2205_2. Hadis
حَدَّثَنِي نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ قَتَادَةَ، قَالَ جَاءَنَا جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ فِي أَهْلِنَا وَرَجُلٌ يَشْتَكِي خُرَاجًا بِهِ أَوْ جِرَاحًا فَقَالَ مَا تَشْتَكِي قَالَ خُرَاجٌ بِي قَدْ شَقَّ عَلَىَّ . فَقَالَ يَا غُلاَمُ ائْتِنِي بِحَجَّامٍ . فَقَالَ لَهُ مَا تَصْنَعُ بِالْحَجَّامِ يَا أَبَا عَبْدِ اللَّهِ قَالَ أُرِيدُ أَنْ أُعَلِّقَ فِيهِ مِحْجَمًا . قَالَ وَاللَّهِ إِنَّ الذُّبَابَ لَيُصِيبُنِي أَوْ يُصِيبُنِي الثَّوْبُ فَيُؤْذِينِي وَيَشُقُّ عَلَىَّ . فَلَمَّا رَأَى تَبَرُّمَهُ مِنْ ذَلِكَ قَالَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنْ كَانَ فِي شَىْءٍ مِنْ أَدْوِيَتِكُمْ خَيْرٌ فَفِي شَرْطَةِ مَحْجَمٍ أَوْ شَرْبَةٍ مِنْ عَسَلٍ أَوْ لَذْعَةٍ بِنَارٍ " . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَمَا أُحِبُّ أَنْ أَكْتَوِيَ " . قَالَ فَجَاءَ بِحَجَّامٍ فَشَرَطَهُ فَذَهَبَ عَنْهُ مَا يَجِدُ .
Bana Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı; bana babam anlattı; bize Abdurrahman b. Süleyman, Âsım b. Ömer b. Katâde’den anlattı. [Âsım] şöyle demiştir: Biz ailemizle birlikteyken yanımıza Câbir b. Abdullah geldi. Yanımızda çıban [hurâc] veya yaradan [cirâh] şikayet eden bir adam vardı. [Câbir]: “Şikayetin nedir?” diye sordu. [Adam]: “Beni çok zorlayan [şakka aleyye] bir çıbanım var” dedi. [Câbir]: “Ey çocuk! Bana bir hacamatçı [haccâm] getir!” dedi. [Adam] ona: “Ey Ebû Abdullah! Hacamatçıyla ne yapacaksın?” dedi. [Câbir]: “Oraya bir hacamat şişesi [mihcem] takmak istiyorum” dedi. [Adam]: “Vallahi sinek bile dokunsa yahut elbisem değse canım yanıyor ve beni çok zorluyor” dedi. [Câbir] adamın bu işten çekindiğini [teberrumehû] görünce şöyle dedi: “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Eğer ilaçlarınızın içinde hayırlı bir şey varsa, bu ya hacamat aletinin açtığı bir çizikte [şartatü mihcem] ya bir bal şerbetinde ya da ateşle dağlamada [lez’atün bi-nâr] olur.’ Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem devamla: ‘Ancak ben dağlanmayı sevmem’ buyurdu.” [Âsım] dedi ki: Nihayet [Câbir] bir hacamatçı getirdi ve [çıbanı] çizdi. Böylece adamın şikayeti geçip gitti.