Selam Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2219_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ، الْحَمِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدِ بْنِ الْخَطَّابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ نَوْفَلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، خَرَجَ إِلَى الشَّامِ حَتَّى إِذَا كَانَ بِسَرْغَ لَقِيَهُ أَهْلُ الأَجْنَادِ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ وَأَصْحَابُهُ فَأَخْبَرُوهُ أَنَّ الْوَبَاءَ قَدْ وَقَعَ بِالشَّامِ ‏.‏ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَقَالَ عُمَرُ ادْعُ لِيَ الْمُهَاجِرِينَ الأَوَّلِينَ ‏.‏ فَدَعَوْتُهُمْ فَاسْتَشَارَهُمْ وَأَخْبَرَهُمْ أَنَّ الْوَبَاءَ قَدْ وَقَعَ بِالشَّامِ فَاخْتَلَفُوا فَقَالَ بَعْضُهُمْ قَدْ خَرَجْتَ لأَمْرٍ وَلاَ نَرَى أَنْ تَرْجِعَ عَنْهُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ مَعَكَ بَقِيَّةُ النَّاسِ وَأَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ نَرَى أَنْ تُقْدِمَهُمْ عَلَى هَذَا الْوَبَاءِ ‏.‏ فَقَالَ ارْتَفِعُوا عَنِّي ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ادْعُ لِيَ الأَنْصَارَ فَدَعَوْتُهُمْ لَهُ فَاسْتَشَارَهُمْ فَسَلَكُوا سَبِيلَ الْمُهَاجِرِينَ وَاخْتَلَفُوا كَاخْتِلاَفِهِمْ ‏.‏ فَقَالَ ارْتَفِعُوا عَنِّي ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ادْعُ لِي مَنْ كَانَ هَا هُنَا مِنْ مَشْيَخَةِ قُرَيْشٍ مِنْ مُهَاجِرَةِ الْفَتْحِ ‏.‏ فَدَعَوْتُهُمْ فَلَمْ يَخْتَلِفْ عَلَيْهِ رَجُلاَنِ فَقَالُوا نَرَى أَنْ تَرْجِعَ بِالنَّاسِ وَلاَ تُقْدِمْهُمْ عَلَى هَذَا الْوَبَاءِ ‏.‏ فَنَادَى عُمَرُ فِي النَّاسِ إِنِّي مُصْبِحٌ عَلَى ظَهْرٍ فَأَصْبِحُوا عَلَيْهِ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ أَفِرَارًا مِنْ قَدَرِ اللَّهِ فَقَالَ عُمَرُ لَوْ غَيْرُكَ قَالَهَا يَا أَبَا عُبَيْدَةَ - وَكَانَ عُمَرُ يَكْرَهُ خِلاَفَهُ - نَعَمْ نَفِرُّ مِنْ قَدَرِ اللَّهِ إِلَى قَدَرِ اللَّهِ أَرَأَيْتَ لَوْ كَانَتْ لَكَ إِبِلٌ فَهَبَطْتَ وَادِيًا لَهُ عِدْوَتَانِ إِحْدَاهُمَا خَصْبَةٌ وَالأُخْرَى جَدْبَةٌ أَلَيْسَ إِنْ رَعَيْتَ الْخَصْبَةَ رَعَيْتَهَا بِقَدَرِ اللَّهِ وَإِنْ رَعَيْتَ الْجَدْبَةَ رَعَيْتَهَا بِقَدَرِ اللَّهِ قَالَ فَجَاءَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ وَكَانَ مُتَغَيِّبًا فِي بَعْضِ حَاجَتِهِ فَقَالَ إِنَّ عِنْدِي مِنْ هَذَا عِلْمًا سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا سَمِعْتُمْ بِهِ بِأَرْضٍ فَلاَ تَقْدَمُوا عَلَيْهِ وَإِذَا وَقَعَ بِأَرْضٍ وَأَنْتُمْ بِهَا فَلاَ تَخْرُجُوا فِرَارًا مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَحَمِدَ اللَّهَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ثُمَّ انْصَرَفَ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî anlattı; dedi ki: Mâlik’e, İbn Şihâb’dan; o Abdülhamîd b. Abdurrahman b. Zeyd b. el-Hattâb’dan; o Abdullah b. Abdullah b. el-Hâris b. Nevfel’den; o da Abdullah b. Abbâs’tan [rivayet ettiklerini] okudum. [İbn Abbâs’tan nakledildiğine göre]; Ömer b. el-Hattâb Şam’a gitmek üzere yola çıkmış, nihayet Serğ [mevkiine] vardığında orduların komutanları olan Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh ve arkadaşları onu karşılamışlar ve Şam’da veba [el-vebâ’] çıktığını ona haber vermişlerdir. İbn Abbâs dedi ki: Bunun üzerine Ömer: “Bana ilk Muhacirleri çağır” dedi. Ben de onları çağırdım. [Ömer] onlarla istişare etti ve kendilerine Şam’da veba çıktığını haber verdi. [Muhacirler bu konuda] ihtilaf ettiler. Bazıları: “Sen bir iş için yola çıktın, ondan dönmeni uygun görmüyoruz” dediler. Bazıları ise: “Yanında insanların geri kalanı ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabı var. Onları bu vebanın içine sürüklemeni uygun görmüyoruz” dediler. [Ömer]: “Yanımdan uzaklaşın” dedi. Sonra: “Bana Ensar’ı çağır” dedi. Ben de onları çağırdım. Onlarla da istişare etti; onlar da Muhacirlerin yolunu izlediler ve onlar gibi ihtilaf ettiler. [Ömer yine]: “Yanımdan uzaklaşın” dedi. Sonra: “Bana burada bulunan Kureyş yaşlılarından Fetih Muhacirlerini çağır” dedi. Ben de onları çağırdım. Onlardan [itiraz eden] iki kişi bile çıkmadı; [hepsi]: “İnsanları geri döndürmeni ve onları bu vebanın içine sürüklememeni uygun görüyoruz” dediler. Bunun üzerine Ömer insanlar arasında: “Ben sabahleyin hayvanın sırtındayım [yola çıkıyorum], siz de [dönmek üzere] hazırlanın” diye seslendi. Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh: “Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” dedi. Ömer: “Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebû Ubeyde!” dedi —Ömer ona muhalefet etmeyi sevmezdi—. [Sözlerine şöyle devam etti]: “Evet, Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz! Ne dersin; senin develerin olsa da iki yamacı olan bir vadiye inseler; yamaçlardan biri verimli/otluk, diğeri ise çorak olsa; verimli olan yerde otlatsan Allah’ın kaderiyle otlatmış, çorak olan yerde otlatsan yine Allah’ın kaderiyle otlatmış olmaz mıydın?” [İbn Abbâs] dedi ki: O sırada bir işi için orada bulunmayan Abdurrahman b. Avf geldi ve şöyle dedi: “Şüphesiz bu konuda bende bir bilgi var. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Bir yerde veba olduğunu işitirseniz oraya gitmeyin. Şayet bulunduğunuz bir yerde veba çıkarsa ondan [korkup] kaçmak için oradan çıkmayın.’” [İbn Abbâs] dedi ki: Bunun üzerine Ömer b. el-Hattâb Allah’a hamdetti ve sonra [Medine’ye] geri döndü.