2867. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، قَالَ ابْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ وَأَخْبَرَنَا سَعِيدٌ الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ أَبُو سَعِيدٍ وَلَمْ أَشْهَدْهُ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَكِنْ حَدَّثَنِيهِ زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ قَالَ بَيْنَمَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي حَائِطٍ لِبَنِي النَّجَّارِ عَلَى بَغْلَةٍ لَهُ وَنَحْنُ مَعَهُ إِذْ حَادَتْ بِهِ فَكَادَتْ تُلْقِيهِ وَإِذَا أَقْبُرٌ سِتَّةٌ أَوْ خَمْسَةٌ أَوْ أَرْبَعَةٌ - قَالَ كَذَا كَانَ يَقُولُ الْجُرَيْرِيُّ - فَقَالَ " مَنْ يَعْرِفُ أَصْحَابَ هَذِهِ الأَقْبُرِ " . فَقَالَ رَجُلٌ أَنَا . قَالَ " فَمَتَى مَاتَ هَؤُلاَءِ " . قَالَ مَاتُوا فِي الإِشْرَاكِ . فَقَالَ " إِنَّ هَذِهِ الأُمَّةَ تُبْتَلَى فِي قُبُورِهَا فَلَوْلاَ أَنْ لاَ تَدَافَنُوا لَدَعَوْتُ اللَّهَ أَنْ يُسْمِعَكُمْ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ الَّذِي أَسْمَعُ مِنْهُ " . ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ فَقَالَ " تَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ عَذَابِ النَّارِ " . قَالُوا نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ عَذَابِ النَّارِ فَقَالَ " تَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ " . قَالُوا نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ . قَالَ " تَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنَ الْفِتَنِ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ " . قَالُوا نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الْفِتَنِ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ قَالَ " تَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ " . قَالُوا نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ .
Bize Yahyâ b. Eyyûb ve Ebû Bekr b. Ebî Şeybe hep birlikte İbn Uleyye'den naklen anlattılar; İbn Eyyûb: “Bize İbn Uleyye anlattı.” dedi; [İbn Uleyye] dedi ki: Saîd el-Cüreyrî bize Ebû Nadra'dan, o Ebû Saîd el-Hudrî'den, o da Zeyd b. Sâbit'ten naklen haber verdi. Ebû Saîd dedi ki: “Ben bu hadiseyi bizzat Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den [görerek] nakletmiyorum, fakat Zeyd b. Sâbit bana [şöyle] anlattı: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bir katır üzerinde Benî Neccâr'a ait bir bahçedeyken biz de onunla beraberdik. Derken [katır] ürküp saptı ve neredeyse Peygamber'i üzerinden atacaktı. Bir de baktık ki orada altı, beş veya dört tane kabir var. -Cüreyrî [hocasından] böyle naklederdi-. [Peygamber]: ‘Bu kabirlerin sahiplerini tanıyan var mı?’ buyurdu. Bir adam: ‘Ben tanıyorum.’ dedi. [Peygamber]: ‘Bunlar ne zaman öldüler?’ buyurdu. [Adam]: ‘Şirk döneminde öldüler.’ dedi. Bunun üzerine [Peygamber]: ‘Şüphesiz bu ümmet kabirlerinde imtihan olunurlar. Eğer birbirinizi defnetmekten vazgeçmeyecek olsaydınız, kabir azabından işittiğim şeyleri size de işittirmesi için Allah'a dua ederdim.’ buyurdu. Sonra yüzünü bize döndürerek: ‘Ateş azabından Allah'a sığının!’ buyurdu. [Ashab]: ‘Ateş azabından Allah'a sığınırız.’ dediler. [Peygamber]: ‘Kabir azabından Allah'a sığının!’ buyurdu. Onlar: ‘Kabir azabından Allah'a sığınırız.’ dediler. [Peygamber]: ‘Fitnelerin açığından da gizlisinden de Allah'a sığının!’ buyurdu. Onlar: ‘Fitnelerin açığından da gizlisinden de Allah'a sığınırız.’ dediler. [Peygamber]: ‘Deccâl'in fitnesinden Allah'a sığının!’ buyurdu. Onlar da: ‘Deccâl'in fitnesinden Allah'a sığınırız.’ dediler.”