Bayram Namazları Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

889. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَخْرُجُ يَوْمَ الأَضْحَى وَيَوْمَ الْفِطْرِ فَيَبْدَأُ بِالصَّلاَةِ فَإِذَا صَلَّى صَلاَتَهُ وَسَلَّمَ قَامَ فَأَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ وَهُمْ جُلُوسٌ فِي مُصَلاَّهُمْ فَإِنْ كَانَ لَهُ حَاجَةٌ بِبَعْثٍ ذَكَرَهُ لِلنَّاسِ أَوْ كَانَتْ لَهُ حَاجَةٌ بِغَيْرِ ذَلِكَ أَمَرَهُمْ بِهَا وَكَانَ يَقُولُ ‏ "‏ تَصَدَّقُوا تَصَدَّقُوا تَصَدَّقُوا ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ أَكْثَرَ مَنْ يَتَصَدَّقُ النِّسَاءُ ثُمَّ يَنْصَرِفُ فَلَمْ يَزَلْ كَذَلِكَ حَتَّى كَانَ مَرْوَانُ بْنُ الْحَكَمِ فَخَرَجْتُ مُخَاصِرًا مَرْوَانَ حَتَّى أَتَيْنَا الْمُصَلَّى فَإِذَا كَثِيرُ بْنُ الصَّلْتِ قَدْ بَنَى مِنْبَرًا مِنْ طِينٍ وَلَبِنٍ فَإِذَا مَرْوَانُ يُنَازِعُنِي يَدَهُ كَأَنَّهُ يَجُرُّنِي نَحْوَ الْمِنْبَرِ وَأَنَا أَجُرُّهُ نَحْوَ الصَّلاَةِ فَلَمَّا رَأَيْتُ ذَلِكَ مِنْهُ قُلْتُ أَيْنَ الاِبْتِدَاءُ بِالصَّلاَةِ فَقَالَ لاَ يَا أَبَا سَعِيدٍ قَدْ تُرِكَ مَا تَعْلَمُ ‏.‏ قُلْتُ كَلاَّ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ تَأْتُونَ بِخَيْرٍ مِمَّا أَعْلَمُ ‏.‏ ثَلاَثَ مِرَارٍ ثُمَّ انْصَرَفَ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Eyyûb, Kuteybe ve İbn Hucr anlattılar; dediler ki: Bize İsmail b. Cafer anlattı; Dâvûd b. Kays’tan; İyâz b. Abdillâh b. Sa’d’dan; Ebû Saîd el-Hudrî’den; [naklettiğine göre]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban ve Ramazan Bayramı günlerinde musallaya çıkar ve namazla başlardı. Namazını kılıp selam verince ayağa kalkar, insanlar da namazgahlarında otururlarken onlara yönelirdi. Eğer bir askeri birlik gönderme ihtiyacı varsa bunu insanlara zikreder, yahut başka bir ihtiyacı varsa onlara emrederdi. Şöyle buyururdu: “Sadaka verin! Sadaka verin! Sadaka verin!” En çok sadaka verenler ise kadınlar olurdu. Sonra evine dönerdi. Mervân b. el-Hakem dönemine kadar bu hep böyle devam etti. Ebû Saîd dedi ki: “Ben Mervân ile kol kola çıkarak namazgaha vardık. Bir de baktık ki Kesîr b. es-Salt kerpiç ve çamurdan bir minber yapmış. Mervân elimi minbere doğru çekmeye başladı; ben de onu namaza doğru çekiyordum. Ondaki bu durumu görünce: ‘Namazla başlama nerede kaldı?’ dedim. Mervân: ‘Hayır ey Ebû Saîd! Senin bildiğin o uygulama terk edildi’ dedi. Ben de: ‘Asla! Canım elinde olan Allah’a yemin olsun ki siz, benim bildiğimden daha hayırlı bir şey getiremezsiniz’ dedim.” Ebû Saîd bunu üç defa söyledi, sonra oradan ayrıldı.