2747_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، - وَهُوَ عَمُّهُ - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَلَّهُ أَشَدُّ فَرَحًا بِتَوْبَةِ عَبْدِهِ حِينَ يَتُوبُ إِلَيْهِ مِنْ أَحَدِكُمْ كَانَ عَلَى رَاحِلَتِهِ بِأَرْضِ فَلاَةٍ فَانْفَلَتَتْ مِنْهُ وَعَلَيْهَا طَعَامُهُ وَشَرَابُهُ فَأَيِسَ مِنْهَا فَأَتَى شَجَرَةً فَاضْطَجَعَ فِي ظِلِّهَا قَدْ أَيِسَ مِنْ رَاحِلَتِهِ فَبَيْنَا هُوَ كَذَلِكَ إِذَا هُوَ بِهَا قَائِمَةً عِنْدَهُ فَأَخَذَ بِخِطَامِهَا ثُمَّ قَالَ مِنْ شِدَّةِ الْفَرَحِ اللَّهُمَّ أَنْتَ عَبْدِي وَأَنَا رَبُّكَ . أَخْطَأَ مِنْ شِدَّةِ الْفَرَحِ " .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh ve Züheyr b. Harb anlattılar; dediler ki: Bize Ömer b. Yûnus anlattı; bize İkrime b. Ammâr anlattı; bize İshâk b. Abdullâh b. Ebû Talha anlattı; bize Enes b. Mâlik —ki o [İshâk'ın] amcasıdır— anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kulu kendisine tövbe ettiği zaman Allah'ın [duyduğu] sevinç; ıssız bir arazide (felât) binek hayvanı (râhile) üzerinde bulunan ve yiyeceği ile içeceği üzerinde olduğu halde [hayvanı] elinden kaçıp giden sizden birinin [sevincinden] çok daha fazladır. [O adam hayvanından] ümidi keser, bir ağaca gelip hayvanından [tamamen] ümidini kesmiş bir halde onun gölgesine uzanır. O bu haldeyken birdenbire hayvanını yanı başında ayakta dururken bulur. Hemen yularından (hitâm) tutar, sonra sevincinin şiddetinden: 'Allah'ım! Sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim!' der. [İşte bu kimse] sevincinin şiddetinden dolayı [dili sürçerek böyle] hata etmiştir."