2313. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ شَبُّويَةَ، حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ } فَكَانَ النَّاسُ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذَا صَلَّوُا الْعَتَمَةَ حَرُمَ عَلَيْهِمُ الطَّعَامُ وَالشَّرَابُ وَالنِّسَاءُ وَصَامُوا إِلَى الْقَابِلَةِ فَاخْتَانَ رَجُلٌ نَفْسَهُ فَجَامَعَ امْرَأَتَهُ وَقَدْ صَلَّى الْعِشَاءَ وَلَمْ يُفْطِرْ فَأَرَادَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ يَجْعَلَ ذَلِكَ يُسْرًا لِمَنْ بَقِيَ وَرُخْصَةً وَمَنْفَعَةً فَقَالَ سُبْحَانَهُ { عَلِمَ اللَّهُ أَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ أَنْفُسَكُمْ } . وَكَانَ هَذَا مِمَّا نَفَعَ اللَّهُ بِهِ النَّاسَ وَرَخَّصَ لَهُمْ وَيَسَّرَ .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Şebbûye anlattı; bana Alî b. el-Hüseyn b. Vâkıd anlattı; babasından; Yezîd en-Nahvî’den; İkrime’den; İbn Abbâs’tan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ } “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, oruç size de farz kılındı.” buyurulmuştur. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde insanlar yatsı namazını kıldıklarında onlara yemek, içmek ve kadınlara yaklaşmak haram olur ve ertesi akşama kadar oruç tutarlardı. Derken bir adam nefsine yenik düştü ve yatsı namazını kıldığı halde karısıyla beraber oldu. Bunun üzerine Allah azze ve celle, insanlar için bu durumu bir kolaylık, ruhsat ve fayda kılmak istedi ve: { عَلِمَ اللَّهُ أَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ أَنْفُسَكُمْ } “...Allah, sizin kendinize hıyanet etmekte olduğunuzu bildi...” buyurdu. Bu hüküm, Allah’ın insanlara fayda sağladığı, onlara ruhsat verip işlerini kolaylaştırdığı hususlardan biri oldu.
2314. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ نَصْرٍ الْجَهْضَمِيُّ، أَخْبَرَنَا أَبُو أَحْمَدَ، أَخْبَرَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ كَانَ الرَّجُلُ إِذَا صَامَ فَنَامَ لَمْ يَأْكُلْ إِلَى مِثْلِهَا وَإِنَّ صِرْمَةَ بْنَ قَيْسٍ الأَنْصَارِيَّ أَتَى امْرَأَتَهُ وَكَانَ صَائِمًا فَقَالَ عِنْدَكِ شَىْءٌ قَالَتْ لاَ لَعَلِّي أَذْهَبُ فَأَطْلُبُ لَكَ شَيْئًا . فَذَهَبَتْ وَغَلَبَتْهُ عَيْنُهُ فَجَاءَتْ فَقَالَتْ خَيْبَةً لَكَ . فَلَمْ يَنْتَصِفِ النَّهَارُ حَتَّى غُشِيَ عَلَيْهِ وَكَانَ يَعْمَلُ يَوْمَهُ فِي أَرْضِهِ فَذَكَرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَنَزَلَتْ { أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ إِلَى نِسَائِكُمْ } قَرَأَ إِلَى قَوْلِهِ { مِنَ الْفَجْرِ } .
Bize Nasr b. Alî b. Nasr el-Cehdamî anlattı; bana Ebû Ahmed haber verdi; bize İsrâil haber verdi; İshak’tan; el-Berâ’dan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: “[Eskiden] bir adam oruçlu olur da uyuyakalırsa, ertesi akşam vaktine kadar bir şey yiyemezdi. Ensâr’dan Sırme b. Kays oruçlu olduğu bir gün eşinin yanına gelip: ‘Yanında yiyecek bir şey var mı?’ diye sordu. Eşi: ‘Hayır yok; ama gideyim de senin için bir şeyler arayayım.’ dedi. Kadın gidince Sırme uyuyakaldı. Kadın geri gelip onu uyur halde görünce: ‘Vah sana, yazık oldu!’ dedi. Ertesi gün henüz gün yarılanmamıştı ki Sırme bayıldı; o gün boyunca tarlasında çalışmıştı. Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e anlatıldı. Bunun üzerine: { أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَةُ إِلَى نِسَائِكُمْ } “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı...” ayeti nazil oldu ve Resûlullah: { مِنَ الْفَجْرِ } “...fecir vaktine kadar...” kısmına kadar okudu.”
2315. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا بَكْرٌ، - يَعْنِي ابْنَ مُضَرَ - عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ بُكَيْرٍ، عَنْ يَزِيدَ، مَوْلَى سَلَمَةَ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ } كَانَ مَنْ أَرَادَ مِنَّا أَنْ يُفْطِرَ وَيَفْتَدِيَ فَعَلَ حَتَّى نَزَلَتِ الآيَةُ الَّتِي بَعْدَهَا فَنَسَخَتْهَا .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Bekr —yani İbn Mudar— anlattı; Amr b. el-Hâris’ten; Bukeyr’den; Seleme’nin azatlısı Yezîd’den; Seleme b. el-Ekva’dan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: { وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ } “Oruç tutmaya gücü yetenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir.” ayeti nazil olduğu zaman, bizden dileyen oruç tutmaz ve fidye verirdi. Bu durum, bir sonraki ayet nazil olup bu hükmü neshedinceye kadar devam etti.
2316. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، { وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ } فَكَانَ مَنْ شَاءَ مِنْهُمْ أَنْ يَفْتَدِيَ بِطَعَامِ مِسْكِينٍ افْتَدَى وَتَمَّ لَهُ صَوْمُهُ فَقَالَ { فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ وَأَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ } وَقَالَ { فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَنْ كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ } .
Bize Ahmed b. Muhammed anlattı; bana Alî b. Hüseyn anlattı; babasından; Yezîd en-Nahvî’den; İkrime’den; İbn Abbâs’tan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: { وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ } “Oruç tutmaya gücü yetenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir.” buyurulmuştur. Bu hüküm gereğince onlardan dileyen bir fakir doyumu kadar fidye verir ve orucu tamamlanmış sayılırdı. [Ayetin devamında]: { فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ وَأَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ } “Kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” buyurulmuştur. Daha sonra [Allah]: { فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَنْ كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ } “İçinizden kim o aya erişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun.” buyurmuştur.
2317. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبَانُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، أَنَّ عِكْرِمَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ قَالَ أُثْبِتَتْ لِلْحُبْلَى وَالْمُرْضِعِ .
Bize Mûsâ b. İsmâil anlattı; bize Ebân anlattı; bize Katâde anlattı; İkrime’nin kendisine anlattığına göre İbn Abbâs şöyle demiştir: “[Oruç tutmak yerine fidye verme hükmü], hamile ve emziren kadınlar için sabit bırakılmıştır.”
2318. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَزْرَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، { وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ } قَالَ كَانَتْ رُخْصَةً لِلشَّيْخِ الْكَبِيرِ وَالْمَرْأَةِ الْكَبِيرَةِ وَهُمَا يُطِيقَانِ الصِّيَامَ أَنْ يُفْطِرَا وَيُطْعِمَا مَكَانَ كُلِّ يَوْمٍ مِسْكِينًا وَالْحُبْلَى وَالْمُرْضِعُ إِذَا خَافَتَا - قَالَ أَبُو دَاوُدَ يَعْنِي عَلَى أَوْلاَدِهِمَا - أَفْطَرَتَا وَأَطْعَمَتَا .
Bize İbnü’l-Müsennâ anlattı; bize İbn Ebî Adî anlattı; Saîd’den; Katâde’den; Azre’den; Saîd b. Cübeyr’den; İbn Abbâs’tan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: { وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ } “Oruç tutmaya gücü yetenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir.” ayeti; oruca güçleri yeten yaşlı erkek ve yaşlı kadınlar için bir ruhsattı; onlar dilerlerse oruç tutmayıp her günün yerine bir fakiri doyururlardı. Hamile ve emziren kadınlar da —Ebû Dâvûd bununla ‘çocukları için’ endişe etmelerini kastetmiştir— korktukları zaman oruç tutmazlar ve [fidye olarak] bir fakiri doyururlar.
2319. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَمْرٍو، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ - عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّا أُمَّةٌ أُمِّيَّةٌ لاَ نَكْتُبُ وَلاَ نَحْسُبُ الشَّهْرُ هَكَذَا وَ هَكَذَا وَهَكَذَا " . وَخَنَسَ سُلَيْمَانُ أُصْبَعَهُ فِي الثَّالِثَةِ يَعْنِي تِسْعًا وَعِشْرِينَ وَثَلاَثِينَ .
Bize Süleymân b. Harb anlattı; bize Şu’be anlattı; el-Esved b. Kays’tan; Saîd b. Amr’dan —yani İbn Saîd b. el-Âs—; İbn Ömer’den [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biz ümmî bir ümmetiz; yazı yazmaz ve hesap yapmayız. Ay [bazen] şöyle, şöyle ve şöyledir.” Süleymân, üçüncü defa işaret ederken bir parmağını içeri büktü. —Bununla ayın bazen yirmi dokuz, bazen de otuz gün çektiğini kastetti.—
2320. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ فَلاَ تَصُومُوا حَتَّى تَرَوْهُ وَلاَ تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدُرُوا لَهُ ثَلاَثِينَ " . قَالَ فَكَانَ ابْنُ عُمَرَ إِذَا كَانَ شَعْبَانُ تِسْعًا وَعِشْرِينَ نُظِرَ لَهُ فَإِنْ رُؤِيَ فَذَاكَ وَإِنْ لَمْ يُرَ وَلَمْ يَحُلْ دُونَ مَنْظَرِهِ سَحَابٌ وَلاَ قَتَرَةٌ أَصْبَحَ مُفْطِرًا فَإِنْ حَالَ دُونَ مَنْظَرِهِ سَحَابٌ أَوْ قَتَرَةٌ أَصْبَحَ صَائِمًا . قَالَ فَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يُفْطِرُ مَعَ النَّاسِ وَلاَ يَأْخُذُ بِهَذَا الْحِسَابِ .
Bize Süleymân b. Dâvûd el-Atekî anlattı; bize Hammâd anlattı; bize Eyyûb anlattı; Nâfi’den; İbn Ömer’den [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ay yirmi dokuz gündür. Hilali görmedikçe oruca başlamayın, yine onu görmedikçe bayram etmeyin. Eğer hava bulutlu olur da hilali göremezseniz, o ayı otuza tamamlayın.” Nâfi’ dedi ki: İbn Ömer, Şaban ayının yirmi dokuzuncu günü olunca hilali gözetlerdi. Hilal görülürse ona göre hareket ederdi. Eğer görülmezse ve hilalin görülmesine engel olacak bir bulut veya toz bulutu da yoksa, ertesi günü oruçsuz geçirirdi. Ancak eğer hilalin görülmesine engel olacak bir bulut veya toz bulutu varsa, o günü oruçlu geçirirdi. İbn Ömer Ramazan bayramında ise insanlarla beraber orucunu açar (bayram eder) ve bu hesabı uygulamazdı.
2321. Hadis
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنِي أَيُّوبُ، قَالَ كَتَبَ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ إِلَى أَهْلِ الْبَصْرَةِ بَلَغَنَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم زَادَ وَإِنَّ أَحْسَنَ مَا يُقَدَّرُ لَهُ إِذَا رَأَيْنَا هِلاَلَ شَعْبَانَ لِكَذَا وَكَذَا فَالصَّوْمُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لِكَذَا وَكَذَا إِلاَّ أَنْ تَرَوُا الْهِلاَلَ قَبْلَ ذَلِكَ .
Bize Humeyd b. Mes’ade anlattı; bize Abdülvahhâb anlattı; bana Eyyûb anlattı; şöyle demiştir: Ömer b. Abdülaziz, Basra halkına [şöyle bir] mektup yazdı: “Bize Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den şu haber ulaştı...” —Râvi, İbn Ömer’in Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklettiği hadise benzer bir rivayet zikretti ve şu fazlalığı ekledi:— “Şaban hilalini şu ve şu günde gördüğümüzde, [Ramazan’ın başlangıcı için] yapılabilecek en güzel takdir; Allah dilerse orucun şu ve şu günde başlamasıdır. Ancak eğer hilali o günden önce görürseniz durum müstesnadır.”
2322. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ عِيسَى بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ بْنِ أَبِي ضِرَارٍ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ لَمَا صُمْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تِسْعًا وَعِشْرِينَ أَكْثَرُ مِمَّا صُمْنَا مَعَهُ ثَلاَثِينَ .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; İbn Ebî Zâide’den; Îsâ b. Dînâr’dan; babasından; Amr b. el-Hâris b. Ebî Dirâr’dan; İbn Mes’ûd’dan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber yirmi dokuz gün tuttuğumuz oruçlar, otuz gün tuttuğumuz oruçlardan daha fazladır.”
2323. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، أَنَّ يَزِيدَ بْنَ زُرَيْعٍ، حَدَّثَهُمْ حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ شَهْرَا عِيدٍ لاَ يَنْقُصَانِ رَمَضَانُ وَذُو الْحِجَّةِ " .
Bize Müsedded anlattı; Yezîd b. Zurey’in onlara anlattığına göre bize Hâlid el-Hazzâ anlattı; Abdurrahmân b. Ebî Bekre’den; babasından; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [nakledildiğine göre] şöyle buyurmuştur: “İki bayram ayı eksilmezler; [bunlar] Ramazan ve Zilhicce’dir.”
2324. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - فِي حَدِيثِ أَيُّوبَ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، ذَكَرَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِيهِ قَالَ " وَفِطْرُكُمْ يَوْمَ تُفْطِرُونَ وَأَضْحَاكُمْ يَوْمَ تُضَحُّونَ وَكُلُّ عَرَفَةَ مَوْقِفٌ وَكُلُّ مِنًى مَنْحَرٌ وَكُلُّ فِجَاجِ مَكَّةَ مَنْحَرٌ وَكُلُّ جَمْعٍ مَوْقِفٌ " .
Bize Muhammed b. Ubeyd anlattı; bize Hammâd anlattı; —Eyyûb’un hadisi içerisinde— Muhammed b. el-Münkedir’den; Ebû Hüreyre’den [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu zikretmiştir: “Ramazan bayramınız, [topluca] oruç açtığınız gündür; Kurban bayramınız ise kurban kestiğiniz gündür. Arafat’ın her yeri vakfe yeridir; Mina’nın her yeri kurban kesim yeridir; Mekke’nin bütün yolları kurban kesim yeridir ve Cem’in (Müzdelife’nin) her yeri vakfe yeridir.”
2325. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنِي مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - تَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَحَفَّظُ مِنْ شَعْبَانَ مَا لاَ يَتَحَفَّظُ مِنْ غَيْرِهِ ثُمَّ يَصُومُ لِرُؤْيَةِ رَمَضَانَ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْهِ عَدَّ ثَلاَثِينَ يَوْمًا ثُمَّ صَامَ .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bana Abdurrahmân b. Mehdî anlattı; bana Muâviye b. Sâlih anlattı; Abdullah b. Ebî Kays’tan; Âişe radıyallahu anhâ’nın şöyle dediğini duyduğunu bildirmiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Şaban ayının günlerini gözetmeye gösterdiği özeni diğer aylara göstermezdi. Sonra Ramazan hilalini görünce oruca başlardı. Eğer hava bulutlu olur da hilal görünmezse, Şaban’ı otuz güne tamamlar, sonra oruca başlardı.”
2326. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ الْبَزَّازُ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ الضَّبِّيُّ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ الْمُعْتَمِرِ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُقَدِّمُوا الشَّهْرَ حَتَّى تَرَوُا الْهِلاَلَ أَوْ تُكْمِلُوا الْعِدَّةَ ثُمَّ صُومُوا حَتَّى تَرَوُا الْهِلاَلَ أَوْ تُكْمِلُوا الْعِدَّةَ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ سُفْيَانُ وَغَيْرُهُ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ رِبْعِيٍّ عَنْ رَجُلٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يُسَمِّ حُذَيْفَةَ .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh el-Bezzâz anlattı; bize Cerîr b. Abdilhamîd ed-Dabbî anlattı; Mansûr b. el-Mu’temir’den; Rib’î b. Hirâş’tan; Huzeyfe’den [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hilali görünceye veya sayıyı tamamlayıncaya kadar ayı [Ramazan orucunu] öne almayın. Sonra hilali görünceye veya sayıyı tamamlayıncaya kadar oruç tutun.” Ebû Dâvûd dedi ki: Süfyân ve başkaları bu hadisi Mansûr’dan, o Rib’î’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından —Huzeyfe’nin adını zikretmeksizin— bir adamdan rivayet etmişlerdir.
2327. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُقَدِّمُوا الشَّهْرَ بِصِيَامِ يَوْمٍ وَلاَ يَوْمَيْنِ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ شَىْءٌ يَصُومُهُ أَحَدُكُمْ وَلاَ تَصُومُوا حَتَّى تَرَوْهُ ثُمَّ صُومُوا حَتَّى تَرَوْهُ فَإِنْ حَالَ دُونَهُ غَمَامَةٌ فَأَتِمُّوا الْعِدَّةَ ثَلاَثِينَ ثُمَّ أَفْطِرُوا وَ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ حَاتِمُ بْنُ أَبِي صَغِيرَةَ وَشُعْبَةُ وَالْحَسَنُ بْنُ صَالِحٍ عَنْ سِمَاكٍ بِمَعْنَاهُ لَمْ يَقُولُوا " ثُمَّ أَفْطِرُوا " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهُوَ حَاتِمُ بْنُ مُسْلِمِ بْنِ أَبِي صَغِيرَةَ وَأَبُو صَغِيرَةَ زَوْجُ أُمِّهِ .
Bize el-Hasen b. Alî anlattı; bize Hüseyin anlattı; Zâide’den; Simâk’tan; İkrime’den; İbn Abbâs’tan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ramazan ayını bir veya iki gün önceden oruç tutarak karşılamayın. Ancak birinizin tutmakta olduğu bir orucu varsa o müstesnadır. Hilali görmedikçe oruca başlamayın, sonra [tekrar hilali] görmedikçe de orucu bırakmayın. Eğer hilalin görülmesine bir bulut engel olursa sayıyı otuza tamamlayın ve sonra bayram edin. Ay yirmi dokuz gündür.” Ebû Dâvûd dedi ki: Hâtim b. Ebî Sagîra, Şu’be ve el-Hasen b. Sâlih de bu hadisi Simâk’tan benzer manada rivayet etmişlerdir; ancak onlar “sonra bayram edin” ifadesini söylememişlerdir. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu râvi, Hâtim b. Müslim b. Ebî Sagîra’dır; Ebû Sagîra ise annesinin kocasıdır.
2328. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، وَسَعِيدٍ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي الْعَلاَءِ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِرَجُلٍ " هَلْ صُمْتَ مِنْ سَرَرِ شَعْبَانَ شَيْئًا " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَإِذَا أَفْطَرْتَ فَصُمْ يَوْمًا " . وَقَالَ أَحَدُهُمَا " يَوْمَيْنِ " .
Bize Mûsâ b. İsmâil anlattı; bize Hammâd anlattı; Sâbit’ten; Mutarrif’ten; İmrân b. Husayn’dan. Ayrıca Saîd el-Cureyrî’den; Ebû’l-Alâ’dan; Mutarrif’ten; İmrân b. Husayn’dan [nakledildiğine göre]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adama: “Şaban ayının son günlerinde hiç oruç tuttun mu?” diye sordu. Adam: “Hayır.” cevabını verdi. Resûlullah: “Öyleyse Ramazan’ı bitirip iftar ettiğin zaman, bir gün oruç tut.” buyurdu. Râvilerden biri, Resûlullah’ın “iki gün” buyurduğunu nakletti.
2329. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْعَلاَءِ الزُّبَيْدِيُّ، مِنْ كِتَابِهِ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِي الأَزْهَرِ الْمُغِيرَةِ بْنِ فَرْوَةَ، قَالَ قَامَ مُعَاوِيَةُ فِي النَّاسِ بِدَيْرِ مِسْحَلٍ الَّذِي عَلَى بَابِ حِمْصَ فَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا قَدْ رَأَيْنَا الْهِلاَلَ يَوْمَ كَذَا وَكَذَا وَأَنَا مُتَقَدِّمٌ بِالصِّيَامِ فَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يَفْعَلَهُ فَلْيَفْعَلْهُ . قَالَ فَقَامَ إِلَيْهِ مَالِكُ بْنُ هُبَيْرَةَ السَّبَئِيُّ فَقَالَ يَا مُعَاوِيَةُ أَشَىْءٌ سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمْ شَىْءٌ مِنْ رَأْيِكَ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " صُومُوا الشَّهْرَ وَسِرَّهُ " .
Bize İbrâhim b. el-Alâ ez-Zübeydî kendi kitabından anlattı; bize el-Velîd b. Müslim anlattı; bize Abdullah b. el-Alâ anlattı; Ebû’l-Ezher el-Mugîre b. Ferve’den [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: Muâviye, Humus kapısındaki Deyr Mishal’de insanların arasında ayağa kalkıp: “Ey insanlar! Biz hilali şu ve şu günde gördük. Ben oruca önden başlıyorum; dileyen benim gibi yapabilir.” dedi. Bunun üzerine Mâlik b. Hübeyre es-Sebeî ayağa kalktı ve: “Ey Muâviye! Bu senin Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den duyduğun bir şey mi, yoksa kendi görüşün mü?” diye sordu. Muâviye: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in: ‘Ayı başında ve sonunda oruçlu geçirin.’ buyurduğunu duydum.” dedi.
2330. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدِّمَشْقِيُّ، - فِي هَذَا الْحَدِيثِ - قَالَ قَالَ الْوَلِيدُ سَمِعْتُ أَبَا عَمْرٍو - يَعْنِي الأَوْزَاعِيَّ - يَقُولُ سِرُّهُ أَوَّلُهُ .
Bize Süleymân b. Abdurrahmân ed-Dımeşkî anlattı; bu hadis hakkında el-Velîd, Ebû Amr —yani el-Evzâî—’nin şöyle dediğini duyduğunu bildirdi: “Ayın sirri [sereri], ayın başlangıcıdır.”
2331. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُسْهِرٍ، قَالَ كَانَ سَعِيدٌ - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ - يَقُولُ سِرُّهُ أَوَّلُهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَقَالَ بَعْضُهُمْ سِرُّهُ وَسَطُهُ وَقَالُوا آخِرُهُ .
Bize Ahmed b. Abdilvâhid anlattı; bize Ebû Müshir anlattı; şöyle demiştir: Saîd —yani İbn Abdülaziz—: “Ayın sirri [sereri], ayın başlangıcıdır.” derdi. Ebû Dâvûd dedi ki: Bazıları: “Ayın sirri ortasıdır.” derken, bazıları da: “Sonudur.” demişlerdir.
2332. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي حَرْمَلَةَ، أَخْبَرَنِي كُرَيْبٌ، أَنَّ أُمَّ الْفَضْلِ ابْنَةَ الْحَارِثِ، بَعَثَتْهُ إِلَى مُعَاوِيَةَ بِالشَّامِ قَالَ فَقَدِمْتُ الشَّامَ فَقَضَيْتُ حَاجَتَهَا فَاسْتُهِلَّ رَمَضَانُ وَأَنَا بِالشَّامِ فَرَأَيْنَا الْهِلاَلَ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ ثُمَّ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فِي آخِرِ الشَّهْرِ فَسَأَلَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ ثُمَّ ذَكَرَ الْهِلاَلَ فَقَالَ مَتَى رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ قُلْتُ رَأَيْتُهُ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ . قَالَ أَنْتَ رَأَيْتَهُ قُلْتُ نَعَمْ وَرَآهُ النَّاسُ وَصَامُوا وَصَامَ مُعَاوِيَةُ . قَالَ لَكِنَّا رَأَيْنَاهُ لَيْلَةَ السَّبْتِ فَلاَ نَزَالُ نَصُومُهُ حَتَّى نُكْمِلَ الثَّلاَثِينَ أَوْ نَرَاهُ . فَقُلْتُ أَفَلاَ تَكْتَفِي بِرُؤْيَةِ مُعَاوِيَةَ وَصِيَامِهِ قَالَ لاَ هَكَذَا أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Mûsâ b. İsmâil anlattı; bize İsmâil —yani İbn Ca’fer— anlattı; Muhammed b. Ebî Harmele bana haber verdi; Kureyb bana [şunları] haber verdi: Ümmü’l-Fadl bint el-Hâris kendisini Şam’daki Muâviye’ye gönderdi. Kureyb şöyle dedi: “Şam’a geldim ve onun işini hallettim. Ben henüz Şam’dayken Ramazan girdi; biz hilali cuma gecesi gördük. Sonra ayın sonuna doğru Medine’ye döndüm. İbn Abbâs bana bazı şeyler sordu, sonra sözü hilale getirerek: ‘Hilali ne zaman gördünüz?’ dedi. ‘Cuma gecesi gördük.’ dedim. ‘Onu bizzat sen mi gördün?’ diye sordu. ‘Evet, hem ben gördüm hem de insanlar görüp oruç tuttular; Muâviye de oruç tuttu.’ dedim. Bunun üzerine İbn Abbâs: ‘Lakin biz onu cumartesi gecesi gördük. Bu sebeple biz, ya otuzu tamamlayana kadar ya da hilali görünceye kadar oruca devam edeceğiz.’ dedi. Ben: ‘Muâviye’nin görmesi ve oruç tutmasıyla yetinmez misin?’ diye sorunca: ‘Hayır, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize böyle emretti.’ cevabını verdi.”
2333. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا الأَشْعَثُ، عَنِ الْحَسَنِفِي رَجُلٍ كَانَ بِمِصْرٍ مِنَ الأَمْصَارِ فَصَامَ يَوْمَ الاِثْنَيْنِ وَشَهِدَ رَجُلاَنِ أَنَّهُمَا رَأَيَا الْهِلاَلَ لَيْلَةَ الأَحَدِ فَقَالَ لاَ يَقْضِي ذَلِكَ الْيَوْمَ الرَّجُلُ وَلاَ أَهْلُ مِصْرِهِ إِلاَّ أَنْ يَعْلَمُوا أَنَّ أَهْلَ مِصْرٍ مِنْ أَمْصَارِ الْمُسْلِمِينَ قَدْ صَامُوا يَوْمَ الأَحَدِ فَيَقْضُونَهُ .
Bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bana babam anlattı; bize el-Eş’as anlattı; el-Hasen’den [nakledildiğine göre]; Beldelerden birinde yaşayıp pazartesi günü oruca başlayan, ancak daha sonra iki kişinin hilali pazar gecesi gördüklerine dair şahitlik ettiği bir adam hakkında şöyle demiştir: “Ne o adam ne de o belde halkı o günü kaza eder. Ancak diğer Müslüman beldelerinden birinin pazar günü oruca başladığını kesin olarak öğrenirlerse, o zaman o günü kaza ederler.”
2334. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ عَمَّارٍ فِي الْيَوْمِ الَّذِي يُشَكُّ فِيهِ فَأُتِيَ بِشَاةٍ فَتَنَحَّى بَعْضُ الْقَوْمِ فَقَالَ عَمَّارٌ مَنْ صَامَ هَذَا الْيَوْمَ فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr anlattı; bize Ebû Hâlid el-Ahmar anlattı; Amr b. Kays’tan; Ebû İshak’tan; Sıla’dan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: “Şüphe gününde Ammâr b. Yâsir’in yanındaydık. Bir koyun eti getirildi; topluluktan bazıları geri çekildiler. Bunun üzerine Ammâr: ‘Kim bugün oruç tutarsa, Ebû’l-Kāsım sallallâhu aleyhi ve sellem’e isyan etmiş olur.’ dedi.”
2335. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقَدَّمُوا صَوْمَ رَمَضَانَ بِيَوْمٍ وَلاَ يَوْمَيْنِ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ صَوْمًا يَصُومُهُ رَجُلٌ فَلْيَصُمْ ذَلِكَ الصَّوْمَ " .
Bize Müslim b. İbrâhim anlattı; bize Hişâm anlattı; Yahyâ b. Ebî Kesîr’den; Ebû Seleme’den; Ebû Hüreyre’den [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ramazan orucunu bir veya iki gün önceden karşılamayın. Ancak bir kimsenin tutmakta olduğu bir orucu varsa, o kimse o günün orucunu tutsun.”
2336. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ تَوْبَةَ الْعَنْبَرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ لَمْ يَكُنْ يَصُومُ مِنَ السَّنَةِ شَهْرًا تَامًّا إِلاَّ شَعْبَانَ يَصِلُهُ بِرَمَضَانَ .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; bize Şu’be anlattı; Tevbe el-Anberî’den; Muhammed b. İbrâhim’den; Ebû Seleme’den; Ümmü Seleme’den [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yıl içerisinde Şaban ayı dışında hiçbir ayı tam olarak oruçlu geçirmezdi; Şaban’ı ise Ramazan’la birleştirirdi.
2337. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَدِمَ عَبَّادُ بْنُ كَثِيرٍ الْمَدِينَةَ فَمَالَ إِلَى مَجْلِسِ الْعَلاَءِ فَأَخَذَ بِيَدِهِ فَأَقَامَهُ ثُمَّ قَالَ اللَّهُمَّ إِنَّ هَذَا يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا انْتَصَفَ شَعْبَانُ فَلاَ تَصُومُوا " . فَقَالَ الْعَلاَءُ اللَّهُمَّ إِنَّ أَبِي حَدَّثَنِي عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ الثَّوْرِيُّ وَشِبْلُ بْنُ الْعَلاَءِ وَأَبُو عُمَيْسٍ وَزُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ عَنِ الْعَلاَءِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَكَانَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ لاَ يُحَدِّثُ بِهِ قُلْتُ لأَحْمَدَ لِمَ قَالَ لأَنَّهُ كَانَ عِنْدَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَصِلُ شَعْبَانَ بِرَمَضَانَ وَقَالَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم خِلاَفَهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَلَيْسَ هَذَا عِنْدِي خِلاَفَهُ وَلَمْ يَجِئْ بِهِ غَيْرُ الْعَلاَءِ عَنْ أَبِيهِ .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Abdülazîz b. Muhammed anlattı; şöyle demiştir: Abbâd b. Kesîr Medine’ye geldi ve el-Alâ’nın meclisine uğradı. Onun elinden tutup ayağa kaldırdı ve: “Allah’ım! Şüphesiz bu kişi, babasından, o da Ebû Hüreyre’den naklederek Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in: ‘Şaban yarılandığı zaman artık oruç tutmayın.’ buyurduğunu anlatıyor.” dedi. Bunun üzerine el-Alâ: “Allah’ım! Şüphesiz babam bana Ebû Hüreyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in böyle buyurduğunu anlatmıştır.” dedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi es-Sevrî, Şibl b. el-Alâ, Ebû Umays ve Züheyr b. Muhammed de el-Alâ’dan rivayet etmişlerdir. Ebû Dâvûd dedi ki: Abdurrahmân b. Mehdî bu hadisi rivayet etmezdi. Ahmed b. Hanbel’e bunun sebebini sorduğumda: “Çünkü o, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in Şaban’ı Ramazan ile birleştirdiğini biliyordu; bu hadis ise ona aykırı görünüyordu.” dedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Bence bu hadis diğerine aykırı değildir. Ayrıca bu hadisi el-Alâ’nın babasından başka hiç kimse rivayet etmemiştir.
2338. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ أَبُو يَحْيَى الْبَزَّازُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا عَبَّادٌ، عَنْ أَبِي مَالِكٍ الأَشْجَعِيِّ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ الْحَارِثِ الْجَدَلِيُّ، - مِنْ جَدِيلَةِ قَيْسٍ أَنَّ أَمِيرَ مَكَّةَ خَطَبَ ثُمَّ قَالَ عَهِدَ إِلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَنْسُكَ لِلرُّؤْيَةِ فَإِنْ لَمْ نَرَهُ وَشَهِدَ شَاهِدَا عَدْلٍ نَسَكْنَا بِشَهَادَتِهِمَا فَسَأَلْتُ الْحُسَيْنَ بْنَ الْحَارِثِ مَنْ أَمِيرُ مَكَّةَ قَالَ لاَ أَدْرِي . ثُمَّ لَقِيَنِي بَعْدُ فَقَالَ هُوَ الْحَارِثُ بْنُ حَاطِبٍ أَخُو مُحَمَّدِ بْنِ حَاطِبٍ ثُمَّ قَالَ الأَمِيرُ إِنَّ فِيكُمْ مَنْ هُوَ أَعْلَمُ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ مِنِّي وَشَهِدَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . وَأَوْمَأَ بِيَدِهِ إِلَى رَجُلٍ قَالَ الْحُسَيْنُ فَقُلْتُ لِشَيْخٍ إِلَى جَنْبِي مَنْ هَذَا الَّذِي أَوْمَأَ إِلَيْهِ الأَمِيرُ قَالَ هَذَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ . وَصَدَقَ كَانَ أَعْلَمَ بِاللَّهِ مِنْهُ فَقَالَ بِذَلِكَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Abdirrahîm Ebû Yahyâ el-Bezzâz anlattı; bize Saîd b. Süleymân anlattı; bize Abbâd anlattı; Ebû Mâlik el-Eşcaî’den; Cedîle-i Kays kabilesinden Hüseyin b. el-Hâris el-Cedelî bize [şunları] anlattı: Mekke valisi bir hutbe verdi ve şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ibadetlerimizi (hac ve bayramlarımızı) hilali görmeye göre yapmamızı bize emretti. Eğer biz göremezsek ama iki adil şahit gördüklerine dair şahitlik ederlerse, onların şahitliğine dayanarak ibadetimizi yaparız.” Ebû Mâlik dedi ki: Hüseyin b. el-Hâris’e: “Mekke valisi kimdi?” diye sordum. “Bilmiyorum.” dedi. Daha sonra bana rastladığında: “O, el-Hâris b. Hâtıb imiş.” dedi. Vali hutbesinde şöyle devam etti: “İçinizde Allah’ı ve Resûlü’nü benden daha iyi bilen ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den buna şahit olmuş biri var.” diyerek eliyle bir adama işaret etti. Hüseyin dedi ki: Yanımdaki yaşlı bir adama: “Valinin işaret ettiği bu zat kimdir?” diye sordum. “Bu Abdullah b. Ömer’dir.” dedi. O zat doğru söylüyordu; İbn Ömer, Allah’ı validen daha iyi biliyordu. İbn Ömer de: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize böyle emretti.” dedi.
2339. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَخَلَفُ بْنُ هِشَامٍ الْمُقْرِئُ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ اخْتَلَفَ النَّاسُ فِي آخِرِ يَوْمٍ مِنْ رَمَضَانَ فَقَدِمَ أَعْرَابِيَّانِ فَشَهِدَا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِاللَّهِ لأَهَلاَّ الْهِلاَلَ أَمْسِ عَشِيَّةً فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّاسَ أَنْ يُفْطِرُوا زَادَ خَلَفٌ فِي حَدِيثِهِ وَأَنْ يَغْدُوا إِلَى مُصَلاَّهُمْ .
Bize Müsedded ve Halef b. Hişâm el-Mukri’ anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Avâne anlattı; Mansûr’dan; Rib’î b. Hirâş’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bir adamdan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: “İnsanlar Ramazan’ın son günü [hilalin durumu hakkında] ihtilafa düştüler. Derken iki bedevî gelip Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzurunda, dün akşam hilali gördüklerine dair Allah adına şahitlik ettiler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlara oruçlarını açmalarını emretti. Halef rivayetinde şunu da ekledi: ‘Ve ertesi sabah bayram namazgahına gitmelerini buyurdu.’”
2340. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ الرَّيَّانِ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي ثَوْرٍ ح وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ، - يَعْنِي الْجُعْفِيَّ - عَنْ زَائِدَةَ، - الْمَعْنَى - عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُ الْهِلاَلَ - قَالَ الْحَسَنُ فِي حَدِيثِهِ يَعْنِي رَمَضَانَ - فَقَالَ " أَتَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " أَتَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " يَا بِلاَلُ أَذِّنْ فِي النَّاسِ فَلْيَصُومُوا غَدًا " .
Bize Muhammed b. Bekkâr b. er-Reyyân anlattı; bize el-Velîd —yani İbn Ebî Sevr— anlattı. (H) Ayrıca bize el-Hasen b. Alî anlattı; bize el-Hüseyn —yani el-Cu’fî— anlattı; Zâide’den; Simâk’tan; İkrime’den; İbn Abbâs’tan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: Bir bedevî Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: “Ben hilali gördüm.” dedi. —Râvi Hasen bunun Ramazan hilali olduğunu ifade etmiştir.— Resûlullah: “Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik eder misin?” diye sordu. Adam: “Evet.” dedi. Resûlullah: “Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şahitlik eder misin?” buyurdu. Adam: “Evet.” cevabını verdi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ey Bilâl! İnsanlara yarın oruç tutmalarını duyur!” buyurdu.
2341. Hadis
حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، أَنَّهُمْ شَكُّوا فِي هِلاَلِ رَمَضَانَ مَرَّةً فَأَرَادُوا أَنْ لاَ يَقُومُوا وَلاَ يَصُومُوا فَجَاءَ أَعْرَابِيٌّ مِنَ الْحَرَّةِ فَشَهِدَ أَنَّهُ رَأَى الْهِلاَلَ فَأُتِيَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَتَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ " . قَالَ نَعَمْ . وَشَهِدَ أَنَّهُ رَأَى الْهِلاَلَ فَأَمَرَ بِلاَلاً فَنَادَى فِي النَّاسِ أَنْ يَقُومُوا وَأَنْ يَصُومُوا . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ جَمَاعَةٌ عَنْ سِمَاكٍ عَنْ عِكْرِمَةَ مُرْسَلاً وَلَمْ يَذْكُرِ الْقِيَامَ أَحَدٌ إِلاَّ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ .
Bana Mûsâ b. İsmâil anlattı; bize Hammâd anlattı; Simâk b. Harb’den; İkrime’den [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: “Bir defasında insanlar Ramazan hilali konusunda şüpheye düştüler; bu yüzden ne gece namaza kalkmayı ne de oruç tutmayı düşündüler. Derken Harre tarafından bir bedevî gelip hilali gördüğüne dair şahitlik etti. Adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirildi. Resûlullah: ‘Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim de Allah’ın Resûlü olduğuma şahitlik eder misin?’ diye sordu. Adam: ‘Evet.’ dedi. Hilali gördüğüne dair tekrar şahitlik edince Resûlullah Bilâl’e emretti; o da insanlara namaza kalkmalarını ve oruç tutmalarını ilan etti.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bir grup râvi bu hadisi Simâk’tan, o da İkrime’den mürsel olarak rivayet etmişlerdir. Hadiste namaza kalkma (kıyam) bahsini Hammâd b. Seleme’den başka zikreden olmamıştır.
2342. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ خَالِدٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ السَّمَرْقَنْدِيُّ، - وَأَنَا لِحَدِيثِهِ، أَتْقَنُ - قَالاَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، - هُوَ ابْنُ مُحَمَّدٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَالِمٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ نَافِعٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ تَرَاءَى النَّاسُ الْهِلاَلَ فَأَخْبَرْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنِّي رَأَيْتُهُ فَصَامَهُ وَأَمَرَ النَّاسَ بِصِيَامِهِ .
Bize Mahmûd b. Hâlid ve Abdullah b. Abdurrahman es-Semerkandî anlattılar; —Ebû Dâvûd: Ben Semerkandî’nin hadis hıfzına daha çok güvenirim, demiştir.— İkisi dediler ki: Bize Mervân —yani İbn Muhammed— anlattı; Abdullah b. Vehb’den; Yahyâ b. Abdillâh b. Sâlim’den; Ebû Bekir b. Nâfi’den; babasından; İbn Ömer’den [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: “İnsanlar hilali gözetliyorlardı. Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e hilali gördüğümü haber verdim. Bunun üzerine Resûlullah kendisi oruç tuttu ve insanlara da oruç tutmalarını emretti.”
2343. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُلَىِّ بْنِ رَبَاحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ، مَوْلَى عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ فَصْلَ مَا بَيْنَ صِيَامِنَا وَصِيَامِ أَهْلِ الْكِتَابِ أَكْلَةُ السَّحَرِ " .
Bize Müsedded anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek anlattı; Mûsâ b. Uley b. Rabâh’tan; babasından; Amr b. el-Âs’ın azatlısı Ebû Kays’tan; Amr b. el-Âs’tan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bizim orucumuz ile Ehl-i Kitab’ın orucu arasındaki temel fark, sahur yemeğidir.”
2344. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدٍ النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ خَالِدٍ الْخَيَّاطُ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ يُونُسَ بْنِ سَيْفٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي رُهْمٍ، عَنِ الْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ، قَالَ دَعَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى السَّحُورِ فِي رَمَضَانَ فَقَالَ " هَلُمَّ إِلَى الْغَدَاءِ الْمُبَارَكِ " .
Bize Amr b. Muhammed en-Nâkıd anlattı; bize Hammâd b. Hâlid el-Hayyât anlattı; bize Muâviye b. Sâlih anlattı; Yûnus b. Seyf’ten; el-Hâris b. Ziyâd’dan; Ebû Ruhm’dan; İrbâd b. Sâriye’den [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan’da beni sahura davet etti ve: ‘Haydi, mübarek sabah yemeğine gel!’ buyurdu.”
2345. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي الْوَزِيرِ أَبُو الْمُطَرِّفِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " نِعْمَ سَحُورُ الْمُؤْمِنِ التَّمْرُ " .
Bize Ömer b. el-Hasen b. İbrâhim anlattı; bize Muhammed b. Ebî’l-Vezîr Ebû’l-Mutarrif anlattı; bize Muhammed b. Mûsâ anlattı; Saîd el-Makburî’den; Ebû Hüreyre’den [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Müminin ne güzel sahuru hurmadır!”
2346. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَوَادَةَ الْقُشَيْرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ سَمُرَةَ بْنَ جُنْدُبٍ، يَخْطُبُ وَهُوَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَمْنَعَنَّ مِنْ سَحُورِكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ وَلاَ بَيَاضُ الأُفُقِ الَّذِي هَكَذَا حَتَّى يَسْتَطِيرَ " .
Müsedded bize haber verdi, Hammâd b. Zeyd bize haber verdi, Abdullah b. Sevâde el-Kuşeyrî babasından rivayet etti: Semure b. Cündeb’i hutbe verirken işittim; o şöyle diyordu: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bilâl'in ezanı da ufuktaki şu şekilde (dikey) olan beyazlık da sizi sahurunuzdan alıkoymasın; (beyazlık ufukta yatay olarak) yayılıncaya kadar (yiyip içmeye devam edebilirsiniz)."
2347. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ التَّيْمِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَمْنَعَنَّ أَحَدَكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ مِنْ سَحُورِهِ فَإِنَّهُ يُؤَذِّنُ - أَوْ قَالَ يُنَادِي - لِيَرْجِعَ قَائِمُكُمْ وَيَنْتَبِهَ نَائِمُكُمْ وَلَيْسَ الْفَجْرُ أَنْ يَقُولَ هَكَذَا " . قَالَ مُسَدَّدٌ وَجَمَعَ يَحْيَى كَفَّيْهِ حَتَّى يَقُولَ هَكَذَا وَمَدَّ يَحْيَى بِأُصْبَعَيْهِ السَّبَّابَتَيْنِ .
Müsedded bize haber verdi, Yahyâ, et-Teymî'den rivayet etti (H). Ahmed b. Yûnus bize haber verdi, Züheyr bize haber verdi, Süleyman et-Teymî, Ebû Osmân'dan, o da Abdullah b. Mes‘ûd’dan rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bilâl’in ezanı hiçbirinizi sahurundan alıkoymasın; çünkü o, (gece namazı) kılanınızın (istirahat için) dönmesi, uyuyanınızın da uyanması için ezan okur –veya 'nida eder' demiştir–. Fecr, (dikey olarak) 'şöyle' olan şey değildir." Müsedded dedi ki: Yahyâ (önce dikey olarak) iki avucunu birleştirdi, sonra (asıl fecri kastederek) "şöyledir" dedi ve iki işaret parmağını (yana doğru) açtı.
2348. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا مُلاَزِمُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ النُّعْمَانِ، حَدَّثَنِي قَيْسُ بْنُ طَلْقٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُوا وَاشْرَبُوا وَلاَ يَهِيدَنَّكُمُ السَّاطِعُ الْمُصْعِدُ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَعْتَرِضَ لَكُمُ الأَحْمَرُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا مِمَّا تَفَرَّدَ بِهِ أَهْلُ الْيَمَامَةِ .
Muhammed b. Îsâ bize haber verdi, Mülâzim b. Amr bize haber verdi, Abdullah b. en-Nu‘mân'dan; Kays b. Talk bana rivayet etti, o da babasından şöyle nakletti: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yiyiniz, içiniz; dikey olarak yükselen o (parlak) ışık sizi (sahurdan) alıkoymasın. (Ufukta) kırmızılık (enlemesine yatay olarak) belirinceye kadar yiyip içiniz." Ebû Dâvûd şöyle dedi: Bu, Yemâme ehlinin (rivayette) tek kaldığı (hadisler)dendir.
2349. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حُصَيْنُ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، - الْمَعْنَى - عَنْ حُصَيْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ } . قَالَ أَخَذْتُ عِقَالاً أَبْيَضَ وَعِقَالاً أَسْوَدَ فَوَضَعْتُهُمَا تَحْتَ وِسَادَتِي فَنَظَرْتُ فَلَمْ أَتَبَيَّنْ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَضَحِكَ فَقَالَ " إِنَّ وِسَادَكَ لَعَرِيضٌ طَوِيلٌ إِنَّمَا هُوَ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ " . قَالَ عُثْمَانُ " إِنَّمَا هُوَ سَوَادُ اللَّيْلِ وَبَيَاضُ النَّهَارِ " .
Müsedded bize haber verdi, Husayn b. Numeyr bize haber verdi (H). Osmân b. Ebû Şeybe bize haber verdi, İbn İdrîs bize haber verdi –bu rivayet mana iledir– Husayn'dan, eş-Şa‘bî'den, Adî b. Hâtim'den şöyle nakletti: "{Beyaz iplik siyah iplikten sizin için ayırt edilebilir hale gelinceye kadar...} [Bakara 187]" ayeti inince biri beyaz diğeri siyah iki bağ alıp yastığımın altına koydum. Onlara bakıyor ancak birini diğerinden ayıramıyordum. Durumu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e anlattığımda güldü ve şöyle buyurdu: "Şüphesiz senin yastığın çok genişmiş! O (beyaz ve siyah iplikten maksat), gece ile gündüzdür." Osman (kendi rivayetinde): "O, gecenin karanlığı ile gündüzün aydınlığıdır" demiştir.
2350. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا سَمِعَ أَحَدُكُمُ النِّدَاءَ وَالإِنَاءُ عَلَى يَدِهِ فَلاَ يَضَعْهُ حَتَّى يَقْضِيَ حَاجَتَهُ مِنْهُ " .
Abdü'l-A'lâ b. Hammâd bize haber verdi, Hammâd bize haber verdi, Muhammed b. Amr'dan, Ebû Seleme'den, Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz elinde bir kap varken (sabah) ezanını işitirse, ondan (içip/yiyerek) ihtiyacını karşılamadıkça onu (yere) bırakmasın."
2351. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دَاوُدَ، عَنْ هِشَامٍ، - الْمَعْنَى - قَالَ هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِذَا جَاءَ اللَّيْلُ مِنْ هَا هُنَا وَذَهَبَ النَّهَارُ مِنْ هَا هُنَا " . زَادَ مُسَدَّدٌ " وَغَابَتِ الشَّمْسُ فَقَدْ أَفْطَرَ الصَّائِمُ " .
Ahmed b. Hanbel bize haber verdi, Vekî‘ bize haber verdi, Hişâm bize haber verdi (H). Müsedded bize haber verdi, Abdullah b. Dâvûd, Hişâm'dan nakletti –bu rivayet mana iledir– Hişâm b. Urve babasından, o Âsım b. Ömer'den, o da babasından rivayet ettiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Gece şuradan geldiğinde ve gündüz şuradan gittiğinde..." Müsedded (rivayetine) şunu ekledi: "...ve güneş battığında artık oruçlu iftar etmiş olur."
2352. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ الشَّيْبَانِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى، يَقُولُ سِرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ صَائِمٌ فَلَمَّا غَرَبَتِ الشَّمْسُ قَالَ " يَا بِلاَلُ انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ أَمْسَيْتَ . قَالَ " انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عَلَيْكَ نَهَارًا . قَالَ " انْزِلْ فَاجْدَحْ لَنَا " . فَنَزَلَ فَجَدَحَ فَشَرِبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " إِذَا رَأَيْتُمُ اللَّيْلَ قَدْ أَقْبَلَ مِنْ هَا هُنَا فَقَدْ أَفْطَرَ الصَّائِمُ " . وَأَشَارَ بِأُصْبُعِهِ قِبَلَ الْمَشْرِقِ .
Müsedded bize haber verdi, Abdülvâhid bize haber verdi, Süleyman eş-Şeybânî bize haber verdi: Abdullah b. Ebû Evfâ’yı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber (yolculukta) idik, kendisi oruçluydu. Güneş battığında şöyle buyurdu: "Ey Bilâl! İn de bizim için (sevîki) karıştırıp hazırla!" Bilâl: "Ey Allah'ın Resûlü! Akşamı bekleseydiniz!" dedi. Resûlullah: "İn de karıştır!" buyurdu. Bilâl: "Ey Allah'ın Resûlü! Hâlâ gündüzün (aydınlığı) var" dedi. Resûlullah: "İn de karıştır!" buyurdu. Bunun üzerine (Bilâl) inip karışımı hazırladı, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de onu içti. Sonra şöyle buyurdu: "Gecenin şuradan gelmeye başladığını görürseniz artık oruçlu iftar etmiş olur." (Bunu söylerken) parmağıyla doğu tarafına işaret etti.
2353. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، - يَعْنِي ابْنَ عَمْرٍو - عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَزَالُ الدِّينُ ظَاهِرًا مَا عَجَّلَ النَّاسُ الْفِطْرَ لأَنَّ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى يُؤَخِّرُونَ " .
Vehb b. Bakiyye, Hâlid'den; o Muhammed’den –yani İbn Amr– o Ebû Seleme’den, o da Ebû Hüreyre’den rivayet ettiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlar iftarı aceleyle (vakti girer girmez) yaptıkları sürece din üstün kalmaya devam eder. Çünkü Yahudiler ve Hristiyanlar (iftarı) geciktirirler."
2354. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي عَطِيَّةَ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ - رضى الله عنها - أَنَا وَمَسْرُوقٌ فَقُلْنَا يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ رَجُلاَنِ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم أَحَدُهُمَا يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُعَجِّلُ الصَّلاَةَ وَالآخَرُ يُؤَخِّرُ الإِفْطَارَ وَيُؤَخِّرُ الصَّلاَةَ قَالَتْ أَيُّهُمَا يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُعَجِّلُ الصَّلاَةَ قُلْنَا عَبْدُ اللَّهِ . قَالَتْ كَذَلِكَ كَانَ يَصْنَعُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Müsedded bize haber verdi, Ebû Muâviye bize haber verdi, el-A‘meş’ten, Umâre b. Umeyr’den; Ebû Atıyye şöyle nakletti: Ben ve Mesrûk, Âişe radıyallahu anha’nın huzuruna girip: "Ey müminlerin annesi! Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından iki kişi var; biri hem iftarda acele ediyor hem de namazı acele kılıyor (vaktin başında kılıyor), diğeri ise hem iftarı hem de namazı geciktiriyor" dedik. Âişe: "Hangisi iftarda ve namazda acele ediyor?" diye sordu. "Abdullah" cevabını verdik. Bunun üzerine Âişe: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de işte böyle yapardı" dedi.
2355. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ، عَنِ الرَّبَابِ، عَنْ سَلْمَانَ بْنِ عَامِرٍ، عَمِّهَا قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا كَانَ أَحَدُكُمْ صَائِمًا فَلْيُفْطِرْ عَلَى التَّمْرِ فَإِنْ لَمْ يَجِدِ التَّمْرَ فَعَلَى الْمَاءِ فَإِنَّ الْمَاءَ طَهُورٌ " .
Müsedded bize haber verdi, Abdülvâhid b. Ziyâd bize haber verdi, Âsım el-Ahvel'den, Hafsa bint Sîrîn’den, er-Rebâb’dan, o da amcası Selmân b. Âmir’den rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz oruçlu olduğu vakit iftarını hurma ile yapsın. Eğer hurma bulamazsa su ile iftar etsin; çünkü su temizleyicidir."
2356. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُفْطِرُ عَلَى رُطَبَاتٍ قَبْلَ أَنْ يُصَلِّيَ فَإِنْ لَمْ تَكُنْ رُطَبَاتٌ فَعَلَى تَمَرَاتٍ فَإِنْ لَمْ تَكُنْ حَسَا حَسَوَاتٍ مِنْ مَاءٍ .
Ahmed b. Hanbel bize haber verdi, Abdürrezzâk bize haber verdi, Ca‘fer b. Süleyman bize haber verdi, Sâbit el-Bünânî, Enes b. Mâlik’i şöyle derken işittiğini nakletti: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaz kılmadan önce birkaç taze hurma ile iftar ederdi. Eğer taze hurma yoksa kuru hurma ile; o da yoksa birkaç yudum su yudumlayarak (orucunu açardı).
2357. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى أَبُو مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ، أَخْبَرَنِي الْحُسَيْنُ بْنُ وَاقِدٍ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، - يَعْنِي ابْنَ سَالِمٍ - الْمُقَفَّعُ - قَالَ رَأَيْتُ ابْنَ عُمَرَ يَقْبِضُ عَلَى لِحْيَتِهِ فَيَقْطَعُ مَا زَادَ عَلَى الْكَفِّ وَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَفْطَرَ قَالَ " ذَهَبَ الظَّمَأُ وَابْتَلَّتِ الْعُرُوقُ وَثَبَتَ الأَجْرُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ " .
Abdullah b. Muhammed b. Yahyâ Ebû Muhammed bize haber verdi, Ali b. el-Hasan bize haber verdi, el-Husayn b. Vâkid bana bildirdi, Mervân –yani İbn Sâlim– el-Mukaffa‘ şöyle nakletti: İbn Ömer’i sakalını (eliyle) tutarken gördüm; bir kabzadan (avuç içinden) fazla olan kısmını keserdi. (İbn Ömer) şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem iftar ettiği vakit şöyle derdi: "Susuzluk gitti, damarlar ıslandı ve inşallah (ecir) kesinleşti."
2358. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ زُهْرَةَ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَفْطَرَ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَعَلَى رِزْقِكَ أَفْطَرْتُ " .
Müsedded bize haber verdi, Huşeym bize haber verdi, Husayn'dan; nakledildiğine göre Muâz b. Zühre'ye Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in iftar ettiği vakit şöyle dediği ulaşmıştır: "Allah’ım! Senin için oruç tuttum ve Senin rızkınla iftar ettim."
2359. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ الْمُنْذِرِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، قَالَتْ أَفْطَرْنَا يَوْمًا فِي رَمَضَانَ فِي غَيْمٍ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ طَلَعَتِ الشَّمْسُ قَالَ أَبُو أُسَامَةَ قُلْتُ لِهِشَامٍ أُمِرُوا بِالْقَضَاءِ قَالَ وَبُدٌّ مِنْ ذَلِكَ
Hârûn b. Abdullah ve Muhammed b. el-Alâ bize haber verdi –bu rivayet mana iledir–; her ikisi de Ebû Üsâme’nin bize haber verdiğini, (onun) Hişâm b. Urve’den, (onun) Fâtıma bint el-Münzir’den, (onun da) Esmâ bint Ebû Bekir’den şöyle naklettiğini söylediler: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem döneminde ramazan ayında bulutlu bir günde (vaktin girdiğini sanıp) iftar ettik, sonra güneş (bulutların arasından) çıktı. Ebû Üsâme dedi ki: Hişâm’a: "Kaza etmekle emrolundular mı?" diye sordum. O da: "Bundan kaçış mı var?" (yani tabii ki kaza ettiler) dedi.
2360. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ نَهَى عَنِ الْوِصَالِ، قَالُوا فَإِنَّكَ تُوَاصِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " إِنِّي لَسْتُ كَهَيْئَتِكُمْ إِنِّي أُطْعَمُ وَأُسْقَى " .
Abdullah b. Mesleme el-Ka‘nebî, Mâlik’ten, (o) Nâfi‘den, (o da) İbn Ömer’den rivayet ettiğine göre; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem visal orucunu (iftar etmeden peş peşe oruç tutmayı) yasakladı. (Sahabîler): "Ey Allah’ın Resûlü! Ama siz visal yapıyorsunuz?" dediler. Resûlullah şöyle buyurdu: "Ben sizin durumunuzda değilim; şüphesiz ben yedirilir ve içirilirim."
2361. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، أَنَّ بَكْرَ بْنَ مُضَرَ، حَدَّثَهُمْ عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تُوَاصِلُوا فَأَيُّكُمْ أَرَادَ أَنْ يُوَاصِلَ فَلْيُوَاصِلْ حَتَّى السَّحَرِ " . قَالُوا فَإِنَّكَ تُوَاصِلُ . قَالَ " إِنِّي لَسْتُ كَهَيْئَتِكُمْ إِنَّ لِي مُطْعِمًا يُطْعِمُنِي وَسَاقِيًا يَسْقِينِي " .
Kuteybe b. Saîd bize haber verdi, Bekr b. Mudar onlara haber verdi, (o) İbnü'l-Hâd'dan, (o) Abdullah b. Habbâb'dan, (o da) Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayet ettiğine göre; (Ebû Saîd) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Visal yapmayınız. Sizden kim visal yapmak isterse, bunu sahura kadar yapsın." (Sahabîler): "Ama siz visal yapıyorsunuz?" dediler. Resûlullah şöyle buyurdu: "Ben sizin durumunuzda değilim; şüphesiz benim beni yediren bir yediricim ve içiren bir içiricim vardır."
2362. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ وَالْعَمَلَ بِهِ فَلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ أَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ " . قَالَ أَحْمَدُ فَهِمْتُ إِسْنَادَهُ مِنَ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ وَأَفْهَمَنِي الْحَدِيثَ رَجُلٌ إِلَى جَنْبِهِ أُرَاهُ ابْنَ أَخِيهِ .
Ahmed b. Yûnus bize haber verdi, İbn Ebû Zi’b bize haber verdi, el-Makburî’den, o babasından, (o da) Ebû Hüreyre’den rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yalan konuşmayı ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, Allah’ın o kişinin yemesini ve içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur." Ahmed şöyle dedi: İsnadı İbn Ebû Zi’b’den işittim, hadisin metnini ise onun yanındaki –yeğeni olduğunu sandığım– bir adam bana anlattı.
2363. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الصِّيَامُ جُنَّةٌ إِذَا كَانَ أَحَدُكُمْ صَائِمًا فَلاَ يَرْفُثْ وَلاَ يَجْهَلْ فَإِنِ امْرُؤٌ قَاتَلَهُ أَوْ شَاتَمَهُ فَلْيَقُلْ إِنِّي صَائِمٌ إِنِّي صَائِمٌ " .
Abdullah b. Mesleme el-Ka‘nebî, Mâlik’ten, (o) Ebû ez-Zinâd’dan, (o) el-A‘rec’den, (o da) Ebû Hüreyre’den rivayet ettiğine göre; Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Oruç bir kalkandır. Biriniz oruçlu olduğu gün kötü söz söylemesin ve cahillik (taşkınlık) yapmasın. Eğer biri kendisiyle dövüşür veya kendisine söverse, 'Ben oruçluyum, ben oruçluyum' desin."
2364. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْتَاكُ وَهُوَ صَائِمٌ . زَادَ مُسَدَّدٌ مَا لاَ أَعُدُّ وَلاَ أُحْصِي .
Muhammed b. es-Sabbâh bize haber verdi, Şerîk bize haber verdi (H). Müsedded bize haber verdi, Yahyâ bize haber verdi, Süfyân’dan, Âsım b. Ubeydullah’tan, Ubeydullah b. Âmir b. Rebîa’dan, (o da) babasından şöyle nakletti: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i oruçluyken miswak kullanırken gördüm. Müsedded (hadise şunu) ekledi: (Bunu) sayamayacağım ve hesap edemeyeceğim kadar çok (gördüm).
2365. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ بَعْضِ، أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ النَّاسَ فِي سَفَرِهِ عَامَ الْفَتْحِ بِالْفِطْرِ وَقَالَ " تَقَوَّوْا لِعَدُوِّكُمْ " . وَصَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو بَكْرٍ قَالَ الَّذِي حَدَّثَنِي لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْعَرْجِ يَصُبُّ عَلَى رَأْسِهِ الْمَاءَ وَهُوَ صَائِمٌ مِنَ الْعَطَشِ أَوْ مِنَ الْحَرِّ .
Abdullah b. Mesleme el-Ka‘nebî, Mâlik’ten, (o) Ebû Bekir b. Abdurrahman’ın azatlısı Sümey’den, (o) Ebû Bekir b. Abdurrahman’dan, (o da) Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in bazı ashabından şöyle nakletti: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, Fetih yılında çıktığı yolculukta insanlara iftar etmelerini emrettiğini ve "Düşmanınıza karşı (daha dinç ve) kuvvetli olunuz" buyurduğunu gördüm. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ise kendisi oruç tuttu. Ebû Bekir şöyle dedi: Bana (hadisi) rivayet eden kişi şöyle nakletti: Kuşkusuz ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i el-Arc mevkiinde oruçluyken susuzluktan veya sıcaktan dolayı başından aşağı su dökerken gördüm.
2366. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ كَثِيرٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ لَقِيطِ بْنِ صَبِرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، لَقِيطِ بْنِ صَبِرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بَالِغْ فِي الاِسْتِنْشَاقِ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ صَائِمًا " .
Kuteybe b. Saîd bize haber verdi, Yahyâ b. Süleym bana haber verdi, İsmâil b. Kesîr’den, Âsım b. Lakît b. Sabira’dan, (o da) babası Lakît b. Sabira’dan rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Oruçlu olmadığın sürece burnuna su çekerken (istinşak yaparken) aşırıya kaç (suyu iyice çek)."
2367. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، - جَمِيعًا - عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ، - يَعْنِي الرَّحَبِيَّ - عَنْ ثَوْبَانَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ " . قَالَ شَيْبَانُ أَخْبَرَنِي أَبُو قِلاَبَةَ أَنَّ أَبَا أَسْمَاءَ الرَّحَبِيَّ حَدَّثَهُ أَنَّ ثَوْبَانَ مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَهُ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Müsedded bize haber verdi, Yahyâ bize haber verdi, Hişâm'dan (H). Ahmed b. Hanbel bize haber verdi, Hasan b. Mûsâ bize haber verdi, Şeybân bize haber verdi; (hepsi) Yahyâ’dan, (o) Ebû Kılâbe’den, (o) Ebû Esmâ’dan –yani er-Rahabî–, (o da) Sevbân’dan naklettiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hacamat yapanın da yaptıranın da orucu bozulmuştur." Şeybân şöyle dedi: Ebû Kılâbe bana, Ebû Esmâ er-Rahabî’nin kendisine haber verdiğini, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in azatlısı Sevbân’ın da ona, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i işittiğini bildirdiğini nakletti.
2368. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو قِلاَبَةَ الْجَرْمِيُّ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ شَدَّادَ بْنَ أَوْسٍ بَيْنَمَا هُوَ يَمْشِي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ نَحْوَهُ .
Ahmed b. Hanbel bize haber verdi, Hasan b. Mûsâ bize haber verdi, Şeybân bize haber verdi; Yahyâ'dan, o (şöyle) dedi: Ebû Kılâbe el-Cermî bana bildirdi ki (o da) Ebû Esmâ'dan; Şeddâd b. Evs Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte yürürken... (şeklinde başlayarak) önceki (hadisin) benzerini zikretti.
2369. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَتَى عَلَى رَجُلٍ بِالْبَقِيعِ وَهُوَ يَحْتَجِمُ وَهُوَ آخِذٌ بِيَدِي لِثَمَانَ عَشْرَةَ خَلَتْ مِنْ رَمَضَانَ فَقَالَ " أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَى خَالِدٌ الْحَذَّاءُ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ بِإِسْنَادِ أَيُّوبَ مِثْلَهُ .
Mûsâ b. İsmâil bize haber verdi, Vüheyb bize haber verdi, Eyyûb bize haber verdi, Ebû Kılâbe’den, Ebû el-Eş‘as’tan, (o da) Şeddâd b. Evs’ten şöyle nakletti: Ramazan’ın on sekizinci günü geçmişken, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem elimden tutmuş olduğu hâlde Baki‘ (mezarlığında) hacamat yaptıran bir adamın yanına geldi ve şöyle buyurdu: "Hacamat yapanın da yaptıranın da orucu bozulmuştur." Ebû Dâvûd dedi ki: Hâlid el-Hazzâ da Ebû Kılâbe’den, Eyyûb’un isnadıyla bunun bir benzerini rivayet etmiştir.
2370. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، وَعَبْدُ الرَّزَّاقِ، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ إِبْرَاهِيمَ - عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مَكْحُولٌ، أَنَّ شَيْخًا، مِنَ الْحَىِّ - قَالَ عُثْمَانُ فِي حَدِيثِهِ مُصَدَّقٌ - أَخْبَرَهُ أَنَّ ثَوْبَانَ مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ " .
Ahmed b. Hanbel bize haber verdi, Muhammed b. Bekr ve Abdürrezzâk bize haber verdi (H). Bize Osman b. Ebû Şeybe haber verdi, İsmâil –yani İbn İbrâhim– bize haber verdi, İbn Cüreyc’den; bana Mekhûl haber verdi ki, mahalle halkından ihtiyar bir adam –Osman kendi rivayetinde (onun için) 'güvenilir biridir' dedi– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in azatlısı Sevbân’ın kendisine, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu bildirdiğini nakletti: "Hacamat yapanın da yaptıranın da orucu bozulmuştur."
2371. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا الْعَلاَءُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ الرَّحَبِيِّ، عَنْ ثَوْبَانَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ ابْنُ ثَوْبَانَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ مَكْحُولٍ بِإِسْنَادِهِ مِثْلَهُ .
Mahmûd b. Hâlid bize haber verdi, Mervân bize haber verdi, el-Heysem b. Humeyd bize haber verdi, el-Alâ b. el-Hâris bize bildirdi, Mekhûl’den, Ebû Esmâ er-Rahabî’den, Sevbân’dan; Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hacamat yapanın da yaptıranın da orucu bozulmuştur." Ebû Dâvûd dedi ki: İbn Sevbân da babasından, (o) Mekhûl’den, (onun) isnadıyla bunun bir benzerini rivayet etmiştir.
2372. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم احْتَجَمَ وَهُوَ صَائِمٌ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ وُهَيْبُ بْنُ خَالِدٍ عَنْ أَيُّوبَ بِإِسْنَادِهِ مِثْلَهُ . وَجَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ وَهِشَامُ بْنُ حَسَّانَ عَنْ عِكْرِمَةَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ مِثْلَهُ .
Ebû Ma‘mer Abdullah b. Amr bize haber verdi, Abdülvâris bize haber verdi, Eyyûb’dan, İkrime’den, İbn Abbâs’tan şöyle nakletti: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem oruçluyken hacamat yaptırdı. Ebû Dâvûd dedi ki: Vüheyb b. Hâlid de Eyyûb’dan, onun isnadıyla bunun bir benzerini rivayet etmiştir. Ayrıca Ca‘fer b. Rebîa ve Hişâm b. Hassân da İkrime’den, İbn Abbâs kanalıyla benzerini rivayet etmişlerdir.
2373. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم احْتَجَمَ وَهُوَ صَائِمٌ مُحْرِمٌ .
Hafs b. Ömer bize haber verdi, Şu‘be bize haber verdi, Yezîd b. Ebû Ziyâd’dan, Miksem’den, İbn Abbâs’tan şöyle nakletti: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem oruçlu ve ihramlıyken hacamat yaptırdı.
2374. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، حَدَّثَنِي رَجُلٌ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْحِجَامَةِ وَالْمُوَاصَلَةِ وَلَمْ يُحَرِّمْهُمَا إِبْقَاءً عَلَى أَصْحَابِهِ فَقِيلَ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ تُوَاصِلُ إِلَى السَّحَرِ . فَقَالَ " إِنِّي أُوَاصِلُ إِلَى السَّحَرِ وَرَبِّي يُطْعِمُنِي وَيَسْقِينِي " .
Ahmed b. Hanbel bize haber verdi, Abdurrahman b. Mehdî bize haber verdi, Süfyân’dan, Abdurrahman b. Âbis’ten, Abdurrahman b. Ebû Leylâ’dan (şöyle nakletti): Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından biri bana şöyle bildirdi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hacamatı ve visal orucunu (ashabına) merhamet ettiğinden dolayı yasakladı ama onları tamamen haram kılmadı. Kendisine: "Ey Allah’ın Resûlü! Ama siz sahura kadar visal yapıyorsunuz?" denildi. Resûlullah şöyle buyurdu: "Şüphesiz ben sahura kadar visal yapıyorum; Rabbim beni yedirir ve içirir."
2375. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - يَعْنِي ابْنَ الْمُغِيرَةِ - عَنْ ثَابِتٍ، قَالَ قَالَ أَنَسٌ مَا كُنَّا نَدَعُ الْحِجَامَةَ لِلصَّائِمِ إِلاَّ كَرَاهِيَةَ الْجَهْدِ .
Abdullah b. Mesleme bize haber verdi, Süleyman –yani İbnü’l-Mugîre– bize haber verdi, Sâbit’ten şöyle nakletti: Enes (b. Mâlik) şöyle dedi: Biz oruçlu için hacamatı, sadece (kişiyi) bitkin düşürmesinden hoşlanmadığımız için terk ederdik.
2376. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِهِ عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يُفْطِرُ مَنْ قَاءَ وَلاَ مَنِ احْتَلَمَ وَلاَ مَنِ احْتَجَمَ " .
Muhammed b. Kesîr bize haber verdi, Süfyân bize haber verdi, Zeyd b. Eslem’den, (onun) kendi arkadaşlarından bir adamdan, (onun da) Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından olan bir adamdan naklettiğine göre; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kusanın, ihtilam olanın (uykuda cünüp olanın) ve hacamat yaptıranın orucu bozulmaz."
2377. Hadis
حَدَّثَنَا النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ ثَابِتٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ النُّعْمَانِ بْنِ مَعْبَدِ بْنِ هَوْذَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ أَمَرَ بِالإِثْمِدِ الْمُرَوَّحِ عِنْدَ النَّوْمِ وَقَالَ " لِيَتَّقِهِ الصَّائِمُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ لِي يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ هُوَ حَدِيثٌ مُنْكَرٌ يَعْنِي حَدِيثَ الْكَحْلِ .
en-Nüfeylî bize haber verdi, Ali b. Sâbit bize haber verdi, Abdurrahman b. en-Nu‘mân b. Ma‘bed b. Hevze bana bildirdi, babasından, (o da) dedesinden şöyle nakletti: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem uyku vaktinde ıtriyât karıştırılmış sürme (ismid) çekilmesini emretti ve şöyle buyurdu: "Oruçlu olan (bundan) sakınsın." Ebû Dâvûd dedi ki: Yahyâ b. Maîn bana, bu hadisin –yani sürme hadisinin– münker bir hadis olduğunu söyledi.
2378. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ عُتْبَةَ، عَنْ أَبِي مُعَاذٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ كَانَ يَكْتَحِلُ وَهُوَ صَائِمٌ .
Vehb b. Bakiyye bize haber verdi, Ebû Muâviye bize haber verdi, Utbe’den, Ebû Muâz’dan, Ubeydullah b. Ebû Bekir b. Enes’ten, (o da) Enes b. Mâlik’ten şöyle nakletti: Kendisi oruçluyken sürme çekerdi.
2379. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْمُخَرِّمِيُّ، وَيَحْيَى بْنُ مُوسَى الْبَلْخِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عِيسَى، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ مَا رَأَيْتُ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِنَا يَكْرَهُ الْكَحْلَ لِلصَّائِمِ وَكَانَ إِبْرَاهِيمُ يُرَخِّصُ أَنْ يَكْتَحِلَ الصَّائِمُ بِالصَّبِرِ .
Muhammed b. Abdullah el-Muharrimî ve Yahyâ b. Mûsâ el-Belhî bize haber verdi; (ikisi de) Yahyâ b. Îsâ’nın bize Ebû’l-A‘meş’ten şöyle bildirdiğini söylediler: Ashabımızdan (hocalarımızdan) oruçlu için sürme çekilmesini hoş görmeyen birini görmedim. İbrahim (en-Nehaî) ise oruçlunun sabır otu (esansı) ile sürme çekmesine ruhsat verirdi.
2380. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ ذَرَعَهُ قَىْءٌ وَهُوَ صَائِمٌ فَلَيْسَ عَلَيْهِ قَضَاءٌ وَإِنِ اسْتَقَاءَ فَلْيَقْضِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ أَيْضًا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ عَنْ هِشَامٍ مِثْلَهُ .
Müsedded bize haber verdi, Îsâ b. Yûnus bize haber verdi, Hişâm b. Hassân bize haber verdi, Muhammed b. Sîrîn’den, Ebû Hüreyre’den şöyle nakletti: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Oruçluyken elinde olmadan kusan kimseye (orucunu) kaza etmesi gerekmez. Kim de kendi isteğiyle kusarsa (orucunu) kaza etsin." Ebû Dâvûd dedi ki: Hafs b. Gıyâs da Hişâm’dan bunun bir benzerini rivayet etmiştir.
2381. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ، عَنْ يَحْيَى، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَمْرٍو الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَعِيشَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ هِشَامٍ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ حَدَّثَنِي مَعْدَانُ بْنُ طَلْحَةَ، أَنَّ أَبَا الدَّرْدَاءِ، حَدَّثَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَاءَ فَأَفْطَرَ فَلَقِيتُ ثَوْبَانَ مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَسْجِدِ دِمَشْقَ فَقُلْتُ إِنَّ أَبَا الدَّرْدَاءِ حَدَّثَنِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَاءَ فَأَفْطَرَ . قَالَ صَدَقَ وَأَنَا صَبَبْتُ لَهُ وَضُوءَهُ صلى الله عليه وسلم .
Ebû Ma‘mer Abdullah b. Amr bize haber verdi, Abdülvâris bize haber verdi, el-Huseyn bize haber verdi, Yahyâ’dan; Abdurrahman b. Amr el-Evzâî bana bildirdi, Yaîş b. el-Velîd b. Hişâm’dan, babasının kendisine şöyle anlattığını nakletti: Ma‘dân b. Talha bana bildirdi ki; Ebû’d-Derdâ ona, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kusması üzerine orucunun bozulduğunu haber vermiş. (Bunun üzerine) Dımaşk Camii’nde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in azatlısı Sevbân ile karşılaştım ve: "Ebû’d-Derdâ bana Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kusup orucunu bozduğunu anlattı," dedim. (Sevbân): "Doğru söylemiş, (hatta) abdest alması için suyunu da ben dökmüştüm," dedi.
2382. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَعَلْقَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ وَيُبَاشِرُ وَهُوَ صَائِمٌ وَلَكِنَّهُ كَانَ أَمْلَكَ لإِرْبِهِ .
Müsedded bize haber verdi, Ebû Muâviye bize haber verdi, el-A‘meş’ten, İbrâhim’den, el-Esved ve Alkame’den, (onlar da) Âişe’den (şöyle naklettiler): Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem oruçluyken (hanımlarını) öper ve onlarla oynaşırdı. Fakat O, nefsinize (ve arzularınıza) sizden daha çok hâkim olandı.
2383. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو تَوْبَةَ الرَّبِيعُ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ فِي شَهْرِ الصَّوْمِ .
Ebû Tevbe er-Rebî‘ b. Nâfi‘ bize haber verdi, Ebû’l-Ahvas bize haber verdi, Ziyâd b. Alâka’dan, Amr b. Meymûn’dan, (o da) Âişe’den şöyle nakletti: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem oruç ayında (eşini) öperdi.
2384. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، - يَعْنِي ابْنَ عُثْمَانَ الْقُرَشِيَّ - عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُنِي وَهُوَ صَائِمٌ وَأَنَا صَائِمَةٌ .
Muhammed b. Kesîr bize haber verdi, Süfyân bize haber verdi, Sa‘d b. İbrâhim’den, Talha b. Abdullah’tan –yani İbn Osman el-Kureşî–, (o da) Âişe radıyallahu anhâ’dan şöyle nakletti: Ben oruçluyken ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de oruçluyken beni öperdi.
2385. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ هَشِشْتُ فَقَبَّلْتُ وَأَنَا صَائِمٌ، فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ صَنَعْتُ الْيَوْمَ أَمْرًا عَظِيمًا قَبَّلْتُ وَأَنَا صَائِمٌ . قَالَ " أَرَأَيْتَ لَوْ مَضْمَضْتَ مِنَ الْمَاءِ وَأَنْتَ صَائِمٌ " . قَالَ عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ فِي حَدِيثِهِ قُلْتُ لاَ بَأْسَ بِهِ . ثُمَّ اتَّفَقَا قَالَ " فَمَهْ " .
Ahmed b. Yûnus bize haber verdi, el-Leys bize haber verdi (H). Bize Îsâ b. Hammâd haber verdi, el-Leys b. Sa‘d bize bildirdi, Bukeyr b. Abdullah’tan, Abdülmelik b. Saîd’den, (o da) Câbir b. Abdullah’tan şöyle nakletti: Ömer b. el-Hattâb şöyle dedi: (Bir gün) neşeli bir anımda oruçlu olduğum hâlde (eşimi) öptüm. (Sonra gidip): "Ey Allah’ın Resûlü! Bugün büyük bir iş yaptım; oruçlu olduğum hâlde (eşimi) öptüm," dedim. Resûlullah: "Oruçlu olduğun hâlde ağzına su verip çalkalasan –ne dersin?– (orucun bozulur mu?)" buyurdu. Îsâ b. Hammâd kendi rivayetinde (Ömer’in): "Onda bir beis yoktur (bozulmaz), dedim," şeklinde nakletti. Sonra (her iki ravi de şu söz üzerinde) ittifak ettiler: (Resûlullah): "Öyleyse (endişelenecek) ne var?" buyurdu.
2386. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ دِينَارٍ، حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ أَوْسٍ الْعَبْدِيُّ، عَنْ مِصْدَعٍ أَبِي يَحْيَى، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَبِّلُهَا وَهُوَ صَائِمٌ وَيَمُصُّ لِسَانَهَا .
Muhammed b. Îsâ bize haber verdi, Muhammed b. Dînâr bize haber verdi, Sa‘d b. Evs el-Abdî’den, Mısda‘ Ebû Yahyâ’dan, (o da) Âişe’den şöyle nakletti: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem oruçluyken onu (Âişe’yi) öper ve dilini emerdi.
2387. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، - يَعْنِي الزُّبَيْرِيَّ - أَخْبَرَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي الْعَنْبَسِ، عَنِ الأَغَرِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمُبَاشَرَةِ لِلصَّائِمِ فَرَخَّصَ لَهُ وَأَتَاهُ آخَرُ فَسَأَلَهُ فَنَهَاهُ . فَإِذَا الَّذِي رَخَّصَ لَهُ شَيْخٌ وَالَّذِي نَهَاهُ شَابٌّ .
Nasr b. Ali bize haber verdi, Ebû Ahmed –yani ez-Zubeyrî– bize haber verdi, İsrâil bize bildirdi, Ebû’l-Anbes’ten, el-Egar’dan, (o da) Ebû Hüreyre’den şöyle nakletti: Bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e oruçlunun (hanımıyla) oynaşmasının hükmünü sordu; O da buna izin verdi. Bir başkası gelip aynı şeyi sordu; ona ise yasakladı. Bir de baktık ki; kendisine izin verilen kişi bir ihtiyar, yasaklanan kişi ise bir gençti.
2388. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ الأَذْرَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، وَأُمِّ سَلَمَةَ زَوْجَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمَا قَالَتَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصْبِحُ جُنُبًا . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ الأَذْرَمِيُّ فِي حَدِيثِهِ فِي رَمَضَانَ مِنْ جِمَاعٍ غَيْرِ احْتِلاَمٍ ثُمَّ يَصُومُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَمَا أَقَلَّ مَنْ يَقُولُ هَذِهِ الْكَلِمَةَ - يَعْنِي يُصْبِحُ جُنُبًا فِي رَمَضَانَ - وَإِنَّمَا الْحَدِيثُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصْبِحُ جُنُبًا وَهُوَ صَائِمٌ .
el-Ka‘nebî, Mâlik’ten nakletti (H). Bize Abdullah b. Muhammed b. İshak el-Ezremî haber verdi, Abdurrahman b. Mehdî bize haber verdi, Mâlik’ten, Abdü Rabbihi b. Saîd’den, Ebû Bekr b. Abdirrahman b. el-Hâris b. Hişâm’dan, (o da) Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in zevceleri Âişe ve Ümmü Seleme’den naklettiğine göre her ikisi de şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (bazen) sabah vaktine cünüp olarak girerdi. Abdullah el-Ezremî kendi rivayetinde şu fazlalığı zikretti: "Ramazan ayında, ihtilam olmadan kurulan cinsi münasebetten dolayı (cünüp olarak sabahlar), sonra da orucuna devam ederdi." Ebû Dâvûd dedi ki: Bu ifadeyi –yani "Ramazan’da cünüp olarak sabahlardı" sözünü– söyleyenler ne kadar da azdır! Oysa hadisin özü şudur: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem sabah vaktine cünüp olarak girer ve oruçlu hâli devam ederdi.
2389. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، - يَعْنِي الْقَعْنَبِيَّ - عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَعْمَرٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِي يُونُسَ، مَوْلَى عَائِشَةَ عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَجُلاً قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ وَاقِفٌ عَلَى الْبَابِ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُصْبِحُ جُنُبًا وَأَنَا أُرِيدُ الصِّيَامَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَأَنَا أُصْبِحُ جُنُبًا وَأَنَا أُرِيدُ الصِّيَامَ فَأَغْتَسِلُ وَأَصُومُ " . فَقَالَ الرَّجُلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ لَسْتَ مِثْلَنَا قَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ فَغَضِبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " وَاللَّهِ إِنِّي لأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَخْشَاكُمْ لِلَّهِ وَأَعْلَمَكُمْ بِمَا أَتَّبِعُ " .
Abdullah b. Mesleme –yani el-Ka‘nebî– bize haber verdi, Mâlik’ten, Abdullah b. Abdirrahman b. Ma‘mer el-Ensârî’den, Âişe’nin azatlısı Ebû Yûnus’tan, (o da) Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in zevcesi Âişe’den naklettiğine göre; bir adam, (Nebî) kapıda dururken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: "Ey Allah’ın Resûlü! Ben (bazen) oruç tutmak istediğim (günlerin sabahında) cünüp olarak uyanıyorum (ne yapayım?)" dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de: "Ben de (bazen) oruç tutmak istediğim (günlerin sabahında) cünüp olarak uyanıyorum; yıkanıyor ve orucumu tutuyorum," buyurdu. Bunun üzerine adam: "Ey Allah’ın Resûlü! Sen bizim gibi değilsin; Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır," dedi. (Bu söze) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem öfkelendi ve şöyle buyurdu: "Vallahi ben, Allah’tan en çok korkanınız ve nelere uymam gerektiğini en iyi bileniniz olmayı umuyorum!"
2390. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، - قَالَ مُسَدَّدٌ - حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَى رَجُلٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلَكْتُ . فَقَالَ " مَا شَأْنُكَ " . قَالَ وَقَعْتُ عَلَى امْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ . قَالَ " فَهَلْ تَجِدُ مَا تُعْتِقُ رَقَبَةً " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا " . قَالَ لاَ . قَالَ " اجْلِسْ " . فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ فَقَالَ " تَصَدَّقْ بِهِ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا أَهْلُ بَيْتٍ أَفْقَرَ مِنَّا فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ ثَنَايَاهُ قَالَ " فَأَطْعِمْهُ إِيَّاهُمْ " . وَقَالَ مُسَدَّدٌ فِي مَوْضِعٍ آخَرَ أَنْيَابُهُ .
Müsedded ve Muhammed b. Îsâ –mana aynı olmak üzere– bize haber verdiler. (Her ikisi de): Süfyân bize haber verdi, dediler. Müsedded: ez-Zührî bize haber verdi, Humeyd b. Abdirrahman’dan, (o da) Ebû Hüreyre’den şöyle nakletti: Bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek: "Mahvoldum!" dedi. (Resûlullah): "Neyin var?" diye sordu. (Adam): "Ramazan’da eşimle cinsi münasebet kurdum," dedi. (Resûlullah): "Azat edecek bir köle bulabilir misin?" buyurdu. (Adam): "Hayır," dedi. (Resûlullah): "Peş peşe iki ay oruç tutmaya gücün yeter mi?" buyurdu. (Adam): "Hayır," dedi. (Resûlullah): "Altmış fakiri doyurmaya gücün yeter mi?" buyurdu. (Adam): "Hayır," dedi. (Resûlullah): "Otur (bekle)," buyurdu. Derken Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e içinde hurma bulunan bir sepet (arak) getirildi. (Resûlullah): "Bunu al da sadaka olarak dağıt," buyurdu. (Adam): "Ey Allah’ın Resûlü! (Medine’nin şu) iki kara taşlığı arasında bizden daha fakir bir ev halkı yoktur," dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ön dişleri (senâyâ) görünecek kadar güldü ve: "Öyleyse bunu kendi ailene yedir," buyurdu. Müsedded (hadisin) başka bir yerinde (gülme meselesi için) "köpek dişleri (enyâb)" ifadesini kullandı.
2391. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الْحَدِيثِ بِمَعْنَاهُ . زَادَ الزُّهْرِيُّ وَإِنَّمَا كَانَ هَذَا رُخْصَةً لَهُ خَاصَّةً فَلَوْ أَنَّ رَجُلاً فَعَلَ ذَلِكَ الْيَوْمَ لَمْ يَكُنْ لَهُ بُدٌّ مِنَ التَّكْفِيرِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ وَالأَوْزَاعِيُّ وَمَنْصُورُ بْنُ الْمُعْتَمِرِ وَعِرَاكُ بْنُ مَالِكٍ عَلَى مَعْنَى ابْنِ عُيَيْنَةَ . زَادَ الأَوْزَاعِيُّ وَاسْتَغْفِرِ اللَّهَ .
el-Hasan b. Ali bize haber verdi, Abdürrezzâk bize haber verdi, Ma‘mer bize bildirdi, ez-Zührî’den; bu hadisi (önceki hadis ile) aynı manada nakletti. (Ancak) ez-Zührî şu fazlalığı ekledi: "Bu (verilen sadakayı ailesine yedirmesi), sadece o adama mahsus bir izindi. Eğer bugün bir kimse aynı şeyi yapacak olsa, keffâret vermesi kaçınılmazdır." Ebû Dâvûd dedi ki: el-Leys b. Sa‘d, el-Evzâî, Mansûr b. el-Mu‘temir ve Irâk b. Mâlik de bu hadisi İbn Uyeyne’nin (rivayetindeki) manasıyla nakletmişlerdir. el-Evzâî (hadisin sonuna): "Ve Allah’tan mağfiret dile," ifadesini ekledi.
2392. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، أَفْطَرَ فِي رَمَضَانَ فَأَمَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُعْتِقَ رَقَبَةً أَوْ يَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ أَوْ يُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا . قَالَ لاَ أَجِدُ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اجْلِسْ " . فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ فَقَالَ " خُذْ هَذَا فَتَصَدَّقْ بِهِ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَحَدٌ أَحْوَجَ مِنِّي . فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ أَنْيَابُهُ وَقَالَ لَهُ " كُلْهُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ ابْنُ جُرَيْجٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَلَى لَفْظِ مَالِكٍ أَنَّ رَجُلاً أَفْطَرَ وَقَالَ فِيهِ " أَوْ تُعْتِقَ رَقَبَةً أَوْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ أَوْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا " .
Abdullah b. Mesleme bize haber verdi, Mâlik’ten, İbn Şihâb’dan, Humeyd b. Abdirrahman’dan, (o da) Ebû Hüreyre’den şöyle nakletti: Bir adam Ramazan’da (bile bile) orucunu bozdu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona; ya bir köle azat etmesini ya iki ay peş peşe oruç tutmasını ya da altmış fakiri doyurmasını emretti. (Adam): "Bunlara imkân bulamıyorum," dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Otur (bekle)," buyurdu. Derken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e içinde hurma bulunan bir sepet (arak) getirildi. (Resûlullah): "Bunu al ve sadaka olarak dağıt," buyurdu. (Adam): "Ey Allah’ın Resûlü! (Buna) benden daha muhtaç kimse yoktur," dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem köpek dişleri (enyâb) görünecek kadar güldü ve ona: "Öyleyse ye onu," buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: İbn Cüreyc de bu hadisi ez-Zührî’den, Mâlik’in lafzıyla; "Bir adam orucunu bozdu..." şeklinde nakletmiş ve orada; "ya köle azat edersin ya iki ay oruç tutarsın ya da altmış fakiri doyurursun" ifadesine yer vermiştir.
2393. Hadis
حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُسَافِرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَفْطَرَ فِي رَمَضَانَ بِهَذَا الْحَدِيثِ . قَالَ فَأُتِيَ بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ قَدْرُ خَمْسَةَ عَشَرَ صَاعًا وَقَالَ فِيهِ " كُلْهُ أَنْتَ وَأَهْلُ بَيْتِكَ وَصُمْ يَوْمًا وَاسْتَغْفِرِ اللَّهَ " .
Ca‘fer b. Müsâfir bize haber verdi, İbn Ebî Füdeyk bize haber verdi, Hişâm b. Sa‘d bize haber verdi, İbn Şihâb’dan, Ebû Seleme b. Abdirrahman’dan, (o da) Ebû Hüreyre’den şöyle nakletti: Ramazan ayında orucunu bozan bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi –(ravi burada) bu hadisi (öncekiler gibi) nakletti–. (Ebû Seleme) şöyle dedi: Derken (Resûlullah’a) içinde on beş sa‘ miktarında hurma bulunan bir sepet (arak) getirildi. (Resûlullah) adama: "Bunu sen ve aile halkın yeyin; (bozduğun oruç yerine) bir gün oruç tut ve Allah’tan mağfiret dile," buyurdu.
2394. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْمَهْرِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الْقَاسِمِ، حَدَّثَهُ أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ حَدَّثَهُ أَنَّ عَبَّادَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَقُولُ أَتَى رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ فِي رَمَضَانَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ احْتَرَقْتُ . فَسَأَلَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَا شَأْنُهُ قَالَ أَصَبْتُ أَهْلِي . قَالَ " تَصَدَّقْ " . قَالَ وَاللَّهِ مَا لِي شَىْءٌ وَلاَ أَقْدِرُ عَلَيْهِ . قَالَ " اجْلِسْ " . فَجَلَسَ فَبَيْنَمَا هُوَ عَلَى ذَلِكَ أَقْبَلَ رَجُلٌ يَسُوقُ حِمَارًا عَلَيْهِ طَعَامٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيْنَ الْمُحْتَرِقُ آنِفًا " . فَقَامَ الرَّجُلُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تَصَدَّقْ بِهَذَا " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعَلَى غَيْرِنَا فَوَاللَّهِ إِنَّا لَجِيَاعٌ مَا لَنَا شَىْءٌ . قَالَ " كُلُوهُ " .
Süleyman b. Dâvûd el-Mehrî bize haber verdi, İbn Vehb bize bildirdi, Amr b. el-Hâris bana haber verdi; (o da) Abdurrahman b. el-Kâsım’dan, (o da) Muhammed b. Ca‘fer b. ez-Zübeyr’den, (o da) Abbâd b. Abdillah b. ez-Zübeyr’den, (o da) Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in zevcesi Âişe’yi şöyle derken işitmiştir: Bir adam Ramazan ayında mescitte bulunan Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve: "Ey Allah’ın Resûlü, yandım!" dedi. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ona neyi olduğunu sordu. Adam: "Eşimle cinsi münasebet kurdum," dedi. (Resûlullah): "Sadaka ver," buyurdu. Adam: "Vallahi hiçbir şeyim yok ve buna gücüm de yetmez," dedi. (Resûlullah): "Otur (bekle)," buyurdu. Adam oturdu. O bu hâldeyken, üzerinde yiyecek yüklü bir eşeği süren bir adam çıkageldi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Az önce 'yandım' diyen kişi nerede?" buyurdu. Adam ayağa kalktı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Bunu al da sadaka olarak ver," buyurdu. Adam: "Ey Allah’ın Resûlü! (Bunu bizden başkasına mı vereyim?) Vallahi biz açız, hiçbir şeyimiz yok," dedi. (Resûlullah): "Öyleyse onu (ailenle birlikte) yeyin," buyurdu.
2395. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَوْفٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، بِهَذِهِ الْقِصَّةِ قَالَ فَأُتِيَ بِعَرَقٍ فِيهِ عِشْرُونَ صَاعًا .
Muhammed b. Avf bize haber verdi, Saîd b. Ebî Meryem bize haber verdi, İbn Ebî’z-Zinâd bize haber verdi, Abdurrahman b. el-Hâris’ten, (o da) Muhammed b. Ca‘fer b. ez-Zübeyr’den, (o da) Abbâd b. Abdillah’tan, (o da) Âişe’den bu kıssayı aynı şekilde nakletti; (ancak Abbâd) şöyle dedi: Derken (Resûlullah’a) içinde yirmi sa‘ miktarında (hurma) bulunan bir sepet (arak) getirildi.
2396. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ ابْنِ مُطَوِّسٍ، عَنْ أَبِيهِ، - قَالَ ابْنُ كَثِيرٍ عَنْ أَبِي الْمُطَوِّسِ، عَنْ أَبِيهِ، - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَفْطَرَ يَوْمًا مِنْ رَمَضَانَ مِنْ غَيْرِ رُخْصَةٍ رَخَّصَهَا اللَّهُ لَهُ لَمْ يَقْضِ عَنْهُ صِيَامُ الدَّهْرِ " .
Süleyman b. Harb bize haber verdi, Şu‘be bize bildirdi (H). Bize Muhammed b. Kesîr de haber verdi, Şu‘be bize bildirdi, Habîb b. Ebî Sâbit’ten, Umâre b. Umeyr’den, İbn Mutavvis’ten, babasından (İbn Kesîr ise Ebû’l-Mutavvis’ten, babasından demiştir) , (o da) Ebû Hüreyre’den naklettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim Allah’ın kendisine verdiği bir ruhsat (meşru bir mazeret) olmaksızın Ramazan’dan bir gün oruç bozarsa, bütün bir ömür boyu oruç tutsa bile o günün yerini tutmaz."
2397. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي حَبِيبٌ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنِ ابْنِ الْمُطَوِّسِ، - قَالَ فَلَقِيتُ ابْنَ الْمُطَوِّسِ فَحَدَّثَنِي - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ حَدِيثِ ابْنِ كَثِيرٍ وَسُلَيْمَانَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَاخْتُلِفَ عَلَى سُفْيَانَ وَشُعْبَةَ عَنْهُمَا ابْنُ الْمُطَوِّسِ وَأَبُو الْمُطَوِّسِ .
Ahmed b. Hanbel bize haber verdi, Yahyâ b. Saîd bize bildirdi, Süfyân’dan; Bana Habîb bildirdi, Umâre’den, İbnü’l-Mutavvis’ten –(ravi şöyle dedi): İbnü’l-Mutavvis’e rastladım da bana o haber verdi–, babasından, (o da) Ebû Hüreyre’den naklettiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem (önceki) İbn Kesîr ve Süleyman (b. Harb) hadisinin benzerini buyurmuştur. Ebû Dâvûd dedi ki: Süfyân ve Şu‘be’den gelen rivayetlerde (ravinin adının) İbnü’l-Mutavvis mi yoksa Ebû’l-Mutavvis mi olduğu hususunda ihtilaf edilmiştir.
2398. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، وَحَبِيبٌ، وَهِشَامٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَكَلْتُ وَشَرِبْتُ نَاسِيًا وَأَنَا صَائِمٌ . فَقَالَ " أَطْعَمَكَ اللَّهُ وَسَقَاكَ " .
Bize Mûsâ b. İsmâil anlattı; bize Hammâd anlattı; Eyyûb, Habîb ve Hişâm’dan; Muhammed b. Sîrîn’den; Ebû Hüreyre’den [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben oruçlu iken unutarak yedim ve içtim.” dedi. Resûlullah: “Allah seni yedirmiş ve içirmiştir [orucun bozulmaz].” buyurdu.
2399. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - تَقُولُ إِنْ كَانَ لَيَكُونُ عَلَىَّ الصَّوْمُ مِنْ رَمَضَانَ فَمَا أَسْتَطِيعُ أَنْ أَقْضِيَهُ حَتَّى يَأْتِيَ شَعْبَانُ .
Bize Abdullah b. Mesleme el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten; Yahyâ b. Saîd’den; Ebû Seleme b. Abdurrahman’dan; Âişe radıyallahu anhâ’yı şöyle derken duyduğunu nakletmiştir: “Bazen üzerimde Ramazan’dan kalan oruç borcu olurdu da, ancak [gelecek] Şaban ayı gelince kaza edebilirdim.”
2400. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامٌ صَامَ عَنْهُ وَلِيُّهُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا فِي النَّذْرِ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ .
Bize Ahmed b. Sâlih anlattı; bize İbn Vehb anlattı; bana Amr b. el-Hâris haber verdi; Ubeydullah b. Ebî Ca’fer’den; Muhammed b. Ca’fer b. ez-Zübeyr’den; Urve’den; Âişe’den [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim üzerinde oruç borcu varken ölürse, velisi onun yerine oruç tutar.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bu [hüküm] adak orucu hakkındadır; Ahmed b. Hanbel’in görüşü de budur.
2401. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ إِذَا مَرِضَ الرَّجُلُ فِي رَمَضَانَ ثُمَّ مَاتَ وَلَمْ يَصُمْ أُطْعِمَ عَنْهُ وَلَمْ يَكُنْ عَلَيْهِ قَضَاءٌ وَإِنْ كَانَ عَلَيْهِ نَذْرٌ قَضَى عَنْهُ وَلِيُّهُ .
Bize Muhammed b. Kesîr anlattı; bize Süfyân haber verdi; Ebû Hasîn’den; Saîd b. Cübeyr’den; İbn Abbâs’tan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: “Bir kimse Ramazan’da hastalanır ve oruç tutamadan ölürse, onun yerine yemek yedirilir (fidye verilir); kaza etmesi gerekmez. Ancak eğer üzerinde adak orucu borcu varsa, velisi onun yerine kaza eder.”
2402. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، وَمُسَدَّدٌ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ حَمْزَةَ الأَسْلَمِيَّ، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي رَجُلٌ أَسْرُدُ الصَّوْمَ أَفَأَصُومُ فِي السَّفَرِ قَالَ " صُمْ إِنْ شِئْتَ وَأَفْطِرْ إِنْ شِئْتَ " .
Bize Süleymân b. Harb ve Müsedded anlattılar; dediler ki: Bize Hammâd anlattı; Hişâm b. Urve’den; babasından; Âişe radıyallahu anhâ’dan [nakledildiğine göre]; Hamza el-Eslemî, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordu ve: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben sürekli oruç tutan bir adamım; yolculukta da oruç tutabilir miyim?” dedi. Resûlullah: “Dilersen tut, dilersen tutma.” buyurdu.
2403. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ الْمَدَنِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ حَمْزَةَ بْنَ مُحَمَّدِ بْنِ حَمْزَةَ الأَسْلَمِيَّ، يَذْكُرُ أَنَّ أَبَاهُ، أَخْبَرَهُ عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي صَاحِبُ ظَهْرٍ أُعَالِجُهُ أُسَافِرُ عَلَيْهِ وَأَكْرِيهِ وَإِنَّهُ رُبَّمَا صَادَفَنِي هَذَا الشَّهْرُ - يَعْنِي رَمَضَانَ - وَأَنَا أَجِدُ الْقُوَّةَ وَأَنَا شَابٌّ وَأَجِدُ بِأَنْ أَصُومَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَهْوَنَ عَلَىَّ مِنْ أَنْ أُؤَخِّرَهُ فَيَكُونَ دَيْنًا أَفَأَصُومُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعْظَمُ لأَجْرِي أَوْ أُفْطِرُ قَالَ " أَىُّ ذَلِكَ شِئْتَ يَا حَمْزَةُ " .
Bize Abdullah b. Muhammed en-Nufeylî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Abdülmecîd el-Medenî anlattı; dedi ki: Hamza b. Muhammed b. Hamza el-Eslemî'den işittim; babasının kendisine dedesinden haber verdiğini anlatıyordu; dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Şüphesiz ben, yolculuk yaptığım ve kiraya verdiğim bir binek sahibiyim. Bazen bu aya -yani Ramazan’a- rastlıyorum. Ben kendimde güç buluyorum [ve] gencim. [Orucu] tutmak, [onu] erteleyip sonradan borç olmasından benim üzerime daha kolaydır. Ey Allah’ın Resulü, [yolculukta] oruç mu tutayım, [bu] ecrim için daha mı büyüktür, yoksa iftar mı edeyim?” Şöyle buyurdu: “Ey Hamza! Bunlardan hangisini dilersen [onu yap].”
2404. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْمَدِينَةِ إِلَى مَكَّةَ حَتَّى بَلَغَ عُسْفَانَ ثُمَّ دَعَا بِإِنَاءٍ فَرَفَعَهُ إِلَى فِيهِ لِيُرِيَهُ النَّاسَ وَذَلِكَ فِي رَمَضَانَ . فَكَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَقُولُ قَدْ صَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَفْطَرَ فَمَنْ شَاءَ صَامَ وَمَنْ شَاءَ أَفْطَرَ .
Bize Müsedded anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Mansûr’dan; Mücâhid’den; Tâvûs’tan; İbn Abbâs’tan; dedi ki: “Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’den Mekke’ye doğru çıktı; nihayet Usfân’a ulaştı. Sonra bir kap [su] istedi [ve] onu, insanlara göstermek için ağzına kaldırdı; bu [durum] Ramazan’daydı.” İbn Abbâs [şöyle] derdi: “Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem [yolculukta] hem oruç tuttu hem [de] iftar etti. Dileyen oruç tutsun, dileyen [de] iftar etsin.”
2405. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ سَافَرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَمَضَانَ فَصَامَ بَعْضُنَا وَأَفْطَرَ بَعْضُنَا فَلَمْ يَعِبِ الصَّائِمُ عَلَى الْمُفْطِرِ وَلاَ الْمُفْطِرُ عَلَى الصَّائِمِ .
Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; bize Zâide anlattı; Humeyd et-Tavîl’den; Enes’ten; dedi ki: “Ramazan’da Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yolculuk yaptık. Bazımız oruç tuttu, bazımız [da] iftar etti. Ne oruç tutan iftar edeni ayıpladı, ne de iftar eden oruç tutanı.”
2406. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، وَوَهْبُ بْنُ بَيَانٍ، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي مُعَاوِيَةُ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ يَزِيدَ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ عَنْ قَزَعَةَ، قَالَ أَتَيْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ وَهُوَ يُفْتِي النَّاسَ وَهُمْ مُكِبُّونَ عَلَيْهِ فَانْتَظَرْتُ خَلْوَتَهُ فَلَمَّا خَلاَ سَأَلْتُهُ عَنْ صِيَامِ رَمَضَانَ فِي السَّفَرِ فَقَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي رَمَضَانَ عَامَ الْفَتْحِ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ وَنَصُومُ حَتَّى بَلَغَ مَنْزِلاً مِنَ الْمَنَازِلِ فَقَالَ " إِنَّكُمْ قَدْ دَنَوْتُمْ مِنْ عَدُوِّكُمْ وَالْفِطْرُ أَقْوَى لَكُمْ " . فَأَصْبَحْنَا مِنَّا الصَّائِمُ وَمِنَّا الْمُفْطِرُ - قَالَ - ثُمَّ سِرْنَا فَنَزَلْنَا مَنْزِلاً فَقَالَ " إِنَّكُمْ تُصَبِّحُونَ عَدُوَّكُمْ وَالْفِطْرُ أَقْوَى لَكُمْ فَأَفْطِرُوا " . فَكَانَتْ عَزِيمَةً مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو سَعِيدٍ ثُمَّ لَقَدْ رَأَيْتُنِي أَصُومُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ ذَلِكَ وَبَعْدَ ذَلِكَ .
Bize Ahmed b. Sâlih ve Vehb b. Beyân -mânâ olarak- anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb anlattı; bana Muâviye anlattı; Rebîa b. Yezîd’den; [Rebîa] ona Kazaa’dan [naklederek] anlattı; dedi ki: “Ebû Saîd el-Hudrî’ye geldim; o, insanlar başına toplanmış haldeyken onlara fetva veriyordu. Onunla yalnız kalmayı bekledim; yalnız kalınca ona yolculukta Ramazan orucunu sordum. Şöyle dedi: ‘Fetih yılında, Ramazan’da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte çıktık. Konaklardan birine varıncaya kadar Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem oruç tutuyordu, biz de oruç tutuyorduk. [Allah’ın Resulü] şöyle buyurdu: “Şüphesiz siz düşmanınıza yaklaştınız; iftar etmek (orucu açmak) sizin için daha kuvvetlidir.” Sabahladığımızda bazımız oruçlu, bazımız [da] iftar etmiş haldeydik.’ Dedi ki: ‘Sonra yolumuza devam ettik ve bir yerde konakladık. [Allah’ın Resulü] şöyle buyurdu: “Şüphesiz siz sabahleyin düşmanınızla karşılaşacaksınız; iftar etmek sizin için daha kuvvetlidir, o halde iftar edin!” Bu, Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem’den [gelen kesin] bir emirdi.’ Ebû Saîd [şöyle] dedi: ‘Bundan sonra kendimi, daha önce ve daha sonra da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte oruç tutarken gördüm.’”
2407. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدِ بْنِ زُرَارَةَ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَسَنٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأَى رَجُلاً يُظَلَّلُ عَلَيْهِ وَالزِّحَامُ عَلَيْهِ فَقَالَ " لَيْسَ مِنَ الْبِرِّ الصِّيَامُ فِي السَّفَرِ " .
Bize Ebü’l-Velîd et-Tayâlisî anlattı; bize Şu'be anlattı; Muhammed b. Abdurrahman’dan -yani İbn Sa'd b. Zürâre’den-; Muhammed b. Amr b. Hasan’dan; Câbir b. Abdullah’tan [nakledildiğine göre]: “Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem, üzerine gölgelik yapılmış ve etrafına kalabalık toplanmış bir adam gördü [ve] şöyle buyurdu: ‘Yolculukta oruç tutmak iyilikten değildir.’”
2408. Hadis
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا أَبُو هِلاَلٍ الرَّاسِبِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ سَوَادَةَ الْقُشَيْرِيُّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، - رَجُلٍ مِنْ بَنِي عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ إِخْوَةِ بَنِي قُشَيْرٍ - قَالَ أَغَارَتْ عَلَيْنَا خَيْلٌ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَانْتَهَيْتُ - أَوْ قَالَ فَانْطَلَقْتُ - إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَأْكُلُ فَقَالَ " اجْلِسْ فَأَصِبْ مِنْ طَعَامِنَا هَذَا " . فَقُلْتُ إِنِّي صَائِمٌ . قَالَ " اجْلِسْ أُحَدِّثْكَ عَنِ الصَّلاَةِ وَعَنِ الصِّيَامِ إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى وَضَعَ شَطْرَ الصَّلاَةِ أَوْ نِصْفَ الصَّلاَةِ وَالصَّوْمَ عَنِ الْمُسَافِرِ وَعَنِ الْمُرْضِعِ أَوِ الْحُبْلَى " . وَاللَّهِ لَقَدْ قَالَهُمَا جَمِيعًا أَوْ أَحَدَهُمَا قَالَ فَتَلَهَّفَتْ نَفْسِي أَنْ لاَ أَكُونَ أَكَلْتُ مِنْ طَعَامِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Şeybân b. Ferrûh anlattı; bize Ebû Hilâl er-Râsibî anlattı; bize İbn Sevâde el-Kuşeyrî anlattı; Enes b. Mâlik’ten -[ki kendisi] Kuşeyrîoğulları'nın kardeşleri olan Abdullah b. Ka'boğulları'ndan bir adamdır- [naklettiğine göre]; dedi ki: “Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem’in atlıları üzerimize baskın yaptı. Ben [o sırada] Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına vardım; o yemek yiyordu. Buyurdu ki: ‘Otur [ve] şu yemeğimizden ye.’ Dedim ki: ‘Ben oruçluyum.’ Şöyle buyurdu: ‘Otur, sana namazdan ve oruçtan bahsedeyim. Şüphesiz Allah Teâlâ yolcudan namazın yarısını ve orucu; emzikli veya hamile kadından [da] orucu kaldırmıştır.’ Vallahi [Peygamber], bunların ikisini birden veya birini söyledi. [Sonra Enes] şöyle dedi: ‘Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem’in yemeğinden yemediğim için canım [sonradan çok] hayıflandı!’”
2409. Hadis
حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَتْنِي أُمُّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ غَزَوَاتِهِ فِي حَرٍّ شَدِيدٍ حَتَّى إِنَّ أَحَدَنَا لَيَضَعُ يَدَهُ عَلَى رَأْسِهِ أَوْ كَفَّهُ عَلَى رَأْسِهِ مِنْ شِدَّةِ الْحَرِّ مَا فِينَا صَائِمٌ إِلاَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَوَاحَةَ .
Bize Müemmel b. el-Fazl anlattı; bize el-Velîd anlattı; bize Saîd b. Abdülazîz anlattı; bana İsmâil b. Ubeydullah anlattı; bana Ümmü’d-Derdâ anlattı; Ebü’d-Derdâ’dan [naklettiğine göre]; dedi ki: “Gazvelerinden birinde Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte öyle şiddetli bir sıcakta çıktık ki; sıcağın şiddetinden birimiz elini veya avucunu başının üzerine koyuyordu. İçimizde Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem ve Abdullah b. Ravâha’dan başka oruçlu yoktu.”
2410. Hadis
حَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، ح وَحَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنِي حَبِيبُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ سِنَانَ بْنَ سَلَمَةَ بْنِ الْمُحَبَّقِ الْهُذَلِيَّ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ كَانَتْ لَهُ حَمُولَةٌ تَأْوِي إِلَى شِبَعٍ فَلْيَصُمْ رَمَضَانَ حَيْثُ أَدْرَكَهُ " .
Bize Hâmid b. Yahyâ anlattı; bize Hâşim b. el-Kasım anlattı. (H) Bize Ukbe b. Mükrem anlattı; bize Ebû Kuteybe anlattı -mânâ olarak-. İkilisi dediler ki: Bize Abdussamed b. Habîb b. Abdullah el-Ezdî anlattı; bana Habîb b. Abdullah anlattı; dedi ki: Sinân b. Seleme b. el-Muhabbik el-Hüzelî’yi babasından [naklederken] işittim; dedi ki: Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kimin doyuncaya (tokluğa) ulaştıracak bir binek hayvanı varsa, Ramazan ona nerede yetişirse orada orucunu tutsun.”
2411. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ الْمُهَاجِرِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ حَبِيبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ سِنَانِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الْمُحَبَّقِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَدْرَكَهُ رَمَضَانُ فِي السَّفَرِ " . فَذَكَرَ مَعْنَاهُ .
Bize Nasr b. el-Muhâcir anlattı; bize Abdussamed b. Abdülvâris anlattı; bize Abdussamed b. Habîb anlattı; dedi ki: Bana babam Sinân b. Seleme’den; o da Seleme b. el-Muhabbik’ten [naklederek] anlattı; dedi ki: Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ramazan kime yolculukta yetişirse...” [Ravî sonra önceki hadisin] mânâsını zikretti.
2412. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، ح وَحَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُسَافِرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَحْيَى، - الْمَعْنَى - حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، وَزَادَ، جَعْفَرٌ وَاللَّيْثُ حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي حَبِيبٍ، أَنَّ كُلَيْبَ بْنَ ذُهْلٍ الْحَضْرَمِيَّ، أَخْبَرَهُ عَنْ عُبَيْدٍ، - قَالَ جَعْفَرٌ ابْنُ جَبْرٍ - قَالَ كُنْتُ مَعَ أَبِي بَصْرَةَ الْغِفَارِيِّ صَاحِبِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفِينَةٍ مِنَ الْفُسْطَاطِ فِي رَمَضَانَ فَرُفِعَ ثُمَّ قُرِّبَ غَدَاهُ - قَالَ جَعْفَرٌ فِي حَدِيثِهِ - فَلَمْ يُجَاوِزِ الْبُيُوتَ حَتَّى دَعَا بِالسُّفْرَةِ قَالَ اقْتَرِبْ . قُلْتُ أَلَسْتَ تَرَى الْبُيُوتَ قَالَ أَبُو بَصْرَةَ أَتَرْغَبُ عَنْ سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ جَعْفَرٌ فِي حَدِيثِهِ فَأَكَلَ .
Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; bana Abdullah b. Yezîd anlattı. (H) Bize Ca'fer b. Müsâfir anlattı; bize Abdullah b. Yahyâ anlattı -mânâ olarak-. Bana Saîd b. Ebî Eyyûb anlattı; Ca'fer ve el-Leys [de] şunu eklediler: Bana Yezîd b. Ebî Habîb anlattı; Kuleyb b. Zühl el-Hadramî ona Ubeyd’den -Ca'fer, İbn Cebr dedi- haber verdi; dedi ki: “Ramazan’da Fustat’tan [kalkan] bir gemide Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Ebû Basra el-Gıfârî ile birlikteydim. [Gemi] çekildi, sonra öğle yemeği yaklaştırıldı. -Ca'fer hadisinde şöyle dedi-: Henüz evleri geçmemişti ki sofra istedi [ve] ‘Yaklaş’ dedi. Dedim ki: ‘Evleri görmüyor musun?’ Ebû Basra: ‘Allah’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem’in sünnetinden yüz mü çeviriyorsun?’ dedi. -Ca'fer hadisinde (şunu ekledi)-: [Sonra] yedi.”