2116. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ خِلاَسٍ، وَأَبِي، حَسَّانَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ، أُتِيَ فِي رَجُلٍ بِهَذَا الْخَبَرِ قَالَ فَاخْتَلَفُوا إِلَيْهِ شَهْرًا أَوْ قَالَ مَرَّاتٍ قَالَ فَإِنِّي أَقُولُ فِيهَا إِنَّ لَهَا صَدَاقًا كَصَدَاقِ نِسَائِهَا لاَ وَكْسَ وَلاَ شَطَطَ وَإِنَّ لَهَا الْمِيرَاثَ وَعَلَيْهَا الْعِدَّةُ فَإِنْ يَكُ صَوَابًا فَمِنَ اللَّهِ وَإِنْ يَكُنْ خَطَأً فَمِنِّي وَمِنَ الشَّيْطَانِ وَاللَّهُ وَرَسُولُهُ بَرِيئَانِ . فَقَامَ نَاسٌ مِنْ أَشْجَعَ فِيهِمُ الْجَرَّاحُ وَأَبُو سِنَانٍ فَقَالُوا يَا ابْنَ مَسْعُودٍ نَحْنُ نَشْهَدُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَاهَا فِينَا فِي بِرْوَعَ بِنْتِ وَاشِقٍ وَإِنَّ زَوْجَهَا هِلاَلُ بْنُ مُرَّةَ الأَشْجَعِيُّ كَمَا قَضَيْتَ . قَالَ فَفَرِحَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ فَرَحًا شَدِيدًا حِينَ وَافَقَ قَضَاؤُهُ قَضَاءَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; bize Yezid b. Zürey' anlattı; bize Said b. Ebi Arûbe anlattı; Katâde'den; Hilâs ve Ebu Hassân'dan; Abdullah b. Utbe b. Mes'ud'dan [nakledildiğine göre]; Abdullah b. Mes'ud'a mehir belirlemeden ölen adam hakkındaki durum gibi bir mesele getirildi. Ravi dedi ki: Bir ay boyunca ona gidip geldiler. Sonunda Abdullah şöyle dedi: “Ben bu konuda şunu söylüyorum: Kadına, ne eksik ne de fazla olmamak üzere, emsali olan kadınların mehri gibi bir mehir vardır. Ona miras düşer ve üzerine iddet gerekir. Eğer bu hükmüm doğruysa Allah'tandır; eğer yanlışsa benden ve şeytandandır; Allah ve Resulü bundan beridir.” Bunun üzerine Eşca' kabilesinden, aralarında Cerrâh ve Ebu Sinân'ın da bulunduğu bazı insanlar ayağa kalkıp: “Ey İbn Mes'ud! Biz şahitlik ederiz ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, içimizden Birve' binti Vâşık hakkında senin hükmettiğin gibi hükmetmişti” dediler. Abdullah b. Mes'ud, kendi hükmü Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in hükmüne uygun düşünce buna çok sevindi.