595_1. Hadis
حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ النَّضْرِ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، كِلاَهُمَا عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - وَهَذَا حَدِيثُ قُتَيْبَةَ أَنَّ فُقَرَاءَ، الْمُهَاجِرِينَ أَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بِالدَّرَجَاتِ الْعُلَى وَالنَّعِيمِ الْمُقِيمِ . فَقَالَ " وَمَا ذَاكَ " . قَالُوا يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي وَيَصُومُونَ كَمَا نَصُومُ وَيَتَصَدَّقُونَ وَلاَ نَتَصَدَّقُ وَيُعْتِقُونَ وَلاَ نُعْتِقُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَفَلاَ أُعَلِّمُكُمْ شَيْئًا تُدْرِكُونَ بِهِ مَنْ سَبَقَكُمْ وَتَسْبِقُونَ بِهِ مَنْ بَعْدَكُمْ وَلاَ يَكُونُ أَحَدٌ أَفْضَلَ مِنْكُمْ إِلاَّ مَنْ صَنَعَ مِثْلَ مَا صَنَعْتُمْ " . قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " تُسَبِّحُونَ وَتُكَبِّرُونَ وَتَحْمَدُونَ دُبُرَ كُلِّ صَلاَةٍ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ مَرَّةً " . قَالَ أَبُو صَالِحٍ فَرَجَعَ فُقَرَاءُ الْمُهَاجِرِينَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا سَمِعَ إِخْوَانُنَا أَهْلُ الأَمْوَالِ بِمَا فَعَلْنَا فَفَعَلُوا مِثْلَهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ذَلِكَ فَضْلُ اللَّهِ يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَاءُ " . وَزَادَ غَيْرُ قُتَيْبَةَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ عَنِ اللَّيْثِ عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ قَالَ سُمَىٌّ فَحَدَّثْتُ بَعْضَ أَهْلِي هَذَا الْحَدِيثَ فَقَالَ وَهِمْتَ إِنَّمَا قَالَ " تُسَبِّحُ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَتَحْمَدُ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَتُكَبِّرُ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ " . فَرَجَعْتُ إِلَى أَبِي صَالِحٍ فَقُلْتُ لَهُ ذَلِكَ فَأَخَذَ بِيَدِي فَقَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ حَتَّى تَبْلُغَ مِنْ جَمِيعِهِنَّ ثَلاَثَةً وَثَلاَثِينَ . قَالَ ابْنُ عَجْلاَنَ فَحَدَّثْتُ بِهَذَا الْحَدِيثِ رَجَاءَ بْنَ حَيْوَةَ فَحَدَّثَنِي بِمِثْلِهِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Asım b. en-Nadr et-Teymî tahdis etti; dedi ki: Bize Mu'temir tahdis etti; Bize Ubeydullah tahdis etti. (H) Dedi ki: Bize Kuteybe b. Said tahdis etti; dedi ki: Bize Leys tahdis etti; İbn Aclan'dan. Her ikisi de Sümevy'den; o Ebu Salih'ten; o da Ebu Hureyre'den [naklederek rivayet ettiler]. —Bu Kuteybe'nin hadisidir—: Muhacirlerin fakirleri Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: “Varlık sahipleri (zenginler) yüksek dereceleri ve kalıcı nimetleri alıp gittiler” dediler. [Resulullah]: “O [dediğiniz] nedir?” buyurdu. Onlar: “Bizim namaz kıldığımız gibi namaz kılıyorlar, bizim oruç tuttuğumuz gibi oruç tutuyorlar; [ancak] onlar sadaka veriyorlar biz veremiyoruz, onlar köle azat ediyorlar biz edemiyoruz” dediler. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizi geçenlere yetişebileceğiniz, sizden sonrakileri ise geçebileceğiniz ve sizin yaptığınızın mislini yapanlar dışında hiç kimsenin sizden daha faziletli olamayacağı bir şeyi size öğreteyim mi?” Onlar: “Evet, ey Allah'ın Resulü!” dediler. [Resulullah]: “Her namazın peşinden otuz üçer defa Sübhanallah, Allahüekber ve Elhamdülillah dersiniz” buyurdu. Ebu Salih dedi ki: Muhacirlerin fakirleri tekrar Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e dönüp: “Mal sahibi kardeşlerimiz bizim yaptığımızı işitmişler ve aynısını yapmışlar” dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem [bunun üzerine]: “Bu Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir” buyurdu. Kuteybe dışındakiler Leys'ten; o da İbn Aclan'dan [naklederek] bu hadise şunu eklediler: Sümeyy dedi ki: Bu hadisi ailemden bazılarına anlattım. O: “Yanılmışsın; [Resulullah] ancak şöyle buyurdu: ‘Otuz üç defa Sübhanallah, otuz üç defa Elhamdülillah ve otuz üç defa Allahüekber dersin’ dedi.” Bunun üzerine Ebu Salih'e geri dönüp bunu ona söyledim. [Ebu Salih] elimden tuttu ve: “Allahüekber, Sübhanallah, Elhamdülillah; Allahüekber, Sübhanallah, Elhamdülillah; ta ki bunların hepsinden toplamda otuz üç [tane söylemiş] oluncaya kadar [böyle dersin]” dedi. İbn Aclan dedi ki: Bu hadisi Recâ b. Hayve'ye anlattım. O da bana Ebu Salih'ten; o da Ebu Hureyre'den [naklederek] bunun mislini tahdis etti.