2450_1. Hadis
حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، حَدَّثَهُ أَنَّ عَائِشَةَ حَدَّثَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَعَا فَاطِمَةَ ابْنَتَهُ فَسَارَّهَا فَبَكَتْ ثُمَّ سَارَّهَا فَضَحِكَتْ فَقَالَتْ عَائِشَةُ فَقُلْتُ لِفَاطِمَةَ مَا هَذَا الَّذِي سَارَّكِ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَكَيْتِ ثُمَّ سَارَّكِ فَضَحِكْتِ قَالَتْ سَارَّنِي فَأَخْبَرَنِي بِمَوْتِهِ فَبَكَيْتُ ثُمَّ سَارَّنِي فَأَخْبَرَنِي أَنِّي أَوَّلُ مَنْ يَتْبَعُهُ مِنْ أَهْلِهِ فَضَحِكْتُ .
Bize Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ ve Ebû Saîd el-Eşec anlattılar; dediler ki: Bize Vekî’ anlattı; (H) bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebû Üsâme anlattı; hepsi Hişâm b. Urve’den; babasından; Âişe’den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in hanımları, hiçbiri eksik olmaksızın Onun yanındaydılar. O sırada Fatıma yürüyerek geldi; yürüyüşü Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yürüyüşünden hiç farklı değildi. [Resulullah] onu görünce: “Hoş geldin kızım!” diyerek karşıladı. Sonra onu sağ yanına -veya sol yanına- oturttu. Ardından kulağına gizlice bir şey söyledi; bunun üzerine [Fatıma] şiddetli bir şekilde ağlamaya başladı. [Resulullah] onun üzüntüsünü görünce kulağına ikinci kez bir şey söyledi; bu sefer [Fatıma] gülümsemeye başladı. [Âişe] dedi ki: Ben ona: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hanımları arasından sadece seni bir sırla [kendine] has kılmışken, sen kalkmış ağlıyorsun!’ dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem [odadan] çıkınca ona: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sana ne söyledi?’ diye sordum. Fatıma: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sırrını ifşa edemem.’ dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edince [bir gün] ona: ‘Üzerindeki hakkıma yemin olsun ki, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sana ne söylediğini bana anlatmanı istiyorum.’ dedim. Fatıma: ‘Şimdi ise evet [anlatırım].’ dedi ve şöyle devam etti: ‘İlk fısıldadığında bana; Cebrail’in her yıl Kur’an’ı kendisine bir veya iki defa arz ettiğini, bu yıl ise iki defa arz ettiğini, bunu da ecelinin yaklaştığının bir işareti olarak gördüğünü söyledi ve: “Allah’tan kork ve sabret; ben senin için ne güzel bir öncüyüm!” buyurdu. Bunun üzerine senin gördüğün o ağlamamla ağladım. Benim üzüntümü görünce kulağıma ikinci kez fısıldadı ve: “Ey Fatıma! Mümin kadınların seyyidesi (hanımefendisi) -veya bu ümmetin kadınlarının seyyidesi- olmaya razı olmaz mısın?” buyurdu. İşte o zaman da senin gördüğün o gülmemle güldüm.’”