den radıyallahu anh; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem aramızda kurbanlıklar (dahâyâ) paylaştırdı. Payıma bir ced'a (vakti gelmiş oğlak/keçi) düştü. "Ey Allah’ın Resulü! Bana (bir yaşından küçük) bir ced'a düştü." dedim. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: "Onu kurban et!" buyurdu.

1965_3. Hadis

وَحَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ حَسَّانَ - أَخْبَرَنَا مُعَاوِيَةُ، - وَهُوَ ابْنُ سَلاَّمٍ - حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، أَخْبَرَنِي بَعْجَةُ بْنُ عَبْدِ، اللَّهِ أَنَّ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ الْجُهَنِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَسَمَ ضَحَايَا بَيْنَ أَصْحَابِهِ ‏.‏ بِمِثْلِ مَعْنَاهُ ‏.‏

Bana Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî anlattı; bize Yahyâ -yani İbn Hassân- anlattı; bize Muâviye -ki o İbn Sellâm’dır- haber verdi; bana Yahyâ b. Ebî Kesîr anlattı; bana Ba’ce b. Abdullah haber verdi; Ukbe b. Âmir el-Cühenî’nin kendisine, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sahabesi arasında kurbanlıklar paylaştırdığını haber verdiğini nakletti. (Ravi Ba'ce rivayeti) bunun (önceki rivayetin) anlamı gibi (zikretti).

1966_1. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ ضَحَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ ذَبَحَهُمَا بِيَدِهِ وَسَمَّى وَكَبَّرَ وَوَضَعَ رِجْلَهُ عَلَى صِفَاحِهِمَا ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Ebû Avâne, Katâde’den anlattı; [o da] Enes’ten radıyallahu anh; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, boynuzlu, beyazı siyahından çok (iki renkli/amleh) iki koçu kendi eliyle keserek kurban etti. (Onları keserken) besmele çekti, tekbir getirdi ve ayağını koçların boyunlarının (yere gelen) yan tarafına (sifâh) koydu.

1966_2. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ قَالَ وَرَأَيْتُهُ يَذْبَحُهُمَا بِيَدِهِ وَرَأَيْتُهُ وَاضِعًا قَدَمَهُ عَلَى صِفَاحِهِمَا قَالَ وَسَمَّى وَكَبَّرَ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Vekî’, Şu’be’den haber verdi; o, Katâde’den; [o da] Enes’ten radıyallahu anh; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem boynuzlu, beyazı siyahından çok (iki renkli) iki koçu kurban etti. (Enes devamla) dedi ki: Onları kendi eliyle keserken gördüm; ayağını koçların boyunlarının (yere gelen) yan tarafına (sifâh) koymuş vaziyette gördüm. (Enes): Besmele çekti ve tekbir getirdi, dedi.

1966_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي قَتَادَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ بِمِثْلِهِ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ آنْتَ سَمِعْتَهُ مِنْ أَنَسٍ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Habîb anlattı; bize Hâlid -yani İbn el-Hâris- anlattı; bize Şu’be anlattı; bana Katâde haber verdi; dedi ki: Enes’i radıyallahu anh, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in (kurban kestiğini) söylerken işittim. (Katâde) bunun (önceki hadisin) bir benzerini (rivayet etti). (Şu’be): "Sen bunu (bizzat) Enes’ten mi işittin?" diye sordum. (Katâde): "Evet!" dedi.

1966_4. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ وَيَقُولُ ‏ "‏ بِاسْمِ اللَّهِ وَاللَّهُ أَكْبَرُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize İbn Ebî Adî, Saîd’den anlattı; [o da] Katâde’den; [o da] Enes’ten; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bunun (önceki hadisin) bir benzerini (rivayet etti). Ancak (bu rivayette): "Bismillâh vallâhu ekber (Allah’ın adıyla, Allah en büyüktür)!" derdi, (ifadesi yer almaktadır).

1967. Hadis

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ قَالَ حَيْوَةُ أَخْبَرَنِي أَبُو صَخْرٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ قُسَيْطٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ بِكَبْشٍ أَقْرَنَ يَطَأُ فِي سَوَادٍ وَيَبْرُكُ فِي سَوَادٍ وَيَنْظُرُ فِي سَوَادٍ فَأُتِيَ بِهِ لِيُضَحِّيَ بِهِ فَقَالَ لَهَا ‏"‏ يَا عَائِشَةُ هَلُمِّي الْمُدْيَةَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اشْحَذِيهَا بِحَجَرٍ ‏"‏ ‏.‏ فَفَعَلَتْ ثُمَّ أَخَذَهَا وَأَخَذَ الْكَبْشَ فَأَضْجَعَهُ ثُمَّ ذَبَحَهُ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ بِاسْمِ اللَّهِ اللَّهُمَّ تَقَبَّلْ مِنْ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ وَمِنْ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ ضَحَّى بِهِ ‏.‏

Bize Hârûn b. Ma’rûf anlattı; bize Abdullah b. Vehb anlattı; dedi ki: Hayve, bana Ebû Sahr’ın, Yezîd b. Kusayt’tan, [o da] Urve b. ez-Zübeyr’den, [o da] Âişe’den radıyallahu anhâ (şöyle rivayet ettiğini) haber verdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem; boynuzlu, (ayakları) siyah içinde basan, (karnı) siyah içinde yatan ve (gözleri) siyah içinde bakan (yani ayağı, karnı ve gözlerinin çevresi siyah olan) bir koç (getirilmesini) emretti. Kurban etmek üzere kendisine o koç getirildi. (Âişe’ye): "Ey Âişe! Bana bıçağı (müdye) getir!" buyurdu. Sonra: "Onu bir taşla bile!" dedi. (Âişe devamla) dedi ki: [Ben de] yaptım. Sonra [Resûlullah] bıçağı aldı, koçu da yakalayıp yan yatırdı. Sonra onu kesti ve: "Bismillâh! Allah’ım! Muhammed’den, Muhammed ailesinden ve Muhammed ümmetinden kabul eyle!" dedi. Sonra onu kurban etti.

1968_1. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَقُو الْعَدُوِّ غَدًا وَلَيْسَتْ مَعَنَا مُدًى قَالَ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَعْجِلْ أَوْ أَرْنِي مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ فَكُلْ لَيْسَ السِّنَّ وَالظُّفُرَ وَسَأُحَدِّثُكَ أَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ وَأَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَأَصَبْنَا نَهْبَ إِبِلٍ وَغَنَمٍ فَنَدَّ مِنْهَا بَعِيرٌ فَرَمَاهُ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ لِهَذِهِ الإِبِلِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَإِذَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا شَىْءٌ فَاصْنَعُوا بِهِ هَكَذَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ el-Anezî anlattı; bize Yahyâ b. Saîd, Süfyân’dan anlattı; bana babam, Abâye b. Rifâa b. Râfi’ b. Hadîc’den anlattı; o da Râfi’ b. Hadîc’den radıyallahu anh (şöyle nakletti): Dedim ki: "Ey Allah’ın Resulü! Yarın düşmanla karşılaşacağız ve yanımızda bıçaklarımız (mudâ) yok (neyle keseceğiz)?" [Resûlullah] sallallâhu aleyhi ve sellem: "Acele et (veya bıçak temin et)! Kan akıtan her şeyle -şayet üzerine Allah’ın adı anılmışsa- (kesilen hayvanın etinden) ye! Ancak diş ve tırnak (ile kesilen) müstesnadır. Bunun sebebini sana anlatayım: Diş kemiktir; tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır." buyurdu. (Râfi’ devamla) dedi ki: [Savaşta] deve ve koyun ganimeti (nehb) elde ettik. Onlardan bir deve kaçıp gitti. Bir adam ona ok atarak onu durdurdu. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şüphesiz bu develerin de yaban hayvanları gibi kaçıp yabanileşmesi (avâbid) vardır. Onlardan biri size galip gelirse (kaçarsa) ona işte böyle (ok atarak) yapın!" buyurdu.

1968_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذِي الْحُلَيْفَةِ مِنْ تِهَامَةَ فَأَصَبْنَا غَنَمًا وَإِبِلاً فَعَجِلَ الْقَوْمُ فَأَغْلَوْا بِهَا الْقُدُورَ فَأَمَرَ بِهَا فَكُفِئَتْ ثُمَّ عَدَلَ عَشْرًا مِنَ الْغَنَمِ بِجَزُورٍ ‏.‏ وَذَكَرَ بَاقِيَ الْحَدِيثِ كَنَحْوِ حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize Vekî’ haber verdi; bize Süfyân b. Saîd b. Mesrûk, babasından anlattı; o, Abâye b. Rifâa b. Râfi’ b. Hadîc’den; o da Râfi’ b. Hadîc’den radıyallahu anh; şöyle dediğini nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Tihâme tarafındaki Zülhuleyfe’deydik. Koyun ve deve ganimeti elde ettik. İnsanlar acele edip onlarla (etleriyle) kazanları kaynattılar. Bunun üzerine [Resûlullah] emretti de (kazanlar) devrildi. Sonra on (adet) koyunu bir deveye (cezûr) denk saydı. (Ravi), hadisin geri kalanını Yahyâ b. Saîd’in hadisinin bir benzeri olarak zikretti.

1968_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ، عَنْ جَدِّهِ، رَافِعٍ ثُمَّ حَدَّثَنِيهِ عُمَرُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ، رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَقُو الْعَدُوِّ غَدًا وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى فَنُذَكِّي بِاللِّيطِ وَذَكَرَ الْحَدِيثَ بِقِصَّتِهِ وَقَالَ فَنَدَّ عَلَيْنَا بَعِيرٌ مِنْهَا فَرَمَيْنَاهُ بِالنَّبْلِ حَتَّى وَهَصْنَاهُ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Süfyân, İsmâîl b. Müslim’den anlattı; o, Saîd b. Mesrûk’tan; o, Abâye’den; o da dedesi Râfi’den (nakletti). Sonra bunu bana Ömer b. Saîd b. Mesrûk, babasından anlattı; o, Abâye b. Rifâa b. Râfi’ b. Hadîc’den; o da dedesinden (şöyle nakletti): Dedik ki: "Ey Allah’ın Resulü! Yarın düşmanla karşılaşacağız ve yanımızda bıçaklar yok. (Ağaç kabuğu gibi şeylerden olan) kamışla (lît) hayvan kesebilir miyiz?" (Ravi), daha sonra hadisi kıssasıyla birlikte zikretti ve şöyle dedi: "Onlardan (hayvanlardan) bir deve kaçıp gitti. Onu durdurana kadar oklarla (nebl) vurduk."

1968_4. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ الْحَدِيثَ إِلَى آخِرِهِ بِتَمَامِهِ وَقَالَ فِيهِ وَلَيْسَتْ مَعَنَا مُدًى أَفَنَذْبَحُ بِالْقَصَبِ

Bunu bana el-Kâsım b. Zekeriyyâ da anlattı; bize Hüseyin b. Ali, Zâide’den, [o da] Saîd b. Mesrûk’tan bu isnadla hadisin tamamını sonuna kadar rivayet etti. (Bu rivayette ise): "Yanımızda bıçaklar yok; kamışla (kasab) hayvan kesebilir miyiz?" dediğini nakletti.

1968_5. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدِ الْحَمِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَقُو الْعَدُوِّ غَدًا وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى وَسَاقَ الْحَدِيثَ وَلَمْ يَذْكُرْ فَعَجِلَ الْقَوْمُ فَأَغْلَوْا بِهَا الْقُدُورَ فَأَمَرَ بِهَا فَكُفِئَتْ وَذَكَرَ سَائِرَ الْقِصَّةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Velîd b. Abdülhamîd anlattı; bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu’be, Saîd b. Mesrûk’tan; o, Abâye b. Rifâa b. Râfi’den; o da Râfi’ b. Hadîc’den radıyallahu anh (şöyle rivayet ettiğini) nakletti: Râfi’: "Ey Allah’ın Resulü! Yarın düşmanla karşılaşacağız ve yanımızda bıçaklar yok." dedi. (Ravi Şu'be), hadisin devamını sevk etti; ancak "İnsanlar acele edip onlarla (etlerle) kazanları kaynattılar da [Resûlullah] emretti ve onlar (kazanlar) devrildi." (kısmını) zikretmedi; kıssanın geri kalanını ise zikretti.

1969_1. Hadis

حَدَّثَنِي عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، قَالَ شَهِدْتُ الْعِيدَ مَعَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ فَبَدَأَ بِالصَّلاَةِ قَبْلَ الْخُطْبَةِ وَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا أَنْ نَأْكُلَ مِنْ لُحُومِ نُسُكِنَا بَعْدَ ثَلاَثٍ ‏.‏

Bana Abdülcebbâr b. el-Alâ anlattı; bize Süfyân anlattı; bize ez-Zührî, Ebû Ubeyd’den anlattı; dedi ki: Ali b. Ebî Tâlib radıyallahu anh ile beraber bayram(a) şahitlik ettim (bayram namazına katıldım). Hutbeden önce namazla başladı ve şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kurbanlarımızın (nüsuk) etlerinden üç (günden) sonra yememizi bize yasakladı."

1969_2. Hadis

حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي أَبُو عُبَيْدٍ، مَوْلَى ابْنِ أَزْهَرَ أَنَّهُ شَهِدَ الْعِيدَ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَالَ ثُمَّ صَلَّيْتُ مَعَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ - قَالَ - فَصَلَّى لَنَا قَبْلَ الْخُطْبَةِ ثُمَّ خَطَبَ النَّاسَ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ نَهَاكُمْ أَنْ تَأْكُلُوا لُحُومَ نُسُكِكُمْ فَوْقَ ثَلاَثِ لَيَالٍ فَلاَ تَأْكُلُوا ‏.‏

Bana Harmale b. Yahyâ anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus, İbn Şihâb’dan anlattı; bana İbn Ezher’in azatlısı Ebû Ubeyd anlattı; (Ebû Ubeyd), Ömer b. el-Hattâb radıyallahu anh ile beraber bayram(a) şahitlik ettiğini nakletti. (Ebû Ubeyd devamla) dedi ki: Sonra Ali b. Ebî Tâlib radıyallahu anh ile beraber namaz kıldım. Bize hutbeden önce namaz kıldırdı, sonra insanlara hutbe irat edip şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kurbanlarınızın (nüsuk) etlerinden üç geceden fazla yemenizi size yasakladı; artık (üç günden sonra) yemeyin!"

1969_3. Hadis

وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَخِي ابْنِ شِهَابٍ، ح وَحَدَّثَنَا حَسَنٌ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، كُلُّهُمْ عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb anlattı; bize Yakub b. İbrahim anlattı; bize İbn Şihâb’ın kardeşinin oğlu anlattı. (H) Bize Hasan el-Hulvânî anlattı; bize Yakub b. İbrahim anlattı; bize babam, Sâlih’ten anlattı. (H) Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma’mer haber verdi; bunların hepsi ez-Zührî’den, bu isnadla bunun (önceki hadisin) bir benzerini (rivayet ettiler).

1970_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ لاَ يَأْكُلْ أَحَدٌ مِنْ لَحْمِ أُضْحِيَّتِهِ فَوْقَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys anlattı. (H) Bana Muhammed b. Rumh da anlattı; bize el-Leys, Nâfi’den haber verdi; o da İbn Ömer’den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (şöyle buyurduğunu nakletti): "Sizden hiç kimse kurbanının etinden üç günden fazla yemesin!"

1970_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ، بْنُ رَافِعٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، أَخْبَرَنَا الضَّحَّاكُ، - يَعْنِي ابْنَ عُثْمَانَ - كِلاَهُمَا عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ اللَّيْثِ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hâtim anlattı; bize Yahyâ b. Saîd, İbn Cüreyc’den anlattı. (H) Bana Muhammed b. Râfi’ de anlattı; bize İbn Ebî Füdeyk anlattı; bize ed-Dahhâk -yani İbn Osman- haber verdi; her ikisi de Nâfi’den; o da İbn Ömer’den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den Leys’in hadisinin bir benzerini (rivayet ettiler).

1970_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ حَدَّثَنَا وَقَالَ عَبْدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ تُؤْكَلَ لُحُومُ الأَضَاحِي بَعْدَ ثَلاَثٍ ‏.‏ قَالَ سَالِمٌ فَكَانَ ابْنُ عُمَرَ لاَ يَأْكُلُ لُحُومَ الأَضَاحِيِّ فَوْقَ ثَلاَثٍ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ بَعْدَ ثَلاَثٍ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer ve Abd b. Humeyd anlattı. İbn Ebî Ömer 'bize anlattı' dedi; Abd ise, 'bize Abdürrezzâk haber verdi, bize Ma’mer, ez-Zührî’den haber verdi' dedi; o Sâlim’den, o da İbn Ömer’den radıyallahu anhumâ (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kurban etlerinin üç (günden) sonra yenilmesini yasakladı. Sâlim dedi ki: 'Bundan dolayı İbn Ömer, kurban etlerini üç günden fazla yemezdi.' İbn Ebî Ömer ise (rivayetinde) 'üçten sonra' (ibaresini) zikretti.

1971. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ، أَبِي بَكْرٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَاقِدٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَكْلِ لُحُومِ الضَّحَايَا بَعْدَ ثَلاَثٍ ‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعَمْرَةَ فَقَالَتْ صَدَقَ سَمِعْتُ عَائِشَةَ تَقُولُ دَفَّ أَهْلُ أَبْيَاتٍ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ حِضْرَةَ الأَضْحَى زَمَنَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ ادَّخِرُوا ثَلاَثًا ثُمَّ تَصَدَّقُوا بِمَا بَقِيَ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا كَانَ بَعْدَ ذَلِكَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ النَّاسَ يَتَّخِذُونَ الأَسْقِيَةَ مِنْ ضَحَايَاهُمْ وَيَحْمِلُونَ مِنْهَا الْوَدَكَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَمَا ذَاكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَهَيْتَ أَنْ تُؤْكَلَ لُحُومُ الضَّحَايَا بَعْدَ ثَلاَثٍ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّمَا نَهَيْتُكُمْ مِنْ أَجْلِ الدَّافَّةِ الَّتِي دَفَّتْ فَكُلُوا وَادَّخِرُوا وَتَصَدَّقُوا ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî anlattı; bize Ravh haber verdi; bize Mâlik, Abdullah b. Ebî Bekr’den anlattı; o, Abdullah b. Vâkıd’den (şöyle nakletti): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kurban etlerinin üç (günden) sonra yenilmesini yasakladı. Abdullah b. Ebî Bekr dedi ki: 'Bunu Amre’ye zikrettim, o da şöyle dedi: (Abdullah b. Vâkıd) doğru söylemiş; ben Âişe’yi radıyallahu anhâ şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir kurban bayramı sırasında bedevilerden (muhtaç) bir topluluk (Medine’ye) gelmişti (deffe). Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Üç (günlük et) biriktirin, geri kalanını ise tasadduk edin!" buyurdu. Daha sonra (sahabiler): "Ey Allah’ın Resulü! İnsanlar kurbanlarından (derilerinden) kırbalar yapıyorlar ve o (etlerden) iç yağlarını (eritip) taşıyorlar (biriktiriyorlar)." dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bundaki mahzur nedir (neden soruyorsunuz)?" buyurdu. Onlar da: "Kurban etlerinin üç günden sonra yenilmesini yasaklamıştınız." dediler. Bunun üzerine [Resûlullah]: "Ben size sadece o (Medine’ye) gelen muhtaç topluluk (dâffe) sebebiyle yasaklamıştım; artık (istediğiniz kadar) yiyin, biriktirin ve tasadduk edin!" buyurdu.'

1972_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنْ أَكْلِ لُحُومِ الضَّحَايَا بَعْدَ ثَلاَثٍ ثُمَّ قَالَ بَعْدُ ‏ "‏ كُلُوا وَتَزَوَّدُوا وَادَّخِرُوا ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e, o Ebû ez-Zübeyr’den, o da Câbir’den okudum; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (şöyle nakletti): (Nebi) kurban etlerinin üç (günden) sonra yenilmesini yasaklamıştı. Daha sonra ise: "Yiyin, (yolculuk için) azık yapın ve biriktirin!" buyurdu.

1972_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ، عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ كُنَّا لاَ نَأْكُلُ مِنْ لُحُومِ بُدْنِنَا فَوْقَ ثَلاَثِ مِنًى فَأَرْخَصَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ كُلُوا وَتَزَوَّدُوا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لِعَطَاءٍ قَالَ جَابِرٌ حَتَّى جِئْنَا الْمَدِينَةَ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ali b. Müshir anlattı. (H) Bize Yahyâ b. Eyyûb da anlattı; bize İbn Uleyye anlattı; her ikisi de İbn Cüreyc’den, o Atâ’dan, o da Câbir’den (naklettiler). (H) Bana Muhammed b. Hâtim de anlattı -lafız ona aittir-; bize Yahyâ b. Saîd, İbn Cüreyc’den anlattı; bize Atâ anlattı; dedi ki: Câbir b. Abdullah’ı radıyallahu anhumâ şöyle derken işittim: 'Biz, kurbanlık develerimizin (büdn) etlerini Mina (günlerinde) üç günden fazla yemezdik. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize ruhsat vererek: "Yiyin ve (yolculuk için) azık yapın!" buyurdu.' Atâ’ya: 'Câbir bunu Medine’ye gelene kadar (yiyip azık yaptık) anlamında mı söyledi?' diye sordum. O da: 'Evet!' dedi.

1972_3. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ عَدِيٍّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا لاَ نُمْسِكُ لُحُومَ الأَضَاحِيِّ فَوْقَ ثَلاَثٍ فَأَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَتَزَوَّدَ مِنْهَا وَنَأْكُلَ مِنْهَا ‏.‏ يَعْنِي فَوْقَ ثَلاَثٍ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize Zekeriya b. Adî haber verdi; o Ubeydullah b. Amr’dan, o Zeyd b. Ebî Üneyse’den, o Atâ b. Ebî Rebâh’tan, o da Câbir b. Abdullah’tan radıyallahu anhumâ (şöyle nakletti): Biz, kurban etlerini üç günden fazla saklamazdık. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem -yani üç günden sonra da- onlardan azık edinmemizi ve yememizi bize emretti.

1972_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا نَتَزَوَّدُهَا إِلَى الْمَدِينَةِ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne, Amr’dan anlattı; o Atâ’dan, o da Câbir’den (naklettiğine göre); Câbir şöyle dedi: 'Biz, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde (kurban etlerini) Medine’ye kadar yanımızda azık yapardık.'

1973. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي، نَضْرَةَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا أَهْلَ الْمَدِينَةِ لاَ تَأْكُلُوا لُحُومَ الأَضَاحِيِّ فَوْقَ ثَلاَثٍ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ ‏.‏ فَشَكَوْا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ لَهُمْ عِيَالاً وَحَشَمًا وَخَدَمًا فَقَالَ ‏"‏ كُلُوا وَأَطْعِمُوا وَاحْبِسُوا أَوِ ادَّخِرُوا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى شَكَّ عَبْدُ الأَعْلَى ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdülalâ, el-Cüreyrî’den anlattı; o Ebû Nadra’dan, o da Ebû Saîd el-Hudrî’den (nakletti). (H) Bize Muhammed b. el-Müsennâ da anlattı; bize Abdülalâ anlattı; bize Saîd, Katâde’den anlattı; o Ebû Nadra’dan, o da Ebû Saîd el-Hudrî’den radıyallahu anh (şöyle rivayet etti): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey Medine halkı! Kurban etlerini üç (günden) fazla yemeyin!" buyurdu. İbnü’l-Müsennâ (rivayetinde) "üç gün" dedi. Bunun üzerine (sahabiler), bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri (iyâl), yakınları/hizmetlileri (haşem) ve hizmetçileri (hadem) olduğunu (onların çokluğu sebebiyle etin yetmeyeceğini veya saklanması gerektiğini) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e şikayet ettiler (arz ettiler). Bunun üzerine [Resûlullah]: "Yiyin, yedirin ve alıkoyun veya biriktirin!" buyurdu. İbnü’l-Müsennâ, Abdülalâ’nın (son kelimede) şüphe ettiğini (ahbisû / iddahirû) söyledi.

1974. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ، بْنِ الأَكْوَعِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ ضَحَّى مِنْكُمْ فَلاَ يُصْبِحَنَّ فِي بَيْتِهِ بَعْدَ ثَالِثَةٍ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا كَانَ فِي الْعَامِ الْمُقْبِلِ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ نَفْعَلُ كَمَا فَعَلْنَا عَامَ أَوَّلَ فَقَالَ ‏"‏ لاَ إِنَّ ذَاكَ عَامٌ كَانَ النَّاسُ فِيهِ بِجَهْدٍ فَأَرَدْتُ أَنْ يَفْشُوَ فِيهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr anlattı; bize Ebû Âsım haber verdi; o Yezîd b. Ebî Ubeyd’den, o da Seleme b. el-Ekva’dan radıyallahu anh (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sizden kim kurban keserse, üçüncü (günden) sonra evinde o (kurbandan) hiçbir şey kalmasın (sabahlamasın)!" buyurdu. Ertesi yıl gelince (sahabiler): "Ey Allah’ın Resulü! Geçen yıl yaptığımız gibi mi yapalım?" diye sordular. Bunun üzerine [Resûlullah]: "Hayır (artık kısıtlama yok)! O yıl insanlar darlık ve sıkıntı (cehd) içindeydi; ben de (kurban etinin muhtaçlar arasında) yayılmasını (ve onlara ulaşmasını) istemiştim." buyurdu.

1975_1. Hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا مَعْنُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ أَبِي، الزَّاهِرِيَّةِ عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ ثَوْبَانَ، قَالَ ذَبَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَحِيَّتَهُ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ يَا ثَوْبَانُ أَصْلِحْ لَحْمَ هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمْ أَزَلْ أُطْعِمُهُ مِنْهَا حَتَّى قَدِمَ الْمَدِينَةَ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb anlattı; bize Ma’n b. Îsâ anlattı; bize Muâviye b. Sâlih, Ebû ez-Zâhiriyye’den anlattı; o Cubeyr b. Nüfeyr’den, o da Sevbân’dan radıyallahu anh (şöyle nakletti): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurbanını kesti; sonra: 'Ey Sevbân! Bunun etini (bozulmayacak şekilde) hazırla!' buyurdu. Medine’ye gelene kadar o (etten) kendisine yedirmeye devam ettim.

1975_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، رَافِعٍ قَالاَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، كِلاَهُمَا عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve İbn Râfi’ anlattı; 'bize Zeyd b. Hubâb anlattı' dediler. (H) Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî de anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdî haber verdi; her ikisi de Muâviye b. Sâlih’ten bu isnadla (önceki hadisin bir benzerini naklettiler).

1976. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ فَرَعَ وَلاَ عَتِيرَةَ ‏"‏ ‏.‏ زَادَ ابْنُ رَافِعٍ فِي رِوَايَتِهِ وَالْفَرَعُ أَوَّلُ النِّتَاجِ كَانَ يُنْتَجُ لَهُمْ فَيَذْبَحُونَهُ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Amr en-Nâkid ve Züheyr b. Harb anlattı. Yahyâ 'bize haber verdi' dedi, diğerleri ise 'bize Süfyân b. Uyeyne, ez-Zührî’den, o Saîd’den, o da Ebû Hüreyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (nakletti) haberi verdi' dediler. (H) Bana Muhammed b. Râfi’ ve Abd b. Humeyd de anlattı. Abd 'bize haber verdi' dedi, İbn Râfi’ ise 'bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma’mer, ez-Zührî’den, o İbnü’l-Müseyyeb’den, o da Ebû Hüreyre’den radıyallahu anh haber verdi' dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Far’ ve atîret (diye bir şey İslam’da) yoktur!" buyurdu. İbn Râfi’ kendi rivayetinde (şunu) ekledi: "Far’; (cahiliye döneminde) develerin/koyunların ilk yavrularına denirdi. Hayvanları ilk yavrularını doğurunca onu (ilahları için) keserlerdi."

1977_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، قَالَ أَبُو بَكْرٍ عَنْ أَبِي سِنَانٍ، وَقَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ ضِرَارِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مُحَارِبٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا ضِرَارُ بْنُ مُرَّةَ، أَبُو سِنَانٍ عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ نَهَيْتُكُمْ عَنْ زِيَارَةِ الْقُبُورِ فَزُورُوهَا وَنَهَيْتُكُمْ عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِيِّ فَوْقَ ثَلاَثٍ فَأَمْسِكُوا مَا بَدَا لَكُمْ وَنَهَيْتُكُمْ عَنِ النَّبِيذِ إِلاَّ فِي سِقَاءٍ فَاشْرَبُوا فِي الأَسْقِيَةِ كُلِّهَا وَلاَ تَشْرَبُوا مُسْكِرًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; 'bize Muhammed b. Fudayl anlattı' dediler. Ebû Bekr, Ebû Sinân’dan (naklettiğini); İbnü’l-Müsennâ ise Dırâr b. Mürre’den, o Muhârib’den, o İbn Büreyde’den, o da babasından (naklettiğini) söyledi. (H) Bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr de anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; bize Dırâr b. Mürre -Ebû Sinân- Muhârib b. Disâr’dan, o Abdullah b. Büreyde’den, o da babasından radıyallahu anh haber verdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Size kabir ziyaretini yasaklamıştım; artık onları ziyaret edin! Size kurban etlerini üç günden fazla (saklamanızı) yasaklamıştım; artık istediğiniz kadarını (saklayıp) alıkoyun! Size (bazı kaplarda) nebiz (yapılmasını) sadece kırbalarda olması (şartıyla) yasaklamıştım; artık her türlü kapta/kırbada (nebiz yapıp) içebilirsiniz. Ancak sarhoş edici hiçbir şeyi içmeyin!'

1977_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، بْنِ مَرْثَدٍ عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَذَكَرَ بِمَعْنَى حَدِيثِ أَبِي سِنَانٍ ‏.‏

Bana Haccâc b. eş-Şâir anlattı; bize ed-Dahhâk b. Mahled, Süfyân’dan anlattı; o Alkame b. Mersed’den, o İbn Büreyde’den, o da babasından radıyallahu anh (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ben sizi yasaklamıştım..." buyurdu. (Ravi), Ebû Sinân’ın hadisinin anlamı ile (rivayet etti).

1977_3. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ الْمَكِّيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بْنِ عَوْفٍ سَمِعَ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يُحَدِّثُ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا دَخَلَتِ الْعَشْرُ وَأَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَمَسَّ مِنْ شَعَرِهِ وَبَشَرِهِ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ لِسُفْيَانَ فَإِنَّ بَعْضَهُمْ لاَ يَرْفَعُهُ قَالَ لَكِنِّي أَرْفَعُهُ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer el-Mekkî anlattı; bize Süfyân, Abdurrahman b. Humeyd b. Abdurrahman b. Avf’tan anlattı; o Saîd b. el-Müseyyeb’i Ümmü Seleme’den radıyallahu anhâ naklederken işitmiş: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'On gün (Zilhicce’nin ilk on günü) girince sizden kim kurban kesmek isterse, artık ne saçına ne de tenine (onları kesmek/kısaltmak suretiyle) dokunsun!' Süfyân’a: 'Bazıları (diğer raviler) bu hadisi (Nebi’ye kadar) merfu olarak ulaştırmıyorlar (mevkuftur diyorlar)?' denilince: 'Fakat ben (Nebi’ye kadar) ulaştırıyorum (merfu olarak rivayet ediyorum)!' dedi.

1977_4. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ، عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، تَرْفَعُهُ قَالَ ‏ "‏ إِذَا دَخَلَ الْعَشْرُ وَعِنْدَهُ أُضْحِيَّةٌ يُرِيدُ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَأْخُذَنَّ شَعْرًا وَلاَ يَقْلِمَنَّ ظُفُرًا ‏"‏ ‏.‏

Bunu bize İshâk b. İbrâhîm de anlattı; bize Süfyân haber verdi; bana Abdurrahman b. Humeyd b. Abdurrahman b. Avf, Saîd b. el-Müseyyeb’den anlattı; o da Ümmü Seleme’den radıyallahu anhâ (hadisi Nebi’ye) ulaştırarak (merfu olarak şöyle nakletti): 'On gün (Zilhicce’nin ilk on günü) girdiğinde yanında kurbanı bulunan ve onu kesmek isteyen kişi, ne (saçından/vücudundan) kıl alsın ne de tırnak kessin!'

1977_5. Hadis

وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ كَثِيرٍ الْعَنْبَرِيُّ أَبُو غَسَّانَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمْ هِلاَلَ ذِي الْحِجَّةِ وَأَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يُضَحِّيَ فَلْيُمْسِكْ عَنْ شَعْرِهِ وَأَظْفَارِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Haccâc b. eş-Şâir anlattı; bana Yahyâ b. Kesîr el-Anberî Ebû Gassân anlattı; bize Şu’be, Mâlik b. Enes’ten anlattı; o Ömer b. Müslim’den, o Saîd b. el-Müseyyeb’den, o da Ümmü Seleme’den radıyallahu anhâ (şöyle nakletti): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Zilhicce hilalini gördüğünüzde sizden kim kurban kesmek isterse, artık saçından ve tırnaklarından (bir şey almaktan) vazgeçsin (onları kesmesin)!'

1977_8. Hadis

حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُسْلِمِ بْنِ عَمَّارٍ اللَّيْثِيُّ، قَالَ كُنَّا فِي الْحَمَّامِ قُبَيْلَ الأَضْحَى فَاطَّلَى فِيهِ نَاسٌ فَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْحَمَّامِ إِنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ يَكْرَهُ هَذَا أَوْ يَنْهَى عَنْهُ فَلَقِيتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ يَا ابْنَ أَخِي هَذَا حَدِيثٌ قَدْ نُسِيَ وَتُرِكَ حَدَّثَتْنِي أُمُّ سَلَمَةَ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ مُعَاذٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏

Bana Hasan b. Ali el-Hulvânî anlattı; bize Ebû Üsâme anlattı; bana Muhammed b. Amr anlattı; bize Amr b. Müslim b. Ammâr el-Leysî anlattı; dedi ki: Kurban bayramından hemen önce hamamdaydık. Bazı insanlar orada (vücut kıllarını temizlemek için) tüy dökücü ilaç (nura) kullandılar. Hamamdakilerden bazıları: 'Şüphesiz Saîd b. el-Müseyyeb bunu mekruh görüyor (veya yasaklıyor)!' dediler. Bunun üzerine Saîd b. el-Müseyyeb ile karşılaştım ve durumu ona zikrettim. Saîd: 'Ey kardeşimin oğlu! Bu, unutulmuş ve terk edilmiş bir hadistir. Bana Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Ümmü Seleme radıyallahu anhâ nakletti ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bu konuda) Muâz’ın Muhammed b. Amr’dan naklettiği hadisin anlamı gibi buyurdu.' dedi.

1977_9. Hadis

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَخِي ابْنِ وَهْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي حَيْوَةُ، أَخْبَرَنِي خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ عُمَرَ، بْنِ مُسْلِمٍ الْجُنْدَعِيِّ أَنَّ ابْنَ الْمُسَيَّبِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ ‏.‏ وَذَكَرَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِهِمْ ‏.‏

Bana Harmale b. Yahyâ ve İbn Vehb’in kardeşinin oğlu Ahmed b. Abdurrahman anlattı; 'bize Abdullah b. Vehb anlattı; bana Hayve haber verdi; bana Hâlid b. Yezîd, Saîd b. Ebî Hilâl’den haber verdi' dediler; o da Ömer b. Müslim el-Cündaî’den (naklettiğine göre); İbnü’l-Müseyyeb kendisine, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Ümmü Seleme’nin radıyallahu anhâ (durumu) haber verdiğini söylemiş. (Ravi), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklen) onların hadisinin anlamı gibi (veya benzerini) zikretti.

1978_1. Hadis

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَسُرَيْجُ بْنُ يُونُسَ، كِلاَهُمَا عَنْ مَرْوَانَ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْفَزَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ حَيَّانَ، حَدَّثَنَا أَبُو الطُّفَيْلِ، عَامِرُ بْنُ وَاثِلَةَ قَالَ كُنْتُ عِنْدَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ فَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ مَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُسِرُّ إِلَيْكَ قَالَ فَغَضِبَ وَقَالَ مَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُسِرُّ إِلَىَّ شَيْئًا يَكْتُمُهُ النَّاسَ غَيْرَ أَنَّهُ قَدْ حَدَّثَنِي بِكَلِمَاتٍ أَرْبَعٍ ‏.‏ قَالَ فَقَالَ مَا هُنَّ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ قَالَ قَالَ ‏ "‏ لَعَنَ اللَّهُ مَنْ لَعَنَ وَالِدَهُ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ ذَبَحَ لِغَيْرِ اللَّهِ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ آوَى مُحْدِثًا وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ غَيَّرَ مَنَارَ الأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏

Züheyr b. Harb ve Süreyc b. Yûnus bize rivayet ettiler (ikisi de Mervân'dan naklettiler). Züheyr dedi ki: Mervân b. Muâviye el-Fezârî bize rivayet etti, Mansûr b. Hayyân bize rivayet etti, Ebü't-Tufeyl Âmir b. Vâsile bize rivayet etti, şöyle dedi: Ali b. Ebû Tâlib’in yanındaydım. Ona bir adam gelip: "Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) sana gizlice ne söylerdi?" dedi. (Ebü't-Tufeyl) dedi ki: (Ali) buna öfkelendi ve şöyle dedi: "Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) insanlardan gizleyip de bana özel olarak hiçbir şey söylemezdi. Ancak bana dört kelime (dört husus) söylemişti." (Ravi) dedi ki: O adam: "Onlar nelerdir ey Müminlerin Emiri?" diye sordu. Ali şöyle dedi: (Resûlullah) buyurdu ki: "Babasına lânet edene Allah lânet etsin! Allah'tan başkası adına kurban kesene Allah lânet etsin! Bir bid'atçıyı (veya suçluyu) barındırana Allah lânet etsin! Arazi sınır işaretlerini değiştirene Allah lânet etsin!"

1978_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، سُلَيْمَانُ بْنُ حَيَّانَ عَنْ مَنْصُورِ، بْنِ حَيَّانَ عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، قَالَ قُلْنَا لِعَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ أَخْبِرْنَا بِشَىْءٍ، أَسَرَّهُ إِلَيْكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ مَا أَسَرَّ إِلَىَّ شَيْئًا كَتَمَهُ النَّاسَ وَلَكِنِّي سَمِعْتُهُ يَقُولُ ‏ "‏ لَعَنَ اللَّهُ مَنْ ذَبَحَ لِغَيْرِ اللَّهِ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ آوَى مُحْدِثًا وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ لَعَنَ وَالِدَيْهِ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ غَيَّرَ الْمَنَارَ ‏"‏ ‏.‏

Ebû Bekr b. Ebû Şeybe bize rivayet etti, Ebû Hâlid el-Ahmer Süleyman b. Hayyân bize rivayet etti, Mansûr b. Hayyân’dan nakletti, Ebü't-Tufeyl’den nakletti, şöyle dedi: Ali b. Ebû Tâlib’e: "Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sana gizlice söylediği bir şeyi bize de bildir." dedik. Ali şöyle dedi: "O, insanlardan gizleyip de bana gizlice hiçbir şey söylemedi. Fakat ben onun şöyle buyurduğunu işittim: 'Allah'tan başkası adına kurban kesene Allah lânet etsin! Bir bid'atçıyı (veya suçluyu) barındırana Allah lânet etsin! Anne ve babasına lânet edene Allah lânet etsin! Arazi sınır işaretlerini değiştirene Allah lânet etsin!'"

1978_3. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ الْقَاسِمَ بْنَ أَبِي بَزَّةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، قَالَ سُئِلَ عَلِيٌّ أَخَصَّكُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَىْءٍ فَقَالَ مَا خَصَّنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَىْءٍ لَمْ يَعُمَّ بِهِ النَّاسَ كَافَّةً إِلاَّ مَا كَانَ فِي قِرَابِ سَيْفِي هَذَا - قَالَ - فَأَخْرَجَ صَحِيفَةً مَكْتُوبٌ فِيهَا ‏ "‏ لَعَنَ اللَّهُ مَنْ ذَبَحَ لِغَيْرِ اللَّهِ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ سَرَقَ مَنَارَ الأَرْضِ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ لَعَنَ وَالِدَهُ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ آوَى مُحْدِثًا ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr bize rivayet ettiler (lafız İbnü’l-Müsennâ’nındır). Dediler ki: Muhammed b. Ca'fer bize rivayet etti, Şu'be bize rivayet etti, şöyle dedi: Kâsım b. Ebû Bezze’yi, Ebü't-Tufeyl’den naklen rivayet ederken işittim, o şöyle dedi: Ali’ye: "Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) size (Ehl-i Beyt'e) özel bir şey verdi mi?" diye soruldu. Ali şöyle dedi: "Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bütün insanlara şamil olmayan özel hiçbir şeyi bize tahsis etmedi; ancak şu kılıcımın kınındaki hariç." (Ravi) dedi ki: (Ali) kılıcının kınından içinde şunlar yazılı olan bir sayfa çıkardı: "Allah'tan başkası adına kurban kesene Allah lânet etsin! Arazi sınır işaretlerini çalana (değiştirene) Allah lânet etsin! Babasına lânet edene Allah lânet etsin! Bir bid'atçıyı (veya suçluyu) barındırana Allah lânet etsin!"