2346. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ، ح وَحَدَّثَنِي سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، كِلاَهُمَا عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، ح وَحَدَّثَنِي حَامِدُ بْنُ عُمَرَ الْبَكْرَاوِيُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، - يَعْنِي ابْنَ زِيَادٍ - حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَرْجِسَ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَكَلْتُ مَعَهُ خُبْزًا وَلَحْمًا - أَوْ قَالَ ثَرِيدًا - قَالَ فَقُلْتُ لَهُ أَسْتَغْفَرَ لَكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ وَلَكَ ثُمَّ تَلاَ هَذِهِ الآيَةَ { وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ} قَالَ ثُمَّ دُرْتُ خَلْفَهُ فَنَظَرْتُ إِلَى خَاتَمِ النُّبُوَّةِ بَيْنَ كَتِفَيْهِ عِنْدَ نَاغِضِ كَتِفِهِ الْيُسْرَى جُمْعًا عَلَيْهِ خِيلاَنٌ كَأَمْثَالِ الثَّآلِيلِ .
Bize Ebû Kâmil anlattı; bize Hammâd —yani İbn Zeyd— anlattı. (H) Bana Süveyd b. Saîd de anlattı; bize Ali b. Müshir anlattı. Her ikisi de Âsım el-Ahvel’den [naklettiler]. (H) Bana Hâmid b. Ömer el-Bekrâvî de anlattı —lafız onundur—; bize Abdülvâhid —yani İbn Ziyâd— anlattı; bize Âsım, Abdullâh b. Sercis’ten nakletti. (Abdullah b. Sercis) şöyle demiştir: ‘Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’i gördüm; onunla birlikte ekmek ve et —yahut tirit— yedim.’ (Râvi Âsım), (Abdullah b. Sercis’e): «Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem senin için (Allah’tan) mağfiret diledi mi?» diye sordu. O da: «Evet, senin için de (diledi)!» dedi ve şu ayeti okudu: { Hem kendi günahın için, hem de mümin erkekler ve mümin kadınlar için mağfiret dile! } (Muhammed Suresi, 19). (Abdullah) devamla: ‘Sonra onun arkasına dolandım ve iki omuzu arasındaki peygamberlik mührüne baktım. (Mühür), sol omuz küreğinin hizasında, toplu bir yumru şeklinde olup üzerinde siğil benzeri benler vardı.’