Mescidler ve Namaz Kılınan Yerler Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

654_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، عَنْ أَبِي الْعُمَيْسِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الأَقْمَرِ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَلْقَى اللَّهَ غَدًا مُسْلِمًا فَلْيُحَافِظْ عَلَى هَؤُلاَءِ الصَّلَوَاتِ حَيْثُ يُنَادَى بِهِنَّ فَإِنَّ اللَّهَ شَرَعَ لِنَبِيِّكُمْ صلى الله عليه وسلم سُنَنَ الْهُدَى وَإِنَّهُنَّ مِنْ سُنَنِ الْهُدَى وَلَوْ أَنَّكُمْ صَلَّيْتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ كَمَا يُصَلِّي هَذَا الْمُتَخَلِّفُ فِي بَيْتِهِ لَتَرَكْتُمْ سُنَّةَ نَبِيِّكُمْ وَلَوْ تَرَكْتُمْ سُنَّةَ نَبِيِّكُمْ لَضَلَلْتُمْ وَمَا مِنْ رَجُلٍ يَتَطَهَّرُ فَيُحْسِنُ الطُّهُورَ ثُمَّ يَعْمِدُ إِلَى مَسْجِدٍ مِنْ هَذِهِ الْمَسَاجِدِ إِلاَّ كَتَبَ اللَّهُ لَهُ بِكُلِّ خَطْوَةٍ يَخْطُوهَا حَسَنَةً وَيَرْفَعُهُ بِهَا دَرَجَةً وَيَحُطُّ عَنْهُ بِهَا سَيِّئَةً وَلَقَدْ رَأَيْتُنَا وَمَا يَتَخَلَّفُ عَنْهَا إِلاَّ مُنَافِقٌ مَعْلُومُ النِّفَاقِ وَلَقَدْ كَانَ الرَّجُلُ يُؤْتَى بِهِ يُهَادَى بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ حَتَّى يُقَامَ فِي الصَّفِّ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe anlattı; bize el-Fazl b. Dükeyn, Ebü’l-Umays’tan; Ali b. el-Akmer’den; Ebü’l-Ahvas’tan; o da Abdullah [b. Mes’ûd]’dan [naklederek] anlattı; dedi ki: Kim yarın (kıyamet günü) Allah’ın huzuruna Müslüman olarak çıkmak kendisini sevindirecekse, nida edildikleri (ezan okunduğu) yerlerde şu namazlara devam etsin. Şüphesiz Allah, Nebiniz sallallâhu aleyhi ve sellem için hidayet sünnetlerini (yollarını) meşru kılmıştır ve şüphesiz bunlar hidayet sünnetlerindendir. Eğer siz, şu [cemaatten] geri kalan kimsenin evinde kıldığı gibi namazlarınızı evlerinizde kılacak olursanız, şüphesiz Nebinizin sünnetini terk etmiş olursunuz. Eğer Nebinizin sünnetini terk ederseniz, şüphesiz sapıklığa düşersiniz. Bir adam güzelce abdest alıp temizlenir, sonra da şu mescitlerden birine yönelirse, attığı her adım için Allah ona mutlaka bir sevap yazar, onunla derecesini yükseltir ve onunla bir günahını siler. Şüphesiz bizim halimizi gördüm; [bizim zamanımızda] namazdan ancak nifakı belli olan bir münafık geri kalırdı. Hatta kişi, safta durdurulana kadar iki kişi arasında [onlara tutunarak] getirilirdi.