Rüya Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2269_1. Hadis

حَدَّثَنَا حَاجِبُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، أَخْبَرَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، أَوْ أَبَا هُرَيْرَةَ كَانَ يُحَدِّثُ أَنَّ رَجُلاً، أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى التُّجِيبِيُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ كَانَ يُحَدِّثُ أَنَّ رَجُلاً أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَرَى اللَّيْلَةَ فِي الْمَنَامِ ظُلَّةً تَنْطِفُ السَّمْنَ وَالْعَسَلَ فَأَرَى النَّاسَ يَتَكَفَّفُونَ مِنْهَا بِأَيْدِيهِمْ فَالْمُسْتَكْثِرُ وَالْمُسْتَقِلُّ وَأَرَى سَبَبًا وَاصِلاً مِنَ السَّمَاءِ إِلَى الأَرْضِ فَأَرَاكَ أَخَذْتَ بِهِ فَعَلَوْتَ ثُمَّ أَخَذَ بِهِ رَجُلٌ مِنْ بَعْدِكَ فَعَلاَ ثُمَّ أَخَذَ بِهِ رَجُلٌ آخَرُ فَعَلاَ ثُمَّ أَخَذَ بِهِ رَجُلٌ آخَرُ فَانْقَطَعَ بِهِ ثُمَّ وُصِلَ لَهُ فَعَلاَ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَاللَّهِ لَتَدَعَنِّي فَلأَعْبُرَنَّهَا ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اعْبُرْهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَمَّا الظُّلَّةُ فَظُلَّةُ الإِسْلاَمِ وَأَمَّا الَّذِي يَنْطِفُ مِنَ السَّمْنِ وَالْعَسَلِ فَالْقُرْآنُ حَلاَوَتُهُ وَلِينُهُ وَأَمَّا مَا يَتَكَفَّفُ النَّاسُ مِنْ ذَلِكَ فَالْمُسْتَكْثِرُ مِنَ الْقُرْآنِ وَالْمُسْتَقِلُّ وَأَمَّا السَّبَبُ الْوَاصِلُ مِنَ السَّمَاءِ إِلَى الأَرْضِ فَالْحَقُّ الَّذِي أَنْتَ عَلَيْهِ تَأْخُذُ بِهِ فَيُعْلِيكَ اللَّهُ بِهِ ثُمَّ يَأْخُذُ بِهِ رَجُلٌ مِنْ بَعْدِكَ فَيَعْلُو بِهِ ثُمَّ يَأْخُذُ بِهِ رَجُلٌ آخَرُ فَيَعْلُو بِهِ ثُمَّ يَأْخُذُ بِهِ رَجُلٌ آخَرُ فَيَنْقَطِعُ بِهِ ثُمَّ يُوصَلُ لَهُ فَيَعْلُو بِهِ ‏.‏ فَأَخْبِرْنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ أَصَبْتُ أَمْ أَخْطَأْتُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَصَبْتَ بَعْضًا وَأَخْطَأْتَ بَعْضًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَوَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَتُحَدِّثَنِّي مَا الَّذِي أَخْطَأْتُ قَالَ ‏"‏ لاَ تُقْسِمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hâcib b. el-Velîd anlattı; bize Muhammed b. Harb, ez-Zübeydî’den anlattı; bana Zührî haber verdi; (o) Ubeydullah b. Abdullah’tan (şöyle nakletti): İbn Abbâs veya Ebû Hureyre bir adamın Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiğini anlatırdı. (H) Bana Harmele b. Yahyâ et-Tücîbî de anlattı —lafız onundur—; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus haber verdi; (o) İbn Şihâb’dan; o Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe’den; o da İbn Abbâs’ın şöyle anlattığını nakletti: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: ‘Ey Resûlullah! Ben bu gece rüyamda yağ ve bal damlatan bir bulut (zulle) gördüm. İnsanların elleriyle ondan (yağ ve baldan) avuçladıklarını görüyordum; kimi çok, kimi de az alıyordu. Ayrıca gökten yere uzanan bir ip (sebeben) gördüm; sizin o ipe yapışıp yükseldiğinizi, sonra sizden sonra bir adamın ona yapışıp yükseldiğini, sonra bir başka adamın yapışıp yükseldiğini, sonra bir başka adamın daha yapışıp ipin onda koptuğunu, bilahare ipin onun için tekrar bağlanıp eklendiğini ve onun da yükseldiğini gördüm’ dedi. Bunun üzerine Ebû Bekir: ‘Ey Resûlullah! Babam anam sana feda olsun, vallahi beni bırak da onu ben tabir edeyim’ dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Tabir et!” buyurdu. Ebû Bekir şöyle dedi: ‘O bulut, İslam bulutudur. Damlayan yağ ve bal ise Kur’an’ın tatlılığı ve yumuşaklığıdır. İnsanların ondan avuçlamaları ise Kur’an’dan çok veya az istifade edenlerdir. Gökten yere uzanan ip ise senin üzerinde bulunduğun haktır ki sen ona yapışıyorsun ve Allah onunla seni yükseltiyor. Senden sonra bir adam daha ona yapışıp yükseliyor; sonra bir başkası ona yapışıp yükseliyor; bir başkası daha ona yapışıyor fakat ip onda kopuyor, bilahare onun için ip tekrar bağlanıyor ve o da yükseliyor. Ey Resûlullah! Babam anam sana feda olsun, söyle bana: Doğru mu tabir ettim, yoksa hata mı yaptım?’ Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bazısında isabet ettin, bazısında ise hata yaptın” buyurdu. (Ebû Bekir): ‘Vallahi ey Resûlullah! Nerede hata yaptığımı bana mutlaka söyleyeceksin!’ deyince, (Resulullah): “Yemin etme!” buyurdu.