2046. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، قَالَ إِنِّي لأَمْشِي مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ بِمِنًى إِذْ لَقِيَهُ عُثْمَانُ فَاسْتَخْلاَهُ فَلَمَّا رَأَى عَبْدُ اللَّهِ أَنْ لَيْسَتْ لَهُ حَاجَةٌ قَالَ لِي تَعَالَ يَا عَلْقَمَةُ فَجِئْتُ فَقَالَ لَهُ عُثْمَانُ أَلاَ نُزَوِّجُكَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ بِجَارِيَةٍ بِكْرٍ لَعَلَّهُ يَرْجِعُ إِلَيْكَ مِنْ نَفْسِكَ مَا كُنْتَ تَعْهَدُ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ لَئِنْ قُلْتَ ذَاكَ لَقَدْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ مِنْكُمْ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاءٌ " .
Bize Osman b. Ebi Şeybe anlattı; bize Cerir anlattı; A'meş'ten; İbrahim'den; Alkame'den; dedi ki: “Minâ'da Abdullah b. Mes'ud ile birlikte yürüyordum. O sırada ona Osman rastladı ve onunla özel konuşmak istedi. Abdullah, onun özel bir ihtiyacı olmadığını görünce bana: ‘Gel ey Alkame!’ dedi. Ben de geldim. Osman ona: ‘Ey Ebu Abdurrahman! Seni genç bir bakireyle evlendirelim mi? Belki bu sayede eski canlılığın sana geri döner’ dedi. Abdullah: ‘Eğer sen bunu söylüyorsan bil ki; ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa evlensin. Çünkü bu, gözü haramdan daha çok sakındırır ve iffeti daha iyi korur. Kimin de buna gücü yetmiyorsa oruca devam etsin; çünkü oruç onun için bir kalkandır.”’ dedi.”
2047. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ - حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " تُنْكَحُ النِّسَاءُ لأَرْبَعٍ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا فَاظْفَرْ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ " .
Bize Müsedded anlattı; bize Yahya —yani İbn Said— anlattı; bana Ubeydullah anlattı; bana Said b. Ebi Said anlattı; babasından; Ebu Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [nakledildiğine göre] şöyle buyurmuştur: “Kadınlarla dört şey için evlenilir: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı için. Sen dindar olanı seç ki ellerin dert görmesin.”
2048. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، أَخْبَرَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَتَزَوَّجْتَ " . قُلْتُ نَعَمْ . قَالَ " بِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا " . فَقُلْتُ ثَيِّبًا . قَالَ " أَفَلاَ بِكْرٌ تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ " .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Ebu Muaviye anlattı; bize el-A'meş haber verdi; Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan; Câbir b. Abdullah'tan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: “Evlendin mi?” diye sordu. “Evet” dedim. “Bakireyle mi yoksa dul ile mi?” buyurdu. “Dul ile” dedim. [Resulullah]: “Senin onunla, onun da seninle oynaşacağınız bir bakireyle evlenseydin ya!” buyurdu.
2049. Hadis
قَالَ أَبُو دَاوُدَ كَتَبَ إِلَىَّ حُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ الْمَرْوَزِيُّ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ أَبِي حَفْصَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ امْرَأَتِي لاَ تَمْنَعُ يَدَ لاَمِسٍ . قَالَ " غَرِّبْهَا " . قَالَ أَخَافُ أَنْ تَتْبَعَهَا نَفْسِي . قَالَ " فَاسْتَمْتِعْ بِهَا " .
Ebu Davud dedi ki: Hüseyin b. Hureys el-Mervezî bana şöyle yazdı: Bize el-Fazl b. Musa anlattı; Hüseyin b. Vâkıd'dan; Umâre b. Ebi Hafsa'dan; İkrime'den; İbn Abbas'tan; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir adam geldi ve: “Karım dokunanın elini geri çevirmiyor” dedi. [Resulullah]: “Onu kendinden uzaklaştır” buyurdu. [Adam]: “Onun peşinden gitmekten korkuyorum” dedi. [Bunun üzerine]: “O halde ondan faydalanmaya devam et” buyurdu.
2050. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا مُسْتَلِمُ بْنُ سَعِيدِ ابْنُ أُخْتِ، مَنْصُورِ بْنِ زَاذَانَ عَنْ مَنْصُورٍ، - يَعْنِي ابْنَ زَاذَانَ - عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ قُرَّةَ، عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي أَصَبْتُ امْرَأَةً ذَاتَ حَسَبٍ وَجَمَالٍ وَإِنَّهَا لاَ تَلِدُ أَفَأَتَزَوَّجُهَا قَالَ " لاَ " . ثُمَّ أَتَاهُ الثَّانِيَةَ فَنَهَاهُ ثُمَّ أَتَاهُ الثَّالِثَةَ فَقَالَ " تَزَوَّجُوا الْوَدُودَ الْوَلُودَ فَإِنِّي مُكَاثِرٌ بِكُمُ الأُمَمَ " .
Bize Ahmed b. İbrahim anlattı; bize Yezid b. Harun anlattı; bize Mansur b. Zâzân'ın kız kardeşinin oğlu Müstelim b. Said haber verdi; Mansur'dan —yani İbn Zâzân'dan—; Muaviye b. Kurre'den; Ma'kıl b. Yesâr'dan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir adam geldi ve: “Ben soyu sopu düzgün ve güzel bir kadın buldum ancak çocuğu olmuyor. Onunla evleneyim mi?” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Hayır” buyurdu. Sonra ikinci defa geldi, yine onu yasakladı. Sonra üçüncü defa geldiğinde şöyle buyurdu: “Seven ve çok doğuran kadınlarla evlenin; çünkü ben kıyamet günü sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı övüneceğim.”
2051. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ الأَخْنَسِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ مَرْثَدَ بْنَ أَبِي مَرْثَدٍ الْغَنَوِيَّ، كَانَ يَحْمِلُ الأُسَارَى بِمَكَّةَ وَكَانَ بِمَكَّةَ بَغِيٌّ يُقَالُ لَهَا عَنَاقُ وَكَانَتْ صَدِيقَتَهُ قَالَ جِئْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْكِحُ عَنَاقَ قَالَ فَسَكَتَ عَنِّي فَنَزَلَتْ { وَالزَّانِيَةُ لاَ يَنْكِحُهَا إِلاَّ زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ } فَدَعَانِي فَقَرَأَهَا عَلَىَّ وَقَالَ " لاَ تَنْكِحْهَا " .
Bize İbrahim b. Muhammed et-Teymî anlattı; bize Yahya anlattı; Ubeydullah b. el-Ahnes'ten; Amr b. Şuayb'dan; babasından; dedesinden [nakledildiğine göre]; Mersed b. Ebi Mersed el-Ganevî, Mekke'deki esirleri taşırdı. Mekke'de Anâk denilen bir fahişe vardı; o, Mersed'in arkadaşıydı. Mersed dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve: ‘Ey Allah'ın Resulü! Anâk ile evlenebilir miyim?’ dedim. Resulullah bana cevap vermeyip sustu. Bunun üzerine { وَالزَّانِيَةُ لاَ يَنْكِحُهَا إِلاَّ زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ } “Zina eden bir kadını ancak zina eden veya müşrik bir erkek nikahlar” ayeti indi. Beni çağırıp bunu bana okudu ve: ‘Onunla evlenme’ buyurdu.”
2052. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَأَبُو مَعْمَرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ حَبِيبٍ، حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ شُعَيْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَنْكِحُ الزَّانِي الْمَجْلُودُ إِلاَّ مِثْلَهُ " . وَقَالَ أَبُو مَعْمَرٍ حَدَّثَنِي حَبِيبٌ الْمُعَلِّمُ عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ .
Bize Müsedded ve Ebu Ma'mer anlattı; dediler ki: Bize Abdülvâris anlattı; Habib'den; bana Amr b. Şuayb anlattı; Said el-Makburî'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kırbaçlanmış olan zina etmiş bir erkek, ancak kendi gibi olanla evlenebilir.” Ebu Ma'mer şöyle dedi: Bana Habib el-Muallim, Amr b. Şuayb'dan anlattı.
2053. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْثَرٌ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَعْتَقَ جَارِيَتَهُ وَتَزَوَّجَهَا كَانَ لَهُ أَجْرَانِ " .
Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Abser anlattı; Mutarrif'ten; Âmir'den; Ebu Bürde'den; Ebu Musa'dan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim cariyesini azat eder ve onunla evlenirse, onun için iki sevap vardır.”
2054. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، وَعَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَعْتَقَ صَفِيَّةَ وَجَعَلَ عِتْقَهَا صَدَاقَهَا .
Bize Amr b. Avn anlattı; bize Ebu Avâne haber verdi; Katâde'den ve Abdülaziz b. Suhayb'dan; Enes b. Mâlik'ten [nakledildiğine göre]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Safiyye'yi azat etti ve onun azat edilmesini mehir olarak kabul etti.
2055. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَحْرُمُ مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا يَحْرُمُ مِنَ الْوِلاَدَةِ " .
Bize Abdullah b. Mesleme anlattı; Mâlik'ten; Abdullah b. Dinar'dan; Süleyman b. Yesâr'dan; Urve'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Aişe'den [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Doğum yoluyla haram olanlar, süt emzirme yoluyla da haram olur.”
2056. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ، قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ لَكَ فِي أُخْتِي قَالَ " فَأَفْعَلُ مَاذَا " . قَالَتْ فَتَنْكِحُهَا . قَالَ " أُخْتَكِ " . قَالَتْ نَعَمْ . قَالَ " أَوَتُحِبِّينَ ذَاكَ " . قَالَتْ لَسْتُ بِمُخْلِيَةٍ بِكَ وَأَحَبُّ مَنْ شَرَكَنِي فِي خَيْرٍ أُخْتِي . قَالَ " فَإِنَّهَا لاَ تَحِلُّ لِي " . قَالَتْ فَوَاللَّهِ لَقَدْ أُخْبِرْتُ أَنَّكَ تَخْطُبُ دُرَّةَ - أَوْ ذَرَّةَ شَكَّ زُهَيْرٌ - بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ . قَالَ " بِنْتَ أُمِّ سَلَمَةَ " . قَالَتْ نَعَمْ . قَالَ " أَمَا وَاللَّهِ لَوْ لَمْ تَكُنْ رَبِيبَتِي فِي حِجْرِي مَا حَلَّتْ لِي إِنَّهَا ابْنَةُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ أَرْضَعَتْنِي وَأَبَاهَا ثُوَيْبَةُ فَلاَ تَعْرِضْنَ عَلَىَّ بَنَاتِكُنَّ وَلاَ أَخَوَاتِكُنَّ " .
Bize Abdullah b. Muhammed en-Nüfeylî anlattı; bize Züheyr anlattı; Hişam b. Urve'den; Urve'den; Zeyneb binti Ümmü Seleme'den; Ümmü Seleme'den [nakledildiğine göre]: Ümmü Habîbe şöyle dedi: “Ey Allah'ın Resulü! Kız kardeşimle evlenmek ister misin?” Resulullah: “Ne yapayım?” buyurdu. “Onunla nikahlanırsın” dedi. Resulullah: “Senin kız kardeşinle mi?” buyurdu. “Evet” dedi. Resulullah: “Bunu gerçekten istiyor musun?” buyurdu. Ümmü Habîbe: “Senin tek hanımın ben değilim; hayırlı bir işte bana ortak olacakların en sevimlisi ise kız kardeşimdir” dedi. Resulullah: “O şüphesiz bana helal olmaz” buyurdu. Ümmü Habîbe: “Vallahi, bana ulaştığına göre sen Ebu Seleme'nin kızı Dürre ile evlenmek istiyormuşsun” dedi. Resulullah: “Ümmü Seleme'nin kızı mı?” buyurdu. “Evet” dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Vallahi, o benim himayemdeki üvey kızım olmasaydı bile yine bana helal olmazdı. Çünkü o, süt kardeşimin kızıdır. Süveybe hem beni hem de babasını emzirmişti. Öyleyse kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi bana evlenmem için teklif etmeyin.”
2057. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ الْعَبْدِيُّ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ أَفْلَحُ بْنُ أَبِي الْقُعَيْسِ فَاسْتَتَرْتُ مِنْهُ . قَالَ تَسْتَتِرِينَ مِنِّي وَأَنَا عَمُّكِ قَالَتْ قُلْتُ مِنْ أَيْنَ قَالَ أَرْضَعَتْكِ امْرَأَةُ أَخِي . قَالَتْ إِنَّمَا أَرْضَعَتْنِي الْمَرْأَةُ وَلَمْ يُرْضِعْنِي الرَّجُلُ . فَدَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَحَدَّثْتُهُ فَقَالَ " إِنَّهُ عَمُّكِ فَلْيَلِجْ عَلَيْكِ " .
Bize Muhammed b. Kesîr el-Abdî anlattı; bize Süfyan haber verdi; Hişam b. Urve'den; Urve'den; Aişe radıyallahu anha'dan; dedi ki: “Eflah b. Ebi'l-Kuays yanıma girdi; ben de ondan gizlendim. ‘Ben senin amcan olduğum halde benden gizleniyor musun?’ dedi. ‘Nereden amcam oluyorsun?’ dedim. ‘Kardeşimin karısı seni emzirmişti’ dedi. ‘Beni emziren kadındır, erkek beni emzirmedi ki’ dedim. O sırada Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi. Durumu ona anlattım. ‘O senin amcandır, yanına girsin’ buyurdu.”
2058. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ الْمَعْنَى، وَاحِدٌ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهَا وَعِنْدَهَا رَجُلٌ قَالَ حَفْصٌ فَشَقَّ ذَلِكَ عَلَيْهِ وَتَغَيَّرَ وَجْهُهُ - ثُمَّ اتَّفَقَا - قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ . فَقَالَ " انْظُرْنَ مَنْ إِخْوَانُكُنَّ فَإِنَّمَا الرَّضَاعَةُ مِنَ الْمَجَاعَةِ " .
Bize Hafs b. Ömer anlattı; bize Şu'be anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Kesîr anlattı; bize Süfyan haber verdi; Eş'as b. Süleym'den; babasından; Mesruk'tan; Aişe'den [nakledildiğine göre] —mana birdir—: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Aişe'nin yanına girdi; yanında bir adam vardı. Hafs dedi ki: “Bu ona ağır geldi ve yüzünün rengi değişti.” —Sonra raviler ittifak ettiler— Aişe: “Ey Allah'ın Resulü! O benim süt kardeşimdir” dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sizin kardeşleriniz kimlerdir, iyi bakın; zira haram kılan süt emzirme ancak açlıktan dolayı olan emzirmedir” buyurdu.
2059. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ بْنُ مُطَهِّرٍ، أَنَّ سُلَيْمَانَ بْنَ الْمُغِيرَةِ، حَدَّثَهُمْ عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنٍ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ لاَ رِضَاعَ إِلاَّ مَا شَدَّ الْعَظْمَ وَأَنْبَتَ اللَّحْمَ . فَقَالَ أَبُو مُوسَى لاَ تَسْأَلُونَا وَهَذَا الْحَبْرُ فِيكُمْ .
Bize Abdüsselam b. Mutahhir anlattı; Süleyman b. el-Muğîre onlara anlatmış [ki]; Ebu Musa'dan; babasından; Abdullah b. Mes'ud'un bir oğlundan; İbn Mes'ud'dan; dedi ki: “Kemikleri güçlendiren ve et bitiren emzirme haricinde süt emzirme hükmü yoktur.” Bunun üzerine Ebu Musa: “Şu âlim aranızdayken bize bir şey sormayın” dedi.
2060. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الأَنْبَارِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ أَبِي مُوسَى الْهِلاَلِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَاهُ وَقَالَ أَنْشَزَ الْعَظْمَ .
Bize Muhammed b. Süleyman el-Enbârî anlattı; bize Vekî' anlattı; Süleyman b. el-Muğîre'den; Ebu Musa el-Hilâlî'den; babasından; İbn Mes'ud'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [nakledildiğine göre önceki hadisin] manasıyla [rivayet etti]. [Nebi] “Kemiği bitiren (enşeze)...” buyurdu.
2061. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ، حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأُمِّ سَلَمَةَ أَنَّ أَبَا حُذَيْفَةَ بْنَ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ بْنِ عَبْدِ شَمْسٍ كَانَ تَبَنَّى سَالِمًا وَأَنْكَحَهُ ابْنَةَ أَخِيهِ هِنْدَ بِنْتَ الْوَلِيدِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ وَهُوَ مَوْلًى لاِمْرَأَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ كَمَا تَبَنَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْدًا وَكَانَ مَنْ تَبَنَّى رَجُلاً فِي الْجَاهِلِيَّةِ دَعَاهُ النَّاسُ إِلَيْهِ وَوُرِّثَ مِيرَاثَهُ حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى فِي ذَلِكَ { ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ } إِلَى قَوْلِهِ { فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ } فَرُدُّوا إِلَى آبَائِهِمْ فَمَنْ لَمْ يُعْلَمْ لَهُ أَبٌ كَانَ مَوْلًى وَأَخًا فِي الدِّينِ فَجَاءَتْ سَهْلَةُ بِنْتُ سُهَيْلِ بْنِ عَمْرٍو الْقُرَشِيِّ ثُمَّ الْعَامِرِيِّ - وَهِيَ امْرَأَةُ أَبِي حُذَيْفَةَ - فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا نَرَى سَالِمًا وَلَدًا وَكَانَ يَأْوِي مَعِي وَمَعَ أَبِي حُذَيْفَةَ فِي بَيْتٍ وَاحِدٍ وَيَرَانِي فُضْلاً وَقَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِيهِمْ مَا قَدْ عَلِمْتَ فَكَيْفَ تَرَى فِيهِ فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَرْضِعِيهِ " . فَأَرْضَعَتْهُ خَمْسَ رَضَعَاتٍ فَكَانَ بِمَنْزِلَةِ وَلَدِهَا مِنَ الرَّضَاعَةِ فَبِذَلِكَ كَانَتْ عَائِشَةُ - رضى الله عنها - تَأْمُرُ بَنَاتِ أَخَوَاتِهَا وَبَنَاتِ إِخْوَتِهَا أَنْ يُرْضِعْنَ مَنْ أَحَبَّتْ عَائِشَةُ أَنْ يَرَاهَا وَيَدْخُلَ عَلَيْهَا وَإِنْ كَانَ كَبِيرًا خَمْسَ رَضَعَاتٍ ثُمَّ يَدْخُلَ عَلَيْهَا وَأَبَتْ أُمُّ سَلَمَةَ وَسَائِرُ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُدْخِلْنَ عَلَيْهِنَّ بِتِلْكَ الرَّضَاعَةِ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ حَتَّى يَرْضَعَ فِي الْمَهْدِ وَقُلْنَ لِعَائِشَةَ وَاللَّهِ مَا نَدْرِي لَعَلَّهَا كَانَتْ رُخْصَةً مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لِسَالِمٍ دُونَ النَّاسِ .
Bize Ahmed b. Salih anlattı; bize Anbese anlattı; bana Yunus anlattı; İbn Şihâb'dan; bana Urve b. ez-Zübeyr anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşleri Aişe ve Ümmü Seleme'den [nakledildiğine göre]: Ebu Huzeyfe b. Utbe b. Rebîa b. Abdüşems, Sâlim'i evlat edinmişti ve onu kardeşinin kızı olan Hind binti el-Velid b. Utbe b. Rebîa ile evlendirmişti. Sâlim, Ensar'dan bir kadının azatlısıydı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Zeyd'i evlat edindiği gibi Ebu Huzeyfe de onu evlat edinmişti. Cahiliye döneminde bir kimse birini evlat edindiğinde, insanlar o kişiyi evlat edinenin adıyla çağırırlardı ve o kişi ona mirasçı olurdu. Nihayet Allah Sübhânehu ve Teâlâ bu hususta: { ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ } “Onları babalarının adıyla çağırın...” ayetinden { فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ } “...onlar sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır” kavline kadar olan ayeti indirdi. Böylece evlatlıklar babalarına nispet edildiler; babası bilinmeyenler ise dost ve dinde kardeş kabul edildiler. Bunun üzerine Süheyl b. Amr el-Kureşî'nin kızı Sehle —ki Ebu Huzeyfe'nin eşidir— geldi ve: ‘Ey Allah'ın Resulü! Biz Sâlim'i evladımız olarak görüyorduk. Benimle ve Ebu Huzeyfe ile aynı evde kalıyordu; beni de ev kıyafetiyle görüyordu. Allah Azze ve Celle'nin onlar hakkında indirdiği ayeti ise biliyorsun. Bu durumda ne dersin?’ dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: ‘Onu emzir’ buyurdu. O da onu beş defa emzirdi; böylece Sâlim onun süt evladı mertebesinde oldu. Bu sebeple Aişe radıyallahu anha, kendisini görmesini ve yanına girmesini istediği kimselere; kız kardeşlerinin ve erkek kardeşlerinin kızlarına, o kimseyi —büyük olsa bile— beş defa emzirmelerini emrederdi; böylece o kimse onun yanına girebilirdi. Ancak Ümmü Seleme ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in diğer eşleri, beşikteyken emzirilenler hariç, bu tür bir emzirme ile hiç kimsenin yanlarına girmesini kabul etmediler ve Aişe'ye: ‘Vallahi biz bilmiyoruz; belki de bu, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den sadece Sâlim'e mahsus bir ruhsattı’ dediler.”
2062. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ عَمْرَةَ بِنْتِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ فِيمَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ مِنَ الْقُرْآنِ عَشْرُ رَضَعَاتٍ يُحَرِّمْنَ ثُمَّ نُسِخْنَ بِخَمْسٍ مَعْلُومَاتٍ يُحَرِّمْنَ فَتُوُفِّيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَهُنَّ مِمَّا يُقْرَأُ مِنَ الْقُرْآنِ .
Bize Abdullah b. Mesleme el-Ka'nebî anlattı; Mâlik'ten; Abdullah b. Ebi Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm'dan; Amre binti Abdurrahman'dan; Aişe'den [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: “Allah Azze ve Celle'nin indirdiği Kur'an'da, haramlığı sağlayan on emzirme vardı. Sonra bunlar, haramlığı sağlayan beş bilinen emzirme ile neshedildi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde, bunlar Kur'an'da okunmaya devam ediyordu.”
2063. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدُ بْنُ مُسَرْهَدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُحَرِّمُ الْمَصَّةُ وَلاَ الْمَصَّتَانِ " .
Bize Müsedded b. Müserhed anlattı; bize İsmail anlattı; Eyyûb'dan; İbn Ebi Müleyke'den; Abdullah b. ez-Zübeyr'den; Aişe radıyallahu anha'dan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir veya iki defa emme haram kılmaz.”
2064. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ حَجَّاجٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا يُذْهِبُ عَنِّي مَذَمَّةَ الرَّضَاعَةِ قَالَ " الْغُرَّةُ الْعَبْدُ أَوِ الأَمَةُ " . قَالَ النُّفَيْلِيُّ حَجَّاجُ بْنُ حَجَّاجٍ الأَسْلَمِيُّ وَهَذَا لَفْظُهُ .
Bize Abdullah b. Muhammed en-Nüfeylî anlattı; bize Ebu Muaviye anlattı. (H) Ve bize İbnü'l-Alâ anlattı; bize İbn İdris anlattı; Hişam b. Urve'den; babasından; Haccâc b. Haccâc'dan; babasından; dedi ki: “Ey Allah'ın Resulü! Süt emzirme borcunun sorumluluğunu benden ne giderir?” dedim. [Resulullah]: “Köle veya cariye vermek suretiyle yapılan bir bağış” buyurdu. Nüfeylî şunu ekledi: Haccâc b. Haccâc el-Eslemî —lafız onundur—.
2065. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا وَلاَ الْعَمَّةُ عَلَى بِنْتِ أَخِيهَا وَلاَ الْمَرْأَةُ عَلَى خَالَتِهَا وَلاَ الْخَالَةُ عَلَى بِنْتِ أُخْتِهَا وَلاَ تُنْكَحُ الْكُبْرَى عَلَى الصُّغْرَى وَلاَ الصُّغْرَى عَلَى الْكُبْرَى " .
Bize Abdullah b. Muhammed en-Nüfeylî anlattı; bize Züheyr anlattı; bize Davud b. Ebi Hind anlattı; Âmir'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kadın halasının üzerine nikahlanamaz; halası da erkek kardeşinin kızı üzerine nikahlanamaz. Bir kadın teyzesinin üzerine nikahlanamaz; teyzesi de kız kardeşinin kızı üzerine nikahlanamaz. Büyük küçüğün üzerine, küçük de büyüğün üzerine nikahlanamaz.”
2066. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي قَبِيصَةُ بْنُ ذُؤَيْبٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُجْمَعَ بَيْنَ الْمَرْأَةِ وَخَالَتِهَا وَبَيْنَ الْمَرْأَةِ وَعَمَّتِهَا .
Bize Ahmed b. Salih anlattı; bize Anbese anlattı; bana Yunus haber verdi; İbn Şihâb'dan; bana Kabîsa b. Züeyb haber verdi; Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bir kadınla teyzesinin ve bir kadınla halasının aynı anda nikah altında birleştirilmesini yasakladı.”
2067. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا خَطَّابُ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ خُصَيْفٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَرِهَ أَنْ يُجْمَعَ بَيْنَ الْعَمَّةِ وَالْخَالَةِ وَبَيْنَ الْخَالَتَيْنِ وَالْعَمَّتَيْنِ .
Bize Abdullah b. Muhammed en-Nüfeylî anlattı; bize Hattâb b. el-Kasım anlattı; Husayf'tan; İkrime'den; İbn Abbas'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [nakledildiğine göre]: [Resulullah]; bir halayla teyzenin, yine iki teyzenin ve iki halanın aynı nikah altında birleştirilmesini mekruh gördü.
2068. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنْ قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى { وَإِنْ خِفْتُمْ أَنْ لاَ تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ } قَالَتْ يَا ابْنَ أُخْتِي هِيَ الْيَتِيمَةُ تَكُونُ فِي حِجْرِ وَلِيِّهَا فَتُشَارِكُهُ فِي مَالِهِ فَيُعْجِبُهُ مَالُهَا وَجَمَالُهَا فَيُرِيدُ أَنْ يَتَزَوَّجَهَا بِغَيْرِ أَنْ يُقْسِطَ فِي صَدَاقِهَا فَيُعْطِيَهَا مِثْلَ مَا يُعْطِيهَا غَيْرُهُ فَنُهُوا أَنْ يَنْكِحُوهُنَّ إِلاَّ أَنْ يُقْسِطُوا لَهُنَّ وَيَبْلُغُوا بِهِنَّ أَعْلَى سُنَّتِهِنَّ مِنَ الصَّدَاقِ وَأُمِرُوا أَنْ يَنْكِحُوا مَا طَابَ لَهُمْ مِنَ النِّسَاءِ سِوَاهُنَّ . قَالَ عُرْوَةُ قَالَتْ عَائِشَةُ ثُمَّ إِنَّ النَّاسَ اسْتَفْتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ هَذِهِ الآيَةِ فِيهِنَّ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { وَيَسْتَفْتُونَكَ فِي النِّسَاءِ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِيهِنَّ وَمَا يُتْلَى عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ فِي يَتَامَى النِّسَاءِ اللاَّتِي لاَ تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ أَنْ تَنْكِحُوهُنَّ } قَالَتْ وَالَّذِي ذَكَرَ اللَّهُ أَنَّهُ يُتْلَى عَلَيْهِمْ فِي الْكِتَابِ الآيَةُ الأُولَى الَّتِي قَالَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى { وَإِنْ خِفْتُمْ أَنْ لاَ تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ } قَالَتْ عَائِشَةُ وَقَوْلُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فِي الآيَةِ الآخِرَةِ { وَتَرْغَبُونَ أَنْ تَنْكِحُوهُنَّ } هِيَ رَغْبَةُ أَحَدِكُمْ عَنْ يَتِيمَتِهِ الَّتِي تَكُونُ فِي حِجْرِهِ حِينَ تَكُونُ قَلِيلَةَ الْمَالِ وَالْجَمَالِ فَنُهُوا أَنْ يَنْكِحُوا مَا رَغِبُوا فِي مَالِهَا وَجَمَالِهَا مِنْ يَتَامَى النِّسَاءِ إِلاَّ بِالْقِسْطِ مِنْ أَجْلِ رَغْبَتِهِمْ عَنْهُنَّ . قَالَ يُونُسُ وَقَالَ رَبِيعَةُ فِي قَوْلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ { وَإِنْ خِفْتُمْ أَنْ لاَ تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَى } قَالَ يَقُولُ اتْرُكُوهُنَّ إِنْ خِفْتُمْ فَقَدْ أَحْلَلْتُ لَكُمْ أَرْبَعًا .
Bize Mısırlı Ahmed b. Amr b. es-Serh anlattı; bize İbn Vehb anlattı; bana Yunus haber verdi; İbn Şihâb'dan; bana Urve b. ez-Zübeyr'in haber verdiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Aişe'ye Allah Teâlâ'nın { وَإِنْ خِفْتُمْ أَنْ لاَ تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ } “Eğer yetimler hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helal olan kadınlardan... nikahlayın” ayeti hakkında sormuştur. Aişe şöyle demiştir: “Ey kız kardeşimin oğlu! Bu, velisinin himayesinde olan, velisinin malına ortak olan, malı ve güzelliği velisinin hoşuna giden yetim kızdır. Velisi, onun mehrinde adaleti gözetmeden onunla evlenmek ister. İşte yetimlerin velilerine, onlara adaletli davranmadıkça ve onların emsalinin aldığı en yüksek mehri vermedikçe onlarla evlenmeleri yasaklandı. Onların dışındaki size helal olan diğer kadınlarla evlenmeleri emredildi.” Urve dedi ki: Aişe şöyle devam etti: “Sonra insanlar bu ayetten sonra yetim kızlar hakkında Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e fetva sordular. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle { وَيَسْتَفْتُونَكَ فِي النِّسَاءِ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِيهِنَّ وَمَا يُتْلَى عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ فِي يَتَامَى النِّسَاءِ اللاَّتِي لاَ تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ أَنْ تَنْكِحُوهُنَّ } “Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki: Onlar hakkında ve kendilerine yazılan mehirlerini vermediğiniz, buna rağmen kendileriyle evlenmek istediğiniz yetim kadınlar hakkında Kitap'ta size okunanlar hususunda Allah size fetva veriyor” ayetini indirdi.” Aişe dedi ki: Allah'ın ‘Kitap'ta onlara okunan’ diye zikrettiği, Allah Sübhânehu ve Teâlâ'nın: { وَإِنْ خِفْتُمْ أَنْ لاَ تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ } buyurduğu ilk ayettir. Aişe ayrıca şöyle dedi: Allah Azze ve Celle'nin son ayetteki { وَتَرْغَبُونَ أَنْ تَنْكِحُوهُنَّ } “kendileriyle evlenmek istediğiniz” kavli; sizden birinin himayesindeki yetim kızın malı ve güzelliği az olduğunda ona karşı olan isteksizliğidir. İşte malı ve güzelliği hoşlarına giden yetim kızlarla —onlara olan isteksizliklerinden dolayı— adaletli davranmadıkça evlenmeleri yasaklandı. Yunus dedi ki: Rebîa, Allah Azze ve Celle'nin { وَإِنْ خِفْتُمْ أَنْ لاَ تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَى } kavli hakkında şöyle dedi: “Yani Allah: ‘Eğer adaletli davranamamaktan korkarsanız onları bırakın; zira ben size dört kadına kadar helal kıldım’ buyuruyor.”
2069. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ حَلْحَلَةَ الدُّؤَلِيُّ، أَنَّ ابْنَ شِهَابٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ الْحُسَيْنِ حَدَّثَهُ أَنَّهُمْ، حِينَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ مِنْ عِنْدِ يَزِيدَ بْنِ مُعَاوِيَةَ مَقْتَلَ الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ - رضى الله عنهما - لَقِيَهُ الْمِسْوَرُ بْنُ مَخْرَمَةَ فَقَالَ لَهُ هَلْ لَكَ إِلَىَّ مِنْ حَاجَةٍ تَأْمُرُنِي بِهَا قَالَ فَقُلْتُ لَهُ لاَ . قَالَ هَلْ أَنْتَ مُعْطِيَّ سَيْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ يَغْلِبَكَ الْقَوْمُ عَلَيْهِ وَايْمُ اللَّهِ لَئِنْ أَعْطَيْتَنِيهِ لاَ يُخْلَصُ إِلَيْهِ أَبَدًا حَتَّى يَبْلُغَ إِلَى نَفْسِي إِنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ - رضى الله عنه - خَطَبَ بِنْتَ أَبِي جَهْلٍ عَلَى فَاطِمَةَ - رضى الله عنها - فَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَخْطُبُ النَّاسَ فِي ذَلِكَ عَلَى مِنْبَرِهِ هَذَا وَأَنَا يَوْمَئِذٍ مُحْتَلِمٌ فَقَالَ " إِنَّ فَاطِمَةَ مِنِّي وَأَنَا أَتَخَوَّفُ أَنْ تُفْتَنَ فِي دِينِهَا " . قَالَ ثُمَّ ذَكَرَ صِهْرًا لَهُ مِنْ بَنِي عَبْدِ شَمْسٍ فَأَثْنَى عَلَيْهِ فِي مُصَاهَرَتِهِ إِيَّاهُ فَأَحْسَنَ قَالَ " حَدَّثَنِي فَصَدَقَنِي وَوَعَدَنِي فَوَفَّى لِي وَإِنِّي لَسْتُ أُحَرِّمُ حَلاَلاً وَلاَ أُحِلُّ حَرَامًا وَلَكِنْ وَاللَّهِ لاَ تَجْتَمِعُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ وَبِنْتُ عَدُوِّ اللَّهِ مَكَانًا وَاحِدًا أَبَدًا " .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Hanbel anlattı; bize Yakup b. İbrahim b. Sa'd anlattı; bana babam anlattı; el-Velid b. Kesîr'den; bana Muhammed b. Amr b. Halhale ed-Düelî anlattı; İbn Şihâb'ın ona haber verdiğine göre; Ali b. Hüseyin ona şöyle anlatmıştır: Hüseyin b. Ali radıyallahu anhümâ'nın şehit edilmesinden sonra Yezid b. Muaviye'nin yanından Medine'ye geldiklerinde, el-Misver b. Mahreme ona rastladı ve: “Bana emredeceğin bir ihtiyacın var mı?” diye sordu. “Hayır” dedim. Misver: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kılıcını bana verir misin? Çünkü topluluğun onu senin elinden zorla almasından korkuyorum. Vallahi eğer onu bana verirsen, canımı vermedikçe ona asla ulaşamazlar. Şüphesiz Ali b. Ebi Tâlib radıyallahu anh, Fatıma radıyallahu anha'nın üzerine Ebu Cehl'in kızıyla evlenmek istemişti. Ben o günlerde ergenlik çağında olduğum halde, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şu minberi üzerinde insanlara bu konuda hutbe verirken şöyle buyururken işittim: ‘Şüphesiz Fatıma benden bir parçadır; onun dini hususunda fitneye düşmesinden korkuyorum.’” Misver devamla dedi ki: Sonra Resulullah Beni Abdüşems'ten olan bir damadını zikretti ve onun damatlığından övgüyle bahsetti. Şöyle buyurdu: ‘Bana konuştu, doğru söyledi; bana söz verdi, sözünü tuttu. Şüphesiz ben helal olan bir şeyi haram kılıyor veya haram olan bir şeyi helal kılıyor değilim. Ancak vallahi, Allah Resulü'nün kızı ile Allah düşmanının kızı asla aynı yerde bir araya gelemez.’”
2070. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، بِهَذَا الْخَبَرِ قَالَ فَسَكَتَ عَلِيٌّ عَنْ ذَلِكَ النِّكَاحِ
Bize Muhammed b. Yahya b. Fâris anlattı; bana Abdürrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; Zühri'den; Urve'den; Eyyûb'dan; İbn Ebi Müleyke'den; bu haberle [nakledildiğine göre]: Ravi dedi ki: “Bunun üzerine Ali o nikahı yapmaktan vazgeçip sustu.”
2071. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، - الْمَعْنَى - قَالَ أَحْمَدُ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ الْقُرَشِيُّ التَّيْمِيُّ، أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ يَقُولُ " إِنَّ بَنِي هِشَامِ بْنِ الْمُغِيرَةِ اسْتَأْذَنُونِي أَنْ يُنْكِحُوا ابْنَتَهُمْ مِنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ فَلاَ آذَنُ ثُمَّ لاَ آذَنُ ثُمَّ لاَ آذَنُ إِلاَّ أَنْ يُرِيدَ ابْنُ أَبِي طَالِبٍ أَنْ يُطَلِّقَ ابْنَتِي وَيَنْكِحَ ابْنَتَهُمْ فَإِنَّمَا ابْنَتِي بَضْعَةٌ مِنِّي يُرِيبُنِي مَا أَرَابَهَا وَيُؤْذِينِي مَا آذَاهَا " . وَالإِخْبَارُ فِي حَدِيثِ أَحْمَدَ .
Bize Ahmed b. Yunus ve Kuteybe b. Said anlattı —mana birdir—; Ahmed dedi ki: Bize Leys anlattı; bana Abdullah b. Ubeydullah b. Ebi Müleyke el-Kureşî et-Teymî anlattı; el-Misver b. Mahreme ona anlatmış: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i minber üzerinde şöyle buyururken işitmiş: “Hişam b. el-Muğîre oğulları, kızlarını Ali b. Ebi Tâlib ile evlendirmek için benden izin istediler. İzin vermiyorum, sonra yine izin vermiyorum, sonra yine izin vermiyorum! Ancak İbn Ebi Tâlib benim kızımı boşayıp onların kızıyla evlenmek isterse o başka. Çünkü benim kızım benden bir parçadır; onu üzen her şey beni de üzer, ona eziyet veren her şey bana da eziyet verir.” Haber, Ahmed'in hadisindedir.
2072. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدُ بْنُ مُسَرْهَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ فَتَذَاكَرْنَا مُتْعَةَ النِّسَاءِ فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ رَبِيعُ بْنُ سَبْرَةَ أَشْهَدُ عَلَى أَبِي أَنَّهُ حَدَّثَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْهَا فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ .
Bize Müsedded b. Müserhed anlattı; bize Abdülvâris anlattı; İsmail b. Ümeyye'den; Zühri'den; dedi ki: Ömer b. Abdülaziz'in yanındaydık; mut'a nikahını konuştuk. Rabî' b. Sebre denilen bir adam ona şöyle dedi: “Babamın, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Veda Haccı'nda bunu yasakladığını naklettiğine şahitlik ederim.”
2073. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ رَبِيعِ بْنِ سَبْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَرَّمَ مُتْعَةَ النِّسَاءِ .
Bize Muhammed b. Yahya b. Fâris anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; Zühri'den; Rabî' b. Sebre'den; babasından [nakledildiğine göre]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem mut'a nikahını haram kıldı.
2074. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدُ بْنُ مُسَرْهَدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، كِلاَهُمَا عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الشِّغَارِ . زَادَ مُسَدَّدٌ فِي حَدِيثِهِ قُلْتُ لِنَافِعٍ مَا الشِّغَارُ قَالَ يَنْكِحُ ابْنَةَ الرَّجُلِ وَيُنْكِحُهُ ابْنَتَهُ بِغَيْرِ صَدَاقٍ وَيَنْكِحُ أُخْتَ الرَّجُلِ وَيُنْكِحُهُ أُخْتَهُ بِغَيْرِ صَدَاقٍ .
Bize Ka'nebî anlattı; Mâlik'ten. (H) Ve bize Müsedded b. Müserhed anlattı; bize Yahya anlattı; Ubeydullah'tan; her ikisi de Nâfi'den; İbn Ömer'den [nakledildiğine göre]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Şiğâr nikahını yasakladı. Müsedded kendi hadisinde şunu ekledi: Nâfi'ye: ‘Şiğâr nedir?’ dedim. Şöyle dedi: ‘Bir adamın, diğer adamın kızıyla evlenmesi; buna karşılık mehir vermeden kendi kızını da onunla evlendirmesidir. Veya bir adamın diğerinin kız kardeşiyle evlenmesi; mehir vermeden kendi kız kardeşini de onunla evlendirmesidir.’”
2075. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ هُرْمُزَ الأَعْرَجُ، أَنَّ الْعَبَّاسَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْعَبَّاسِ، أَنْكَحَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الْحَكَمِ ابْنَتَهُ وَأَنْكَحَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ ابْنَتَهُ وَكَانَا جَعَلاَ صَدَاقًا فَكَتَبَ مُعَاوِيَةُ إِلَى مَرْوَانَ يَأْمُرُهُ بِالتَّفْرِيقِ بَيْنَهُمَا وَقَالَ فِي كِتَابِهِ هَذَا الشِّغَارُ الَّذِي نَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Yahya b. Fâris anlattı; bize Yakup b. İbrahim anlattı; bana babam anlattı; İbn İshak'tan; bana Abdurrahman b. Hürmüz el-A'rec anlattı; [nakledildiğine göre]: Abbas b. Abdullah b. el-Abbas, kızını Abdurrahman b. el-Hakem ile evlendirdi; Abdurrahman da karşılığında kızını onunla evlendirdi. Her ne kadar ikisi de mehir belirlemiş olsalar da; Muaviye, Mervân'a bir mektup yazarak aralarını ayırmasını emretti. Mektubunda şöyle dedi: ‘İşte bu, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yasakladığı Şiğâr nikahıdır.’”
2076. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، رضى الله عنه - قَالَ إِسْمَاعِيلُ وَأُرَاهُ قَدْ رَفَعَهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَعَنَ اللَّهُ الْمُحَلِّلَ وَالْمُحَلَّلَ لَهُ " .
Bize Ahmed b. Yunus anlattı; bize Züheyr anlattı; bana İsmail anlattı; Âmir'den; Hâris'den; Ali radıyallahu anh'dan —İsmail dedi ki: Zannediyorum ki o bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e ref etti—; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah, hülle yapana ve kendisi için hülle yapılana lanet etsin.”
2077. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ الْحَارِثِ الأَعْوَرِ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَرَأَيْنَا أَنَّهُ عَلِيٌّ - عَلَيْهِ السَّلاَمُ - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَاهُ .
Bize Vehb b. Bakıyye anlattı; Halid'den; Husayn'dan; Âmir'den; el-Hâris el-A'ver'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adamdan; Ravi dedi ki: “Biz o adamın Ali aleyhisselâm olduğunu zannetmiştik.” Ali, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den önceki hadisin manasıyla nakletmiştir.
2078. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، - وَهَذَا لَفْظُ إِسْنَادِهِ - وَكِلاَهُمَا عَنْ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا عَبْدٍ تَزَوَّجَ بِغَيْرِ إِذْنِ مَوَالِيهِ فَهُوَ عَاهِرٌ " .
Bize Ahmed b. Hanbel ve Osman b. Ebi Şeybe anlattı —bu senedin lafzıdır—; her ikisi de Vekî'den; bize el-Hasan b. Salih anlattı; Abdullah b. Muhammed b. Akîl'den; Câbir'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hangi köle, efendilerinin izni olmadan evlenirse, o zina edendir.”
2079. Hadis
حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا نَكَحَ الْعَبْدُ بِغَيْرِ إِذْنِ مَوْلاَهُ فَنِكَاحُهُ بَاطِلٌ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا الْحَدِيثُ ضَعِيفٌ وَهُوَ مَوْقُوفٌ وَهُوَ قَوْلُ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما .
Bize Ukbe b. Mükrem anlattı; bize Ebu Kuteybe anlattı; Abdullah b. Ömer'den; Nâfi'den; İbn Ömer'den [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Köle, efendisinin izni olmadan nikahlanırsa, o nikah batıldır.” Ebu Davud dedi ki: Bu hadis zayıftır ve mevkuf bir rivayettir; aslında bu İbn Ömer radıyallahu anhümâ'nın sözüdür.
2080. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَخْطُبُ الرَّجُلُ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ " .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh anlattı; bize Süfyan anlattı; Zühri'den; Said b. el-Müseyyeb'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişi, kardeşinin evlilik teklifi üzerine teklifte bulunmasın.”
2081. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَخْطُبُ أَحَدُكُمْ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ وَلاَ يَبِيعُ عَلَى بَيْعِ أَخِيهِ إِلاَّ بِإِذْنِهِ " .
Bize Hasan b. Ali anlattı; bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; Ubeydullah'tan; Nâfi'den; İbn Ömer'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hiçbiriniz, kardeşi izin vermedikçe onun evlilik teklifi üzerine teklifte bulunmasın ve kardeşinin alışverişi üzerine alışveriş yapmasın.”
2082. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ حُصَيْنٍ، عَنْ وَاقِدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ - عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا خَطَبَ أَحَدُكُمُ الْمَرْأَةَ فَإِنِ اسْتَطَاعَ أَنْ يَنْظُرَ إِلَى مَا يَدْعُوهُ إِلَى نِكَاحِهَا فَلْيَفْعَلْ " . قَالَ فَخَطَبْتُ جَارِيَةً فَكُنْتُ أَتَخَبَّأُ لَهَا حَتَّى رَأَيْتُ مِنْهَا مَا دَعَانِي إِلَى نِكَاحِهَا وَتَزَوُّجِهَا فَتَزَوَّجْتُهَا .
Bize Müsedded anlattı; bize Abdülvâhid b. Ziyad anlattı; bize Muhammed b. İshak anlattı; Davud b. Husayn'dan; Vâkıd b. Abdurrahman'dan —yani İbn Sa'd b. Muâz—; Câbir b. Abdullah'tan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz bir kadınla evlenmek istediğinde, eğer onunla evlenmeye kendisini sevk edecek yerlerine bakmaya gücü yetiyorsa bunu yapsın.” Câbir dedi ki: “Bir kızla evlenmek istedim; onunla evlenmeye beni sevk edecek olanı görünceye kadar kendimi ondan gizleyerek onu izledim. Nihayet onu görünce kendisiyle evlendim.”
2083. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا امْرَأَةٍ نَكَحَتْ بِغَيْرِ إِذْنِ مَوَالِيهَا فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ " . ثَلاَثَ مَرَّاتٍ " فَإِنْ دَخَلَ بِهَا فَالْمَهْرُ لَهَا بِمَا أَصَابَ مِنْهَا فَإِنْ تَشَاجَرُوا فَالسُّلْطَانُ وَلِيُّ مَنْ لاَ وَلِيَّ لَهُ " .
Bize Muhammed b. Kesîr anlattı; bize Süfyan haber verdi; bize İbn Cüreyc haber verdi; Süleyman b. Musa'dan; Zühri'den; Urve'den; Aişe'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hangi kadın, velilerinin izni olmadan nikahlanırsa, onun nikahı batıldır.” Bu sözü üç defa tekrarladı ve şöyle devam etti: “Eğer kocası onunla zifafa girmişse, ondan faydalandığı için mehir kadına aittir. Eğer veliler anlaşmazlığa düşerlerse, sultan, velisi olmayanın velisidir.”
2084. Hadis
حَدَّثَنِي الْقَعْنَبِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ جَعْفَرٍ، - يَعْنِي ابْنَ رَبِيعَةَ - عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَاهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ جَعْفَرٌ لَمْ يَسْمَعْ مِنَ الزُّهْرِيِّ كَتَبَ إِلَيْهِ .
Bana Ka'nebî anlattı; bize İbn Lehîa anlattı; Cafer'den —yani İbn Rebîa—; İbn Şihâb'dan; Urve'den; Aişe'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; [önceki hadisin] manasıyla [rivayet etti]. Ebu Davud dedi ki: Cafer, Zühri'den işitmemiştir; Zühri ona hadisi yazarak göndermiştir.
2085. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ بْنِ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو عُبَيْدَةَ الْحَدَّادُ، عَنْ يُونُسَ، وَإِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هُوَ يُونُسُ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ وَإِسْرَائِيلُ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ .
Bize Muhammed b. Kudâme b. A'yen anlattı; bize Ebu Ubeyde el-Haddâd anlattı; Yunus ve İsrail'den; Ebu İshak'tan; Ebu Bürde'den; Ebu Musa'dan [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Veli olmadan nikah olmaz.” Ebu Davud şöyle dedi: O, Yunus'un Ebu Bürde'den; İsrail'in ise Ebu İshak'tan, onun da Ebu Bürde'den rivayetidir.
2086. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ، أَنَّهَا كَانَتْ عِنْدَ ابْنِ جَحْشٍ فَهَلَكَ عَنْهَا - وَكَانَ فِيمَنْ هَاجَرَ إِلَى أَرْضِ الْحَبَشَةِ - فَزَوَّجَهَا النَّجَاشِيُّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ عِنْدَهُمْ .
Bize Muhammed b. Yahya b. Fâris anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; Zühri'den; Urve b. ez-Zübeyr'den; Ümmü Habîbe'den [nakledildiğine göre]: O, İbn Cahş'ın nikahı altındaydı. Kocası Habeşistan'a hicret edenler arasındaydı ve orada vefat etti. Bunun üzerine Ümmü Habîbe Habeşistan'da iken Necâşî onu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile evlendirdi.
2087. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنِي أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ رَاشِدٍ، عَنِ الْحَسَنِ، حَدَّثَنِي مَعْقِلُ بْنُ يَسَارٍ، قَالَ كَانَتْ لِي أُخْتٌ تُخْطَبُ إِلَىَّ فَأَتَانِي ابْنُ عَمٍّ لِي فَأَنْكَحْتُهَا إِيَّاهُ ثُمَّ طَلَّقَهَا طَلاَقًا لَهُ رَجْعَةٌ ثُمَّ تَرَكَهَا حَتَّى انْقَضَتْ عِدَّتُهَا فَلَمَّا خُطِبَتْ إِلَىَّ أَتَانِي يَخْطُبُهَا فَقُلْتُ لاَ وَاللَّهِ لاَ أُنْكِحُهَا أَبَدًا . قَالَ فَفِيَّ نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلاَ تَعْضُلُوهُنَّ أَنْ يَنْكِحْنَ أَزْوَاجَهُنَّ } الآيَةَ . قَالَ فَكَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي فَأَنْكَحْتُهَا إِيَّاهُ .
Bize İbnü'l-Müsennâ anlattı; bana Ebu Âmir anlattı; bize Abbâd b. Râşid anlattı; Hasan'dan; bana Ma'kıl b. Yesâr anlattı; dedi ki: “Benim bir kız kardeşim vardı; onunla evlenmek isteyenler benden onu istiyorlardı. Bana bir amca oğlum geldi ve kız kardeşimi onunla evlendirdim. Sonra kocası onu geri dönüşü olan bir talakla boşadı. Ardından iddeti bitinceye kadar onu kendi haline bıraktı. İddet bitip başka talipler çıkınca, eski kocası tekrar gelip kız kardeşimi benden istedi. ‘Hayır vallahi, onu sana asla nikahlamam!’ dedim. Ravi dedi ki: İşte şu: { وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلاَ تَعْضُلُوهُنَّ أَنْ يَنْكِحْنَ أَزْوَاجَهُنَّ } “Kadınları boşadığınızda onlar da bekleme sürelerini bitirdiklerinde, eski kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın...” ayeti benim hakkımda indi. Bunun üzerine yeminim için kefaret verdim ve onu tekrar onunla evlendirdim.”
2088. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا هَمَّامٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - الْمَعْنَى - عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَيُّمَا امْرَأَةٍ زَوَّجَهَا وَلِيَّانِ فَهِيَ لِلأَوَّلِ مِنْهُمَا وَأَيُّمَا رَجُلٍ بَاعَ بَيْعًا مِنْ رَجُلَيْنِ فَهُوَ لِلأَوَّلِ مِنْهُمَا " .
Bize Müslim b. İbrahim anlattı; bize Hişam anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Kesîr anlattı; bize Hemmâm haber verdi. (H) Ve bize Musa b. İsmail anlattı; bize Hammad anlattı —mana birdir—; Katâde'den; Hasan'dan; Semüre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [nakledildiğine göre] şöyle buyurmuştur: “Hangi kadını iki ayrı veli farklı kişilere nikahlarsa, o nikah bu iki veliden birincisine aittir. Hangi adam bir malı iki kişiye satarsa, o mal bu iki kişiden birincisine aittir.”
2089. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا أَسْبَاطُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا الشَّيْبَانِيُّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، - قَالَ الشَّيْبَانِيُّ وَذَكَرَهُ عَطَاءٌ أَبُو الْحَسَنِ السُّوَائِيُّ وَلاَ أَظُنُّهُ إِلاَّ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، - فِي هَذِهِ الآيَةِ { لاَ يَحِلُّ لَكُمْ أَنْ تَرِثُوا النِّسَاءَ كَرْهًا وَلاَ تَعْضُلُوهُنَّ } قَالَ كَانَ الرَّجُلُ إِذَا مَاتَ كَانَ أَوْلِيَاؤُهُ أَحَقَّ بِامْرَأَتِهِ مِنْ وَلِيِّ نَفْسِهَا إِنْ شَاءَ بَعْضُهُمْ زَوَّجَهَا أَوْ زَوَّجُوهَا وَإِنْ شَاءُوا لَمْ يُزَوِّجُوهَا فَنَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ فِي ذَلِكَ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; bize Esbât b. Muhammed anlattı; bize eş-Şeybânî anlattı; İkrime'den; İbn Abbas'tan. —eş-Şeybânî dedi ki: Bunu Atâ Ebu'l-Hasan es-Suvâî de zikretti; zannediyorum ki o da bunu İbn Abbas'tan nakletti.— Allah Teâlâ'nın { لاَ يَحِلُّ لَكُمْ أَنْ تَرِثُوا النِّسَاءَ كَرْهًا وَلاَ تَعْضُلُوهُنَّ } “Kadınlara zorla mirasçı olmanız ve onlara engel olmanız size helal değildir” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Eskiden bir adam öldüğü zaman, onun velileri, kadının kendi velisinden daha çok o kadının üzerinde hak sahibi olurlardı. Eğer onlardan biri dilerse kendisi onunla evlenir veya başkasıyla evlendirirlerdi; dilerlerse de onu evlendirmezlerdi. İşte bu ayet bu durum hakkında indi.”
2090. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ ثَابِتٍ الْمَرْوَزِيُّ، حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ { لاَ يَحِلُّ لَكُمْ أَنْ تَرِثُوا النِّسَاءَ كَرْهًا وَلاَ تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَا آتَيْتُمُوهُنَّ إِلاَّ أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ } وَذَلِكَ أَنَّ الرَّجُلَ كَانَ يَرِثُ امْرَأَةَ ذِي قَرَابَتِهِ فَيَعْضُلُهَا حَتَّى تَمُوتَ أَوْ تَرُدَّ إِلَيْهِ صَدَاقَهَا فَأَحْكَمَ اللَّهُ عَنْ ذَلِكَ وَنَهَى عَنْ ذَلِكَ .
Bize Mervezî Ahmed b. Muhammed b. Sâbit anlattı; bana Ali b. Hüseyin b. Vâkıd anlattı; babasından; Yezid en-Nahvî'den; İkrime'den; İbn Abbas'tan; Allah Teâlâ'nın: { لاَ يَحِلُّ لَكُمْ أَنْ تَرِثُوا النِّسَاءَ كَرْهًا وَلاَ تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَا آتَيْتُمُوهُنَّ إِلاَّ أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ } “Kadınlara zorla mirasçı olmanız ve apaçık bir hayâsızlık yapmadıkları sürece, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmek için onları sıkıştırmanız size helal değildir” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Bu şöyledir: Bir adam akrabasının ölümü üzerine karısına mirasçı olur ve o kadın ölünceye kadar veya mehrini ona geri verinceye kadar kadını sıkıştırıp evlenmesine engel olurdu. Allah bu durumu hükme bağladı ve bunu yasakladı.”
2091. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ شَبُّويَةَ الْمَرْوَزِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ عِيسَى بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، مَوْلَى عُمَرَ عَنِ الضَّحَّاكِ، بِمَعْنَاهُ قَالَ فَوَعَظَ اللَّهُ ذَلِكَ .
Bize Mervezî Ahmed b. Şebbûye anlattı; bize Abdullah b. Osman anlattı; İsa b. Ubeyd'den; Ömer'in mevlası Ubeydullah'tan; ed-Dahhâk'tan; [önceki hadisin] manasıyla [nakledildiğine göre]; şöyle demiştir: “Allah bu durumu yapmamaları hususunda öğütledi.”
2092. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبَانُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تُنْكَحُ الثَّيِّبُ حَتَّى تُسْتَأْمَرَ وَلاَ الْبِكْرُ إِلاَّ بِإِذْنِهَا " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا إِذْنُهَا قَالَ " أَنْ تَسْكُتَ " .
Bize Müslim b. İbrahim anlattı; bize Ebân anlattı; bize Yahya anlattı; Ebu Seleme'den; Ebu Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dul kadınla kendisine danışılmadan, bakire kızla da izni alınmadan evlenilmez.” “Ey Allah'ın Resulü! Onun izni nedir?” dediler. Resulullah: “Onun suskunluğudur” buyurdu.
2093. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - الْمَعْنَى - حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تُسْتَأْمَرُ الْيَتِيمَةُ فِي نَفْسِهَا فَإِنْ سَكَتَتْ فَهُوَ إِذْنُهَا وَإِنْ أَبَتْ فَلاَ جَوَازَ عَلَيْهَا " . وَالإِخْبَارُ فِي حَدِيثِ يَزِيدَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَكَذَلِكَ رَوَاهُ أَبُو خَالِدٍ سُلَيْمَانُ بْنُ حَيَّانَ وَمُعَاذٌ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو .
Bize Ebu Kâmil anlattı; bize Yezid —yani İbn Zürey'— anlattı. (H) Ve bize Musa b. İsmail anlattı; bize Hammad anlattı —mana birdir—; bana Muhammed b. Amr anlattı; bize Ebu Seleme anlattı; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yetim kıza kendisi hakkında danışılır. Eğer susarsa bu onun iznidir; eğer reddederse onun üzerine bir zorlama yoktur.” Haber, Yezid'in hadisindedir. Ebu Davud dedi ki: Ebu Halid Süleyman b. Hayyân ve Muaz da bunu Muhammed b. Amr'dan aynı şekilde rivayet ettiler.
2094. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، بِهَذَا الْحَدِيثِ بِإِسْنَادِهِ زَادَ فِيهِ قَالَ " فَإِنْ بَكَتْ أَوْ سَكَتَتْ " . زَادَ " بَكَتْ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَلَيْسَ " بَكَتْ " . بِمَحْفُوظٍ وَهُوَ وَهَمٌ فِي الْحَدِيثِ الْوَهَمُ مِنِ ابْنِ إِدْرِيسَ أَوْ مِنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْعَلاَءِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ أَبُو عَمْرٍو ذَكْوَانُ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ الْبِكْرَ تَسْتَحِي أَنْ تَتَكَلَّمَ . قَالَ " سُكَاتُهَا إِقْرَارُهَا " .
Bize Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize İbn İdris anlattı; Muhammed b. Amr'dan; bu hadisi senediyle naklederek; şunu ekledi: “Eğer ağlarsa veya susarsa...” Yani “ağlarsa” ifadesini ekledi. Ebu Davud dedi ki: “Ağlarsa” ifadesi mahfuz değildir; hadiste bir vehimdir. Bu vehim ya İbn İdris'ten ya da Muhammed b. el-Alâ'dandır. Ebu Davud dedi ki: Ebu Amr Zekvân bunu Aişe'den şöyle rivayet etti: Aişe: “Ey Allah'ın Resulü! Şüphesiz bakire kız cevap vermeye utanır” dedi. Resulullah: “Onun susması, onayıdır” buyurdu.
2095. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ، حَدَّثَنِي الثِّقَةُ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " آمِرُوا النِّسَاءَ فِي بَنَاتِهِنَّ " .
Bize Osman b. Ebi Şeybe anlattı; bize Muaviye b. Hişam anlattı; Süfyan'dan; İsmail b. Ümeyye'den; bana güvenilir biri anlattı; İbn Ömer'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kızları hakkında kadınlarla istişare edin.”
2096. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ جَارِيَةً، بِكْرًا أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَتْ أَنَّ أَبَاهَا زَوَّجَهَا وَهِيَ كَارِهَةٌ فَخَيَّرَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Osman b. Ebi Şeybe anlattı; bize Hüseyin b. Muhammed anlattı; bize Cerir b. Hâzim anlattı; Eyyûb'dan; İkrime'den; İbn Abbas'tan [nakledildiğine göre]: Bakire bir kız Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve babasının kendisini istemediği halde evlendirdiğini zikretti. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu muhayyer bıraktı.
2097. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ لَمْ يَذْكُرِ ابْنَ عَبَّاسٍ وَكَذَلِكَ رَوَاهُ النَّاسُ مُرْسَلاً مَعْرُوفٌ .
Bize Muhammed b. Ubeyd anlattı; bize Hammad b. Zeyd anlattı; Eyyûb'dan; İkrime'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; bu hadisle [nakletti]. Ebu Davud dedi ki: İbn Abbas'ı zikretmedi. Diğer insanlar da bunu bu şekilde mürsel olarak rivayet etmişlerdir; mürsel olması bilinen olandır.
2098. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، قَالاَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الأَيِّمُ أَحَقُّ بِنَفْسِهَا مِنْ وَلِيِّهَا وَالْبِكْرُ تُسْتَأْذَنُ فِي نَفْسِهَا وَإِذْنُهَا صُمَاتُهَا " . وَهَذَا لَفْظُ الْقَعْنَبِيِّ .
Bize Ahmed b. Yunus ve Abdullah b. Mesleme anlattı; dediler ki: Bize Mâlik haber verdi; Abdullah b. el-Fazl'dan; Nâfi' b. Cübeyr'den; İbn Abbas'tan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kocası olmayan kadın, kendisi üzerinde velisinden daha çok hak sahibidir. Bakireye ise kendisi hakkında danışılır; onun izni susmasıdır.” Bu lafız Ka'nebî'nindir.
2099. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زِيَادِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ، بِإِسْنَادِهِ وَمَعْنَاهُ قَالَ " الثَّيِّبُ أَحَقُّ بِنَفْسِهَا مِنْ وَلِيِّهَا وَالْبِكْرُ يَسْتَأْمِرُهَا أَبُوهَا " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ " أَبُوهَا " . لَيْسَ بِمَحْفُوظٍ .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Süfyan anlattı; Ziyad b. Sa'd'dan; Abdullah b. el-Fazl'dan; [önceki] senedle ve onun manasıyla [nakledildiğine göre] şöyle buyurmuştur: “Dul kadın, kendisi üzerinde velisinden daha çok hak sahibidir. Bakireye ise babası danışır.” Ebu Davud dedi ki: “Babası” ifadesi mahfuz değildir.
2100. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَيْسَ لِلْوَلِيِّ مَعَ الثَّيِّبِ أَمْرٌ وَالْيَتِيمَةُ تُسْتَأْمَرُ وَصَمْتُهَا إِقْرَارُهَا " .
Bize Hasan b. Ali anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; Salih b. Keysân'dan; Nâfi' b. Cübeyr b. Mut'im'den; İbn Abbas'tan [nakledildiğine göre]; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dul kadın ile birlikte velinin bir zorlama yetkisi yoktur. Yetim kıza ise danışılır; onun susması, onayıdır.”
2101. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَمُجَمِّعٍ، ابْنَىْ يَزِيدَ الأَنْصَارِيَّيْنِ عَنْ خَنْسَاءَ بِنْتِ خِدَامٍ الأَنْصَارِيَّةِ، أَنَّ أَبَاهَا، زَوَّجَهَا وَهِيَ ثَيِّبٌ فَكَرِهَتْ ذَلِكَ فَجَاءَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لَهُ فَرَدَّ نِكَاحَهَا .
Bize Ka'nebî anlattı; Mâlik'ten; Abdurrahman b. el-Kasım'dan; babasından; Ensar'dan olan Yezid'in oğulları Abdurrahman ve Mücemmi'den; Ensar'dan Hunsâ binti Hidâm'dan [nakledildiğine göre]: Babası onu dul olduğu halde evlendirmişti; o ise bunu istemedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelerek durumu ona zikretti. Bunun üzerine Resulullah onun nikahını reddetti.
2102. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ أَبَا هِنْدٍ، حَجَمَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي الْيَافُوخِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا بَنِي بَيَاضَةَ أَنْكِحُوا أَبَا هِنْدٍ وَانْكِحُوا إِلَيْهِ " . قَالَ " وَإِنْ كَانَ فِي شَىْءٍ مِمَّا تَدَاوَوْنَ بِهِ خَيْرٌ فَالْحِجَامَةُ " .
Bize Abdülvâhid b. Gıyâs anlattı; bize Hammad anlattı; bize Muhammed b. Amr anlattı; Ebu Seleme'den; Ebu Hureyre'den [nakledildiğine göre]; Ebu Hind, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in bıngıldağından hacamat yaptı. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey Beyâza oğulları! Ebu Hind'i evlendirin ve ondan kız alarak evlenin.” Resulullah devamla şöyle buyurdu: “Eğer tedavi olduğunuz şeylerin içinde bir hayır varsa, o hacamattadır.”
2103. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ بْنِ مِقْسَمٍ الثَّقَفِيُّ، - مِنْ أَهْلِ الطَّائِفِ - حَدَّثَتْنِي سَارَّةُ بِنْتُ مِقْسَمٍ، أَنَّهَا سَمِعَتْ مَيْمُونَةَ بِنْتَ كَرْدَمٍ، قَالَتْ خَرَجْتُ مَعَ أَبِي فِي حَجَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَنَا إِلَيْهِ أَبِي وَهُوَ عَلَى نَاقَةٍ لَهُ فَوَقَفَ لَهُ وَاسْتَمَعَ مِنْهُ وَمَعَهُ دِرَّةٌ كَدِرَّةِ الْكُتَّابِ فَسَمِعْتُ الأَعْرَابَ وَالنَّاسَ وَهُمْ يَقُولُونَ الطَّبْطَبِيَّةَ الطَّبْطَبِيَّةَ الطَّبْطَبِيَّةَ فَدَنَا إِلَيْهِ أَبِي فَأَخَذَ بِقَدَمِهِ فَأَقَرَّ لَهُ وَوَقَفَ عَلَيْهِ وَاسْتَمَعَ مِنْهُ فَقَالَ إِنِّي حَضَرْتُ جَيْشَ عِثْرَانَ - قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى جَيْشَ غِثْرَانَ - فَقَالَ طَارِقُ بْنُ الْمُرَقَّعِ مَنْ يُعْطِينِي رُمْحًا بِثَوَابِهِ قُلْتُ وَمَا ثَوَابُهُ قَالَ أُزَوِّجُهُ أَوَّلَ بِنْتٍ تَكُونُ لِي . فَأَعْطَيْتُهُ رُمْحِي ثُمَّ غِبْتُ عَنْهُ حَتَّى عَلِمْتُ أَنَّهُ قَدْ وُلِدَ لَهُ جَارِيَةٌ وَبَلَغَتْ ثُمَّ جِئْتُهُ فَقُلْتُ لَهُ أَهْلِي جَهِّزْهُنَّ إِلَىَّ . فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَفْعَلَ حَتَّى أُصْدِقَهُ صَدَاقًا جَدِيدًا غَيْرَ الَّذِي كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ وَحَلَفْتُ لاَ أُصْدِقُ غَيْرَ الَّذِي أَعْطَيْتُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَبِقَرْنِ أَىِّ النِّسَاءِ هِيَ الْيَوْمَ " . قَالَ قَدْ رَأَتِ الْقَتِيرَ . قَالَ " أَرَى أَنْ تَتْرُكَهَا " . قَالَ فَرَاعَنِي ذَلِكَ وَنَظَرْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ مِنِّي قَالَ " لاَ تَأْثَمُ وَلاَ يَأْثَمُ صَاحِبُكَ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ الْقَتِيرُ الشَّيْبُ .
Bize Hasan b. Ali ve Muhammed b. el-Müsennâ anlattı —mana birdir—; dediler ki: Bize Yezid b. Harun anlattı; bize Taif ehlinden Abdullah b. Yezid b. Miksem es-Sekafî haber verdi; bana Sâre binti Miksem anlattı; Meymûne binti Kerdem'i şöyle derken işitmiş: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in haccında babamla birlikte çıktım. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm. Babam devesi üzerinde olan Resulullah'ın yanına yaklaştı. Resulullah onun için durdu ve onu dinledi. Resulullah'ın elinde, öğretmenlerin kamçısı gibi küçük bir kamçı vardı. Bedevilerin ve diğer insanların ‘el-Tabtabiyye! el-Tabtabiyye! el-Tabtabiyye!’ dediklerini işittim. Babam ona yaklaşıp ayağını tuttu. Resulullah onun bunu yapmasına müsaade etti, durdu ve onu dinledi. Babam şöyle dedi: ‘Ben Isrân ordusunda bulunmuştum. Târık b. el-Murakka': “Karşılığını vermek üzere bana kim bir mızrak verir?” dedi. “Karşılığı nedir?” dedim. “Doğacak olan ilk kızımı onunla evlendireceğim” dedi. Bunun üzerine ona mızrağımı verdim. Sonra yanından ayrıldım; nihayet bir kızı doğduğunu ve büyüdüğünü öğrendim. Yanına geldim ve: “Ailemi bana hazırla!” dedim. Ancak o, aramızdaki o anlaşma haricinde yeni bir mehir vermedikçe bunu yapmayacağına dair yemin etti. Ben de ona mızraktan başka bir şey vermeyeceğime dair yemin ettim.’ Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘O kız bugün hangi yaştaki kadınlar mertebesindedir?’ diye sordu. Babam: ‘Saçına ak düştü’ dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Onu bırakmanı uygun görüyorum’ buyurdu. Babam dedi ki: Bu söz beni şaşırttı ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bakakaldım. Benim bu halimi görünce: ‘Ne sen günaha girersin, ne de arkadaşın günaha girer’ buyurdu.” Ebu Davud dedi ki: Katîr; saçtaki beyazlıktır.
2104. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مَيْسَرَةَ، أَنَّ خَالَتَهُ، أَخْبَرَتْهُ عَنِ امْرَأَةٍ، قَالَتْ هِيَ مُصَدَّقَةٌ امْرَأَةُ صِدْقٍ قَالَتْ بَيْنَا أَبِي فِي غَزَاةٍ فِي الْجَاهِلِيَّةِ إِذْ رَمِضُوا فَقَالَ رَجُلٌ مَنْ يُعْطِينِي نَعْلَيْهِ وَأُنْكِحُهُ أَوَّلَ بِنْتٍ تُولَدُ لِي فَخَلَعَ أَبِي نَعْلَيْهِ فَأَلْقَاهُمَا إِلَيْهِ فَوُلِدَتْ لَهُ جَارِيَةٌ فَبَلَغَتْ وَذَكَرَ نَحْوَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ قِصَّةَ الْقَتِيرِ .
Bize Ahmed b. Salih anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; bana İbrahim b. Meysere anlattı; teyzesi ona doğru sözlü bir kadından şöyle haber vermiş: “Babam cahiliye döneminde bir savaştayken ayakları çok ısındı. O sırada bir adam: ‘Bana kim nalınlarını verirse, doğacak olan ilk kızımı onunla evlendireceğim’ dedi. Bunun üzerine babam nalınlarını çıkarıp ona attı. Nihayet o adamın bir kızı doğdu ve büyüdü...” Ravi önceki hadisin benzerini zikretti; ancak katîr kıssasını zikretmedi.
2105. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ - رضى الله عنها - عَنْ صَدَاقِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ ثِنْتَا عَشْرَةَ أُوقِيَّةً وَنَشٌّ . فَقُلْتُ وَمَا نَشٌّ قَالَتْ نِصْفُ أُوقِيَّةٍ .
Bize Abdullah b. Muhammed en-Nüfeylî anlattı; bize Abdülaziz b. Muhammed anlattı; bize Yezid b. el-Hâd anlattı; Muhammed b. İbrahim'den; Ebu Seleme'den; dedi ki: Aişe radıyallahu anha'ya Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in mehir miktarını sordum. “On iki ûkıye ve bir Neşş idi” dedi. “Neşş nedir?” dedim. “Yarım ûkıyedir” dedi.
2106. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي الْعَجْفَاءِ السُّلَمِيِّ، قَالَ خَطَبَنَا عُمَرُ رَحِمَهُ اللَّهُ فَقَالَ أَلاَ لاَ تُغَالُوا بِصُدُقِ النِّسَاءِ فَإِنَّهَا لَوْ كَانَتْ مَكْرُمَةً فِي الدُّنْيَا أَوْ تَقْوَى عِنْدَ اللَّهِ لَكَانَ أَوْلاَكُمْ بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَا أَصْدَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم امْرَأَةً مِنْ نِسَائِهِ وَلاَ أُصْدِقَتِ امْرَأَةٌ مِنْ بَنَاتِهِ أَكْثَرَ مِنْ ثِنْتَىْ عَشْرَةَ أُوقِيَّةً .
Bize Muhammed b. Ubeyd anlattı; bize Hammad b. Zeyd anlattı; Eyyûb'dan; Muhammed'den; Ebu'l-Acfâ es-Sülemî'den; dedi ki: “Ömer —Allah ona rahmet etsin— bize hutbe verdi ve şöyle dedi: ‘Dikkat edin, kadınların mehirlerini belirlemede aşırıya gitmeyin. Çünkü eğer bu dünyada bir şeref veya Allah katında bir takva olsaydı, buna en layık olanınız Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem olurdu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hanımlarından hiçbirine on iki ûkıyeden fazla mehir vermedi ve kızlarından hiçbirine de bundan fazla mehir verilmedi.’”
2107. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ أَبِي يَعْقُوبَ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ، أَنَّهَا كَانَتْ تَحْتَ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ جَحْشٍ فَمَاتَ بِأَرْضِ الْحَبَشَةِ فَزَوَّجَهَا النَّجَاشِيُّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَمْهَرَهَا عنه أَرْبَعَةَ آلاَفٍ وَبَعَثَ بِهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَ شُرَحْبِيلَ ابْنِ حَسَنَةَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ حَسَنَةُ هِيَ أُمُّهُ .
Bize Haccâc b. Ebi Yakup es-Sekafî anlattı; bize Muallâ b. Mansur anlattı; bize İbnü'l-Mübârek anlattı; bize Ma'mer haber verdi; Zühri'den; Urve'den; Ümmü Habîbe'den [nakledildiğine göre]: O, Ubeydullah b. Cahş'ın nikahı altındaydı. Kocası Habeşistan toprağında vefat etti. Bunun üzerine Necâşî onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile evlendirdi; onun adına dört bin dirhem mehir verdi ve onu Şurahbil b. Hasene ile birlikte Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gönderdi. Ebu Davud dedi ki: Hasene, onun annesidir.
2108. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ بَزِيعٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ شَقِيقٍ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّ النَّجَاشِيَّ، زَوَّجَ أُمَّ حَبِيبَةَ بِنْتَ أَبِي سُفْيَانَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى صَدَاقٍ أَرْبَعَةِ آلاَفِ دِرْهَمٍ وَكَتَبَ بِذَلِكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَبِلَ .
Bize Muhammed b. Hâtim b. Bezî' anlattı; bize Ali b. el-Hasan b. Şakîk anlattı; İbnü'l-Mübârek'ten; Yunus'tan; Zühri'den [nakledildiğine göre]: Necâşî, Ebu Süfyan'ın kızı Ümmü Habîbe'yi dört bin dirhem mehir karşılığında Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile evlendirdi ve durumu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e yazdı; o da bunu kabul etti.
2109. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، وَحُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأَى عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ وَعَلَيْهِ رَدْعُ زَعْفَرَانٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَهْيَمْ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً . قَالَ " مَا أَصْدَقْتَهَا " . قَالَ وَزْنَ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ . قَالَ " أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ " .
Bize Musa b. İsmail anlattı; bize Hammad anlattı; Sâbit el-Bünânî ve Humeyd'den; Enes'ten [nakledildiğine göre]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Abdurrahman b. Avf'ın üzerinde zaferan lekesi gördü. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bu ne hal?” buyurdu. Abdurrahman: “Ey Allah'ın Resulü! Bir kadınla evlendim” dedi. Resulullah: “Ona ne mehir verdin?” buyurdu. Abdurrahman: “Bir çekirdek ağırlığında altın” dedi. Resulullah: “Bir koyunla da olsa velime ver” buyurdu.
2110. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ جِبْرِيلَ الْبَغْدَادِيُّ، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ، أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ مُسْلِمِ بْنِ رُومَانَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَعْطَى فِي صَدَاقِ امْرَأَةٍ مِلْءَ كَفَّيْهِ سَوِيقًا أَوْ تَمْرًا فَقَدِ اسْتَحَلَّ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ عَنْ صَالِحِ بْنِ رُومَانَ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ مَوْقُوفًا وَرَوَاهُ أَبُو عَاصِمٍ عَنْ صَالِحِ بْنِ رُومَانَ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ قَالَ كُنَّا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَسْتَمْتِعُ بِالْقُبْضَةِ مِنَ الطَّعَامِ عَلَى مَعْنَى الْمُتْعَةِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ ابْنُ جُرَيْجٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ عَلَى مَعْنَى أَبِي عَاصِمٍ .
Bize Bağdâtlı İshak b. Cibrîl anlattı; bize Yezid haber verdi; bize Musa b. Müslim b. Rûmân haber verdi; Ebu'z-Zübeyr'den; Câbir b. Abdullah'tan [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kadının mehrine karşılık iki avuç dolusu sevîk veya hurma veren kimse, o kadını kendine helal kılmış olur.” Ebu Davud dedi ki: Abdurrahman b. Mehdî bunu Salih b. Rûmân'dan, o Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den mevkuf olarak rivayet etmiştir. Ebu Âsım da bunu Salih b. Rûmân'dan, o Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den şöyle rivayet etmiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde bir avuç yiyecek karşılığında —mut'a nikahı manasında— faydalanırdık.” Ebu Davud dedi ki: İbn Cüreyc bunu Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den; Ebu Âsım'ın rivayetinin manasında nakletmiştir.
2111. Hadis
حَدَّثَنِي الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَتْهُ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي قَدْ وَهَبْتُ نَفْسِي لَكَ . فَقَامَتْ قِيَامًا طَوِيلاً فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ زَوِّجْنِيهَا إِنْ لَمْ يَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَىْءٍ تُصْدِقُهَا إِيَّاهُ " . فَقَالَ مَا عِنْدِي إِلاَّ إِزَارِي هَذَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّكَ إِنْ أَعْطَيْتَهَا إِزَارَكَ جَلَسْتَ وَلاَ إِزَارَ لَكَ فَالْتَمِسْ شَيْئًا " . قَالَ لاَ أَجِدُ شَيْئًا . قَالَ " فَالْتَمِسْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ " . فَالْتَمَسَ فَلَمْ يَجِدْ شَيْئًا فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَهَلْ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَىْءٌ " . قَالَ نَعَمْ سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا . لِسُوَرٍ سَمَّاهَا . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَدْ زَوَّجْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ " .
Bana Ka'nebî anlattı; Mâlik'ten; Ebu Hâzim b. Dinar'dan; Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den [nakledildiğine göre]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir kadın geldi ve: “Ey Allah'ın Resulü! Ben kendimi sana hibe ettim” dedi. Orada uzun bir süre ayakta durdu. Bir adam ayağa kalktı ve: “Ey Allah'ın Resulü! Eğer senin ona bir ihtiyacın yoksa onu benimle evlendir” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ona mehir olarak verecek bir şeyin var mı?” diye sordu. Adam: “Şu izârımdan başka bir şeyim yok” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Eğer ona izârını verirsen, senin üzerinde bir örtü olmadan oturursun. Başka bir şey ara” buyurdu. Adam: “Hiçbir şey bulamıyorum” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Araştır, demirden bir yüzük bile olsa getir” buyurdu. Adam aradı ama bir şey bulamadı. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Ezberinde Kur'an'dan bir şey var mı?” diye sordu. Adam: “Evet, falan ve falan sureler var” diyerek isimlerini saydı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Ezberindeki Kur'an surelerini ona öğretmen karşılığında seni onunla evlendirdim” buyurdu.
2112. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَفْصِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي أَبِي حَفْصُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ الْحَجَّاجِ الْبَاهِلِيِّ، عَنْ عِسْلٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، نَحْوَ هَذِهِ الْقِصَّةِ لَمْ يَذْكُرِ الإِزَارَ وَالْخَاتَمَ فَقَالَ " مَا تَحْفَظُ مِنَ الْقُرْآنِ " . قَالَ سُورَةَ الْبَقَرَةِ أَوِ الَّتِي تَلِيهَا . قَالَ " فَقُمْ فَعَلِّمْهَا عِشْرِينَ آيَةً وَهِيَ امْرَأَتُكَ " .
Bize Ahmed b. Hafs b. Abdullah anlattı; bana babam Hafs b. Abdullah anlattı; bana İbrahim b. Tahmân anlattı; el-Haccâc b. el-Haccâc el-Bâhilî'den; Isl'dan; Atâ b. Ebi Rabâh'tan; Ebu Hureyre'den; bu kıssanın benzerini nakletti. İzâr ve yüzüğü zikretmedi. Resulullah şöyle buyurdu: “Kur'an'dan neyi ezbere biliyorsun?” Adam: “Bakara suresini veya ondan sonraki sureyi” dedi. Resulullah: “Öyleyse kalk ve ona yirmi ayet öğret; o senin hanımındır” buyurdu.
2113. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَبِي الزَّرْقَاءِ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَاشِدٍ، عَنْ مَكْحُولٍ، نَحْوَ خَبَرِ سَهْلٍ قَالَ وَكَانَ مَكْحُولٌ يَقُولُ لَيْسَ ذَلِكَ لأَحَدٍ بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Harun b. Zeyd b. Ebi'z-Zerka' anlattı; bize babam anlattı; bize Muhammed b. Râşid anlattı; Mekhûl'den; Sehl'in haberi benzerini nakletti. Ravi dedi ki: Mekhûl şöyle derdi: “Bu, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den sonra hiç kimse için geçerli değildir.”
2114. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، فِي رَجُلٍ تَزَوَّجَ امْرَأَةً فَمَاتَ عَنْهَا وَلَمْ يَدْخُلْ بِهَا وَلَمْ يَفْرِضْ لَهَا الصَّدَاقَ فَقَالَ لَهَا الصَّدَاقُ كَامِلاً وَعَلَيْهَا الْعِدَّةُ وَلَهَا الْمِيرَاثُ . فَقَالَ مَعْقِلُ بْنُ سِنَانٍ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى بِهِ فِي بِرْوَعَ بِنْتِ وَاشِقٍ .
Bize Osman b. Ebi Şeybe anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; Süfyan'dan; Firâs'tan; Şa'bî'den; Mesruk'tan; Abdullah'tan; bir kadınla evlenip de onunla zifafa girmeden ve ona mehir belirlemeden vefat eden adam hakkındaki hükmü sorduklarında şöyle dedi: “Kadına mehrin tamamı verilir, üzerine iddet beklemek düşer ve kocasından miras alır.” Bunun üzerine Ma'kıl b. Sinân: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Birve' binti Vâşık hakkında böyle hükmettiğini işitmiştim” dedi.
2115. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، وَابْنُ، مَهْدِيٍّ عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، وَسَاقَ، عُثْمَانُ مِثْلَهُ .
Bize Osman b. Ebi Şeybe anlattı; bize Yezid b. Harun ve İbn Mehdî anlattılar; Süfyan'dan; Mansur'dan; İbrahim'den; Alkame'den; Abdullah'tan [nakledildiğine göre]; Osman önceki hadisin benzerini rivayet etti.
2116. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ خِلاَسٍ، وَأَبِي، حَسَّانَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ، أُتِيَ فِي رَجُلٍ بِهَذَا الْخَبَرِ قَالَ فَاخْتَلَفُوا إِلَيْهِ شَهْرًا أَوْ قَالَ مَرَّاتٍ قَالَ فَإِنِّي أَقُولُ فِيهَا إِنَّ لَهَا صَدَاقًا كَصَدَاقِ نِسَائِهَا لاَ وَكْسَ وَلاَ شَطَطَ وَإِنَّ لَهَا الْمِيرَاثَ وَعَلَيْهَا الْعِدَّةُ فَإِنْ يَكُ صَوَابًا فَمِنَ اللَّهِ وَإِنْ يَكُنْ خَطَأً فَمِنِّي وَمِنَ الشَّيْطَانِ وَاللَّهُ وَرَسُولُهُ بَرِيئَانِ . فَقَامَ نَاسٌ مِنْ أَشْجَعَ فِيهِمُ الْجَرَّاحُ وَأَبُو سِنَانٍ فَقَالُوا يَا ابْنَ مَسْعُودٍ نَحْنُ نَشْهَدُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَاهَا فِينَا فِي بِرْوَعَ بِنْتِ وَاشِقٍ وَإِنَّ زَوْجَهَا هِلاَلُ بْنُ مُرَّةَ الأَشْجَعِيُّ كَمَا قَضَيْتَ . قَالَ فَفَرِحَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ فَرَحًا شَدِيدًا حِينَ وَافَقَ قَضَاؤُهُ قَضَاءَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; bize Yezid b. Zürey' anlattı; bize Said b. Ebi Arûbe anlattı; Katâde'den; Hilâs ve Ebu Hassân'dan; Abdullah b. Utbe b. Mes'ud'dan [nakledildiğine göre]; Abdullah b. Mes'ud'a mehir belirlemeden ölen adam hakkındaki durum gibi bir mesele getirildi. Ravi dedi ki: Bir ay boyunca ona gidip geldiler. Sonunda Abdullah şöyle dedi: “Ben bu konuda şunu söylüyorum: Kadına, ne eksik ne de fazla olmamak üzere, emsali olan kadınların mehri gibi bir mehir vardır. Ona miras düşer ve üzerine iddet gerekir. Eğer bu hükmüm doğruysa Allah'tandır; eğer yanlışsa benden ve şeytandandır; Allah ve Resulü bundan beridir.” Bunun üzerine Eşca' kabilesinden, aralarında Cerrâh ve Ebu Sinân'ın da bulunduğu bazı insanlar ayağa kalkıp: “Ey İbn Mes'ud! Biz şahitlik ederiz ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, içimizden Birve' binti Vâşık hakkında senin hükmettiğin gibi hükmetmişti” dediler. Abdullah b. Mes'ud, kendi hükmü Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in hükmüne uygun düşünce buna çok sevindi.
2117. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ الذُّهْلِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَعُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ، - قَالَ مُحَمَّدٌ - حَدَّثَنَا أَبُو الأَصْبَغِ الْجَزَرِيُّ عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحِيمِ، خَالِدِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ مَرْثَدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِرَجُلٍ " أَتَرْضَى أَنْ أُزَوِّجَكَ فُلاَنَةَ " . قَالَ نَعَمْ . وَقَالَ لِلْمَرْأَةِ " أَتَرْضِينَ أَنْ أُزَوِّجَكِ فُلاَنًا " . قَالَتْ نَعَمْ . فَزَوَّجَ أَحَدُهُمَا صَاحِبَهُ فَدَخَلَ بِهَا الرَّجُلُ وَلَمْ يَفْرِضْ لَهَا صَدَاقًا وَلَمْ يُعْطِهَا شَيْئًا وَكَانَ مِمَّنْ شَهِدَ الْحُدَيْبِيَةَ وَكَانَ مَنْ شَهِدَ الْحُدَيْبِيَةَ لَهُ سَهْمٌ بِخَيْبَرَ فَلَمَّا حَضَرَتْهُ الْوَفَاةُ قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَوَّجَنِي فُلاَنَةَ وَلَمْ أَفْرِضْ لَهَا صَدَاقًا وَلَمْ أُعْطِهَا شَيْئًا وَإِنِّي أُشْهِدُكُمْ أَنِّي أَعْطَيْتُهَا مِنْ صَدَاقِهَا سَهْمِي بِخَيْبَرَ فَأَخَذَتْ سَهْمًا فَبَاعَتْهُ بِمِائَةِ أَلْفٍ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَزَادَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ - وَحَدِيثُهُ أَتَمُّ - فِي أَوَّلِ الْحَدِيثِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خَيْرُ النِّكَاحِ أَيْسَرُهُ " . وَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِلرَّجُلِ ثُمَّ سَاقَ مَعْنَاهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ يُخَافُ أَنْ يَكُونَ هَذَا الْحَدِيثُ مُلْزَقًا لأَنَّ الأَمْرَ عَلَى غَيْرِ هَذَا .
Bize Muhammed b. Yahya b. Fâris ez-Zühlî, Muhammed b. el-Müsennâ ve Ömer b. el-Hattâb anlattılar; Muhammed dedi ki: Bize el-Cezirî Ebu'l-Asbağ Abdülaziz b. Yahya anlattı; bize Muhammed b. Seleme haber verdi; Ebu Abdürrahim Halid b. Ebi Yezid'den; Zeyd b. Ebi Üneyse'den; Yezid b. Ebi Habîb'den; Mersed b. Abdullah'tan; Ukbe b. Âmir'den [nakledildiğine göre]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir adama: “Seni falan kadınla evlendirmeme razı mısın?” diye sordu. Adam: “Evet” dedi. Kadına da: “Seni falan adamla evlendirmeme razı mısın?” diye sordu. O da: “Evet” dedi. Bunun üzerine onları birbirleriyle evlendirdi. Adam onunla zifafa girdi; ancak ona ne bir mehir belirledi ne de bir şey verdi. Bu adam Hudeybiye'de bulunanlardandı ve Hudeybiye'de bulunanların Hayber'de bir hissesi vardı. Ölüm vakti gelince şöyle dedi: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni falan kadınla evlendirmişti; ona bir mehir belirlememiş ve bir şey vermemiştim. Sizi şahit tutuyorum ki, mehri olarak ona Hayber'deki hissemi verdim.” Kadın da o hisseyi aldı ve onu yüz bin dirheme sattı. Ebu Davud dedi ki: Ömer b. el-Hattâb —onun hadisi daha tamdır— hadisin başına şunu da ekledi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Nikahın en hayırlısı, en kolay olanıdır.” Sonra: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem o adama şöyle dedi...” diyerek hadisin kalan manasını sevk etti. Ebu Davud dedi ki: Bu hadisin başka bir hadise eklenmiş olmasından korkulur; zira asıl uygulama bundan başkadır.
2118. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، فِي خُطْبَةِ الْحَاجَةِ فِي النِّكَاحِ وَغَيْرِهِ ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الأَنْبَارِيُّ - الْمَعْنَى - حَدَّثَنَا وَكِيعٌ عَنْ إِسْرَائِيلَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ وَأَبِي عُبَيْدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ عَلَّمَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خُطْبَةَ الْحَاجَةِ " إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا مَنْ يَهْدِ اللَّهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا { اتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا } { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ } { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيدًا * يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا } . لَمْ يَقُلْ مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ إِنَّ .
Bize Muhammed b. Kesîr anlattı; bize Süfyan haber verdi; Ebu İshak'tan; Ebu Ubeyde'den; Abdullah b. Mes'ud'dan; nikah ve diğer işler için okunan hacet hutbesi hakkında. (H) Ve bize Muhammed b. Süleyman el-Enbârî anlattı —mana birdir—; bize Vekî' anlattı; İsrail'den; Ebu İshak'tan; Ebu'l-Ahvas ve Ebu Ubeyde'den; Abdullah'tan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize hacet hutbesini şöyle öğretti: “Şüphesiz hamd Allah'a mahsustur. O'ndan yardım diler ve O'ndan bağışlanma talep ederiz. Nefislerimizin şerlerinden O'na sığınırız. Allah kime hidayet ederse onu saptıracak yoktur; kimi de saptırırsa ona hidayet edecek yoktur. Şahitlik ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur; yine şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا } “Ey iman edenler! Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde tam bir gözeticidir.” { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ } “Ey iman edenler! Allah'tan O'na yaraşır şekilde sakının ve ancak Müslümanlar olarak ölün.” { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيدًا * يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا } “Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, muhakkak büyük bir kurtuluşa ermiştir.”” Muhammed b. Süleyman en baştaki “Şüphesiz” kelimesini söylemedi.
2119. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ، عَنْ أَبِي عِيَاضٍ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا تَشَهَّدَ ذَكَرَ نَحْوَهُ وَقَالَ بَعْدَ قَوْلِهِ " وَرَسُولُهُ " . " أَرْسَلَهُ بِالْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا بَيْنَ يَدَىِ السَّاعَةِ مَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ رَشَدَ وَمَنْ يَعْصِهِمَا فَإِنَّهُ لاَ يَضُرُّ إِلاَّ نَفْسَهُ وَلاَ يَضُرُّ اللَّهَ شَيْئًا " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Ebu Âsım anlattı; bize İmrân anlattı; Katâde'den; Abdürabbih'ten; Ebu İyâd'dan; İbn Mes'ud'dan [nakledildiğine göre]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem teşehhüdde bulunduğu zaman bunun benzerini zikreder ve ‘O'nun Resulüdür’ dedikten sonra şunları söylerdi: “Onu, kıyametten önce müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdi. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse doğru yolu bulmuştur. Kim de o ikisine isyan ederse, o ancak kendine zarar verir; Allah'a ise hiçbir şekilde zarar veremez.”
2120. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا بَدَلُ بْنُ الْمُحَبَّرِ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْعَلاَءِ ابْنِ أَخِي، شُعَيْبٍ الرَّازِيِّ عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي سُلَيْمٍ قَالَ خَطَبْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أُمَامَةَ بِنْتَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَأَنْكَحَنِي مِنْ غَيْرِ أَنْ يَتَشَهَّدَ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Bedel b. el-Muhabber anlattı; bize Şu'be haber verdi; Şuayb er-Râzî'nin kardeşinin oğlu el-Alâ'dan; İsmail b. İbrahim'den; Beni Süleym'den bir adamdan; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den Abdülmuttalib'in kızı Ümâme ile evlenmeyi istedim. O da teşehhüdde bulunmadan beni onunla evlendirdi.”
2121. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كَامِلٍ قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ تَزَوَّجَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا بِنْتُ سَبْعٍ - قَالَ سُلَيْمَانُ أَوْ سِتٍّ - وَدَخَلَ بِي وَأَنَا بِنْتُ تِسْعٍ .
Bize Süleyman b. Harb ve Ebu Kâmil anlattı; dediler ki: Bize Hammad b. Zeyd anlattı; Hişam b. Urve'den; babasından; Aişe'den [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem benimle ben yedi yaşındayken —Süleyman ‘veya altı’ dedi— evlendi; ben dokuz yaşındayken de benimle zifafa girdi.”
2122. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا تَزَوَّجَ أُمَّ سَلَمَةَ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا ثُمَّ قَالَ " لَيْسَ بِكِ عَلَى أَهْلِكِ هَوَانٌ إِنْ شِئْتِ سَبَّعْتُ لَكِ وَإِنْ سَبَّعْتُ لَكِ سَبَّعْتُ لِنِسَائِي " .
Bize Züheyr b. Harb anlattı; bize Yahya anlattı; bize Süfyan haber verdi; dedi ki: Bana Muhammed b. Ebi Bekir anlattı; Abdülmelik b. Ebi Bekir'den; babasından; Ümmü Seleme'den [nakledildiğine göre]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ümmü Seleme ile evlendiğinde, onun yanında üç gün kaldı. Sonra şöyle buyurdu: “Senin, kocan katında bir değersizliğin yoktur. Eğer istersen senin yanında yedi gün kalırım; ancak eğer senin yanında yedi gün kalırsam, diğer hanımlarımın yanında da yedişer gün kalırım.”
2123. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، عَنْ هُشَيْمٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَفِيَّةَ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا . زَادَ عُثْمَانُ وَكَانَتْ ثَيِّبًا . وَقَالَ حَدَّثَنِي هُشَيْمٌ أَخْبَرَنَا حُمَيْدٌ أَخْبَرَنَا أَنَسٌ .
Bize Vehb b. Bakıyye ve Osman b. Ebi Şeybe anlattı; Huşeym'den; Humeyd'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Safiyye ile evlenip yanına aldığında, onun yanında üç gün kaldı.” Osman şunu ekledi: “O dul bir kadındı.” Ve: “Bana Huşeym anlattı; bize Humeyd haber verdi; bize Enes haber verdi” dedi.
2124. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، وَإِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ إِذَا تَزَوَّجَ الْبِكْرَ عَلَى الثَّيِّبِ أَقَامَ عِنْدَهَا سَبْعًا . وَإِذَا تَزَوَّجَ الثَّيِّبَ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا . وَلَوْ قُلْتُ إِنَّهُ رَفَعَهُ لَصَدَقْتُ وَلَكِنَّهُ قَالَ السُّنَّةُ كَذَلِكَ .
Bize Osman b. Ebi Şeybe anlattı; bize Huşeym ve İsmail b. Ulye anlattı; Halid el-Hazzâ'dan; Ebu Kılâbe'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Kişi, bir bakire ile evlenirse, onun yanında yedi gün kalır. Eğer bir dul ile evlenirse, onun yanında üç gün kalır.” Ebu Kılâbe dedi ki: “Eğer Enes'in bunu Nebi'ye ref ettiğini söyleseydim doğru söylemiş olurdum; ancak o: ‘Sünnet böyledir’ dedi.”
2125. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الطَّالْقَانِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا تَزَوَّجَ عَلِيٌّ فَاطِمَةَ قَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَعْطِهَا شَيْئًا " . قَالَ مَا عِنْدِي شَىْءٌ . قَالَ " أَيْنَ دِرْعُكَ الْحُطَمِيَّةُ " .
Bize İshak b. İsmail et-Tâlkânî anlattı; bize Abde anlattı; bize Said anlattı; Eyyûb'dan; İkrime'den; İbn Abbas'tan; dedi ki: Ali, Fatıma ile evlendiğinde Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Ona bir şey ver” buyurdu. Ali: “Yanımda hiçbir şey yok” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Hutamiyye zırhın nerede?” buyurdu.
2126. Hadis
حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو حَيْوَةَ، عَنْ شُعَيْبٍ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي حَمْزَةَ - حَدَّثَنِي غَيْلاَنُ بْنُ أَنَسٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ ثَوْبَانَ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ عَلِيًّا عَلَيْهِ السَّلاَمُ لَمَّا تَزَوَّجَ فَاطِمَةَ بِنْتَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا أَرَادَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا فَمَنَعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى يُعْطِيَهَا شَيْئًا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَيْسَ لِي شَىْءٌ . فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَعْطِهَا دِرْعَكَ " . فَأَعْطَاهَا دِرْعَهُ ثُمَّ دَخَلَ بِهَا .
Bize Humuslu Kesîr b. Ubeyd anlattı; bize Ebu Hayve anlattı; Şuayb'dan —yani İbn Ebi Hamza'dan—; bana Ğaylân b. Enes anlattı; bana Muhammed b. Abdurrahman b. Sevbân anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adamdan [nakledildiğine göre]: Ali aleyhisselâm, Allah Resulü'nün kızı Fatıma radıyallahu anha ile evlendiğinde onunla zifafa girmek istedi. Ancak Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ona bir şey verinceye kadar buna engel oldu. [Ali]: “Ey Allah'ın Resulü! Yanımda hiçbir şey yok” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Ona zırhını ver” buyurdu. Bunun üzerine Ali ona zırhını verdi, sonra onunla zifafa girdi.
2127. Hadis
حَدَّثَنَا كَثِيرٌ، - يَعْنِي ابْنَ عُبَيْدٍ - حَدَّثَنَا أَبُو حَيْوَةَ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنْ غَيْلاَنَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، مِثْلَهُ .
Bize Kesîr —yani İbn Ubeyd— anlattı; bize Ebu Hayve anlattı; Şuayb'dan; Ğaylân'dan; İkrime'den; İbn Abbas'tan; [önceki hadisin] benzerini nakletti.
2128. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ الْبَزَّارُ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ طَلْحَةَ، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ أُدْخِلَ امْرَأَةً عَلَى زَوْجِهَا قَبْلَ أَنْ يُعْطِيَهَا شَيْئًا . قَالَ أَبُو دَاوُدَ خَيْثَمَةُ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ عَائِشَةَ .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh el-Bazzâr anlattı; bize Şerîk anlattı; Mansur'dan; Talha'den; Hayseme'den; Aişe'den [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, mehir olarak bir şey vermeden önce bir kadını kocasının yanına sokmamı emretti.” Ebu Davud dedi ki: Hayseme, Aişe'den işitmemiştir.
2129. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ الْبُرْسَانِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا امْرَأَةٍ نُكِحَتْ عَلَى صَدَاقٍ أَوْ حِبَاءٍ أَوْ عِدَةٍ قَبْلَ عِصْمَةِ النِّكَاحِ فَهُوَ لَهَا وَمَا كَانَ بَعْدَ عِصْمَةِ النِّكَاحِ فَهُوَ لِمَنْ أُعْطِيَهُ وَأَحَقُّ مَا أُكْرِمَ عَلَيْهِ الرَّجُلُ ابْنَتُهُ أَوْ أُخْتُهُ " .
Bize Muhammed b. Ma'mer anlattı; bize Muhammed b. Bekr el-Bursânî anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; Amr b. Şuayb'dan; babasından; dedesinden; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hangi kadın, nikah akdi yapılmadan önce bir mehir, bir bağış veya bir vaat üzerine nikahlanmışsa, o verilenler ona aittir. Nikah akdi yapıldıktan sonra verilenler ise, kime verilmişse ona aittir. Bir adamın evlendirirken ikram edilmeye en çok hak sahibi olduğu kişiler kızı veya kız kardeşidir.”
2130. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا رَفَّأَ الإِنْسَانَ إِذَا تَزَوَّجَ قَالَ " بَارَكَ اللَّهُ لَكَ وَبَارَكَ عَلَيْكَ وَجَمَعَ بَيْنَكُمَا فِي خَيْرٍ " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Abdülaziz —yani İbn Muhammed— anlattı; Süheyl'den; babasından; Ebû Hüreyre'den [nakledildiğine göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, evlenen bir kimseyi tebrik ettiğinde (reffe'e) şöyle buyururdu: “Allah sana [bu evliliği] mübarek kılsın, senin üzerine bereket dâim eylesin ve ikinizi hayır (iyilik) üzere birleştirsin.”
2131. Hadis
حَدَّثَنَا مَخْلَدُ بْنُ خَالِدٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي السَّرِيِّ، - الْمَعْنَى - قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ رَجُلٍ، مِنَ الأَنْصَارِ - قَالَ ابْنُ أَبِي السَّرِيِّ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَقُلْ مِنَ الأَنْصَارِ ثُمَّ اتَّفَقُوا - يُقَالُ لَهُ بَصْرَةُ قَالَ تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً بِكْرًا فِي سِتْرِهَا فَدَخَلْتُ عَلَيْهَا فَإِذَا هِيَ حُبْلَى فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَهَا الصَّدَاقُ بِمَا اسْتَحْلَلْتَ مِنْ فَرْجِهَا وَالْوَلَدُ عَبْدٌ لَكَ فَإِذَا وَلَدَتْ " . قَالَ الْحَسَنُ " فَاجْلِدْهَا " . وَقَالَ ابْنُ أَبِي السَّرِيِّ " فَاجْلِدُوهَا " . أَوْ قَالَ " فَحُدُّوهَا " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ قَتَادَةُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَزِيدَ عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ وَرَوَاهُ يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ يَزِيدَ بْنِ نُعَيْمٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ وَعَطَاءٌ الْخُرَاسَانِيُّ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ أَرْسَلُوهُ كُلُّهُمْ . وَفِي حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ أَنَّ بَصْرَةَ بْنَ أَكْثَمَ نَكَحَ امْرَأَةً وَكُلُّهُمْ قَالَ فِي حَدِيثِهِ جَعَلَ الْوَلَدَ عَبْدًا لَهُ .
Bize Mahled b. Hâlid, el-Hasan b. Ali ve Muhammed b. Ebî's-Serî anlattılar —mana olarak [aynıdır]—; dediler ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; Safvân b. Süleym'den; Saîd b. el-Müseyyeb'den; kendisine Basra denilen Ensâr'dan bir adamdan —Muhammed b. Ebî's-Serî “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından” dedi, “Ensâr'dan” demedi; bundan sonra [metinde] ittifak ettiler—; o şöyle demiştir: “Örtüsü altında (bakire sanıp) bir kadınla evlendim. Yanına girdiğimde bir de baktım ki o hamiledir. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Fercini (cinsel organını) kendine helal kıldığın karşılığında mehir (sadâk) onundur. Çocuk da senin kölendir. [Kadın] doğum yaptığında ise...” (Hasan [rivayetinde]: “Ona sopa vurun!” dedi. İbn Ebî's-Serî ise: “Onlara sopa vurun!” veya “Onlara had uygulayın!” dedi.) buyurdu. Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadisi Katâde, Saîd b. Yezîd'den; o da İbnü'l-Müseyyeb'den rivayet etti. Yahyâ b. Ebî Kesîr de Yezîd b. Nuaym'dan; o da İbnü'l-Müseyyeb'den rivayet etti. Atâ el-Horasânî ise Saîd b. el-Müseyyeb'den rivayet etti. Hepsi bu hadisi mürsel (mürsel) bıraktılar. Yahyâ b. Ebî Kesîr'in hadisinde, Basra b. Eksem'in bir kadınla evlendiği zikredilir. Hepsi rivayetlerinde, [Nebi'nin] çocuğu onun için köle kıldığını söylediler.
2132. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، - يَعْنِي ابْنَ الْمُبَارَكِ - عَنْ يَحْيَى، عَنْ يَزِيدَ بْنِ نُعَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ رَجُلاً، يُقَالُ لَهُ بَصْرَةُ بْنُ أَكْثَمَ نَكَحَ امْرَأَةً فَذَكَرَ مَعْنَاهُ . وَزَادَ وَفَرَّقَ بَيْنَهُمَا . وَحَدِيثُ ابْنِ جُرَيْجٍ أَتَمُّ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Osmân b. Ömer anlattı; bize Ali —yani İbnü'l-Mübârek— anlattı; Yahyâ'dan; Yezîd b. Nuaym'dan; Saîd b. el-Müseyyeb'den [nakledildiğine göre] kendisine Basra b. Eksem denilen bir adam bir kadınla evlenmişti. [Ravi] önceki [hadisin] manasını zikretti ve şunu ekledi: “[Nebi] ikisinin arasını ayırdı.” İbn Cüreyc'in hadisi ise daha tamdır.
2133. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ كَانَتْ لَهُ امْرَأَتَانِ فَمَالَ إِلَى إِحْدَاهُمَا جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَشِقُّهُ مَائِلٌ " .
Bize Ebü'l-Velîd et-Tayâlisî anlattı; bize Hemmâm anlattı; bize Katâde anlattı; en-Nadr b. Enes'ten; Beşîr b. Nehîk'ten; Ebû Hüreyre'den; [nakledildiğine göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kimin iki hanımı olur da [adaletle davranmayıp] onlardan birine meylederse, kıyamet günü bir tarafı (yanı/şikkuhu) yana eğilmiş olarak gelir.”
2134. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ الْخَطْمِيِّ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْسِمُ فَيَعْدِلُ وَيَقُولُ " اللَّهُمَّ هَذَا قَسْمِي فِيمَا أَمْلِكُ فَلاَ تَلُمْنِي فِيمَا تَمْلِكُ وَلاَ أَمْلِكُ " . يَعْنِي الْقَلْبَ .
Bize Mûsâ b. İsmâil anlattı; bize Hammâd, Eyyûb'dan anlattı; Ebû Kılâbe'den; Abdullah b. Yezîd el-Hatmî'den; Âişe'den; [nakledildiğine göre] o şöyle demiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem [hanımları arasında] taksim yapar (yaksımu) ve adaleti gözetirdi. Şöyle de buyururdu: “Allah'ım! Bu, benim malik olduğum hususlardaki taksimimdir (qasmî). Senin malik olduğun ancak benim malik olmadığım hususta ise beni kınama!” [Ravi bununla] kalbi kastediyordu.
2135. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي الزِّنَادِ - عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ يَا ابْنَ أُخْتِي كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يُفَضِّلُ بَعْضَنَا عَلَى بَعْضٍ فِي الْقَسْمِ مِنْ مُكْثِهِ عِنْدَنَا وَكَانَ قَلَّ يَوْمٌ إِلاَّ وَهُوَ يَطُوفُ عَلَيْنَا جَمِيعًا فَيَدْنُو مِنْ كُلِّ امْرَأَةٍ مِنْ غَيْرِ مَسِيسٍ حَتَّى يَبْلُغَ إِلَى الَّتِي هُوَ يَوْمُهَا فَيَبِيتُ عِنْدَهَا وَلْقَدْ قَالَتْ سَوْدَةُ بِنْتُ زَمْعَةَ حِينَ أَسَنَّتْ وَفَرِقَتْ أَنْ يُفَارِقَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَا رَسُولَ اللَّهِ يَوْمِي لِعَائِشَةَ . فَقَبِلَ ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْهَا قَالَتْ نَقُولُ فِي ذَلِكَ أَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى وَفِي أَشْبَاهِهَا أُرَاهُ قَالَ { وَإِنِ امْرَأَةٌ خَافَتْ مِنْ بَعْلِهَا نُشُوزًا } .
Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; bize Abdurrahman —yani İbn Ebî'z-Zinâd— anlattı; Hişâm b. Urve'den; babasından; [nakledildiğine göre] Âişe şöyle demiştir: “Ey kız kardeşimin oğlu! Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yanımızda kalma süresinin taksiminde hiçbirimizi diğerimizden üstün tutmazdı. Hemen her gün hepimizi dolaşır, [cinsel] temas (mesîs) kurmadan her bir hanımına uğrardı. En sonunda o gün sıra kimdeyse onun yanına varır ve geceyi onun yanında geçirirdi. Sevde bint Zem'a yaşlanıp da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kendisinden ayrılmasından endişe edince: ‘Ey Allah'ın Resulü! Benim günümü Âişe'ye verdim,’ dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de bunu ondan kabul etti.” [Âişe devamla] dedi ki: “Biz, Allah Teâlâ'nın bu ve benzeri durumlar hakkında: { وَإِنِ امْرَأَةٌ خَافَتْ مِنْ بَعْلِهَا نُشُوزًا } “Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden (nuşûz) ... korkarsa...” ayetini indirdiğini söylüyoruz.”
2136. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ مُعَاذَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْتَأْذِنُنَا إِذَا كَانَ فِي يَوْمِ الْمَرْأَةِ مِنَّا بَعْدَ مَا نَزَلَتْ { تُرْجِي مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ } قَالَتْ مُعَاذَةُ فَقُلْتُ لَهَا مَا كُنْتِ تَقُولِينَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ كُنْتُ أَقُولُ إِنْ كَانَ ذَلِكَ إِلَىَّ لَمْ أُوثِرْ أَحَدًا عَلَى نَفْسِي .
Bize Yahyâ b. Maîn ve Muhammed b. İsa —mana olarak [aynıdır]— anlattılar; dediler ki: Bize Abbâd b. Abbâd anlattı; Âsım'dan; Muâze'den; Âişe'den; [nakledildiğine göre] o şöyle demiştir: “{ تُرْجِي مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ } “Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini yanına alırsın...” ayeti indikten sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bizden birimizin gününde [başkasının yanına gitmek istediğinde] bizden izin isterdi.” Muâze dedi ki: Ona (Âişe'ye); “Siz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ne cevap verirdiniz?” diye sordum. Âişe: “Ben; ‘Şayet bu hususta seçim bana kalsaydı, kimseyi kendime tercih etmezdim (lem ûsir),’ derdim,” diye cevap verdi.
2137. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا مَرْحُومُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ الْعَطَّارُ، حَدَّثَنِي أَبُو عِمْرَانَ الْجَوْنِيُّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ بَابَنُوسَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ إِلَى النِّسَاءِ - تَعْنِي فِي مَرَضِهِ - فَاجْتَمَعْنَ فَقَالَ " إِنِّي لاَ أَسْتَطِيعُ أَنْ أَدُورَ بَيْنَكُنَّ فَإِنْ رَأَيْتُنَّ أَنْ تَأْذَنَّ لِيَ فَأَكُونَ عِنْدَ عَائِشَةَ فَعَلْتُنَّ " . فَأَذِنَّ لَهُ .
Bize Müsedded anlattı; bize Merhûm b. Abdülazîz el-Attâr anlattı; Ebû İmrân el-Cevnî bana anlattı; Yezîd b. Bâbenûs'tan; Âişe'den; [nakledildiğine göre] o şöyle demiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem —hastalığı sırasında— hanımlarına haber gönderdi; onlar da toplandılar. [Resulullah onlara]: “Şüphesiz ben artık aranızda [sırayla] dolaşmaya güç yetiremiyorum. Eğer Âişe'nin yanında kalmam için bana izin verirseniz, [lütfen bunu yapınız],” buyurdu. Hanımları da ona izin verdiler.
2138. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، حَدَّثَهُ أَنَّ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَرَادَ سَفَرًا أَقْرَعَ بَيْنَ نِسَائِهِ فَأَيَّتُهُنَّ خَرَجَ سَهْمُهَا خَرَجَ بِهَا مَعَهُ وَكَانَ يَقْسِمُ لِكُلِّ امْرَأَةٍ مِنْهُنَّ يَوْمَهَا وَلَيْلَتَهَا غَيْرَ أَنَّ سَوْدَةَ بِنْتَ زَمْعَةَ وَهَبَتْ يَوْمَهَا لِعَائِشَةَ .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; Yûnus'tan; İbn Şihâb'dan; [nakledildiğine göre] Urve b. ez-Zübeyr ona, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in zevcesi Âişe'nin şöyle dediğini anlatmıştır: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir sefer (yolculuk) murad ettiği zaman hanımları arasında kura (akra'a) çekerdi; onlardan hangisinin kurası (nasibi/sehmuhâ) çıkarsa onu beraberinde çıkarırdı. O, her bir hanımı için gününü ve gecesini taksim ederdi. Ancak Sevde bint Zem'a kendi gününü Âişe'ye hibe etmişti.”
2139. Hadis
حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، أَخْبَرَنِي اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِنَّ أَحَقَّ الشُّرُوطِ أَنْ تُوفُوا بِهِ مَا اسْتَحْلَلْتُمْ بِهِ الْفُرُوجَ " .
Bize Îsâ b. Hammâd anlattı; Leys bana haber verdi; Yezîd b. Ebî Habîb'den; Ebü'l-Hayr'dan; Ukbe b. Âmir'den; [nakledildiğine göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Yerine getirilmeye en hak sahibi (en layık) olan şartlar, kendileriyle fercleri (iffetleri) helal kıldığınız [nikâh] şartlarıdır.”
2140. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ قَيْسِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ أَتَيْتُ الْحِيرَةَ فَرَأَيْتُهُمْ يَسْجُدُونَ لِمَرْزُبَانٍ لَهُمْ فَقُلْتُ رَسُولُ اللَّهِ أَحَقُّ أَنْ يُسْجَدَ لَهُ قَالَ فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ إِنِّي أَتَيْتُ الْحِيرَةَ فَرَأَيْتُهُمْ يَسْجُدُونَ لِمَرْزُبَانٍ لَهُمْ فَأَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَقُّ أَنْ نَسْجُدَ لَكَ . قَالَ " أَرَأَيْتَ لَوْ مَرَرْتَ بِقَبْرِي أَكُنْتَ تَسْجُدُ لَهُ " . قَالَ قُلْتُ لاَ . قَالَ " فَلاَ تَفْعَلُوا لَوْ كُنْتُ آمِرًا أَحَدًا أَنْ يَسْجُدَ لأَحَدٍ لأَمَرْتُ النِّسَاءَ أَنْ يَسْجُدْنَ لأَزْوَاجِهِنَّ لِمَا جَعَلَ اللَّهُ لَهُمْ عَلَيْهِنَّ مِنَ الْحَقِّ " .
Bize Amr b. Avn anlattı; bize İshâk b. Yûsuf haber verdi; Şerîk'ten; Husayn'dan; eş-Şa'bî'den; Kays b. Sa'd'dan [nakledildiğine göre] o şöyle demiştir: Hîre'ye gittim ve insanların kendi merzübanlarına (yöneticilerine/marzubân) secde ettiklerini gördüm. [Kendi kendime]: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem secde edilmeye çok daha layıktır,” dedim. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldim ve: “Ben Hîre'ye gittim; insanların kendi merzübanlarına secde ettiklerini gördüm. Ey Allah'ın Resulü! Bizim size secde etmemiz çok daha layıktır,” dedim. [Resulullah]: “Söyle bana; şayet benim kabrime uğrasaydın ona secde eder miydin?” buyurdu. Ben: “Hayır,” dedim. [Resulullah]: “Öyleyse bunu yapmayın! Eğer ben bir kimsenin başka birine secde etmesini emredecek olsaydım; Allah'ın erkekler için kadınlar üzerinde kıldığı haktan dolayı hanımların kocalarına secde etmelerini emrederdim,” buyurdu.
2141. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا دَعَا الرَّجُلُ امْرَأَتَهُ إِلَى فِرَاشِهِ فَأَبَتْ فَلَمْ تَأْتِهِ فَبَاتَ غَضْبَانَ عَلَيْهَا لَعَنَتْهَا الْمَلاَئِكَةُ حَتَّى تُصْبِحَ " .
Bize Muhammed b. Amr er-Râzî anlattı; bize Cerîr anlattı; el-A'meş'ten; Ebû Hâzim'den; Ebû Hüreyre'den; [nakledildiğine göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bir adam hanımını yatağına (firâş) çağırdığında hanımı [gelmeyi] kabul etmez ve gelmezse; kocası da ona dargın (öfkeli) bir şekilde geceyi geçirirse, sabaha kadar melekler o kadına lanet ederler.”
2142. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو قَزَعَةَ الْبَاهِلِيُّ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ مُعَاوِيَةَ الْقُشَيْرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا حَقُّ زَوْجَةِ أَحَدِنَا عَلَيْهِ قَالَ " أَنْ تُطْعِمَهَا إِذَا طَعِمْتَ وَتَكْسُوَهَا إِذَا اكْتَسَيْتَ - أَوِ اكْتَسَبْتَ - وَلاَ تَضْرِبِ الْوَجْهَ وَلاَ تُقَبِّحْ وَلاَ تَهْجُرْ إِلاَّ فِي الْبَيْتِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ " وَلاَ تُقَبِّحْ " . أَنْ تَقُولَ قَبَّحَكِ اللَّهُ .
Bize Mûsâ b. İsmâil anlattı; bize Hammâd anlattı; Ebû Kazaa el-Bâhilî bize haber verdi; Hakîm b. Muâviye el-Kuşeyrî'den; babasından; [nakledildiğine göre] o şöyle demiştir: “Ey Allah'ın Resulü! Bizden birinin hanımının kendi üzerindeki hakkı nedir?” diye sordum. [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Yediğin zaman ona da yedirmen, giyindiğin —veya kazandığın— vakit ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, onu kötülememen (ve lâ tuqabbih) ve [küskünlük durumunda onu] ancak ev içerisinde terk etmendir (ve lâ tehcür illâ fi'l-beyt),” buyurdu. Ebû Dâvud dedi ki: “[Hadisteki] ‘onu kötülememen’ (ve lâ tuqabbih) [ifadesi]; ‘Allah seni çirkinleştirsin’ dememendir.”
2143. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ نِسَاؤُنَا مَا نَأْتِي مِنْهُنَّ وَمَا نَذَرُ قَالَ " ائْتِ حَرْثَكَ أَنَّى شِئْتَ وَأَطْعِمْهَا إِذَا طَعِمْتَ وَاكْسُهَا إِذَا اكْتَسَيْتَ وَلاَ تُقَبِّحِ الْوَجْهَ وَلاَ تَضْرِبْ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى شُعْبَةُ " تُطْعِمُهَا إِذَا طَعِمْتَ وَتَكْسُوهَا إِذَا اكْتَسَيْتَ " .
Bize İbn Beşşâr anlattı; bize Yahyâ b. Saîd anlattı; bize Behaz b. Hakîm anlattı; babam bana anlattı; dedemden; [nakledildiğine göre] o şöyle demiştir: “Ey Allah'ın Resulü! Hanımlarımıza [yaklaşma konusunda] neye izin verilmiştir, nelerden sakınalım?” diye sordum. [Resulullah]: “Kendi tarlana (eşine/hars) dilediğin şekilde yaklaş. Yediğin vakit ona da yedir, giyindiğin vakit ona da giydir; ne yüzü(nü) kötüle ne de [ona] vur!” buyurdu. Ebû Dâvud dedi ki: Şu'be [bu hadisi]: “Yediğin vakit ona yedirirsin, giyindiğin vakit ona giydirirsin,” [şeklinde] rivayet etti.
2144. Hadis
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ الْمُهَلَّبِيُّ النَّيْسَابُورِيُّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَزِينٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ حُسَيْنٍ، عَنْ دَاوُدَ الْوَرَّاقِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، مُعَاوِيَةَ الْقُشَيْرِيِّ قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَقُلْتُ مَا تَقُولُ فِي نِسَائِنَا قَالَ " أَطْعِمُوهُنَّ مِمَّا تَأْكُلُونَ وَاكْسُوهُنَّ مِمَّا تَكْتَسُونَ وَلاَ تَضْرِبُوهُنَّ وَلاَ تُقَبِّحُوهُنَّ " .
Ahmed b. Yûsuf el-Mühellebî en-Neysâbûrî bana haber verdi; bize Ömer b. Abdullah b. Rezîn anlattı; bize Süfyân b. Husayn anlattı; Dâvûd el-Verrâk'tan; Saîd b. Hakîm'den; babasından; dedesi Muâviye el-Kuşeyrî'den; [nakledildiğine göre] o şöyle demiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldim ve: “Hanımlarımız hakkında ne buyurursunuz?” dedim. [Resulullah]: “Yediklerinizden onlara da yedirin, giydiklerinizden onlara da giydirin. Onları dövmeyin ve [onlara karşı] çirkin söz söylemeyin (kötülemeyin)!” buyurdu.
2145. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي حُرَّةَ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ عَمِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فَإِنْ خِفْتُمْ نُشُوزَهُنَّ فَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ " . قَالَ حَمَّادٌ يَعْنِي النِّكَاحَ .
Bize Mûsâ b. İsmâil anlattı; bize Hammâd, Ali b. Zeyd'den anlattı; Ebû Hurre er-Rakâşî'den; amcasından; [nakledildiğine göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Eğer onların dikbaşlılığından (geçimsizliğinden/nuşûz) korkarsanız, onları yataklarında (madâci') yalnız bırakın!” Hammâd [bu ifadeyle]: “[Onlarla] cinsel ilişkiye girmemeyi (nikâh) [kastediyor],” demiştir.