Taharet Kitabı

Ebu Davud · Sünen-i Ebu Davud (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

336. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَنْطَاكِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ خُرَيْقٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ خَرَجْنَا فِي سَفَرٍ فَأَصَابَ رَجُلاً مِنَّا حَجَرٌ فَشَجَّهُ فِي رَأْسِهِ ثُمَّ احْتَلَمَ فَسَأَلَ أَصْحَابَهُ فَقَالَ هَلْ تَجِدُونَ لِي رُخْصَةً فِي التَّيَمُّمِ فَقَالُوا مَا نَجِدُ لَكَ رُخْصَةً وَأَنْتَ تَقْدِرُ عَلَى الْمَاءِ فَاغْتَسَلَ فَمَاتَ فَلَمَّا قَدِمْنَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أُخْبِرَ بِذَلِكَ فَقَالَ ‏"‏ قَتَلُوهُ قَتَلَهُمُ اللَّهُ أَلاَّ سَأَلُوا إِذْ لَمْ يَعْلَمُوا فَإِنَّمَا شِفَاءُ الْعِيِّ السُّؤَالُ إِنَّمَا كَانَ يَكْفِيهِ أَنْ يَتَيَمَّمَ وَيَعْصِرَ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ ‏"‏ يَعْصِبَ ‏"‏ ‏.‏ شَكَّ مُوسَى ‏"‏ عَلَى جُرْحِهِ خِرْقَةً ثُمَّ يَمْسَحَ عَلَيْهَا وَيَغْسِلَ سَائِرَ جَسَدِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Mûsâ b. Abdurrahman el-Antâkî anlattı; bize Muhammed b. Seleme anlattı; Zübeyr b. Hureyk’ten; Atâ’dan; Câbir’den nakledildiğine göre o şöyle demiştir: Biz bir yolculuğa çıkmıştık. İçimizden bir adama bir taş isabet etti ve başını yaraladı. Sonra bu adam ihtilam oldu. Arkadaşlarına sordu ve: “Benim için teyemmüm hususunda bir ruhsat buluyor musunuz?” dedi. Onlar: “Sen suyu kullanmaya güç yetirirken [su varken] senin için bir ruhsat bulamıyoruz [göremiyoruz]” dediler. Bunun üzerine adam yıkandı (gusletti) ve öldü. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına geldiğimizde bu durum kendisine haber verildi. O şöyle buyurdu: “Onu öldürdüler, Allah onları kahretsin! Bilmedikleri zaman sorsalardı ya! Şüphesiz cehaletin (iyy) şifası sormaktır. Ona sadece teyemmüm etmesi ve yarasının üzerine bir bez sarıp —[Râvî] Mûsâ kelimede şüphe etti: ya’sıra (bağlaması) veya ya’sıba (sarması) dedi— sonra onun üzerini meshetmesi ve vücudunun geri kalanını yıkaması yeterdi.”