Tövbe Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2750_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَقَطَنُ بْنُ نُسَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ، بْنُ سُلَيْمَانَ عَنْ سَعِيدِ بْنِ إِيَاسٍ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ حَنْظَلَةَ الأُسَيِّدِيِّ، قَالَ - وَكَانَ مِنْ كُتَّابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ - لَقِيَنِي أَبُو بَكْرٍ فَقَالَ كَيْفَ أَنْتَ يَا حَنْظَلَةُ قَالَ قُلْتُ نَافَقَ حَنْظَلَةُ قَالَ سُبْحَانَ اللَّهِ مَا تَقُولُ قَالَ قُلْتُ نَكُونُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُذَكِّرُنَا بِالنَّارِ وَالْجَنَّةِ حَتَّى كَأَنَّا رَأْىَ عَيْنٍ فَإِذَا خَرَجْنَا مِنْ عِنْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَافَسْنَا الأَزْوَاجَ وَالأَوْلاَدَ وَالضَّيْعَاتِ فَنَسِينَا كَثِيرًا قَالَ أَبُو بَكْرٍ فَوَاللَّهِ إِنَّا لَنَلْقَى مِثْلَ هَذَا ‏.‏ فَانْطَلَقْتُ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ حَتَّى دَخَلْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ نَافَقَ حَنْظَلَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَمَا ذَاكَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ نَكُونُ عِنْدَكَ تُذَكِّرُنَا بِالنَّارِ وَالْجَنَّةِ حَتَّى كَأَنَّا رَأْىَ عَيْنٍ فَإِذَا خَرَجْنَا مِنْ عِنْدِكَ عَافَسْنَا الأَزْوَاجَ وَالأَوْلاَدَ وَالضَّيْعَاتِ نَسِينَا كَثِيرًا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنْ لَوْ تَدُومُونَ عَلَى مَا تَكُونُونَ عِنْدِي وَفِي الذِّكْرِ لَصَافَحَتْكُمُ الْمَلاَئِكَةُ عَلَى فُرُشِكُمْ وَفِي طُرُقِكُمْ وَلَكِنْ يَا حَنْظَلَةُ سَاعَةً وَسَاعَةً ‏"‏ ‏.‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî ve Katan b. Nusayr anlattılar —lafız Yahyâ'nındır—. Bize Ca'fer b. Süleymân, Saîd b. İyâs el-Cüreyrî'den; o, Ebû Osmân en-Nehdî'den; o da Hanzala el-Üseyyidî'den [naklederek] haber verdi. [Hanzala] —ki o Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kâtiplerindendir— dedi ki: Ebû Bekir bana rastladı ve: "Nasılsın ey Hanzala?" dedi. Ben de: "Hanzala münafık oldu!" dedim. [Ebû Bekir]: "Sübhânallâh! Sen ne diyorsun?" dedi. Dedim ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzurunda bulunuyoruz; o bize cennet ve cehennemi hatırlatıyor, sanki onları gözümüzle görüyormuşuz gibi oluyoruz. Fakat Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanından çıktığımızda eşlerimizle, çocuklarımızla ve maişetimizle (day'ât) meşgul oluyoruz (âfesnâ) da [orada anlatılanların] çoğunu unutuyoruz." Ebû Bekir: "Vallahi, biz de buna benzer şeyler yaşıyoruz," dedi. Bunun üzerine ben ve Ebû Bekir yola çıktık, nihayet Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına girdik. "Ey Resulullah! Hanzala münafık oldu!" dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu [da] nedir? [Neden böyle söylüyorsun?]" buyurdu. Dedim ki: "Ey Resulullah! Senin huzurunda bulunuyoruz, sen bize cennet ve cehennemi hatırlatıyorsun da sanki gözümüzle görüyor gibi oluyoruz. Senin huzurundan çıktığımızda ise eşlerimizle, çocuklarımızla ve maişetimizle meşgul oluyor, [anlattıklarının] çoğunu unutuyoruz." Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Nefsim kudret elinde olan [Allah]'a yemin ederim ki; şayet siz benim yanımdaki haliniz üzere ve zikirde devamlı olabilseydiniz, melekler yataklarınızda ve yollarınızda sizinle musafaha ederlerdi (tokalaşırlardı). Lâkin ey Hanzala! Bazen öyle bazen böyle (sâaten ve sâaten)" buyurdu ve bunu üç defa tekrarladı.