Oruç Kitabı

Ebu Davud · Sünen-i Ebu Davud (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2313. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ شَبُّويَةَ، حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، ‏{‏ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ ‏}‏ فَكَانَ النَّاسُ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذَا صَلَّوُا الْعَتَمَةَ حَرُمَ عَلَيْهِمُ الطَّعَامُ وَالشَّرَابُ وَالنِّسَاءُ وَصَامُوا إِلَى الْقَابِلَةِ فَاخْتَانَ رَجُلٌ نَفْسَهُ فَجَامَعَ امْرَأَتَهُ وَقَدْ صَلَّى الْعِشَاءَ وَلَمْ يُفْطِرْ فَأَرَادَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ يَجْعَلَ ذَلِكَ يُسْرًا لِمَنْ بَقِيَ وَرُخْصَةً وَمَنْفَعَةً فَقَالَ سُبْحَانَهُ ‏{‏ عَلِمَ اللَّهُ أَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ أَنْفُسَكُمْ ‏}‏ ‏.‏ وَكَانَ هَذَا مِمَّا نَفَعَ اللَّهُ بِهِ النَّاسَ وَرَخَّصَ لَهُمْ وَيَسَّرَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed b. Şebbûye anlattı; bana Alî b. el-Hüseyn b. Vâkıd anlattı; babasından; Yezîd en-Nahvî’den; İkrime’den; İbn Abbâs’tan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ } “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, oruç size de farz kılındı.” buyurulmuştur. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde insanlar yatsı namazını kıldıklarında onlara yemek, içmek ve kadınlara yaklaşmak haram olur ve ertesi akşama kadar oruç tutarlardı. Derken bir adam nefsine yenik düştü ve yatsı namazını kıldığı halde karısıyla beraber oldu. Bunun üzerine Allah azze ve celle, insanlar için bu durumu bir kolaylık, ruhsat ve fayda kılmak istedi ve: { عَلِمَ اللَّهُ أَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ أَنْفُسَكُمْ } “...Allah, sizin kendinize hıyanet etmekte olduğunuzu bildi...” buyurdu. Bu hüküm, Allah’ın insanlara fayda sağladığı, onlara ruhsat verip işlerini kolaylaştırdığı hususlardan biri oldu.