Namaz Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

448_2. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قَوْلِهِ ‏{‏ لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ‏}‏ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعَالِجُ مِنَ التَّنْزِيلِ شِدَّةً كَانَ يُحَرِّكُ شَفَتَيْهِ - فَقَالَ لِيَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَنَا أُحَرِّكُهُمَا كَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحَرِّكُهُمَا ‏.‏ فَقَالَ سَعِيدٌ أَنَا أُحَرِّكُهُمَا كَمَا كَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يُحَرِّكُهُمَا ‏.‏ فَحَرَّكَ شَفَتَيْهِ - فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏ لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ * إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ‏}‏ قَالَ جَمْعَهُ فِي صَدْرِكَ ثُمَّ تَقْرَأُهُ ‏{‏ فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ‏}‏ قَالَ فَاسْتَمِعْ وَأَنْصِتْ ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا أَنْ تَقْرَأَهُ قَالَ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَتَاهُ جِبْرِيلُ اسْتَمَعَ فَإِذَا انْطَلَقَ جِبْرِيلُ قَرَأَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم كَمَا أَقْرَأَهُ ‏.‏

Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; Ebû Avâne bize tahdis etti; [o da] Mûsâ b. Ebî Âişe’den; [o da] Saîd b. Cübeyr’den; [o da] İbn Abbâs’tan; Allah azze ve celle’nin: { لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ } “Onu çarçabuk almak için dilini kımıldatma” ayeti hakkında şöyle dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vahiy nazil olduğunda bir zorluk çeker, dudaklarını kımıldatırdı.” İbn Abbâs bana: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in kımıldattığı gibi ben de dudaklarımı kımıldatıyorum” dedi. Saîd de: “İbn Abbâs’ın kımıldattığı gibi ben de kımıldatıyorum” dedi ve dudaklarını kımıldattı. Bunun üzerine Allah Teâlâ: { لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ * إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ } “Onu çarçabuk almak için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu toplamak ve okutmak bize aittir” ayetini indirdi. [İbn Abbâs] dedi ki: “Yani onu senin göğsünde toplamamız, sonra da senin onu okuman bize aittir.” { فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ } “Onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşuna uy” ayeti hakkında: “Onu dinle ve sus” buyurdu. “Sonra onu senin okuman da bize aittir.” [İbn Abbâs] dedi ki: Bundan sonra Cebrâil ona geldiğinde Nebi dinlerdi. Cebrâil gidince, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu Cebrâil’in kendisine okuttuğu gibi okurdu.