771_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ الْمَاجِشُونُ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَبْدِ، الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ قَالَ " وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ . أَنْتَ رَبِّي وَأَنَا عَبْدُكَ ظَلَمْتُ نَفْسِي وَاعْتَرَفْتُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي ذُنُوبِي جَمِيعًا إِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ وَاهْدِنِي لأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إِلاَّ أَنْتَ وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا لاَ يَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ وَالْخَيْرُ كُلُّهُ فِي يَدَيْكَ وَالشَّرُّ لَيْسَ إِلَيْكَ أَنَا بِكَ وَإِلَيْكَ تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ " . وَإِذَا رَكَعَ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ خَشَعَ لَكَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَمُخِّي وَعَظْمِي وَعَصَبِي " . وَإِذَا رَفَعَ قَالَ " اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا بَيْنَهُمَا وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَىْءٍ بَعْدُ " . وَإِذَا سَجَدَ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ سَجَدَ وَجْهِي لِلَّذِي خَلَقَهُ وَصَوَّرَهُ وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ تَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ " . ثُمَّ يَكُونُ مِنْ آخِرِ مَا يَقُولُ بَيْنَ التَّشَهُّدِ وَالتَّسْلِيمِ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ وَمَا أَسْرَفْتُ وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ " .
Bize Muhammed b. Ebî Bekr el-Mukaddemî anlattı; bize Yusuf el-Mâcişûn anlattı; bana babam anlattı; Abdurrahman el-A'rec'den; Ubeydullah b. Ebî Râfi'den; Ali b. Ebî Tâlib'den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [o] namaza kalktığında şöyle derdi: “Yüzümü hanif (Allah’ı birleyen) olarak gökleri ve yeri yaratana çevirdim; ben müşriklerden değilim. Namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O’nun hiçbir ortağı yoktur; ben bununla emrolundum ve ben Müslümanlardanım. Allah’ım! Sen Melik’sin (mutlak hükümran), Senden başka ilah yoktur. Sen benim Rabbimsin, ben de Senin kulunum. Kendime zulmettim ve günahımı itiraf ettim; bütün günahlarımı bağışla, çünkü günahları Senden başkası bağışlayamaz. Beni ahlakın en güzeline ilet; onun en güzeline Senden başkası iletemez. Ahlakın kötüsünden de beni uzaklaştır; ondan Senden başkası uzaklaştıramaz. Buyur Allah’ım, emrine amadeyim! Hayrın tamamı Senin ellerindedir, şer ise Sana nispet edilemez. Ben Seninleyim ve Sana döneceğim. Sen mübareksin ve yücesin. Senden mağfiret diler ve Sana tövbe ederim.” Rüku ettiğinde şöyle derdi: “Allah’ım! Senin için rüku ettim, Sana iman ettim ve Sana teslim oldum. Kulağım, gözüm, iliğim, kemiğim ve sinirim Senin için huşu duydu.” [Rükudan] başını kaldırdığında şöyle derdi: “Allah’ım, Rabbimiz! Gökler dolusu, yer dolusu, ikisi arası dolusu ve bunlardan sonra dilediğin her şey dolusunca hamd Sana’dır.” Secde ettiğinde şöyle derdi: “Allah’ım! Senin için secde ettim, Sana iman ettim ve Sana teslim oldum. Yüzüm; kendisini yaratan, ona şekil veren, kulağını ve gözünü açan [Allah] için secde etti. Yaratanların en güzeli olan Allah ne mübarektir!” Sonra teşehhüd ile selam arasında söylediği sözlerin sonuncusu şu olurdu: “Allah’ım! Önce yaptıklarımı ve sonra yapacaklarımı, gizli yaptıklarımı ve açıktan yaptıklarımı, haddi aştığım işlerimi ve Senin benden daha iyi bildiğin günahlarımı bağışla. Öne geçiren Sensin, geriye bırakan Sensin; Senden başka ilah yoktur.”