822_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ جَمِيعًا عَنْ وَكِيعٍ، - قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، - عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ نَهِيكُ بْنُ سِنَانٍ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ فَقَالَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ كَيْفَ تَقْرَأُ هَذَا الْحَرْفَ أَلِفًا تَجِدُهُ أَمْ يَاءً مِنْ مَاءٍ غَيْرِ آسِنٍ أَوْ مِنْ مَاءٍ غَيْرِ يَاسِنٍ قَالَ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ وَكُلَّ الْقُرْآنِ قَدْ أَحْصَيْتَ غَيْرَ هَذَا قَالَ إِنِّي لأَقْرَأُ الْمُفَصَّلَ فِي رَكْعَةٍ . فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ هَذًّا كَهَذِّ الشِّعْرِ إِنَّ أَقْوَامًا يَقْرَءُونَ الْقُرْآنَ لاَ يُجَاوِزُ تَرَاقِيَهُمْ وَلَكِنْ إِذَا وَقَعَ فِي الْقَلْبِ فَرَسَخَ فِيهِ نَفَعَ إِنَّ أَفْضَلَ الصَّلاَةِ الرُّكُوعُ وَالسُّجُودُ إِنِّي لأَعْلَمُ النَّظَائِرَ الَّتِي كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرُنُ بَيْنَهُنَّ سُورَتَيْنِ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ . ثُمَّ قَامَ عَبْدُ اللَّهِ فَدَخَلَ عَلْقَمَةُ فِي إِثْرِهِ ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ قَدْ أَخْبَرَنِي بِهَا . قَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ فِي رِوَايَتِهِ جَاءَ رَجُلٌ مِنْ بَنِي بَجِيلَةَ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ وَلَمْ يَقُلْ نَهِيكُ بْنُ سِنَانٍ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İbn Numeyr hep birlikte Vekî’den anlattılar. (Ebû Bekir: “Bize Vekî’ anlattı;” dedi); el-A’meş’ten; Ebû Vâil’den; (dedi ki): “Nehîk b. Sinân denilen bir adam Abdullah’a [b. Mes’ûd] gelip: ‘Ey Ebû Abdurrahmân! Şu harfi (kelimeyi) nasıl okuyorsun? Bunu Elif ile mi yoksa Ya ile mi [buluyorsun]? Min mâin gayri âsin mi yoksa Min mâin gayri yâsin mi?’ diye sordu. Abdullah: ‘Kur’an’ın geri kalanının tamamını kavradın da (sıra) buna mı geldi?’ buyurdu. Adam: ‘Doğrusu ben bir rekatta mufassal [sûrelerden oluşan bölümleri] okuyorum.’ dedi. Bunun üzerine Abdullah: ‘Şiir mırıldanır gibi hızlı bir okuyuş ha! Şüphesiz bazı topluluklar Kur’an okurlar ancak [okudukları] boğazlarından aşağı geçmez. Hâlbuki o [Kur’an], kalbe inip oraya iyice yerleştiği zaman fayda verir. Doğrusu namazın en hayırlısı [olan kısımları] rükû ve secdedir. Şüphesiz ben, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in her rekatta birbirine eklediği [benzer uzunluktaki] sûre eşlerini iyi biliyorum.’ buyurdu.” Sonra Abdullah kalktı [gitti]. Alkame onun peşinden [içeri] girdi, sonra çıkıp: “[Abdullah] o sûre eşlerini bana haber verdi.” dedi. İbn Numeyr rivâyetinde: “Benî Becîle’den bir adam Abdullah’a geldi.” demiş, Nehîk b. Sinân [ismini] zikretmemiştir.