Faziletler Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

843_3. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي، سَلَمَةَ عَنْ جَابِرٍ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو عِمْرَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ زِيَادٍ - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سِنَانِ بْنِ أَبِي سِنَانٍ الدُّؤَلِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ غَزَوْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَزْوَةً قِبَلَ نَجْدٍ فَأَدْرَكَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَادٍ كَثِيرِ الْعِضَاهِ فَنَزَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَحْتَ شَجَرَةٍ فَعَلَّقَ سَيْفَهُ بِغُصْنٍ مِنْ أَغْصَانِهَا - قَالَ - وَتَفَرَّقَ النَّاسُ فِي الْوَادِي يَسْتَظِلُّونَ بِالشَّجَرِ - قَالَ - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ رَجُلاً أَتَانِي وَأَنَا نَائِمٌ فَأَخَذَ السَّيْفَ فَاسْتَيْقَظْتُ وَهُوَ قَائِمٌ عَلَى رَأْسِي فَلَمْ أَشْعُرْ إِلاَّ وَالسَّيْفُ صَلْتًا فِي يَدِهِ فَقَالَ لِي مَنْ يَمْنَعُكَ مِنِّي قَالَ قُلْتُ اللَّهُ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ فِي الثَّانِيَةِ مَنْ يَمْنَعُكَ مِنِّي قَالَ قُلْتُ اللَّهُ ‏.‏ قَالَ فَشَامَ السَّيْفَ فَهَا هُوَ ذَا جَالِسٌ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ لَمْ يَعْرِضْ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma’mer, Zührî’den; o Ebû Seleme’den; o da Câbir’den nakletti. (H) Bana Ebû İmrân Muhammed b. Ca’fer b. Ziyâd da anlattı —lafız onundur—; bize İbrâhîm —yani İbn Sa’d—, Zührî’den; o Sinân b. Ebû Sinân ed-Düelî’den; o da Câbir b. Abdullah’tan [naklettiğine göre] şöyle demiştir: ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Necid taraflarında bir gazvede bulunduk. Çok ağaçlı bir vadide konakladığımızda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir ağacın altına indi ve kılıcını o ağacın dallarından birine astı. İnsanlar da ağaçların gölgesinde serinlemek üzere vadiye dağıldılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [daha sonra bizi çağırıp] şöyle buyurdu: “Ben uykudayken bir adam yanıma gelip kılıcı aldı. Uyandığımda o, kılıcı kınından sıyrılmış bir halde başucumda dikiliyordu. Bana: «Seni benden kim korur?» dedi. Ben: «Allah!» cevabını verdim. Sonra o ikinci defa: «Seni benden kim korur?» diye sordu. Ben yine: «Allah!» dedim. Bunun üzerine (adam korktu da) kılıcı kınına soktu. İşte o adam (şu an) burada oturuyor!” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona hiçbir ceza vermedi (ilişmedi).’