2873. Hadis
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ عُمَرَ بْنِ سَلِيطٍ الْهُذَلِيُّ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، قَالَ قَالَ أَنَسٌ كُنْتُ مَعَ عُمَرَ ح وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ عُمَرَ بَيْنَ مَكَّةَ وَالْمَدِينَةِ فَتَرَاءَيْنَا الْهِلاَلَ وَكُنْتُ رَجُلاً حَدِيدَ الْبَصَرِ فَرَأَيْتُهُ وَلَيْسَ أَحَدٌ يَزْعُمُ أَنَّهُ رَآهُ غَيْرِي - قَالَ - فَجَعَلْتُ أَقُولُ لِعُمَرَ أَمَا تَرَاهُ فَجَعَلَ لاَ يَرَاهُ - قَالَ - يَقُولُ عُمَرُ سَأَرَاهُ وَأَنَا مُسْتَلْقٍ عَلَى فِرَاشِي . ثُمَّ أَنْشَأَ يُحَدِّثُنَا عَنْ أَهْلِ بَدْرٍ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُرِينَا مَصَارِعَ أَهْلِ بَدْرِ بِالأَمْسِ يَقُولُ " هَذَا مَصْرَعُ فُلاَنٍ غَدًا إِنْ شَاءَ اللَّهُ " . قَالَ فَقَالَ عُمَرُ فَوَالَّذِي بَعَثَهُ بِالْحَقِّ مَا أَخْطَئُوا الْحُدُودَ الَّتِي حَدَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ - فَجُعِلُوا فِي بِئْرٍ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ فَانْطَلَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى انْتَهَى إِلَيْهِمْ فَقَالَ " يَا فُلاَنَ بْنَ فُلاَنٍ وَيَا فُلاَنَ بْنَ فُلاَنٍ هَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَكُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ حَقًّا فَإِنِّي قَدْ وَجَدْتُ مَا وَعَدَنِيَ اللَّهُ حَقًّا " . قَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تُكَلِّمُ أَجْسَادًا لاَ أَرْوَاحَ فِيهَا قَالَ " مَا أَنْتُمْ بِأَسْمَعَ لِمَا أَقُولُ مِنْهُمْ غَيْرَ أَنَّهُمْ لاَ يَسْتَطِيعُونَ أَنْ يَرُدُّوا عَلَىَّ شَيْئًا " .
Bana İshâk b. Ömer b. Selît el-Hüzelî anlattı; [dedi ki:] Bize Süleymân b. el-Mugîre, Sâbit'ten naklen anlattı; [Sâbit] dedi ki: Enes: “Ben Ömer ile birlikteydim...” dedi. (H) Bize Şeybân b. Ferrûh da anlattı; -lafız onundur- [dedi ki:] Bize Süleymân b. el-Mugîre, Sâbit'ten, o da Enes b. Mâlik'den naklen anlattı; [Enes] dedi ki: Mekke ile Medine arasında Ömer ile birlikteydik; hilali görmeye çalıştık. Ben keskin gözlü bir adamdım ve hilali gördüm; benden başka gördüğünü söyleyen kimse yoktu. Ömer'e: ‘Onu görmüyor musun?’ demeye başladım, fakat o göremiyordu. Ömer: ‘Ben onu yatağıma uzandığımda [zaten] göreceğim [acelem yok].’ dedi. Sonra bize Bedir ehlinden bahsetmeye başladı ve şöyle dedi: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem dün [savaştan önce] bize: «İnşallah yarın şurası falanın öleceği yerdir.» diyerek Bedir ehlinin [müşriklerin] ölecekleri yerleri gösteriyordu.’ Ömer dedi ki: ‘Onu hak ile gönderen [Allah]'a yemin olsun ki, onlar Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in belirlediği sınırların dışına çıkmadılar [tam oralarda öldüler].’ Sonra onlar bir kuyuya üst üste atıldılar. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanlarına gidip şöyle seslendi: ‘Ey falan oğlu falan! Ey filan oğlu falan! Allah'ın ve Resulünün size vadettiğini hak olarak buldunuz mu? Zira ben Rabbimin bana vadettiğini hak olarak buldum.’ Ömer: ‘Ey Allah'ın Resulü! İçinde ruh bulunmayan cesetlerle nasıl konuşuyorsun?’ dedi. [Peygamber]: ‘Siz benim söylediklerimi onlardan daha iyi işitiyor değilsiniz; ancak onlar bana hiçbir cevap veremezler.’ buyurdu.”