Oruç Kitabı

Ebu Davud · Sünen-i Ebu Davud (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2390. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، - قَالَ مُسَدَّدٌ - حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَى رَجُلٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلَكْتُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَا شَأْنُكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَقَعْتُ عَلَى امْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلْ تَجِدُ مَا تُعْتِقُ رَقَبَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اجْلِسْ ‏"‏ ‏.‏ فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ فَقَالَ ‏"‏ تَصَدَّقْ بِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا أَهْلُ بَيْتٍ أَفْقَرَ مِنَّا فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ ثَنَايَاهُ قَالَ ‏"‏ فَأَطْعِمْهُ إِيَّاهُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ مُسَدَّدٌ فِي مَوْضِعٍ آخَرَ أَنْيَابُهُ ‏.‏

Müsedded ve Muhammed b. Îsâ –mana aynı olmak üzere– bize haber verdiler. (Her ikisi de): Süfyân bize haber verdi, dediler. Müsedded: ez-Zührî bize haber verdi, Humeyd b. Abdirrahman’dan, (o da) Ebû Hüreyre’den şöyle nakletti: Bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek: "Mahvoldum!" dedi. (Resûlullah): "Neyin var?" diye sordu. (Adam): "Ramazan’da eşimle cinsi münasebet kurdum," dedi. (Resûlullah): "Azat edecek bir köle bulabilir misin?" buyurdu. (Adam): "Hayır," dedi. (Resûlullah): "Peş peşe iki ay oruç tutmaya gücün yeter mi?" buyurdu. (Adam): "Hayır," dedi. (Resûlullah): "Altmış fakiri doyurmaya gücün yeter mi?" buyurdu. (Adam): "Hayır," dedi. (Resûlullah): "Otur (bekle)," buyurdu. Derken Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e içinde hurma bulunan bir sepet (arak) getirildi. (Resûlullah): "Bunu al da sadaka olarak dağıt," buyurdu. (Adam): "Ey Allah’ın Resûlü! (Medine’nin şu) iki kara taşlığı arasında bizden daha fakir bir ev halkı yoktur," dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ön dişleri (senâyâ) görünecek kadar güldü ve: "Öyleyse bunu kendi ailene yedir," buyurdu. Müsedded (hadisin) başka bir yerinde (gülme meselesi için) "köpek dişleri (enyâb)" ifadesini kullandı.