Cennet, Nimetlerinin Sıfatı ve Ehli Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2872. Hadis

حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا بُدَيْلٌ، عَنْ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ ‏"‏ إِذَا خَرَجَتْ رُوحُ الْمُؤْمِنِ تَلَقَّاهَا مَلَكَانِ يُصْعِدَانِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ حَمَّادٌ فَذَكَرَ مِنْ طِيبِ رِيحِهَا وَذَكَرَ الْمِسْكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَيَقُولُ أَهْلُ السَّمَاءِ رُوحٌ طَيِّبَةٌ جَاءَتْ مِنْ قِبَلِ الأَرْضِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْكِ وَعَلَى جَسَدٍ كُنْتِ تَعْمُرِينَهُ ‏.‏ فَيُنْطَلَقُ بِهِ إِلَى رَبِّهِ عَزَّ وَجَلَّ ثُمَّ يَقُولُ انْطَلِقُوا بِهِ إِلَى آخِرِ الأَجَلِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَإِنَّ الْكَافِرَ إِذَا خَرَجَتْ رُوحُهُ - قَالَ حَمَّادٌ وَذَكَرَ مِنْ نَتْنِهَا وَذَكَرَ لَعْنًا - وَيَقُولُ أَهْلُ السَّمَاءِ رُوحٌ خَبِيثَةٌ جَاءَتْ مِنْ قِبَلِ الأَرْضِ ‏.‏ قَالَ فَيُقَالُ انْطَلِقُوا بِهِ إِلَى آخِرِ الأَجَلِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَرَدَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَيْطَةً كَانَتْ عَلَيْهِ عَلَى أَنْفِهِ هَكَذَا ‏.‏

Bana Ubeydullâh b. Ömer el-Kavârîrî anlattı; [dedi ki:] Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; [dedi ki:] Bize Budeyl, Abdullâh b. Şakîk'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı; [Ebû Hureyre] şöyle dedi: “Müminin ruhu çıktığı zaman onu iki melek karşılar ve [göğe] yükseltirler.” Hammâd dedi ki: [Budeyl] o ruhun güzel kokusundan bahsetti ve miski zikretti. [Ebû Hureyre sözlerine şöyle devam etti:] “Gök ehli: ‘Yeryüzü tarafından gelen tertemiz bir ruh! Allah sana da, içinde bulunduğun bedene de rahmet etsin.’ derler. Sonra o Rabbine götürülür; Allah azze ve celle: ‘Onu [kabrine], son vakte (kıyamete) kadar [kalacağı yere] götürün.’ buyurur. Kafirin ruhu çıktığında ise -Hammâd o ruhun pis kokusundan ve lanetten bahsetti- gök ehli: ‘Yeryüzü tarafından gelen habis bir ruh!’ derler. Bunun üzerine: ‘Onu [kabrine], son vakte (kıyamete) kadar [kalacağı yere] götürün.’ denilir.” Ebû Hureyre dedi ki: [Bunları anlatırken] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem üzerindeki ince bir kumaşı burnuna doğru işte böyle [kapatarak] çekti.