306. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ رَبِيعَةَ، أَنَّهُ كَانَ لاَ يَرَى عَلَى الْمُسْتَحَاضَةِ وُضُوءًا عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ إِلاَّ أَنْ يُصِيبَهَا حَدَثٌ غَيْرُ الدَّمِ فَتَوَضَّأُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا قَوْلُ مَالِكٍ يَعْنِي ابْنَ أَنَسٍ .
Bize Abdülmelik b. Şu’ayb anlattı; bana Abdullah b. Vehb anlattı; bize el-Leys haber verdi; Rebîa’dan nakledildiğine göre o, istihâze [özür kanı gören] kadının —bu kandan başka abdesti bozacak bir durum (hades) meydana gelmedikçe— her namaz için abdest alması gerektiği görüşünde değildi. Ancak [kanın dışında] abdesti bozan bir hal olduğunda abdest almasını söylerdi. Ebû Dâvûd der ki: Bu görüş aynı zamanda Mâlik b. Enes’in de kavlidir (görüşüdür).