377. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، مَوْلَى ابْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ الْمُسْلِمُونَ حِينَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ يَجْتَمِعُونَ فَيَتَحَيَّنُونَ الصَّلَوَاتِ وَلَيْسَ يُنَادِي بِهَا أَحَدٌ فَتَكَلَّمُوا يَوْمًا فِي ذَلِكَ فَقَالَ بَعْضُهُمُ اتَّخِذُوا نَاقُوسًا مِثْلَ نَاقُوسِ النَّصَارَى وَقَالَ بَعْضُهُمْ قَرْنًا مِثْلَ قَرْنِ الْيَهُودِ فَقَالَ عُمَرُ أَوَلاَ تَبْعَثُونَ رَجُلاً يُنَادِي بِالصَّلاَةِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا بِلاَلُ قُمْ فَنَادِ بِالصَّلاَةِ " .
İshâk b. İbrahim el-Hanzalî bize tahdis etti; Muhammed b. Bekr bize tahdis etti. (H) Ve Muhammed b. Râfi‘ bize tahdis etti; Abdurrazzâk bize tahdis etti. Dediler ki: İbn Cüreyc bize haber verdi. (H) Ve Hârûn b. Abdullah bana tahdis etti; -lafız onundur- dedi ki: Haccâc b. Muhammed bize tahdis etti; dedi ki: İbn Cüreyc dedi ki: İbn Ömer’in azatlısı Nâfi‘ bana haber verdi; [o da] Abdullah b. Ömer’den [naklederek] dedi ki: “Müslümanlar Medine’ye geldikleri zaman toplanırlar ve namazları araştırırlardı. Namaz için çağıran kimse yoktu. Bir gün bu hususta konuştular. Bazıları: ‘Hristiyanların çanı gibi çan edinin’ dedi. Bazıları: ‘Yahudilerin boynuzu gibi boynuz edinin’ dedi. Ömer dedi ki: ‘Namaz için seslenecek bir adam göndermez misiniz?’ Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Ey Bilâl! Kalk ve namaz için seslen.’”
378_1. Hadis
حَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، جَمِيعًا عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أُمِرَ بِلاَلٌ أَنْ يَشْفَعَ، الأَذَانَ وَيُوتِرَ الإِقَامَةَ . زَادَ يَحْيَى فِي حَدِيثِهِ عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ فَحَدَّثْتُ بِهِ أَيُّوبَ فَقَالَ إِلاَّ الإِقَامَةَ .
Halef b. Hişâm bize tahdis etti; Hammâd b. Zeyd bize tahdis etti. (H) Ve Yahyâ b. Yahyâ bize tahdis etti; İsmail b. Uleyye bize haber verdi; hepsi Hâlid el-Hazzâ’dan; [o da] Ebû Kılâbe’den; [o da] Enes’ten [naklederek] dedi ki: Bilâl’e, ezanı çift, kameti ise tek yapması emredildi. Yahyâ, İbn Uleyye’den hadisinde şunu ziyade etti: Ben bunu Eyyûb’a anlattım; o: “Kâmet (lafzı) müstesna” dedi.
378_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ ذَكَرُوا أَنْ يُعْلِمُوا، وَقْتَ الصَّلاَةِ بِشَىْءٍ يَعْرِفُونَهُ فَذَكَرُوا أَنْ يُنَوِّرُوا نَارًا أَوْ يَضْرِبُوا نَاقُوسًا فَأُمِرَ بِلاَلٌ أَنْ يَشْفَعَ الأَذَانَ وَيُوتِرَ الإِقَامَةَ .
İshâk b. İbrahim el-Hanzalî bize tahdis etti; Abdülvehhâb es-Sekafî bize haber verdi; Hâlid el-Hazzâ bize tahdis etti; [o da] Ebû Kılâbe’den; [o da] Enes b. Mâlik’ten [naklederek] dedi ki: Namaz vaktini bilecekleri bir şeyi zikrettiler. Ateş yakmayı veya çan çalmayı zikrettiler. Bunun üzerine Bilâl’e, ezanı çift, kameti tek yapması emredildi.
378_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ لَمَّا كَثُرَ النَّاسُ ذَكَرُوا أَنْ يُعْلِمُوا . بِمِثْلِ حَدِيثِ الثَّقَفِيِّ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ أَنْ يُورُوا نَارًا .
Muhammed b. Hâtim bana tahdis etti; Behz bize tahdis etti; Vüheyb bize tahdis etti; Hâlid el-Hazzâ bize tahdis etti; bu isnatla [nakletti]... İnsanlar çoğalınca bildirmeyi konuştular... Sekafî’nin hadisinin benzerini [nakletti]. Ancak o: “Ateş yakmayı” dedi.
378_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، وَعَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أُمِرَ بِلاَلٌ أَنْ يَشْفَعَ، الأَذَانَ وَيُوتِرَ الإِقَامَةَ .
Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî bana tahdis etti; Abdülvâris b. Saîd ve Abdülvehhâb b. Abdülmecîd bize tahdis etti; dediler ki: Eyyûb bize tahdis etti; [o da] Ebû Kılâbe’den; [o da] Enes’ten [naklederek] dedi ki: Bilâl’e, ezanı çift, kameti ise tek yapması emredildi.
379. Hadis
حَدَّثَنِي أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، مَالِكُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ قَالَ أَبُو غَسَّانَ حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، وَقَالَ، إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، صَاحِبِ الدَّسْتَوَائِيِّ وَحَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَامِرٍ الأَحْوَلِ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَيْرِيزٍ، عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَّمَهُ هَذَا الأَذَانَ " اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ - ثُمَّ يَعُودُ فَيَقُولُ - أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ - مَرَّتَيْنِ - حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ - مَرَّتَيْنِ " . زَادَ إِسْحَاقُ " اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " .
Ebû Gassân el-Mismaî Mâlik b. Abdülvâhid ve İshâk b. İbrahim bana tahdis etti. Ebû Gassân “Bize Muâz tahdis etti” dedi. İshâk ise “Muâz b. Hişâm -ki o Destevâî’nin arkadaşıdır- bize haber verdi” dedi. [Muâz] dedi ki: Babam bana tahdis etti; [o da] Âmir el-Ahvel’den; [o da] Mekhûl’den; [o da] Abdullah b. Muhayrîz’den; [o da] Ebû Mahzûre’den [naklederek] dedi ki: Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem ona şu ezanı öğretti: “Allahu Ekber, Allahu Ekber. Eşhedü en lâ ilâhe illallah, Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Eşhedü enne Muhammeden Resulullah, Eşhedü enne Muhammeden Resulullah. -Sonra döner ve [şöyle] der:- Eşhedü en lâ ilâhe illallah, Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Eşhedü enne Muhammeden Resulullah, Eşhedü enne Muhammeden Resulullah. Hayye ale’s-salâh -iki defa-. Hayye ale’l-felâh -iki defa-.” İshâk [şu ifadeyi] ziyade etti: “Allahu Ekber, Allahu Ekber. Lâ ilâhe illallah.”
380_1. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُؤَذِّنَانِ بِلاَلٌ وَابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ الأَعْمَى .
İbn Nümeyr bize tahdis etti; babam bize tahdis etti; Ubeydullah bize tahdis etti; [o da] Nâfi‘den; [o da] İbn Ömer’den [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in iki müezzini vardı: Bilâl ve ama olan İbn Ümmü Mektûm.
380_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ، عَنْ عَائِشَةَ، مِثْلَهُ .
İbn Nümeyr bize tahdis etti; babam bize tahdis etti; Ubeydullah bize tahdis etti; Kâsım bize tahdis etti; [o da] Âişe’den [naklederek]; bunun benzerini [nakletti].
381_1. Hadis
حَدَّثَنِي أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ الْهَمْدَانِيُّ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ مَخْلَدٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ يُؤَذِّنُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ أَعْمَى .
Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ el-Hemdânî bana tahdis etti; Hâlid -yani İbn Mahled- bize tahdis etti; [o da] Muhammed b. Cafer’den; Hişâm bize tahdis etti; [o da] babasından; [o da] Âişe’den [naklederek] dedi ki: İbn Ümmü Mektûm, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem için ezan okurdu; o amaydı.
381_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْمُرَادِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، وَسَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ هِشَامٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
Muhammed b. Seleme el-Murâdî bize tahdis etti; Abdullah b. Vehb bize tahdis etti; [o da] Yahyâ b. Abdullah ve Saîd b. Abdurrahman’dan; [onlar da] Hişâm’dan; bu isnatla bunun benzerini [naklettiler].
382. Hadis
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ - عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُغِيرُ إِذَا طَلَعَ الْفَجْرُ وَكَانَ يَسْتَمِعُ الأَذَانَ فَإِنْ سَمِعَ أَذَانًا أَمْسَكَ وَإِلاَّ أَغَارَ فَسَمِعَ رَجُلاً يَقُولُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " عَلَى الْفِطْرَةِ " . ثُمَّ قَالَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خَرَجْتَ مِنَ النَّارِ " . فَنَظَرُوا فَإِذَا هُوَ رَاعِي مِعْزًى .
Züheyr b. Harb bana tahdis etti; Yahyâ -yani İbn Saîd- bize tahdis etti; [o da] Hammâd b. Seleme’den; Sâbit bize tahdis etti; [o da] Enes b. Mâlik’ten [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem fecir doğduğu zaman baskın yapardı ve ezanı dinlerdi. Eğer ezan işitirse (baskından) geri durur, yoksa baskın yapardı. Bir adamın: “Allahu Ekber, Allahu Ekber” dediğini işitti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Fıtrat üzeresin” buyurdu. Sonra: “Eşhedü en lâ ilâhe illallah, Eşhedü en lâ ilâhe illallah” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ateşten çıktın” buyurdu. Baktılar ki o, bir keçi çobanıymış.
383. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا سَمِعْتُمُ النِّدَاءَ فَقُولُوا مِثْلَ مَا يَقُولُ الْمُؤَذِّنُ " .
Yahyâ b. Yahyâ bana tahdis etti; dedi ki: Mâlik’e okudum; [o da] İbn Şihâb’dan; [o da] Atâ b. Yezîd el-Leysî’den; [o da] Ebû Saîd el-Hudrî’den [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Nidayı (ezanı) işittiğiniz zaman, müezzinin dediği gibi söyleyin.”
384. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْمُرَادِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ حَيْوَةَ، وَسَعِيدِ بْنِ أَبِي أَيُّوبَ، وَغَيْرِهِمَا، عَنْ كَعْبِ بْنِ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا سَمِعْتُمُ الْمُؤَذِّنَ فَقُولُوا مِثْلَ مَا يَقُولُ ثُمَّ صَلُّوا عَلَىَّ فَإِنَّهُ مَنْ صَلَّى عَلَىَّ صَلاَةً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ بِهَا عَشْرًا ثُمَّ سَلُوا اللَّهَ لِيَ الْوَسِيلَةَ فَإِنَّهَا مَنْزِلَةٌ فِي الْجَنَّةِ لاَ تَنْبَغِي إِلاَّ لِعَبْدٍ مِنْ عِبَادِ اللَّهِ وَأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَنَا هُوَ فَمَنْ سَأَلَ لِيَ الْوَسِيلَةَ حَلَّتْ لَهُ الشَّفَاعَةُ " .
Muhammed b. Seleme el-Murâdî bize tahdis etti; Abdullah b. Vehb bize tahdis etti; [o da] Hayve ve Saîd b. Ebî Eyyûb ve başkalarından; [onlar] Ka‘b b. Alkame’den; [o da] Abdurrahman b. Cübeyr’den; [o da] Abdullah b. Amr b. el-Âs’tan [naklederek] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiştir: “Müezzini işittiğiniz zaman, onun dediği gibi söyleyin. Sonra bana salât getirin. Çünkü kim bana bir salât getirirse, Allah onunla ona on defa salât eder. Sonra Allah’tan benim için Vesile’yi isteyin. Çünkü o, cennette öyle bir makamdır ki, Allah’ın kullarından sadece bir kula layık olur. O kulun ben olmamı umarım. Kim benim için Vesile’yi isterse, ona şefaat helal olur.”
385. Hadis
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو جَعْفَرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ جَهْضَمٍ الثَّقَفِيُّ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسَافٍ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا قَالَ الْمُؤَذِّنُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ . فَقَالَ أَحَدُكُمُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ . ثُمَّ قَالَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ . قَالَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ثُمَّ قَالَ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ . قَالَ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ . ثُمَّ قَالَ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ . قَالَ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ . ثُمَّ قَالَ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ . قَالَ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ . ثُمَّ قَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ . قَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ . ثُمَّ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ . قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ . مِنْ قَلْبِهِ دَخَلَ الْجَنَّةَ " .
İshâk b. Mansûr bana tahdis etti; Ebû Cafer Muhammed b. Cahdam es-Sekafî bize haber verdi; İsmail b. Cafer bize tahdis etti; [o da] Umâre b. Gaziyye’den; [o da] Hubeyb b. Abdurrahman b. İsâf’tan; [o da] Hafs b. Âsım b. Ömer b. Hattâb’dan; [o da] babasından; [o da] dedesi Ömer b. Hattâb’dan [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müezzin: ‘Allahu Ekber, Allahu Ekber’ dediği zaman, biriniz: ‘Allahu Ekber, Allahu Ekber’ derse; sonra (müezzin): ‘Eşhedü en lâ ilâhe illallah’ dediği zaman (o da): ‘Eşhedü en lâ ilâhe illallah’ derse; sonra (müezzin): ‘Eşhedü enne Muhammeden Resulullah’ dediği zaman (o da): ‘Eşhedü enne Muhammeden Resulullah’ derse; sonra (müezzin): ‘Hayye ale’s-salâh’ dediği zaman (o da): ‘Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’ derse; sonra (müezzin): ‘Hayye ale’l-felâh’ dediği zaman (o da): ‘Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’ derse; sonra (müezzin): ‘Allahu Ekber, Allahu Ekber’ dediği zaman (o da): ‘Allahu Ekber, Allahu Ekber’ derse; sonra (müezzin): ‘Lâ ilâhe illallah’ dediği zaman (o da) kalbinden (gelerek): ‘Lâ ilâhe illallah’ derse, cennete girer.”
386. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنِ الْحُكَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ الْقُرَشِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ الْحُكَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ الْمُؤَذِّنَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا . غُفِرَ لَهُ ذَنْبُهُ " . قَالَ ابْنُ رُمْحٍ فِي رِوَايَتِهِ " مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ الْمُؤَذِّنَ وَأَنَا أَشْهَدُ " . وَلَمْ يَذْكُرْ قُتَيْبَةُ قَوْلَهُ وَأَنَا .
Muhammed b. Rumh bize tahdis etti; Leys bize haber verdi; [o da] Hukeym b. Abdullah b. Kays el-Kureşî’den. (H) Ve Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; Leys bize tahdis etti; [o da] Hukeym b. Abdullah’tan; [o da] Âmir b. Sa‘d b. Ebî Vakkâs’tan; [o da] Sa‘d b. Ebî Vakkâs’tan [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim müezzini işittiği zaman: ‘Eşhedü en lâ ilâhe illallah vahdehu lâ şerîke leh ve enne Muhammeden abduhu ve resuluh. Radîtu billâhi Rabben ve bi Muhammedin resûlen ve bi’l-İslâmi dînen’ derse günahı bağışlanır.” İbn Rumh rivayetinde: “Kim müezzini işittiği zaman: ‘Ve ene eşhedü’ (Ve ben şahitlik ederim ki) derse” [dedi]. Kuteybe ise “Ve ene” sözünü zikretmedi.
388_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ الشَّيْطَانَ إِذَا سَمِعَ النِّدَاءَ بِالصَّلاَةِ ذَهَبَ حَتَّى يَكُونَ مَكَانَ الرَّوْحَاءِ " . قَالَ سُلَيْمَانُ فَسَأَلْتُهُ عَنِ الرَّوْحَاءِ . فَقَالَ هِيَ مِنَ الْمَدِينَةِ سِتَّةٌ وَثَلاَثُونَ مِيلاً .
Kuteybe b. Saîd, Osmân b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrahim bize tahdis etti. İshâk “Bize haber verdi” dedi; diğer ikisi ise “Cerîr bize tahdis etti” dedi; [o da] A’meş’ten; [o da] Ebû Süfyân’dan; [o da] Câbir’den [naklederek] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Şeytan namaz için nidayı (ezanı) işittiği zaman, Ravhâ yerine varıncaya kadar gider.” Süleyman dedi ki: Ona Ravhâ’yı sordum. Dedi ki: “O, Medine’den otuz altı mil (uzaklıkta)dır.”
388_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Küreyb bunu bize tahdis etti; dediler ki: Ebû Muâviye bize tahdis etti; [o da] A’meş’ten; bu isnatla [nakletti].
389_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لِقُتَيْبَةَ - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ الشَّيْطَانَ إِذَا سَمِعَ النِّدَاءَ بِالصَّلاَةِ أَحَالَ لَهُ ضُرَاطٌ حَتَّى لاَ يَسْمَعَ صَوْتَهُ فَإِذَا سَكَتَ رَجَعَ فَوَسْوَسَ فَإِذَا سَمِعَ الإِقَامَةَ ذَهَبَ حَتَّى لاَ يَسْمَعَ صَوْتَهُ فَإِذَا سَكَتَ رَجَعَ فَوَسْوَسَ " .
Kuteybe b. Saîd, Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrahim bize tahdis etti; -lafız Kuteybe’nindir- İshâk “Bize haber verdi” dedi; diğer ikisi ise “Cerîr bize tahdis etti” dedi; [o da] A’meş’ten; [o da] Ebû Sâlih’ten; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şeytan namaz için nidayı (ezanı) işittiği zaman sesini işitmemek için yellenerek dönüp kaçar. Sustuğu (ezan bittiği) zaman geri döner ve vesvese verir. Kameti işittiği zaman, sesini işitmemek için gider. Sustuğu (kamet bittiği) zaman geri döner ve vesvese verir.”
389_2. Hadis
حَدَّثَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ بَيَانٍ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ اللَّهِ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَذَّنَ الْمُؤَذِّنُ أَدْبَرَ الشَّيْطَانُ وَلَهُ حُصَاصٌ " .
Abdülhamîd b. Beyân el-Vâsıtî bana tahdis etti; Hâlid -yani İbn Abdullah- bize tahdis etti; [o da] Süheyl’den; [o da] babasından; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müezzin ezan okuduğu zaman şeytan yellenerek arkasını dönüp kaçar.”
389_3. Hadis
حَدَّثَنِي أُمَيَّةُ بْنُ بِسْطَامَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - حَدَّثَنَا رَوْحٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، قَالَ أَرْسَلَنِي أَبِي إِلَى بَنِي حَارِثَةَ - قَالَ - وَمَعِي غُلاَمٌ لَنَا - أَوْ صَاحِبٌ لَنَا - فَنَادَاهُ مُنَادٍ مِنْ حَائِطٍ بِاسْمِهِ - قَالَ - وَأَشْرَفَ الَّذِي مَعِي عَلَى الْحَائِطِ فَلَمْ يَرَ شَيْئًا فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لأَبِي فَقَالَ لَوْ شَعَرْتُ أَنَّكَ تَلْقَى هَذَا لَمْ أُرْسِلْكَ وَلَكِنْ إِذَا سَمِعْتَ صَوْتًا فَنَادِ بِالصَّلاَةِ فَإِنِّي سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِنَّ الشَّيْطَانَ إِذَا نُودِيَ بِالصَّلاَةِ وَلَّى وَلَهُ حُصَاصٌ " .
Ümeyye b. Bistâm bana tahdis etti; Yezîd -yani İbn Züray‘- bize tahdis etti; Ravh bize tahdis etti; [o da] Süheyl’den [naklederek]; dedi ki: Babam beni Benî Hârise’ye gönderdi. -Dedi ki:- Yanımda bizim bir kölemiz -veya bir arkadaşımız- vardı. Bir bahçeden bir münadi ona ismiyle seslendi. -Dedi ki:- Yanımdaki kişi bahçeye baktı fakat hiçbir şey görmedi. Bunu babama zikrettim. Dedi ki: “Senin bununla karşılaşacağını bilseydim seni göndermezdim. Lakin bir ses işittiğin zaman namaz için nida et. Çünkü ben Ebû Hureyre’yi, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den hadis naklederken işittim ki, o şöyle buyurdu: ‘Şüphesiz şeytan, namaz için nida edildiği zaman yellenerek arkasını dönüp kaçar.’”
389_4. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، - يَعْنِي الْحِزَامِيَّ - عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا نُودِيَ لِلصَّلاَةِ أَدْبَرَ الشَّيْطَانُ لَهُ ضُرَاطٌ حَتَّى لاَ يَسْمَعَ التَّأْذِينَ فَإِذَا قُضِيَ التَّأْذِينُ أَقْبَلَ حَتَّى إِذَا ثُوِّبَ بِالصَّلاَةِ أَدْبَرَ حَتَّى إِذَا قُضِيَ التَّثْوِيبُ أَقْبَلَ حَتَّى يَخْطِرَ بَيْنَ الْمَرْءِ وَنَفْسِهِ يَقُولُ لَهُ اذْكُرْ كَذَا وَاذْكُرْ كَذَا لِمَا لَمْ يَكُنْ يَذْكُرُ مِنْ قَبْلُ حَتَّى يَظَلَّ الرَّجُلُ مَا يَدْرِي كَمْ صَلَّى " .
Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; Mugîre -yani el-Hizâmî- bize tahdis etti; [o da] Ebû Zinâd’dan; [o da] A’rec’den; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Namaz için nida edildiği zaman, şeytan ezanı işitmemek için yellenerek arkasını dönüp kaçar. Ezan bitirilince gelir. Namaz için kamet getirilince arkasını dönüp kaçar. Kamet bitirilince gelir; hatta kişi ile nefsi arasına girer. Ona: ‘Şunu hatırla, şunu hatırla’ der -daha önce hatırlamadığı şeyler için-. Hatta adam kaç rekat kıldığını bilemeyecek hale gelir.”
389_5. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " حَتَّى يَظَلَّ الرَّجُلُ إِنْ يَدْرِي كَيْفَ صَلَّى " .
Muhammed b. Râfi‘ bize tahdis etti; Abdurrazzâk bize tahdis etti; Ma‘mer bize tahdis etti; [o da] Hemmâm b. Münebbih’ten; [o da] Ebû Hureyre’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]; bunun benzerini [nakletti]. Ancak o: “Hatta adam nasıl namaz kıldığını bilemeyecek hale gelir” dedi.
390_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَسَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ وَابْنُ نُمَيْرٍ كُلُّهُمْ عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عُيَيْنَةَ، - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى قَالَ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، - عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ مَنْكِبَيْهِ وَقَبْلَ أَنْ يَرْكَعَ وَإِذَا رَفَعَ مِنَ الرُّكُوعِ وَلاَ يَرْفَعُهُمَا بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ .
Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî, Saîd b. Mansûr, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Amr en-Nâkid, Züheyr b. Harb ve İbn Nümeyr bize tahdis etti; hepsi Süfyân b. Uyeyne’den. -Lafız Yahyâ’nındır; dedi ki: Süfyân b. Uyeyne bize haber verdi-; [o da] Zührî’den; [o da] Sâlim’den; [o da] babasından [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i gördüm; namaza başladığı zaman ellerini omuzlarının hizasına gelinceye kadar kaldırırdı. Rükûdan önce ve rükûdan kalktığı zaman da (böyle yapardı). İki secde arasında onları kaldırmazdı.
390_2. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ لِلصَّلاَةِ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى تَكُونَا حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ ثُمَّ كَبَّرَ فَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ وَإِذَا رَفَعَ مِنَ الرُّكُوعِ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ وَلاَ يَفْعَلُهُ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ مِنَ السُّجُودِ .
Muhammed b. Râfi‘ bana tahdis etti; Abdurrazzâk bize tahdis etti; İbn Cüreyc bize haber verdi; İbn Şihâb bana tahdis etti; [o da] Sâlim b. Abdullah’tan [naklederek] dedi ki: İbn Ömer şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza kalktığı zaman ellerini omuzlarının hizasına gelinceye kadar kaldırırdı; sonra tekbir alırdı. Rükûya gitmek istediği zaman bunun benzerini yapardı. Rükûdan kalktığı zaman bunun benzerini yapardı. Secdeden başını kaldırdığı zaman ise bunu yapmazdı.
390_3. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا حُجَيْنٌ، - وَهُوَ ابْنُ الْمُثَنَّى - حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قُهْزَاذَ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، كِلاَهُمَا عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ كَمَا قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ لِلصَّلاَةِ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى تَكُونَا حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ ثُمَّ كَبَّرَ .
Muhammed b. Râfi‘ bana tahdis etti; Huceyn -ki o İbnü’l-Müsennâ’dır- bize tahdis etti; Leys bize tahdis etti; [o da] Ukayl’den. (H) Ve Muhammed b. Abdullah b. Kuhzâz bana tahdis etti; Seleme b. Süleyman bize tahdis etti; Yûnus bize haber verdi. Her ikisi de Zührî’den; bu isnatla İbn Cüreyc’in dediği gibi [naklettiler]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza kalktığı zaman ellerini omuzlarının hizasına gelinceye kadar kaldırırdı; sonra tekbir alırdı.
391_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، أَنَّهُ رَأَى مَالِكَ بْنَ الْحُوَيْرِثِ إِذَا صَلَّى كَبَّرَ ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ رَفَعَ يَدَيْهِ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ رَفَعَ يَدَيْهِ وَحَدَّثَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَفْعَلُ هَكَذَا .
Yahyâ b. Yahyâ bize tahdis etti; Hâlid b. Abdullah bize haber verdi; [o da] Hâlid’den; [o da] Ebû Kılâbe’den [naklederek] dedi ki: O, Mâlik b. Huveyris’i namaz kılarken gördüğü zaman tekbir aldığını, sonra ellerini kaldırdığını; rükûya gitmek istediği zaman ellerini kaldırdığını; başını rükûdan kaldırdığı zaman ellerini kaldırdığını gördü. Ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in böyle yaptığını tahdis etti.
391_2. Hadis
حَدَّثَنِي أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا كَبَّرَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا أُذُنَيْهِ وَإِذَا رَكَعَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا أُذُنَيْهِ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ فَقَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ .
Ebû Kâmil el-Cahderî bana tahdis etti; Ebû Avâne bize tahdis etti; [o da] Katâde’den; [o da] Nasr b. Âsım’dan; [o da] Mâlik b. Huveyris’ten [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem tekbir aldığı zaman ellerini, kulaklarının hizasına gelinceye kadar kaldırırdı. Rükûya gittiği zaman, ellerini kulaklarının hizasına gelinceye kadar kaldırırdı. Başını rükûdan kaldırdığı ve “Semiallahü limen hamideh” dediği zaman bunun benzerini yapardı.
391_3. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ أَنَّهُ رَأَى نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا فُرُوعَ أُذُنَيْهِ .
Muhammed b. el-Müsennâ bunu bize tahdis etti; İbn Ebî Adî bize tahdis etti; [o da] Saîd’den; [o da] Katâde’den; bu isnatla [naklederek]. O, Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’i gördü. Ve: “Elleri kulaklarının üst (hizasına) gelinceye kadar” dedi.
392_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، كَانَ يُصَلِّي لَهُمْ فَيُكَبِّرُ كُلَّمَا خَفَضَ وَرَفَعَ فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ وَاللَّهِ إِنِّي لأَشْبَهُكُمْ صَلاَةً بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Yahyâ b. Yahyâ bize tahdis etti; dedi ki: Mâlik’e okudum; [o da] İbn Şihâb’dan; [o da] Ebû Seleme b. Abdurrahman’dan [naklederek] dedi ki: Ebû Hureyre onlara namaz kıldırırdı. Her eğilip kalktığında tekbir alırdı. Ayrılınca dedi ki: “Vallahi ben, namazı Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazına en çok benzeyeninizim.”
392_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ يُكَبِّرُ حِينَ يَقُومُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْكَعُ ثُمَّ يَقُولُ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . حِينَ يَرْفَعُ صُلْبَهُ مِنَ الرُّكُوعِ ثُمَّ يَقُولُ وَهُوَ قَائِمٌ " رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ " . ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَهْوِي سَاجِدًا ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَسْجُدُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ ثُمَّ يَفْعَلُ مِثْلَ ذَلِكَ فِي الصَّلاَةِ كُلِّهَا حَتَّى يَقْضِيَهَا وَيُكَبِّرُ حِينَ يَقُومُ مِنَ الْمَثْنَى بَعْدَ الْجُلُوسِ ثُمَّ يَقُولُ أَبُو هُرَيْرَةَ إِنِّي لأَشْبَهُكُمْ صَلاَةً بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Muhammed b. Râfi‘ bize tahdis etti; Abdurrazzâk bize tahdis etti; İbn Cüreyc bize haber verdi; İbn Şihâb bana haber verdi; [o da] Ebû Bekr b. Abdurrahman’dan [naklederek]; Ebû Hureyre’yi şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza kalktığı zaman, kalktığında tekbir alırdı. Sonra rükûya gittiğinde tekbir alırdı. Sonra belini rükûdan kaldırdığında “Semiallahü limen hamideh” derdi. Sonra ayakta iken “Rabbena ve leke’l-hamd” derdi. Sonra secdeye eğilirken tekbir alırdı. Sonra başını kaldırdığında tekbir alırdı. Sonra secde ettiğinde tekbir alırdı. Sonra başını kaldırdığında tekbir alırdı. Sonra namazın tamamında, onu bitirinceye kadar bunun benzerini yapardı. İki rekattan oturduktan sonra kalktığında tekbir alırdı. Sonra Ebû Hureyre dedi ki: “Ben, namazı Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazına en çok benzeyeninizim.”
392_3. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا حُجَيْنٌ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ يُكَبِّرُ حِينَ يَقُومُ بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ جُرَيْجٍ وَلَمْ يَذْكُرْ قَوْلَ أَبِي هُرَيْرَةَ . إِنِّي أَشْبَهُكُمْ صَلاَةً بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Muhammed b. Râfi‘ bana tahdis etti; Huceyn bize tahdis etti; Leys bize tahdis etti; [o da] Ukayl’den; [o da] İbn Şihâb’dan; Ebû Bekr b. Abdurrahman b. Hâris bana haber verdi; Ebû Hureyre’yi şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza kalktığı zaman... İbn Cüreyc hadisinin benzeriyle [devamını anlattı]. Ve Ebû Hureyre’nin: “Ben, namazı Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazına en çok benzeyeninizim” sözünü zikretmedi.
392_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، كَانَ - حِينَ يَسْتَخْلِفُهُ مَرْوَانُ عَلَى الْمَدِينَةِ - إِذَا قَامَ لِلصَّلاَةِ الْمَكْتُوبَةِ كَبَّرَ . فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ جُرَيْجٍ وَفِي حَدِيثِهِ فَإِذَا قَضَاهَا وَسَلَّمَ أَقْبَلَ عَلَى أَهْلِ الْمَسْجِدِ قَالَ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنِّي لأَشْبَهُكُمْ صَلاَةً بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Harmele b. Yahyâ bana tahdis etti; İbn Vehb bize haber verdi; Yûnus bana haber verdi; [o da] İbn Şihâb’dan; Ebû Seleme b. Abdurrahman bana haber verdi ki: Ebû Hureyre -Mervân onu Medine’ye vekil bıraktığı zaman- farz namaza kalktığı zaman tekbir alırdı. [Ravi] İbn Cüreyc hadisi gibi zikretti. Onun hadisinde: Namazı bitirip selam verince mescit ehline döndü ve dedi ki: “Nefsim elinde olana yemin olsun ki, ben namazı Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazına en çok benzeyeninizim.”
392_5. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، كَانَ يُكَبِّرُ فِي الصَّلاَةِ كُلَّمَا رَفَعَ وَوَضَعَ . فَقُلْنَا يَا أَبَا هُرَيْرَةَ مَا هَذَا التَّكْبِيرُ قَالَ إِنَّهَا لَصَلاَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Muhammed b. Mihrân er-Râzî bize tahdis etti; Velîd b. Müslim bize tahdis etti; Evzâî bize tahdis etti; [o da] Yahyâ b. Ebî Kesîr’den; [o da] Ebû Seleme’den [naklederek] dedi ki: Ebû Hureyre namazda her kalkıp indirdiğinde tekbir alırdı. Biz dedik ki: “Ey Ebû Hureyre! Bu tekbir nedir?” Dedi ki: “Şüphesiz o, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazıdır.”
392_6. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ كَانَ يُكَبِّرُ كُلَّمَا خَفَضَ وَرَفَعَ وَيُحَدِّثُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَفْعَلُ ذَلِكَ .
Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; Yakûb -yani İbn Abdurrahman- bize tahdis etti; [o da] Süheyl’den; [o da] babasından; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek]. O, her eğilip kalktığında tekbir alırdı ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bunu yaptığını tahdis ederdi.
393. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَخَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، جَمِيعًا عَنْ حَمَّادٍ، - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، - عَنْ غَيْلاَنَ، عَنْ مُطَرِّفٍ، قَالَ صَلَّيْتُ أَنَا وَعِمْرَانُ بْنُ حُصَيْنٍ، خَلْفَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ فَكَانَ إِذَا سَجَدَ كَبَّرَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ كَبَّرَ وَإِذَا نَهَضَ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ كَبَّرَ فَلَمَّا انْصَرَفْنَا مِنَ الصَّلاَةِ - قَالَ - أَخَذَ عِمْرَانُ بِيَدِي ثُمَّ قَالَ لَقَدْ صَلَّى بِنَا هَذَا صَلاَةَ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم . أَوْ قَالَ قَدْ ذَكَّرَنِي هَذَا صَلاَةَ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم .
Yahyâ b. Yahyâ ve Halef b. Hişâm bize tahdis etti; hepsi Hammâd’dan. -Yahyâ “Hammâd b. Zeyd bize haber verdi” dedi-; [o da] Gaylân’dan; [o da] Mutarrif’ten [naklederek] dedi ki: Ben ve İmrân b. Husayn, Ali b. Ebû Tâlib’in arkasında namaz kıldık. Secde ettiği zaman tekbir alıyordu; başını kaldırdığı zaman tekbir alıyordu; iki rekattan kalktığında tekbir alıyordu. Namazdan ayrılınca -[Ravi] dedi ki- İmrân elimden tuttu; sonra dedi ki: “Andolsun bu, bize Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazını kıldırdı.” Veya şöyle dedi: “Bu, bana Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazını hatırlattı.”
394_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ، - قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، - عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم " لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ " .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Amr en-Nâkid ve İshâk b. İbrahim bize tahdis etti; hepsi Süfyân’dan. Ebû Bekr dedi ki: Süfyân b. Uyeyne bize tahdis etti; [o da] Zührî’den; [o da] Mahmûd b. Rebî‘den; [o da] Ubâde b. Sâmit’ten [naklederek] onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştırdı: “Kitabın Fatihasını okumayanın namazı yoktur.”
394_2. Hadis
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، ح وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي مَحْمُودُ بْنُ الرَّبِيعِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْتَرِئْ بِأُمِّ الْقُرْآنِ " .
Ebû Tâhir bana tahdis etti; İbn Vehb bize tahdis etti; Yûnus’tan. (H) Ve Harmele b. Yahyâ bana tahdis etti; İbn Vehb bize haber verdi; Yûnus bana haber verdi; [o da] İbn Şihâb’dan; Mahmûd b. Rebî‘ bana haber verdi; [o da] Ubâde b. Sâmit’ten [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kur’an’ın annesini (Fatiha’yı) okumayanın namazı yoktur.”
394_3. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ مَحْمُودَ بْنَ الرَّبِيعِ الَّذِي، مَجَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَجْهِهِ مِنْ بِئْرِهِمْ أَخْبَرَهُ أَنَّ عُبَادَةَ بْنَ الصَّامِتِ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِأُمِّ الْقُرْآنِ " .
Hasan b. Ali el-Hulvânî bize tahdis etti; Yakûb b. İbrahim b. Sa‘d bize tahdis etti; babam bana tahdis etti; [o da] Sâlih’ten; [o da] İbn Şihâb’dan; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in kuyularından aldığı suyu yüzüne püskürttüğü Mahmûd b. Rebî‘ ona haber verdi ki: Ubâde b. Sâmit ona haber verdi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kur’an’ın annesini (Fatiha’yı) okumayanın namazı yoktur.”
394_4. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ وَزَادَ فَصَاعِدًا .
İshâk b. İbrahim ve Abd b. Humeyd bunu bize tahdis etti; dediler ki: Abdurrazzâk bize haber verdi; Ma‘mer bize haber verdi; [o da] Zührî’den; bu isnatla bunun benzerini [nakletti]. Ve: “(Fatiha) ve fazlasını” [ifadesini] ziyade etti.
395_1. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ صَلَّى صَلاَةً لَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِأُمِّ الْقُرْآنِ فَهْىَ خِدَاجٌ - ثَلاَثًا - غَيْرُ تَمَامٍ " . فَقِيلَ لأَبِي هُرَيْرَةَ إِنَّا نَكُونُ وَرَاءَ الإِمَامِ . فَقَالَ اقْرَأْ بِهَا فِي نَفْسِكَ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " قَالَ اللَّهُ تَعَالَى قَسَمْتُ الصَّلاَةَ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي نِصْفَيْنِ وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ فَإِذَا قَالَ الْعَبْدُ { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ} . قَالَ اللَّهُ تَعَالَى حَمِدَنِي عَبْدِي وَإِذَا قَالَ { الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ} . قَالَ اللَّهُ تَعَالَى أَثْنَى عَلَىَّ عَبْدِي . وَإِذَا قَالَ { مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ} . قَالَ مَجَّدَنِي عَبْدِي - وَقَالَ مَرَّةً فَوَّضَ إِلَىَّ عَبْدِي - فَإِذَا قَالَ { إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ} . قَالَ هَذَا بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ . فَإِذَا قَالَ { اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ * صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ} . قَالَ هَذَا لِعَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ " . قَالَ سُفْيَانُ حَدَّثَنِي بِهِ الْعَلاَءُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْقُوبَ دَخَلْتُ عَلَيْهِ وَهُوَ مَرِيضٌ فِي بَيْتِهِ فَسَأَلْتُهُ أَنَا عَنْهُ .
İshâk b. İbrahim el-Hanzalî bunu bize tahdis etti; Süfyân b. Uyeyne bize haber verdi; [o da] Alâ’dan; [o da] babasından; [o da] Ebû Hureyre’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] dedi ki: “Kim bir namaz kılar da onda Kur’an’ın annesini (Fatiha’yı) okumazsa, o hidâcdır -üç defa (söyledi)-; eksiktir.” Ebû Hureyre’ye: “Biz imamın arkasında oluyoruz” denildi. Dedi ki: “Onu içinden oku. Çünkü ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Yüce Allah buyurdu ki: Namazı benimle kulum arasında ikiye böldüm. Kulum için istediği vardır. Kul: {Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemîn} dediği zaman, Yüce Allah: Kulum bana hamd etti, buyurur. {Er-Rahmâni’r-Rahîm} dediği zaman, Yüce Allah: Kulum beni övdü, buyurur. {Mâliki yevmi’d-dîn} dediği zaman, [Allah]: Kulum beni yüceltti buyurur -ve bir keresinde: Kulum bana havale etti buyurdu-. {İyyâke na’büdü ve iyyâke nesteîn} dediği zaman, [Allah]: Bu benimle kulum arasındadır; kulum için istediği vardır, buyurur. {İhdine’s-sırâta’l-müstakîm. Sırâta’llezîne en’amte aleyhim gayri’l-mağdûbi aleyhim ve le’d-dâllîn} dediği zaman, [Allah]: Bu kulum içindir ve kulum için istediği vardır, buyurur.’” Süfyân dedi ki: Bunu bana Alâ b. Abdurrahman b. Yakûb tahdis etti. Evinde hasta iken yanına girdim ve bunu ona ben sordum.
395_2. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا السَّائِبِ، مَوْلَى هِشَامِ بْنِ زُهْرَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي الْعَلاَءُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْقُوبَ، أَنَّ أَبَا السَّائِبِ، مَوْلَى بَنِي عَبْدِ اللَّهِ بْنِ هِشَامِ بْنِ زُهْرَةَ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَلَّى صَلاَةً فَلَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِأُمِّ الْقُرْآنِ " . بِمِثْلِ حَدِيثِ سُفْيَانَ وَفِي حَدِيثِهِمَا " قَالَ اللَّهُ تَعَالَى قَسَمْتُ الصَّلاَةَ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي نِصْفَيْنِ فَنِصْفُهَا لِي وَنِصْفُهَا لِعَبْدِي " .
Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; Mâlik b. Enes’ten; [o da] Alâ b. Abdurrahman’dan [naklederek]. O, Hişâm b. Zühre’nin azatlısı Ebû Sâib’i şöyle derken işitmiş: Ebû Hureyre’yi şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki... (H) Ve Muhammed b. Râfi‘ bana tahdis etti; Abdurrazzâk bize tahdis etti; İbn Cüreyc bize haber verdi; Alâ b. Abdurrahman b. Yakûb bana haber verdi ki: Benî Abdullah b. Hişâm b. Zühre’nin azatlısı Ebû Sâib ona haber verdi ki: O, Ebû Hureyre’yi şöyle derken işitmiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kim bir namaz kılar da onda Kur’an’ın annesini (Fatiha’yı) okumazsa...” Süfyân hadisi benzeriyle [naklettiler]. O ikisinin hadisinde (şöyle geçmektedir): “Yüce Allah buyurdu ki: Namazı benimle kulum arasında ikiye böldüm. Yarısı benimdir, yarısı kulumundur.”
395_3. Hadis
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ جَعْفَرٍ الْمَعْقِرِيُّ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُوَيْسٍ، أَخْبَرَنِي الْعَلاَءُ، قَالَ سَمِعْتُ مِنْ أَبِي وَمِنْ أَبِي السَّائِبِ، وَكَانَا، جَلِيسَىْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالاَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَلَّى صَلاَةً لَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَهْىَ خِدَاجٌ " . يَقُولُهَا ثَلاَثًا بِمِثْلِ حَدِيثِهِمْ .
Ahmed b. Cafer el-Ma‘kırî bana tahdis etti; Nadr b. Muhammed bize tahdis etti; Ebû Üveys bize tahdis etti; Alâ bana haber verdi; dedi ki: Babamdan ve Ebû Sâib’den işittim -ki o ikisi Ebû Hureyre’nin oturma arkadaşlarıydı-. Dediler ki: Ebû Hureyre dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bir namaz kılar da onda Kitabın Fatihasını okumazsa, o hidâcdır.” Bunu üç defa söylüyordu. Onların hadisinin benzerini [nakletti].
396_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءً، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ صَلاَةَ إِلاَّ بِقِرَاءَةٍ " . قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَمَا أَعْلَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْلَنَّاهُ لَكُمْ وَمَا أَخْفَاهُ أَخْفَيْنَاهُ لَكُمْ .
Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr bize tahdis etti; Ebû Üsâme bize tahdis etti; [o da] Habîb b. Şehîd’den; dedi ki: Atâ’yı, Ebû Hureyre’den tahdis ederken işittim ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıraatsiz namaz yoktur.” Ebû Hureyre dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bize açıkladığını biz de size açıkladık; bize gizlediğini biz de size gizledik.”
396_2. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لِعَمْرٍو - قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فِي كُلِّ الصَّلاَةِ يَقْرَأُ فَمَا أَسْمَعَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَسْمَعْنَاكُمْ وَمَا أَخْفَى مِنَّا أَخْفَيْنَا مِنْكُمْ . فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ إِنْ لَمْ أَزِدْ عَلَى أُمِّ الْقُرْآنِ فَقَالَ إِنْ زِدْتَ عَلَيْهَا فَهُوَ خَيْرٌ وَإِنِ انْتَهَيْتَ إِلَيْهَا أَجْزَأَتْ عَنْكَ .
Amr en-Nâkid ve Züheyr b. Harb bize tahdis etti; dediler ki: İsmail b. İbrahim bize tahdis etti; İbn Cüreyc bize haber verdi; [o da] Atâ’dan; dedi ki: Ebû Hureyre dedi ki: Her namazda okunur. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bize işittirdiğini biz de size işittirdik; bizden gizlediğini biz de sizden gizledik. Bir adam ona: “Kur’an’ın annesine ziyade etmezsem?” dedi. Dedi ki: “Eğer ona ziyade edersen o hayırlıdır; eğer onunla yetinirsen sana kafi gelir.”
396_3. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - عَنْ حَبِيبٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فِي كُلِّ صَلاَةٍ قِرَاءَةٌ فَمَا أَسْمَعَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَسْمَعْنَاكُمْ وَمَا أَخْفَى مِنَّا أَخْفَيْنَاهُ مِنْكُمْ وَمَنْ قَرَأَ بِأُمِّ الْكِتَابِ فَقَدْ أَجْزَأَتْ عَنْهُ وَمَنْ زَادَ فَهُوَ أَفْضَلُ .
Yahyâ b. Yahyâ bize tahdis etti; Yezîd -yani İbn Züray‘- bize haber verdi; [o da] Habîb el-Muallim’den; [o da] Atâ’dan; dedi ki: Ebû Hureyre dedi ki: Her namazda kıraat vardır. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in bize işittirdiğini biz de size işittirdik; bizden gizlediğini biz de sizden gizledik. Kim Kitabın annesini okursa ona kafi gelir. Kim de ziyade ederse o daha faziletlidir.
397_1. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَدَخَلَ رَجُلٌ فَصَلَّى ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَدَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم السَّلاَمَ قَالَ " ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَرَجَعَ الرَّجُلُ فَصَلَّى كَمَا كَانَ صَلَّى ثُمَّ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَيْكَ السَّلاَمُ " . ثُمَّ قَالَ " ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . حَتَّى فَعَلَ ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَقَالَ الرَّجُلُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا أُحْسِنُ غَيْرَ هَذَا عَلِّمْنِي . قَالَ " إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلاَةِ فَكَبِّرْ ثُمَّ اقْرَأْ مَا تَيَسَّرَ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَعْتَدِلَ قَائِمًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ جَالِسًا ثُمَّ افْعَلْ ذَلِكَ فِي صَلاَتِكَ كُلِّهَا " .
Muhammed b. el-Müsennâ bana tahdis etti; Yahyâ b. Saîd bize tahdis etti; [o da] Ubeydullah’tan [naklederek]; dedi ki: Saîd b. Ebî Saîd bana tahdis etti; [o da] babasından; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescide girdi. Derken bir adam girdi ve namaz kıldı. Sonra gelip Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e selam verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem selamı aldı ve: “Dön ve kıl; çünkü sen namaz kılmadın” buyurdu. Adam döndü ve kıldığı gibi namaz kıldı. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip ona selam verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ve aleykesselâm” dedi. Sonra: “Dön ve kıl; çünkü sen namaz kılmadın” buyurdu. Bunu üç defa yapıncaya kadar. Bunun üzerine adam: “Seni hak ile gönderen Zât’a yemin olsun ki, bundan başkasını beceremiyorum; bana öğret” dedi. [Nebi] buyurdu ki: “Namaza kalktığın zaman tekbir al. Sonra Kur’an’dan seninle beraber olandan kolayına geleni oku. Sonra rükûya git; rükûda mutmain oluncaya kadar. Sonra kalk; ayakta doğruluncaya kadar. Sonra secdeye git; secdede mutmain oluncaya kadar. Sonra kalk; otururken mutmain oluncaya kadar. Sonra bunu namazının tamamında yap.”
397_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالاَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَصَلَّى وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَاحِيَةٍ وَسَاقَا الْحَدِيثَ بِمِثْلِ هَذِهِ الْقِصَّةِ وَزَادَا فِيهِ " إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلاَةِ فَأَسْبِغِ الْوُضُوءَ ثُمَّ اسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ فَكَبِّرْ " .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe bize tahdis etti; Ebû Üsâme ve Abdullah b. Nümeyr bize tahdis etti. (H) Ve İbn Nümeyr bize tahdis etti; babam bize tahdis etti. Dediler ki: Ubeydullah bize tahdis etti; [o da] Saîd b. Ebî Saîd’den; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek] dedi ki: Bir adam mescide girdi ve namaz kıldı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de bir taraftaydı. [Raviler] hadisi bu kıssanın benzeriyle sevk ettiler. Ve onda [şu ifadeyi] ziyade ettiler: “Namaza kalktığın zaman abdesti tam al; sonra kıbleye yönel ve tekbir al.”
398_1. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي عَوَانَةَ، قَالَ سَعِيدٌ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الظُّهْرِ - أَوِ الْعَصْرِ - فَقَالَ " أَيُّكُمْ قَرَأَ خَلْفِي بِسَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى " . فَقَالَ رَجُلٌ أَنَا وَلَمْ أُرِدْ بِهَا إِلاَّ الْخَيْرَ . قَالَ " قَدْ عَلِمْتُ أَنَّ بَعْضَكُمْ خَالَجَنِيهَا " .
Saîd b. Mansûr ve Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; her ikisi de Ebû Avâne’den. Saîd “Bize Ebû Avâne tahdis etti” dedi; [o da] Katâde’den; [o da] Zürâre b. Evfâ’dan; [o da] İmrân b. Husayn’dan [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize öğle -veya ikindi- namazını kıldırdı ve: “Hanginiz arkamda {Sebbihi’s-me Rabbike’l-A’lâ} (suresini) okudu?” buyurdu. Bir adam: “Ben (okudum); onunla hayırdan başka bir şey istemedim” dedi. [Nebi] buyurdu ki: “Bazınızın onu benimle çekiştiğini (karıştırdığını) bildim.”
398_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ زُرَارَةَ بْنَ أَوْفَى، يُحَدِّثُ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الظُّهْرَ فَجَعَلَ رَجُلٌ يَقْرَأُ خَلْفَهُ بِسَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ " أَيُّكُمْ قَرَأَ " أَوْ " أَيُّكُمُ الْقَارِئُ " فَقَالَ رَجُلٌ أَنَا . فَقَالَ " قَدْ ظَنَنْتُ أَنَّ بَعْضَكُمْ خَالَجَنِيهَا " .
Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr bize tahdis etti; dediler ki: Muhammed b. Cafer bize tahdis etti; Şu‘be bize tahdis etti; [o da] Katâde’den [naklederek] dedi ki: Zürâre b. Evfâ’yı, İmrân b. Husayn’dan [naklederek] tahdis ederken işittim ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğle namazını kıldırdı. Bir adam arkasında {Sebbihi’s-me Rabbike’l-A’lâ} (suresini) okumaya başladı. (Namazdan) ayrılınca [Nebi]: “Hanginiz okudu?” veya “Hanginiz okuyucuydu?” buyurdu. Bir adam: “Ben (okudum)” dedi. [Nebi] buyurdu ki: “Doğrusu ben, bazınızın onu benimle çekiştiğini (bana karıştırdığını) zannetmiştim.”
398_3. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الظُّهْرَ وَقَالَ " قَدْ عَلِمْتُ أَنَّ بَعْضَكُمْ خَالَجَنِيهَا " .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe bize tahdis etti; İsmail b. Uleyye bize tahdis etti. (H) Ve Muhammed b. el-Müsennâ bize tahdis etti; İbn Ebî Adî bize tahdis etti; her ikisi de İbn Ebî Arûbe’den; [o da] Katâde’den; bu isnatla [naklederek] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in öğle namazını kıldırdığını ve şöyle buyurduğunu [nakletti]: “Bazınızın onu benimle çekiştiğini (bana karıştırdığını) bildim.”
399_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ كِلاَهُمَا عَنْ غُنْدَرٍ، قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ فَلَمْ أَسْمَعْ أَحَدًا مِنْهُمْ يَقْرَأُ { بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ} .
Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr bize tahdis etti; her ikisi de Gunder’den. İbnü’l-Müsennâ dedi ki: Muhammed b. Cafer bize tahdis etti; Şu‘be bize tahdis etti; dedi ki: Katâde’yi, Enes’ten [naklederek] şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekr, Ömer ve Osmân ile beraber namaz kıldım. Onlardan hiçbirinin {Bismillahirrahmanirrahim}’i (açıktan) okuduğunu işitmedim.
399_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ . وَزَادَ قَالَ شُعْبَةُ فَقُلْتُ لِقَتَادَةَ أَسَمِعْتَهُ مِنْ أَنَسٍ قَالَ نَعَمْ نَحْنُ سَأَلْنَاهُ عَنْهُ .
Muhammed b. el-Müsennâ bize tahdis etti; Ebû Dâvûd bize tahdis etti; Şu‘be bize tahdis etti; bu isnatla [nakletti]. Ve şunu ziyade etti: Şu‘be dedi ki: Katâde’ye: “Bunu Enes’ten işittin mi?” dedim. Dedi ki: “Evet, biz bunu ona sorduk.”
399_3. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ عَبْدَةَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، كَانَ يَجْهَرُ بِهَؤُلاَءِ الْكَلِمَاتِ يَقُولُ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ تَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ . وَعَنْ قَتَادَةَ أَنَّهُ كَتَبَ إِلَيْهِ يُخْبِرُهُ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّهُ حَدَّثَهُ قَالَ صَلَّيْتُ خَلْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ فَكَانُوا يَسْتَفْتِحُونَ بِـ { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ} لاَ يَذْكُرُونَ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ فِي أَوَّلِ قِرَاءَةٍ وَلاَ فِي آخِرِهَا .
Muhammed b. Mihrân er-Râzî bize tahdis etti; Velîd b. Müslim bize tahdis etti; Evzâî bize tahdis etti; [o da] Abde’den [naklederek] dedi ki: Ömer b. Hattâb şu kelimeleri sesli söylerdi: “Sübhaneke Allahumme ve bi hamdike tebarekesmüke ve teala cedduke ve la ilahe gayruk.” Ve Katâde’den [naklederek]; o ona yazdı ve Enes b. Mâlik’ten haber verdi. Enes ona tahdis edip dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekr, Ömer ve Osmân’ın arkasında namaz kıldım. {Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemîn} ile başlarlardı. Ne okumanın başında ne de sonunda “Bismillahirrahmanirrahim”i zikretmezlerdi.
399_4. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، أَخْبَرَنِي إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَذْكُرُ ذَلِكَ .
Muhammed b. Mihrân bize tahdis etti; Velîd b. Müslim bize tahdis etti; Evzâî’den; İshâk b. Abdullah b. Ebî Talha bana haber verdi ki: O, Enes b. Mâlik’i bunu zikrederken işitmiştir.
400_1. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ السَّعْدِيُّ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، أَخْبَرَنَا الْمُخْتَارُ بْنُ فُلْفُلٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الْمُخْتَارِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ بَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ بَيْنَ أَظْهُرِنَا إِذْ أَغْفَى إِغْفَاءَةً ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ مُتَبَسِّمًا فَقُلْنَا مَا أَضْحَكَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " أُنْزِلَتْ عَلَىَّ آنِفًا سُورَةٌ " . فَقَرَأَ " بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ { إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ * فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ * إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الأَبْتَرُ} " . ثُمَّ قَالَ " أَتَدْرُونَ مَا الْكَوْثَرُ " . فَقُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ . قَالَ " فَإِنَّهُ نَهْرٌ وَعَدَنِيهِ رَبِّي عَزَّ وَجَلَّ عَلَيْهِ خَيْرٌ كَثِيرٌ هُوَ حَوْضٌ تَرِدُ عَلَيْهِ أُمَّتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ آنِيَتُهُ عَدَدُ النُّجُومِ فَيُخْتَلَجُ الْعَبْدُ مِنْهُمْ فَأَقُولُ رَبِّ إِنَّهُ مِنْ أُمَّتِي . فَيَقُولُ مَا تَدْرِي مَا أَحْدَثَتْ بَعْدَكَ " . زَادَ ابْنُ حُجْرٍ فِي حَدِيثِهِ بَيْنَ أَظْهُرِنَا فِي الْمَسْجِدِ . وَقَالَ " مَا أَحْدَثَ بَعْدَكَ " .
Ali b. Hucr es-Sa‘dî bize tahdis etti; Ali b. Müshir bize tahdis etti; Muhtâr b. Fülfül bize haber verdi; Enes b. Mâlik’ten. (H) Ve Ebû Bekr b. Ebî Şeybe bize tahdis etti; -lafız onundur- Ali b. Müshir bize tahdis etti; Muhtâr’dan; [o da] Enes’ten [naklederek] dedi ki: Bir gün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem aramızdayken aniden hafifçe uyukladı. Sonra başını gülümseyerek kaldırdı. Biz: “Seni ne güldürdü ey Allah’ın Resulü?” dedik. Buyurdu ki: “Az önce bana bir sure indirildi.” Sonra okudu: “Bismillahirrahmanirrahim. {İnnâ a‘taynâke’l-kevser. Fesalli lirabbike ve’nhar. İnne şâni’eke hüve’l-ebter.}” Sonra buyurdu ki: “Kevser nedir bilir misiniz?” Biz: “Allah ve Resulü en iyi bilir” dedik. Buyurdu ki: “O, Rabbim azze ve celle’nin bana vaat ettiği bir nehirdir. Onun üzerinde çok hayır vardır. O, kıyamet gününde ümmetimin su içmek için geleceği bir havuzdur. Kapları yıldızların sayısı kadardır. Onlardan bir kul (çekilip) alınır. Ben: ‘Rabbim! O benim ümmetimdendir’ derim. [Allah] buyurur ki: ‘Senden sonra neler icat ettiğini bilmiyorsun.’” İbn Hucr hadisinde: “Mescitte aramızdayken” [ifadesini] ziyade etti. Ve: “Senden sonra ne icat etti” [şeklinde] söyledi.
400_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ أَخْبَرَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ مُخْتَارِ بْنِ فُلْفُلٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ أَغْفَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِغْفَاءَةً . بِنَحْوِ حَدِيثِ ابْنِ مُسْهِرٍ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " نَهْرٌ وَعَدَنِيهِ رَبِّي عَزَّ وَجَلَّ فِي الْجَنَّةِ عَلَيْهِ حَوْضٌ " . وَلَمْ يَذْكُرْ " آنِيَتُهُ عَدَدُ النُّجُومِ " .
Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ bize tahdis etti; İbn Fudayl bize haber verdi; Muhtâr b. Fülfül’den [naklederek] dedi ki: Enes b. Mâlik’i şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hafifçe uyukladı... [diyerek] İbn Müshir hadisi gibi [nakletti]. Ancak o: “Rabbim azze ve celle’nin bana cennette vaat ettiği bir nehirdir. Onun üzerinde bir havuz vardır” dedi. “Kapları yıldızların sayısı kadardır” [kısmını] zikretmedi.
401. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جُحَادَةَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ وَائِلٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، وَمَوْلًى، لَهُمْ أَنَّهُمَا حَدَّثَاهُ عَنْ أَبِيهِ، وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَفَعَ يَدَيْهِ حِينَ دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ كَبَّرَ - وَصَفَ هَمَّامٌ حِيَالَ أُذُنَيْهِ - ثُمَّ الْتَحَفَ بِثَوْبِهِ ثُمَّ وَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى الْيُسْرَى فَلَمَّا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ أَخْرَجَ يَدَيْهِ مِنَ الثَّوْبِ ثُمَّ رَفَعَهُمَا ثُمَّ كَبَّرَ فَرَكَعَ فَلَمَّا قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . رَفَعَ يَدَيْهِ فَلَمَّا سَجَدَ سَجَدَ بَيْنَ كَفَّيْهِ .
Züheyr b. Harb bize tahdis etti; Affân bize tahdis etti; Hemmâm bize tahdis etti; Muhammed b. Cuhâde bize tahdis etti; Abdülcebbâr b. Vâil bana tahdis etti; [o da] Alkame b. Vâil’den ve onların bir azatlısından [naklederek]. O ikisi ona babası Vâil b. Hucr’dan tahdis etmişlerdir ki: O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i namaza girdiği zaman tekbir alırken ellerini kaldırdığını görmüş. -Hemmâm: “Kulaklarının hizasında” diye vasfetti.- Sonra elbisesine bürünmüş; sonra sağ elini sol elinin üzerine koymuş. Rükûya gitmek istediği zaman ellerini elbiseden çıkarmış, sonra onları kaldırmış; sonra tekbir almış ve rükûya gitmiş. “Semiallahü limen hamideh” dediği zaman ellerini kaldırmış. Secde ettiği zaman da iki avcu arasına secde etmiş.
402_1. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا نَقُولُ فِي الصَّلاَةِ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ السَّلاَمُ عَلَى فُلاَنٍ . فَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ " إِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ فَإِذَا قَعَدَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ فَلْيَقُلِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ فَإِذَا قَالَهَا أَصَابَتْ كُلَّ عَبْدٍ لِلَّهِ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ثُمَّ يَتَخَيَّرُ مِنَ الْمَسْأَلَةِ مَا شَاءَ " .
Züheyr b. Harb, Osmân b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrahim bize tahdis etti. İshâk “Bize haber verdi” dedi; diğer ikisi ise “Cerîr bize tahdis etti” dedi; [o da] Mansûr’dan; [o da] Ebû Vâil’den; [o da] Abdullah’tan [naklederek] dedi ki: Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in arkasında namazda iken: “Selam Allah’ın üzerine olsun, selam falanın üzerine olsun” derdik. Bir gün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize buyurdu ki: “Şüphesiz Allah, Selam’ın kendisidir. Sizden biri namazda oturduğu zaman şöyle desin: ‘Et-tahiyyâtü lillâhi ve’s-salevâtü ve’t-tayyibât. Es-selâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Es-selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi’s-sâlihîn. -Bunu söylediği zaman gökte ve yerde Allah’ın her salih kuluna isabet eder.- Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluh.’ Sonra dileklerden dilediğini seçsin.”
402_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ " ثُمَّ يَتَخَيَّرُ مِنَ الْمَسْأَلَةِ مَا شَاءَ " .
Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr bize tahdis etti; dediler ki: Muhammed b. Cafer bize tahdis etti; Şu‘be bize tahdis etti; Mansûr’dan; bu isnatla bunun benzerini [nakletti]. Ve: “Sonra dileklerden dilediğini seçsin” [kısmını] zikretmedi.
402_3. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْجُعْفِيُّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَ حَدِيثِهِمَا وَذَكَرَ فِي الْحَدِيثِ " ثُمَّ لْيَتَخَيَّرْ بَعْدُ مِنَ الْمَسْأَلَةِ مَا شَاءَ أَوْ مَا أَحَبَّ " .
Abd b. Humeyd bize tahdis etti; Hüseyin el-Ca‘fî bize tahdis etti; Zâide’den; [o da] Mansûr’dan; bu isnatla o ikisinin hadisinin benzerini [nakletti]. Ve hadiste: “Sonra bundan sonra dileklerden dilediğini veya sevdiğini seçsin” [kısmını] zikretti.
402_4. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كُنَّا إِذَا جَلَسْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الصَّلاَةِ . بِمِثْلِ حَدِيثِ مَنْصُورٍ وَقَالَ " ثُمَّ يَتَخَيَّرُ بَعْدُ مِنَ الدُّعَاءِ " .
Yahyâ b. Yahyâ bize tahdis etti; Ebû Muâviye bize haber verdi; [o da] A’meş’ten; [o da] Şakîk’ten; [o da] Abdullah b. Mesud’dan [naklederek] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber namazda oturduğumuz zaman... Mansûr hadisinin benzeriyle [nakletti]. Ve: “Sonra bundan sonra dualardan dilediğini seçsin” dedi.
402_5. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سَيْفُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يَقُولُ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَخْبَرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ، يَقُولُ عَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم التَّشَهُّدَ كَفِّي بَيْنَ كَفَّيْهِ كَمَا يُعَلِّمُنِي السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ . وَاقْتَصَّ التَّشَهُّدَ بِمِثْلِ مَا اقْتَصُّوا .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe bize tahdis etti; Ebû Nuaym bize tahdis etti; Seyf b. Süleyman bize tahdis etti; dedi ki: Mücâhid’i şöyle derken işittim: Abdullah b. Sahbera bana tahdis edip dedi ki: İbn Mesud’u şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana teşehhüdü, avcum onun iki avcu arasında olduğu halde, Kur’an’dan bir sureyi öğrettiği gibi öğretti. Ve teşehhüdü onların hikaye ettiği gibi anlattı.
403_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، وَعَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ فَكَانَ يَقُولُ " التَّحِيَّاتُ الْمُبَارَكَاتُ الصَّلَوَاتُ الطَّيِّبَاتُ لِلَّهِ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ " . وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ رُمْحٍ كَمَا يُعَلِّمُنَا الْقُرْآنَ .
Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; Leys bize tahdis etti. (H) Ve Muhammed b. Rumh b. Muhâcir bize tahdis etti; Leys bize haber verdi; [o da] Ebû Zübeyr’den; [o da] Saîd b. Cübeyr’den ve Tâvûs’tan; [onlar] İbn Abbâs’tan [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize teşehhüdü, Kur’an’dan bir sureyi öğrettiği gibi öğretirdi. Şöyle derdi: “Et-tahiyyâtü’l-mübârekâtü’s-salevâtü’t-tayyibâtü lillâh. Es-selâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Es-selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi’s-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah.” İbn Rumh rivayetinde: “Bize Kur’an’ı öğrettiği gibi” [dedi].
403_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe bize tahdis etti; Yahyâ b. Âdem bize tahdis etti; Abdurrahman b. Humeyd bize tahdis etti; Ebû Zübeyr bana tahdis etti; [o da] Tâvûs’tan; [o da] İbn Abbâs’tan [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize teşehhüdü, Kur’an’dan bir sureyi öğrettiği gibi öğretirdi.
404_1. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ الأُمَوِيُّ - وَاللَّفْظُ لأَبِي كَامِلٍ - قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ يُونُسَ بْنِ جُبَيْرٍ عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيِّ قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ صَلاَةً فَلَمَّا كَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أُقِرَّتِ الصَّلاَةُ بِالْبِرِّ وَالزَّكَاةِ - قَالَ - فَلَمَّا قَضَى أَبُو مُوسَى الصَّلاَةَ وَسَلَّمَ انْصَرَفَ فَقَالَ أَيُّكُمُ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا وَكَذَا قَالَ فَأَرَمَّ الْقَوْمُ ثُمَّ قَالَ أَيُّكُمُ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا وَكَذَا فَأَرَمَّ الْقَوْمُ فَقَالَ لَعَلَّكَ يَا حِطَّانُ قُلْتَهَا قَالَ مَا قُلْتُهَا وَلَقَدْ رَهِبْتُ أَنْ تَبْكَعَنِي بِهَا . فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا قُلْتُهَا وَلَمْ أُرِدْ بِهَا إِلاَّ الْخَيْرَ . فَقَالَ أَبُو مُوسَى أَمَا تَعْلَمُونَ كَيْفَ تَقُولُونَ فِي صَلاَتِكُمْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَبَنَا فَبَيَّنَ لَنَا سُنَّتَنَا وَعَلَّمَنَا صَلاَتَنَا فَقَالَ " إِذَا صَلَّيْتُمْ فَأَقِيمُوا صُفُوفَكُمْ ثُمَّ لْيَؤُمَّكُمْ أَحَدُكُمْ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَالَ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ فَقُولُوا آمِينَ . يُجِبْكُمُ اللَّهُ فَإِذَا كَبَّرَ وَرَكَعَ فَكَبِّرُوا وَارْكَعُوا فَإِنَّ الإِمَامَ يَرْكَعُ قَبْلَكُمْ وَيَرْفَعُ قَبْلَكُمْ " . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَتِلْكَ بِتِلْكَ وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ . يَسْمَعُ اللَّهُ لَكُمْ فَإِنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَالَ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . وَإِذَا كَبَّرَ وَسَجَدَ فَكَبِّرُوا وَاسْجُدُوا فَإِنَّ الإِمَامَ يَسْجُدُ قَبْلَكُمْ وَيَرْفَعُ قَبْلَكُمْ " . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَتِلْكَ بِتِلْكَ . وَإِذَا كَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ فَلْيَكُنْ مِنْ أَوَّلِ قَوْلِ أَحَدِكُمُ التَّحِيَّاتُ الطَّيِّبَاتُ الصَّلَوَاتُ لِلَّهِ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ " .
Saîd b. Mansûr, Kuteybe b. Saîd, Ebû Kâmil el-Cahderî ve Muhammed b. Abdülmelik el-Emevî bize tahdis etti; -lafız Ebû Kâmil’indir- dediler ki: Ebû Avâne bize tahdis etti; [o da] Katâde’den; [o da] Yûnus b. Cübeyr’den; [o da] Hıttân b. Abdullah er-Rakâşî’den [naklederek] dedi ki: Ebû Mûsâ el-Eş‘arî ile beraber bir namaz kıldım. Oturuş sırasında topluluktan bir adam: “Namaz, iyilik ve zekatla takdir edildi” dedi. Ebû Mûsâ namazı bitirip selam verince döndü ve: “Şöyle şöyle diyen hanginiz?” dedi. Topluluk sustu. Sonra: “Şöyle şöyle diyen hanginiz?” dedi. Topluluk sustu. Dedi ki: “Belki de onu sen söyledin ey Hıttân?” [Hıttân] dedi ki: “Onu ben söylemedim. Fakat beni azarlamandan korktum.” Topluluktan bir adam: “Onu ben söyledim; onunla hayırdan başka bir şey istemedim” dedi. Ebû Mûsâ dedi ki: “Namazınızda nasıl söyleyeceğinizi bilmiyor musunuz? Şüphesiz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize hutbe irad etti, sünnetimizi bize açıkladı ve namazımızı bize öğretti. Buyurdu ki: ‘Namaz kıldığınız zaman saflarınızı düzeltin. Sonra biriniz size imam olsun. O tekbir aldığı zaman tekbir alın. {Gayri’l-mağdûbi aleyhim ve le’d-dâllîn} dediği zaman {Âmin} deyin; Allah size icabet eder. O tekbir alıp rükûya gittiği zaman, siz de tekbir alın ve rükûya gidin. Çünkü imam sizden önce rükûya gider ve sizden önce kalkar.’ Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘İşte bu, buna karşılıktır. O: {Semiallahü limen hamideh} dediği zaman, siz: {Allahumme Rabbena leke’l-hamd} deyin. Allah sizi işitir. Çünkü Allah tebâreke ve teâlâ, Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’in lisanı üzere: {Semiallahü limen hamideh} buyurmuştur. O tekbir alıp secde ettiği zaman, siz de tekbir alın ve secde edin. Çünkü imam sizden önce secde eder ve sizden önce kalkar.’ Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘İşte bu, buna karşılıktır. Oturuş sırasında olduğunuz zaman birinizin ilk sözü: {Et-tahiyyâtü’t-tayyibâtü’s-salevâtü lillâh. Es-selâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Es-selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi’s-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluh} olsun.’”
404_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنْ قَتَادَةَ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِهِ . وَفِي حَدِيثِ جَرِيرٍ عَنْ سُلَيْمَانَ عَنْ قَتَادَةَ مِنَ الزِّيَادَةِ " وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا " . وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ أَحَدٍ مِنْهُمْ " فَإِنَّ اللَّهَ قَالَ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . إِلاَّ فِي رِوَايَةِ أَبِي كَامِلٍ وَحْدَهُ عَنْ أَبِي عَوَانَةَ . قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ قَالَ أَبُو بَكْرِ ابْنُ أُخْتِ أَبِي النَّضْرِ فِي هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ مُسْلِمٌ تُرِيدُ أَحْفَظَ مِنْ سُلَيْمَانَ فَقَالَ لَهُ أَبُو بَكْرٍ فَحَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ فَقَالَ هُوَ صَحِيحٌ يَعْنِي وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا . فَقَالَ هُوَ عِنْدِي صَحِيحٌ . فَقَالَ لِمَ لَمْ تَضَعْهُ هَا هُنَا قَالَ لَيْسَ كُلُّ شَىْءٍ عِنْدِي صَحِيحٍ وَضَعْتُهُ هَا هُنَا . إِنَّمَا وَضَعْتُ هَا هُنَا مَا أَجْمَعُوا عَلَيْهِ .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe bize tahdis etti; Ebû Üsâme bize tahdis etti; Saîd b. Ebî Arûbe bize tahdis etti. (H) Ve Ebû Gassân el-Mismaî bize tahdis etti; Muâz b. Hişâm bize tahdis etti; babam bize tahdis etti. (H) Ve İshâk b. İbrahim bize tahdis etti; Cerîr bize haber verdi; Süleyman et-Teymî’den. Bunların hepsi Katâde’den; bu isnatla bunun benzerini [naklettiler]. Cerîr’in Süleyman’dan, [onun] Katâde’den [naklettiği] hadisinde ziyade olarak: “Okuduğu zaman susun” [ifadesi vardır]. Ebû Kâmil’in yalnız Ebû Avâne’den (yaptığı) rivayeti hariç; onların hiçbirinin hadisinde: “Çünkü Allah, Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’in lisanı üzere: {Semiallahü limen hamideh} buyurmuştur” [ifadesi] yoktur. Ebû İshâk dedi ki: Ebû Bekr b. Uhti Ebî Nadr bu hadis hakkında (konuştu). Müslim dedi ki: “Süleyman’dan daha hafızını mı istiyorsun?” Ebû Bekr ona: “O halde Ebû Hureyre hadisi?” dedi. [Müslim]: “O sahihtir” dedi -yani ‘Okuduğu zaman susun’ [hadisini kastediyor]-. [Ebû Bekr]: “O, benim yanımda sahihtir” dedi. [Ebû Bekr]: “Onu niçin buraya koymadın?” dedi. [Müslim] dedi ki: “Bana göre sahih olan her şeyi buraya koymadım. Ben buraya ancak üzerinde icma ettiklerini koydum.”
404_3. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، عَنْ عَبْدِ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ فِي الْحَدِيثِ " فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَضَى عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " .
İshâk b. İbrahim ve İbn Ebî Ömer bize tahdis etti; Abdurrazzâk’tan; [o da] Ma‘mer’den; [o da] Katâde’den; bu isnatla [nakletti]. Ve hadiste şöyle dedi: “Çünkü Allah azze ve celle, Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’in lisanı üzere: {Semiallahü limen hamideh} diye hükmetmiştir.”
405. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نُعَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُجْمِرِ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ الأَنْصَارِيَّ، - وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدٍ هُوَ الَّذِي كَانَ أُرِيَ النِّدَاءَ بِالصَّلاَةِ - أَخْبَرَهُ عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ قَالَ أَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ فِي مَجْلِسِ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فَقَالَ لَهُ بَشِيرُ بْنُ سَعْدٍ أَمَرَنَا اللَّهُ تَعَالَى أَنْ نُصَلِّيَ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ قَالَ فَسَكَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى تَمَنَّيْنَا أَنَّهُ لَمْ يَسْأَلْهُ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُولُوا " اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ فِي الْعَالَمِينَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ . وَالسَّلاَمُ كَمَا قَدْ عَلِمْتُمْ " .
Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî bize tahdis etti; dedi ki: Mâlik’e okudum; [o da] Nuaym b. Abdullah el-Mücmir’den; Muhammed b. Abdullah b. Zeyd el-Ensârî -ki Abdullah b. Zeyd, rüyasında kendisine namaz için nida gösterilen kimsedir- ona Ebû Mesud el-Ensârî’den haber verdiğine göre; dedi ki: Biz Sa‘d b. Ubâde’nin meclisindeyken Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize geldi. Beşîr b. Sa‘d ona dedi ki: “Allah Teâlâ bize sana salât etmemizi emretti, ey Allah’ın Resulü! Sana nasıl salât edelim?” [Ebû Mesud] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sustu; hatta biz, keşke ona sormasaydı diye temenni ettik. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Şöyle deyin: ‘Allahumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ âli İbrahîme ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ bârekte alâ âli İbrahîme fi’l-âlemîne inneke Hamîdun Mecîd.’ Selam ise bildiğiniz gibidir.”
406_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى، قَالَ لَقِيَنِي كَعْبُ بْنُ عُجْرَةَ فَقَالَ أَلاَ أُهْدِي لَكَ هَدِيَّةً خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا قَدْ عَرَفْنَا كَيْفَ نُسَلِّمُ عَلَيْكَ فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ قَالَ " قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ " .
Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr bize tahdis etti; -lafız İbnü’l-Müsennâ’nındır- dediler ki: Muhammed b. Cafer bize tahdis etti; Şu‘be bize tahdis etti; [o da] Hakem’den [naklederek] dedi ki: İbn Ebî Leylâ’yı işittim, dedi ki: Ka‘b b. Ucre benimle karşılaştı ve dedi ki: “Sana bir hediye vereyim mi? Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza çıktı. Biz dedik ki: Sana nasıl selam vereceğimizi bildik; peki sana nasıl salât edeceğiz?” [Nebi] buyurdu ki: “Şöyle deyin: ‘Allahumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ âli İbrahîme inneke Hamîdun Mecîd. Allahumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ bârekte alâ âli İbrahîme inneke Hamîdun Mecîd.’”
406_2. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، وَمِسْعَرٍ، عَنِ الْحَكَمِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ . وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ مِسْعَرٍ أَلاَ أُهْدِي لَكَ هَدِيَّةً
Züheyr b. Harb ve Ebû Küreyb bize tahdis etti; dediler ki: Vekî‘ bize tahdis etti; Şu‘be ve Mis‘ar’dan; [onlar] Hakem’den; bu isnatla bunun benzerini [naklettiler]. Mis‘ar’ın hadisinde: “Sana bir hediye vereyim mi?” [ifadesi] yoktur.
406_3. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَعَنْ مِسْعَرٍ، وَعَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، كُلُّهُمْ عَنِ الْحَكَمِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ " . وَلَمْ يَقُلِ اللَّهُمَّ .
Muhammed b. Bekkâr bize tahdis etti; İsmail b. Zekeriyyâ bize tahdis etti; A’meş’ten, Mis‘ar’dan ve Mâlik b. Miğvel’den; hepsi Hakem’den; bu isnatla bunun benzerini [naklettiler]. Ancak o: “Ve bârik alâ Muhammedin” dedi; “Allahumme” demedi.
407. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ أَخْبَرَنَا رَوْحٌ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو حُمَيْدٍ السَّاعِدِيُّ، أَنَّهُمْ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ قَالَ " قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى أَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى أَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ " .
Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr bize tahdis etti; Ravh ve Abdullah b. Nâfi‘ bize tahdis etti. (H) Ve İshâk b. İbrahim bize tahdis etti; -lafız onundur- dedi ki: Ravh bize haber verdi; Mâlik b. Enes’ten; [o da] Abdullah b. Ebî Bekr’den; [o da] babasından; [o da] Amr b. Süleym’den [naklederek]; Ebû Humeyd es-Sâidî bana haber verdi ki: Onlar: “Ey Allah’ın Resulü! Sana nasıl salât edelim?” dediler. Buyurdu ki: “Şöyle deyin: ‘Allahumme salli alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihi ve zürriyyetihi kemâ salleyte alâ âli İbrahîme ve bârik alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihi ve zürriyyetihi kemâ bârekte alâ âli İbrahîme inneke Hamîdun Mecîd.’”
408. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ صَلَّى عَلَىَّ وَاحِدَةً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ عَشْرًا " .
Yahyâ b. Eyyûb, Kuteybe ve İbn Hucr bize tahdis etti; dediler ki: İsmail -ki o İbn Cafer’dir- bize tahdis etti; [o da] Alâ’dan; [o da] babasından; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bana bir defa salât ederse, Allah ona on defa salât eder.”
409_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ الإِمَامُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ . فَإِنَّهُ مَنْ وَافَقَ قَوْلُهُ قَوْلَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Yahyâ b. Yahyâ bize tahdis etti; dedi ki: Mâlik’e okudum; [o da] Sümeyy’den; [o da] Ebû Sâlih’ten; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İmam: ‘Semiallahü limen hamideh’ dediği zaman, siz: ‘Allahumme Rabbena leke’l-hamd’ deyin. Çünkü kimin sözü meleklerin sözüne muvafık düşerse, geçmiş günahları bağışlanır.”
409_2. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ سُمَىٍّ .
Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; Yakûb -yani İbn Abdurrahman- bize tahdis etti; [o da] Süheyl’den; [o da] babasından; [o da] Ebû Hureyre’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]; Sümeyy hadisi manasında [nakletti].
410_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّهُمَا أَخْبَرَاهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَمَّنَ الإِمَامُ فَأَمِّنُوا فَإِنَّهُ مَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " آمِينَ " .
Yahyâ b. Yahyâ bize tahdis etti; dedi ki: Mâlik’e okudum; [o da] İbn Şihâb’dan; [o da] Saîd b. Müseyyeb ve Ebû Seleme b. Abdurrahman’dan [naklederek]. O ikisi ona Ebû Hureyre’den haber vermişler ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İmam {âmin} dediği zaman siz de {âmin} deyin. Çünkü kimin {âmin} demesi meleklerin {âmin} demesine muvafık düşerse, geçmiş günahları bağışlanır.” İbn Şihâb dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem {âmin} derdi.
410_2. Hadis
حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ الْمُسَيَّبِ، وَأَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِ حَدِيثِ مَالِكٍ وَلَمْ يَذْكُرْ قَوْلَ ابْنِ شِهَابٍ .
Harmele b. Yahyâ bana tahdis etti; İbn Vehb bize haber verdi; Yûnus bana haber verdi; [o da] İbn Şihâb’dan; İbnü’l-Müseyyeb ve Ebû Seleme b. Abdurrahman bana haber verdi ki: Ebû Hureyre şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i işittim... Mâlik hadisinin benzerini [nakletti]. Ve İbn Şihâb’ın sözünü zikretmedi.
410_3. Hadis
حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، أَنَّ أَبَا يُونُسَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ آمِينَ . وَالْمَلاَئِكَةُ فِي السَّمَاءِ آمِينَ . فَوَافَقَ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Harmele b. Yahyâ bana tahdis etti; İbn Vehb bana tahdis etti; Amr bana haber verdi ki: Ebû Yûnus ona Ebû Hureyre’den tahdis etmiş ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz namazda: ‘{Âmin}’ dediği zaman; gökteki melekler de: ‘{Âmin}’ derlerse. Ve bunlardan biri diğerine muvafık düşerse, geçmiş günahları bağışlanır.”
410_4. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا قَالَ أَحَدُكُمْ آمِينَ . وَالْمَلاَئِكَةُ فِي السَّمَاءِ آمِينَ . فَوَافَقَتْ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Abdullah b. Mesleme el-Ka‘nebî bize tahdis etti; Mugîre bize tahdis etti; [o da] Ebû Zinâd’dan; [o da] A’rec’den; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz: ‘{Âmin}’ dediği zaman; gökteki melekler de: ‘{Âmin}’ derlerse. Ve bunlardan biri diğerine muvafık düşerse, geçmiş günahları bağışlanır.”
410_5. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Muhammed b. Râfi‘ bize tahdis etti; Abdurrazzâk bize tahdis etti; Ma‘mer bize tahdis etti; [o da] Hemmâm b. Münebbih’ten; [o da] Ebû Hureyre’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]; bunun benzerini [nakletti].
410_6. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ الْقَارِئُ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ . فَقَالَ مَنْ خَلْفَهُ آمِينَ . فَوَافَقَ قَوْلُهُ قَوْلَ أَهْلِ السَّمَاءِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; Yakûb -yani İbn Abdurrahman- bize tahdis etti; [o da] Süheyl’den; [o da] babasından; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Okuyucu: {Gayri’l-mağdûbi aleyhim ve le’d-dâllîn} dediği zaman, arkasındakiler: {Âmin} derse ve onun sözü gök ehlinin sözüne muvafık düşerse, geçmiş günahları bağışlanır.”
411_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ وَأَبُو كُرَيْبٍ جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ، - قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، - عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ سَقَطَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ فَرَسٍ فَجُحِشَ شِقُّهُ الأَيْمَنُ فَدَخَلْنَا عَلَيْهِ نَعُودُهُ فَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَصَلَّى بِنَا قَاعِدًا فَصَلَّيْنَا وَرَاءَهُ قُعُودًا فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ قَالَ " إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا سَجَدَ فَاسْجُدُوا وَإِذَا رَفَعَ فَارْفَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ . وَإِذَا صَلَّى قَاعِدًا فَصَلُّوا قُعُودًا أَجْمَعُونَ " .
Yahyâ b. Yahyâ, Kuteybe b. Saîd, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Amr en-Nâkid, Züheyr b. Harb ve Ebû Küreyb bize tahdis etti; hepsi Süfyân’dan. -Ebû Bekr dedi ki: Süfyân b. Uyeyne bize tahdis etti; [o da] Zührî’den [naklederek]-; dedi ki: Enes b. Mâlik’i şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir attan düştü ve sağ yanı yaralandı. Ziyaret etmek için yanına girdik. Namaz vakti geldi. Bize oturarak namaz kıldırdı; biz de onun arkasında oturarak namaz kıldık. Namazı bitirince buyurdu ki: “İmam ancak kendisine uyulsun diye kılınmıştır. O tekbir aldığı zaman tekbir alın. Secde ettiği zaman secde edin. Başını kaldırdığı zaman başınızı kaldırın. ‘Semiallahü limen hamideh’ dediği zaman ‘Rabbena ve leke’l-hamd’ deyin. Ve oturarak namaz kıldığı zaman, hepiniz oturarak namaz kılın.”
411_2. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ خَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ فَرَسٍ فَجُحِشَ فَصَلَّى لَنَا قَاعِدًا . ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَهُ .
Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; Leys bize tahdis etti. (H) Ve Muhammed b. Rumh bize tahdis etti; Leys bize haber verdi; [o da] İbn Şihâb’dan; [o da] Enes b. Mâlik’ten [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir attan düştü ve yaralandı. Bize oturarak namaz kıldırdı... Sonra benzerini zikretti.
411_3. Hadis
حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صُرِعَ عَنْ فَرَسٍ فَجُحِشَ شِقُّهُ الأَيْمَنُ بِنَحْوِ حَدِيثِهِمَا وَزَادَ " فَإِذَا صَلَّى قَائِمًا فَصَلُّوا قِيَامًا " .
Harmele b. Yahyâ bana tahdis etti; İbn Vehb bize haber verdi; Yûnus bana haber verdi; [o da] İbn Şihâb’dan; Enes b. Mâlik bana haber verdi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir attan düştü ve sağ yanı yaralandı... O ikisinin hadisinin benzerini [nakletti]. Ve: “Ayakta namaz kılarsa ayakta kılın” [ifadesini] ziyade etti.
411_4. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا مَعْنُ بْنُ عِيسَى، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَكِبَ فَرَسًا فَصُرِعَ عَنْهُ فَجُحِشَ شِقُّهُ الأَيْمَنُ . بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ وَفِيهِ " إِذَا صَلَّى قَائِمًا فَصَلُّوا قِيَامًا " .
İbn Ebî Ömer bize tahdis etti; Ma‘n b. Îsâ bize tahdis etti; Mâlik b. Enes’ten; [o da] Zührî’den; [o da] Enes’ten [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir ata bindi ve ondan yıkıldı; sağ yanı yaralandı... Onların hadisi gibi [nakletti]. Onda: “Ayakta namaz kılarsa ayakta kılın” [ifadesi vardır].
411_5. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَنَسٌ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سَقَطَ مِنْ فَرَسِهِ فَجُحِشَ شِقُّهُ الأَيْمَنُ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ وَلَيْسَ فِيهِ زِيَادَةُ يُونُسَ وَمَالِكٍ .
Abd b. Humeyd bize tahdis etti; Abdurrazzâk bize haber verdi; Ma‘mer bize haber verdi; [o da] Zührî’den; Enes bana haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem atından düştü ve sağ yanı yaralandı. [Ravi] hadisi sevk etti. Onda Yûnus ve Mâlik’in ziyadesi yoktur.
412_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ اشْتَكَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ عَلَيْهِ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِهِ يَعُودُونَهُ فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسًا فَصَلَّوْا بِصَلاَتِهِ قِيَامًا فَأَشَارَ إِلَيْهِمْ أَنِ اجْلِسُوا . فَجَلَسُوا فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ " إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا رَفَعَ فَارْفَعُوا وَإِذَا صَلَّى جَالِسًا فَصَلُّوا جُلُوسًا " .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe bize tahdis etti; Abde b. Süleyman bize tahdis etti; [o da] Hişâm’dan; [o da] babasından; [o da] Âişe’den [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem rahatsızlandı. Ashabından bazı kimseler onu ziyaret etmek için yanına girdiler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem oturarak namaz kıldı. Onlar da ayakta olarak onun namazıyla namaz kıldılar. Onlara: “Oturun” diye işaret etti. Onlar da oturdular. Namazdan ayrılınca buyurdu ki: “İmam ancak kendisine uyulsun diye kılınmıştır. O rükûya gittiği zaman rükûya gidin. Başını kaldırdığı zaman başınızı kaldırın. Oturarak namaz kıldığı zaman oturarak kılın.”
412_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي جَمِيعًا، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Ebû Rabî‘ ez-Zehrânî bize tahdis etti; Hammâd -yani İbn Zeyd- bize tahdis etti. (H) Ve Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Küreyb bize tahdis etti; dediler ki: İbn Nümeyr bize tahdis etti. (H) Ve İbn Nümeyr bize tahdis etti; dedi ki: Babam bize tahdis etti; hepsi Hişâm b. Urve’den; bu isnatla bunun benzerini [naklettiler].
413_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ اشْتَكَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّيْنَا وَرَاءَهُ وَهُوَ قَاعِدٌ وَأَبُو بَكْرٍ يُسْمِعُ النَّاسَ تَكْبِيرَهُ فَالْتَفَتَ إِلَيْنَا فَرَآنَا قِيَامًا فَأَشَارَ إِلَيْنَا فَقَعَدْنَا فَصَلَّيْنَا بِصَلاَتِهِ قُعُودًا فَلَمَّا سَلَّمَ قَالَ " إِنْ كِدْتُمْ آنِفًِا لَتَفْعَلُونَ فِعْلَ فَارِسَ وَالرُّومِ يَقُومُونَ عَلَى مُلُوكِهِمْ وَهُمْ قُعُودٌ فَلاَ تَفْعَلُوا ائْتَمُّوا بِأَئِمَّتِكُمْ إِنْ صَلَّى قَائِمًا فَصَلُّوا قِيَامًا وَإِنْ صَلَّى قَاعِدًا فَصَلُّوا قُعُودًا " .
Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; Leys bize tahdis etti. (H) Ve Muhammed b. Rumh b. Muhâcir bize tahdis etti; Leys bize haber verdi; [o da] Ebû Zübeyr’den; [o da] Câbir’den [naklederek] dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem rahatsızlandı. Biz onun arkasında, o oturur vaziyetteyken namaz kıldık. Ebû Bekir de insanlara onun tekbirini işittiriyordu. [Nebi] bize döndü ve bizi ayakta görünce bize [oturmamız için] işaret etti. Biz de oturduk ve onun namazıyla oturarak namaz kıldık. Selam verince şöyle buyurdu: ‘Az kalsın az önce Farsların ve Rumların yaptıklarını yapacaktınız. Onlar, kralları otururken [başlarında] ayakta dururlar. Siz [bunu] yapmayın! İmamlarınıza uyun. Eğer [imam] ayakta namaz kılarsa siz de ayakta kılın; eğer oturarak namaz kılarsa siz de oturarak kılın.’”
413_2. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الرُّؤَاسِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ خَلْفَهُ فَإِذَا كَبَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَبَّرَ أَبُو بَكْرٍ لِيُسْمِعَنَا . ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ اللَّيْثِ .
Yahyâ b. Yahyâ bize tahdis etti; Humeyd b. Abdurrahman er-Ruâsî bize haber verdi; [o da] babasından; [o da] Ebû Zübeyr’den; [o da] Câbir’den [naklederek] dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize namaz kıldırdı, Ebû Bekir de onun arkasındaydı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem tekbir alınca Ebû Bekir de bize işittirmek için tekbir alıyordu.” Sonra Leys’in hadisi gibi [devamını] zikretti.
414_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، - يَعْنِي الْحِزَامِيَّ - عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّمَا الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَلاَ تَخْتَلِفُوا عَلَيْهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ . وَإِذَا سَجَدَ فَاسْجُدُوا وَإِذَا صَلَّى جَالِسًا فَصَلُّوا جُلُوسًا أَجْمَعُونَ " .
Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti; Mugîre -yani el-Hizâmî- bize tahdis etti; [o da] Ebû Zinâd’dan; [o da] A’rec’den; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İmam ancak kendisine uyulsun diye kılınmıştır; ona muhalefet etmeyin. O tekbir aldığı zaman tekbir alın. Rükûya gittiği zaman rükûya gidin. ‘Semiallahü limen hamideh’ dediği zaman ‘Allahumme Rabbena leke’l-hamd’ deyin. Secde ettiği zaman secde edin. Eğer oturarak namaz kılarsa hepiniz oturarak kılın.”
414_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Muhammed b. Râfi‘ bize tahdis etti; Abdurrazzâk bize tahdis etti; Ma‘mer bize tahdis etti; [o da] Hemmâm b. Münebbih’ten; [o da] Ebû Hureyre’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]; bunun benzerini [nakletti].
415_1. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ، خَشْرَمٍ قَالاَ أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا يَقُولُ " لاَ تُبَادِرُوا الإِمَامَ إِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَالَ وَلاَ الضَّالِّينَ . فَقُولُوا آمِينَ . وَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ " .
İshâk b. İbrahim ve İbn Haşrem bize tahdis etti; dediler ki: Îsâ b. Yûnus bize haber verdi; [o da] A’meş’ten; [o da] Ebû Sâlih’ten; [o da] Ebû Hureyre’den [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize öğretir ve şöyle buyururdu: “İmamdan önce davranmayın. O tekbir aldığı zaman tekbir alın. O: ‘Ve le’d-dâllîn’ dediği zaman ‘Âmin’ deyin. O rükûya gittiği zaman rükûya gidin. O: ‘Semiallahü limen hamideh’ dediği zaman ‘Allahumme Rabbena leke’l-hamd’ deyin.”
415_2. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِهِ إِلاَّ قَوْلَهُ " وَلاَ الضَّالِّينَ . فَقُولُوا آمِينَ " . وَزَادَ " وَلاَ تَرْفَعُوا قَبْلَهُ " .
Kuteybe bize tahdis etti; Abdülazîz -yani ed-Derâverdî- bize tahdis etti; [o da] Süheyl b. Ebî Sâlih’ten; [o da] babasından; [o da] Ebû Hureyre’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’en [naklederek]; bunun benzerini [nakletti]. Ancak: “Ve le’d-dâllîn. Fekûlû Âmîn” sözü hariç. Ve: “Ondan önce kaldırmayın” [ifadesini] ziyade etti.
416. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَعْلَى، - وَهُوَ ابْنُ عَطَاءٍ - سَمِعَ أَبَا عَلْقَمَةَ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ فَإِذَا صَلَّى قَاعِدًا فَصَلُّوا قُعُودًا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ . فَإِذَا وَافَقَ قَوْلُ أَهْلِ الأَرْضِ قَوْلَ أَهْلِ السَّمَاءِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Muhammed b. Beşşâr bize tahdis etti; Muhammed b. Cafer bize tahdis etti; Şu‘be’den. (H) Ve Ubeydullah b. Muâz bize tahdis etti; -lafız onundur- babam bize tahdis etti; Şu‘be bize tahdis etti; [o da] Ya’lâ -ki o İbn Atâ’dır-; Ebû Alkamet’i işitmiş; [o da] Ebû Hureyre’yi işitmiş; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İmam ancak bir kalkandır. Oturarak namaz kıldığı zaman oturarak kılın. ‘Semiallahü limen hamideh’ dediği zaman ‘Allahumme Rabbena leke’l-hamd’ deyin. Yer ehlinin sözü gök ehlinin sözüne muvafık düşerse, geçmiş günahları bağışlanır.”
417. Hadis
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ حَيْوَةَ، أَنَّ أَبَا يُونُسَ، مَوْلَى أَبِي هُرَيْرَةَ حَدَّثَهُ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ . فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ . وَإِذَا صَلَّى قَائِمًا فَصَلُّوا قِيَامًا وَإِذَا صَلَّى قَاعِدًا فَصَلُّوا قُعُودًا أَجْمَعُونَ " .
Ebû Tâhir bana tahdis etti; İbn Vehb bize tahdis etti; [o da] Hayve’den; Ebû Hureyre’nin azatlısı Ebû Yûnus ona tahdis etmiş; dedi ki: Ebû Hureyre’yi, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] şöyle derken işittim: “İmam ancak kendisine uyulsun diye kılınmıştır. O tekbir aldığı zaman tekbir alın. O rükûya gittiği zaman rükûya gidin. ‘Semiallahü limen hamideh’ dediği zaman ‘Allahumme Rabbena leke’l-hamd’ deyin. Ayakta namaz kıldığı zaman ayakta kılın; oturarak namaz kıldığı zaman hepiniz oturarak kılın.”
418_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَقُلْتُ لَهَا أَلاَ تُحَدِّثِينِي عَنْ مَرَضِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ بَلَى ثَقُلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَصَلَّى النَّاسُ " . قُلْنَا لاَ وَهُمْ يَنْتَظِرُونَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " ضَعُوا لِي مَاءً فِي الْمِخْضَبِ " . فَفَعَلْنَا فَاغْتَسَلَ ثُمَّ ذَهَبَ لِيَنُوءَ فَأُغْمِيَ عَلَيْهِ ثُمَّ أَفَاقَ فَقَالَ " أَصَلَّى النَّاسُ " . قُلْنَا لاَ وَهُمْ يَنْتَظِرُونَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَقَالَ " ضَعُوا لِي مَاءً فِي الْمِخْضَبِ " . فَفَعَلْنَا فَاغْتَسَلَ ثُمَّ ذَهَبَ لِيَنُوءَ فَأُغْمِيَ عَلَيْهِ ثُمَّ أَفَاقَ فَقَالَ " أَصَلَّى النَّاسُ " . قُلْنَا لاَ وَهُمْ يَنْتَظِرُونَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَقَالَ " ضَعُوا لِي مَاءً فِي الْمِخْضَبِ " . فَفَعَلْنَا فَاغْتَسَلَ ثُمَّ ذَهَبَ لِيَنُوءَ فَأُغْمِيَ عَلَيْهِ ثُمَّ أَفَاقَ فَقَالَ " أَصَلَّى النَّاسُ " . فَقُلْنَا لاَ وَهُمْ يَنْتَظِرُونَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَتْ وَالنَّاسُ عُكُوفٌ فِي الْمَسْجِدِ يَنْتَظِرُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِصَلاَةِ الْعِشَاءِ الآخِرَةِ - قَالَتْ - فَأَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى أَبِي بَكْرٍ أَنْ يُصَلِّيَ بِالنَّاسِ فَأَتَاهُ الرَّسُولُ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُكَ أَنْ تُصَلِّيَ بِالنَّاسِ . فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ وَكَانَ رَجُلاً رَقِيقًا يَا عُمَرُ صَلِّ بِالنَّاسِ . قَالَ فَقَالَ عُمَرُ أَنْتَ أَحَقُّ بِذَلِكَ . قَالَتْ فَصَلَّى بِهِمْ أَبُو بَكْرٍ تِلْكَ الأَيَّامَ ثُمَّ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَجَدَ مِنْ نَفْسِهِ خِفَّةً فَخَرَجَ بَيْنَ رَجُلَيْنِ أَحَدُهُمَا الْعَبَّاسُ لِصَلاَةِ الظُّهْرِ وَأَبُو بَكْرٍ يُصَلِّي بِالنَّاسِ فَلَمَّا رَآهُ أَبُو بَكْرٍ ذَهَبَ لِيَتَأَخَّرَ فَأَوْمَأَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ لاَ يَتَأَخَّرَ وَقَالَ لَهُمَا " أَجْلِسَانِي إِلَى جَنْبِهِ " . فَأَجْلَسَاهُ إِلَى جَنْبِ أَبِي بَكْرٍ وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ يُصَلِّي وَهُوَ قَائِمٌ بِصَلاَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالنَّاسُ يُصَلُّونَ بِصَلاَةِ أَبِي بَكْرٍ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَاعِدٌ . قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ فَدَخَلْتُ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ فَقُلْتُ لَهُ أَلاَ أَعْرِضُ عَلَيْكَ مَا حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ عَنْ مَرَضِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ هَاتِ . فَعَرَضْتُ حَدِيثَهَا عَلَيْهِ فَمَا أَنْكَرَ مِنْهُ شِيْئًا غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ أَسَمَّتْ لَكَ الرَّجُلَ الَّذِي كَانَ مَعَ الْعَبَّاسِ قُلْتُ لاَ . قَالَ هُوَ عَلِيٌّ .
Ahmed b. Abdullah b. Yûnus bize tahdis etti; Zâide bize tahdis etti; Mûsâ b. Ebî Âişe bize tahdis etti; [o da] Ubeydullah b. Abdullah’tan [naklederek] dedi ki: Âişe’nin yanına girdim ve ona: “Bana Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hastalığından bahsetmez misin?” dedim. Dedi ki: “Evet. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in hastalığı ağırlaştı. ‘İnsanlar namaz kıldı mı?’ diye sordu. Biz: ‘Hayır, onlar seni bekliyorlar ey Allah’ın Resulü’ dedik. ‘Benim için leğene su koyun’ buyurdu. Dediğini yaptık; yıkandı. Sonra kalkmaya çalıştı fakat bayıldı. Sonra ayıldı ve yine: ‘İnsanlar namaz kıldı mı?’ diye sordu. Biz: ‘Hayır, onlar seni bekliyorlar ey Allah’ın Resulü’ dedik. ‘Benim için leğene su koyun’ buyurdu. Dediğini yaptık; yıkandı. Sonra kalkmaya çalıştı fakat bayıldı. Sonra ayıldı ve yine: ‘İnsanlar namaz kıldı mı?’ diye sordu. Biz: ‘Hayır, onlar seni bekliyorlar ey Allah’ın Resulü’ dedik. ‘Benim için leğene su koyun’ buyurdu. Dediğini yaptık; yıkandı. Sonra kalkmaya çalıştı fakat bayıldı. Sonra ayıldı ve yine: ‘İnsanlar namaz kıldı mı?’ diye sordu. Biz: ‘Hayır, onlar seni bekliyorlar ey Allah’ın Resulü’ dedik. İnsanlar ise mescitte toplanmış, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i yatsı namazı için bekliyorlardı. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir’e insanlara namaz kıldırması için haber gönderdi. Elçi ona gelip: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sana insanlara namaz kıldırmanı emrediyor’ dedi. Ebû Bekir ince ruhlu bir adamdı; ‘Ey Ömer! İnsanlara namaz kıldır’ dedi. Ömer: ‘Sen buna daha layıksın’ dedi. O günlerde onlara Ebû Bekir namaz kıldırdı. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisinde bir hafiflik hissetti ve biri Abbâs olmak üzere iki adam arasında öğle namazı için çıktı. Ebû Bekir o sırada insanlara namaz kıldırıyordu. Ebû Bekir onu görünce arkaya çekilmeye çalıştı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona arkaya çekilmemesi için işaret etti. İki adama: ‘Beni onun yanına oturtun’ buyurdu. Onu Ebû Bekir’in yanına oturttular. Ebû Bekir ayakta olarak Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazına uyarak namaz kıldırıyordu; insanlar da Ebû Bekir’in namazına uyarak namaz kılıyorlardı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ise oturuyordu.” Ubeydullah dedi ki: Abdullah b. Abbâs’ın yanına girdim ve ona: “Âişe’nin bana Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hastalığı hakkında tahdis ettiği şeyi sana arz edeyim mi?” dedim. “Anlat” dedi. Onun hadisini ona arz ettim. Ondan hiçbir şeyi inkar etmedi; ancak: “Sana Abbâs ile beraber olan adamın ismini söyledi mi?” dedi. “Hayır” dedim. “O, Ali’dir” dedi.
418_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ رَافِعٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، قَالَ قَالَ الزُّهْرِيُّ وَأَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ قَالَتْ، أَوَّلُ مَا اشْتَكَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْتِ مَيْمُونَةَ فَاسْـتَأْذَنَ أَزْوَاجَهُ أَنْ يُمَرَّضَ فِي بَيْتِهَا وَأَذِنَّ لَهُ - قَالَتْ - فَخَرَجَ وَيَدٌ لَهُ عَلَى الْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسٍ وَيَدٌ لَهُ عَلَى رَجُلٍ آخَرَ وَهُوَ يَخُطُّ بِرِجْلَيْهِ فِي الأَرْضِ . فَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ فَحَدَّثْتُ بِهِ ابْنَ عَبَّاسٍ فَقَالَ أَتَدْرِي مَنِ الرَّجُلُ الَّذِي لَمْ تُسَمِّ عَائِشَةُ هُوَ عَلِيٌّ .
Muhammed b. Râfi‘ ve Abd b. Humeyd bize tahdis etti; -lafız İbn Râfi‘indir- dediler ki: Abdurrazzâk bize tahdis etti; Ma‘mer bize haber verdi; [o da] Zührî’den [naklederek] dedi ki: Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe bana haber verdi ki: Âişe ona şöyle haber vermiş: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ilk olarak Meymûne’nin evinde rahatsızlandı. Eşlerinden, kendisinin benim evimde kalması için izin istedi; onlar da ona izin verdiler.” -Dedi ki:- Bir eli Fadl b. Abbâs’ın üzerinde, diğer eli ise başka bir adamın üzerinde olduğu halde, ayaklarını yerde sürüyerek çıktı. Ubeydullah dedi ki: Bunu İbn Abbâs’a anlattım. Dedi ki: “Âişe’nin ismini söylemediği o adamın kim olduğunu biliyor musun? O, Ali’dir.”
418_3. Hadis
حَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ لَمَّا ثَقُلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاشْتَدَّ بِهِ وَجَعُهُ اسْتَأْذَنَ أَزْوَاجَهُ أَنْ يُمَرَّضَ فِي بَيْتِي فَأَذِنَّ لَهُ فَخَرَجَ بَيْنَ رَجُلَيْنِ تَخُطُّ رِجْلاَهُ فِي الأَرْضِ بَيْنَ عَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَبَيْنَ رَجُلٍ آخَرَ . قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ فَأَخْبَرْتُ عَبْدَ اللَّهِ بِالَّذِي قَالَتْ عَائِشَةُ فَقَالَ لِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ هَلْ تَدْرِي مَنِ الرَّجُلُ الآخَرُ الَّذِي لَمْ تُسَمِّ عَائِشَةُ قَالَ قُلْتُ لاَ . قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ هُوَ عَلِيٌّ .
Abdülmelik b. Şuayb b. Leys bana tahdis etti; babam bana tahdis etti; [o da] dedemden; dedi ki: Ukayl b. Hâlid bana tahdis etti; dedi ki: İbn Şihâb dedi ki: Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mesud bana haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hastalığı ağırlaşıp sancısı şiddetlenince, benim evimde bakılması için eşlerinden izin istedi; onlar da ona izin verdiler. Ayakları yerde sürünerek Abbâs b. Abdülmuttalib ile başka bir adam arasında çıktı.” Ubeydullah dedi ki: Âişe’nin söylediklerini Abdullah’a haber verdim. Abdullah b. Abbâs bana: “Âişe’nin ismini söylemediği o diğer adamın kim olduğunu biliyor musun?” dedi. Dedi ki: “Hayır” dedim. İbn Abbâs: “O, Ali’dir” dedi.
418_4. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ لَقَدْ رَاجَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذَلِكَ وَمَا حَمَلَنِي عَلَى كَثْرَةِ مُرَاجَعَتِهِ إِلاَّ أَنَّهُ لَمْ يَقَعْ فِي قَلْبِي أَنْ يُحِبَّ النَّاسُ بَعْدَهُ رَجُلاً قَامَ مَقَامَهُ أَبَدًا وَإِلاَّ أَنِّي كُنْتُ أَرَى أَنَّهُ لَنْ يَقُومَ مَقَامَهُ أَحَدٌ إِلاَّ تَشَاءَمَ النَّاسُ بِهِ فَأَرَدْتُ أَنْ يَعْدِلَ ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَبِي بَكْرٍ .
Abdülmelik b. Şuayb b. Leys bana tahdis etti; babam bana tahdis etti; [o da] dedemden; dedi ki: Ukayl b. Hâlid bana tahdis etti; dedi ki: İbn Şihâb dedi ki: Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mesud bana haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe şöyle demiştir: “Andolsun bu hususta Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e tekrar tekrar ricada bulundum. Beni bu kadar çok ricada bulunmaya sevk eden şey ancak şu idi: Ondan sonra onun makamına geçen bir adamı insanların asla sevmeyeceği kalbime yerleşmişti. Yine onun makamına kim geçerse insanların onu uğursuz sayacağını düşünüyordum. Bu yüzden Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bu işi Ebû Bekir’den çevirmesini istedim.”