Tövbe Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2745. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا أَبُو يُونُسَ، عَنْ سِمَاكٍ، قَالَ خَطَبَ النُّعْمَانُ بْنُ بَشِيرٍ فَقَالَ ‏ "‏ لَلَّهُ أَشَدُّ فَرَحًا بِتَوْبَةِ عَبْدِهِ مِنْ رَجُلٍ حَمَلَ زَادَهُ وَمَزَادَهُ عَلَى بَعِيرٍ ثُمَّ سَارَ حَتَّى كَانَ بِفَلاَةٍ مِنَ الأَرْضِ فَأَدْرَكَتْهُ الْقَائِلَةُ فَنَزَلَ فَقَالَ تَحْتَ شَجَرَةٍ فَغَلَبَتْهُ عَيْنُهُ وَانْسَلَّ بَعِيرُهُ فَاسْتَيْقَظَ فَسَعَى شَرَفًا فَلَمْ يَرَ شَيْئًا ثُمَّ سَعَى شَرَفًا ثَانِيًا فَلَمْ يَرَ شَيْئًا ثُمَّ سَعَى شَرَفًا ثَالِثًا فَلَمْ يَرَ شَيْئًا فَأَقْبَلَ حَتَّى أَتَى مَكَانَهُ الَّذِي قَالَ فِيهِ فَبَيْنَمَا هُوَ قَاعِدٌ إِذْ جَاءَهُ بَعِيرُهُ يَمْشِي حَتَّى وَضَعَ خِطَامَهُ فِي يَدِهِ فَلَلَّهُ أَشَدُّ فَرَحًا بِتَوْبَةِ الْعَبْدِ مِنْ هَذَا حِينَ وَجَدَ بَعِيرَهُ عَلَى حَالِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ سِمَاكٌ فَزَعَمَ الشَّعْبِيُّ أَنَّ النُّعْمَانَ رَفَعَ هَذَا الْحَدِيثَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَمَّا أَنَا فَلَمْ أَسْمَعْهُ ‏.‏

Bize Ubeydullâh b. Muâz el-Anberî anlattı; bize babam anlattı; bize Ebû Yûnus, Simâk'tan [naklederek] anlattı; [Simâk] dedi ki: Nu'mân b. Beşîr bir hutbe vererek şöyle dedi: "Allah'ın, kulu tövbe ettiğinde [duyduğu] sevinç; şu adamın [sevincinden] çok daha fazladır: [O adam] azığını ve su tulumunu (mezâde) bir devesinin üzerine yüklemiş, nihayet ıssız bir araziye (felât) gelmiştir. [Derken] öğle sıcağı (kâile) bastırmış, [o da] devesinden inmiş ve bir ağaç altında kaylule uykusuna (kâle) yatmıştır. [O uyuduğu sırada] gözü dalmış [uykuya dalmış] ve [bu esnada] devesi [sessizce] ayrılıp gitmiştir (inselle). [Adam] uyandığında [devesini aramak için] hemen yüksekçe bir tepeye (şeref) koşmuş ancak hiçbir şey görmemiştir. Sonra ikinci defa yüksekçe bir tepeye koşmuş yine bir şey görmemiştir. Sonra üçüncü defa yüksekçe bir tepeye koşmuş yine bir şey görmemiştir. [Nihayet ümidi kesip] geri dönmüş ve kayluleye yattığı yere gelmiştir. O, orada oturmakta iken bir de ne görsün; devesi yürüyerek gelmiş ve nihayet yularını (hitâm) onun eline bırakmıştır. İşte kulu tövbe ettiğinde Allah'ın [duyduğu] sevinç, bu adamın devesini [eski] haliyle bulduğundaki sevincinden çok daha fazladır." Simâk dedi ki: eş-Şa'bî, Nu'mân'ın bu hadisi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e merfu olarak [naklettiğini] iddia etti. Bana gelince, ben [Nu'mân'dan bunu merfu olarak] işitmedim.