2144_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ ابْنِ، سِيرِينَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ ابْنٌ لأَبِي طَلْحَةَ يَشْتَكِي فَخَرَجَ أَبُو طَلْحَةَ فَقُبِضَ الصَّبِيُّ فَلَمَّا رَجَعَ أَبُو طَلْحَةَ قَالَ مَا فَعَلَ ابْنِي قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ هُوَ أَسْكَنُ مِمَّا كَانَ . فَقَرَّبَتْ إِلَيْهِ الْعَشَاءَ فَتَعَشَّى ثُمَّ أَصَابَ مِنْهَا فَلَمَّا فَرَغَ قَالَتْ وَارُوا الصَّبِيَّ . فَلَمَّا أَصْبَحَ أَبُو طَلْحَةَ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ فَقَالَ " أَعْرَسْتُمُ اللَّيْلَةَ " . قَالَ نَعَمْ قَالَ " اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمَا " . فَوَلَدَتْ غُلاَمًا فَقَالَ لِي أَبُو طَلْحَةَ احْمِلْهُ حَتَّى تَأْتِيَ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم . فَأَتَى بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَبَعَثَتْ مَعَهُ بِتَمَرَاتٍ فَأَخَذَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَمَعَهُ شَىْءٌ " . قَالُوا نَعَمْ تَمَرَاتٌ . فَأَخَذَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَمَضَغَهَا ثُمَّ أَخَذَهَا مِنْ فِيهِ فَجَعَلَهَا فِي فِي الصَّبِيِّ ثُمَّ حَنَّكَهُ وَسَمَّاهُ عَبْدَ اللَّهِ .
Bize Ebû Bekir b. Ebû Şeybe anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; bize İbn Avn haber verdi; o İbn Sîrîn’den; o da Enes b. Mâlik’ten [naklettiğine göre]; şöyle demiştir: Ebû Talha’nın bir oğlu rahatsızlanmıştı [yeştekî]. [Bir gün] Ebû Talha dışarı çıkınca çocuk vefat etti [qubida]. Ebû Talha [eve] döndüğünde: “Oğlum ne yaptı [durumu nasıl]?” diye sordu. [Çocuğun annesi] Ümmü Süleym: “O hiç olmadığı kadar sakindir [eskene]” dedi. Sonra [kocasına] akşam yemeğini getirdi, o da yemeği yedi ve sonra hanımıyla birlikte oldu [asâbe minhâ]. [Kocası] işini bitirince [Ümmü Süleym]: “Çocuğu defnedin [vârû]!” dedi. Sabah olunca Ebû Talha Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gidip durumu haber verdi. [Resûlullah]: “Bu gece birleştiniz mi [a’restüm]?” buyurdu. [Ebû Talha]: “Evet” dedi. [Resûlullah]: “Allah’ım! Onların bu gecesini her ikisi için de mübarek kıl!” diye dua etti. [Bir süre sonra Ümmü Süleym] bir erkek çocuk doğurdu. Ebû Talha bana: “Onu Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürene kadar sen taşı” dedi. Onu Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdü; [annesi] onunla birlikte birkaç tane de hurma göndermişti. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem çocuğu kucağına aldı ve: “Yanında bir şey var mı?” buyurdu. “Evet, birkaç hurma var” dediler. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem hurmaları alıp çiğnedi, sonra onları ağzından çıkarıp çocuğun ağzına koydu ve ona tahnik yaptı [hannekehu]; adını da Abdullah koydu.