2489_2. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَتِ اسْتَأْذَنَ حَسَّانُ بْنُ ثَابِتٍ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي هِجَاءِ الْمُشْرِكِينَ . وَلَمْ يَذْكُرْ أَبَا سُفْيَانَ وَقَالَ بَدَلَ الْخَمِيرِ الْعَجِينِ .
Bize Saîd b. Mansûr anlattı; bize Süfyân anlattı; Amr b. Dînâr’dan; Câbir’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kureyş’in bir kervanını karşılamak üzere bizi gönderdi ve başımıza Ebû Ubeyde’yi komutan tayin etti. Azık olarak bize bir dağarcık hurma verdi; çünkü bundan başka verecek bir şey bulamamıştı. Ebû Ubeyde bize bu hurmaları birer birer veriyordu. (Amr b. Dînâr): “O bir tek hurmayı ne yapıyordunuz?” diye sordum. Câbir: “Onu çocuğun emmesi gibi emiyor, sonra üzerine su içiyorduk; bu bizi o gün geceye kadar idare ediyordu. Ayrıca asalarımızla ağaç yapraklarına (habat) vuruyor, sonra onları suyla ıslatıp yiyorduk.” dedi. Câbir devamla şöyle anlattı: Deniz sahili boyunca yürüdük; derken sahil kenarında kocaman bir kum tepesi gibi bir şey gördük. Yanına vardığımızda onun Anber denilen devasa bir canlı olduğunu anladık. Ebû Ubeyde önce: “Bu leştir.” dedi. Sonra: “Hayır! Zira biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in elçileriyiz, Allah yolundayız ve siz de darda kaldınız; öyleyse yiyin!” dedi. Biz üç yüz kişiydik ve orada bir ay boyunca kalıp o hayvandan yedik; öyle ki hepimiz kilo aldık. Vallahi biz o balığın göz çukurundan testilerle yağ çıkarıyor, ondan öküz büyüklüğünde et parçaları kesiyorduk. Ebû Ubeyde bizden on üç kişiyi alıp balığın göz çukuruna oturttu. Kaburgalarından birini alıp dikti; sonra yanımızdaki develerin en büyüğünü hazırlatıp o kemiğin altından geçirtti; deve altından geçti gitti. Onun etinden pastırma yaparak yanımıza azık aldık. Medine’ye gelince Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına gidip durumu anlattık. Resulullah: “O, Allah’ın sizin için çıkardığı bir rızıktır. Yanınızda o etten bir parça var mı, bize de yedirir misiniz?” buyurdu. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e o etten gönderdik, o da yedi.”