Faziletler Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2314_1. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ، بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، وَعَنْ عَمْرٍو، عَنْ مُحَمَّدِ، بْنِ عَلِيٍّ عَنْ جَابِرٍ، أَحَدُهُمَا يَزِيدُ عَلَى الآخَرِ ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ قَالَ سُفْيَانُ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ الْمُنْكَدِرِ، يَقُولُ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سُفْيَانُ وَسَمِعْتُ أَيْضًا، عَمْرَو بْنَ دِينَارٍ يُحَدِّثُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، وَزَادَ، أَحَدُهُمَا عَلَى الآخَرِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ قَدْ جَاءَنَا مَالُ الْبَحْرَيْنِ لَقَدْ أَعْطَيْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ بِيَدَيْهِ جَمِيعًا فَقُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ أَنْ يَجِيءَ مَالُ الْبَحْرَيْنِ فَقَدِمَ عَلَى أَبِي بَكْرٍ بَعْدَهُ فَأَمَرَ مُنَادِيًا فَنَادَى مَنْ كَانَتْ لَهُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عِدَةٌ أَوْ دَيْنٌ فَلْيَأْتِ ‏.‏ فَقُمْتُ فَقُلْتُ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ لَوْ قَدْ جَاءَنَا مَالُ الْبَحْرَيْنِ أَعْطَيْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ فَحَثَى أَبُو بَكْرٍ مَرَّةً ثُمَّ قَالَ لِي عُدَّهَا ‏.‏ فَعَدَدْتُهَا فَإِذَا هِيَ خَمْسُمِائَةٍ فَقَالَ خُذْ مِثْلَيْهَا ‏.‏

Bize Amr en-Nâkıd anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne, (Muhammed) b. el-Münkedir’den nakletti; o Câbir b. Abdullah’ı (işitmiş). (H) Bize İshâk da anlattı; bize Süfyân, İbn el-Münkedir’den; o Câbir’den; (Süfyân) Amr’dan; o Muhammed b. Ali’den; o da Câbir’den rivayet etti. —Râvilerden biri diğerinden (bazı lafızlar) fazla olarak nakletti—. (H) Bize İbn Abî Ömer de anlattı —lafız onundur—; dedi ki: Süfyân şöyle demiştir: ‘Muhammed b. el-Münkedir’i: «Câbir b. Abdullah’ı (şöyle derken) işittim» derken dinledim.’ Süfyân devamla: ‘Amr b. Dînâr’ı da Muhammed b. Ali’den naklen: «Câbir b. Abdullah’ı (şöyle derken) işittim» derken dinledim’ dedi. Râvilerden biri diğeri üzerine bazı ziyadelerde bulunarak [şöyle nakletti]: ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Eğer bize Bahreyn malı gelirse, sana şöyle şöyle ve şöyle veririm!” buyurdu ve iki elini birden açarak (avucuyla verir gibi) işaret etti. Fakat Bahreyn malı gelmeden Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem dar-ı bekaya irtihal etti (vefat etti). Ondan sonra Bahreyn malı Ebû Bekir’e geldi (erişti). Bunun üzerine Ebû Bekir bir münadiye: «Kimin Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den bir alacağı veya bir vaadi varsa bize gelsin!» diye nida etmesini emretti. Ben de hemen kalkıp yanına gittim ve: «Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem: “Eğer bize Bahreyn malı gelirse sana şöyle şöyle ve şöyle veririm!” buyurmuştu» dedim. Bunun üzerine Ebû Bekir elleriyle (parça parça) bir kere avuçlayıp (bana) attı; sonra: «Bunları say!» dedi. Saydım; bir de baktım ki beş yüz (dirhem/dinat) imiş! Ebû Bekir: «Bunun iki mislini daha al!» dedi.’