2957_2. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَرْعَرَةَ السَّامِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، - يَعْنِيَانِ الثَّقَفِيَّ - عَنْ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِ الثَّقَفِيِّ فَلَوْ كَانَ حَيًّا كَانَ هَذَا السَّكَكُ بِهِ عَيْبًا .
Bize Muhammed b. El-Müsenna El-Anezi ve İbrahim b. Muhammed b. Ar'ara Es-Sâmi anlattılar; dediler ki: Bize Abdülvehhab -yani Es-Sekafî- anlattı; Cafer'den; babasından; Cabir'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; [Önceki hadisin] benzerini [rivayet etti]. Ancak Sekafî'nin hadisinde: “Eğer o canlı olsaydı, şüphesiz bu kulağının küçüklüğü onda bir kusur sayılırdı.” [ibaresi yer almaktadır].