Oruç Kitabı

Ebu Davud · Sünen-i Ebu Davud (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2315. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا بَكْرٌ، - يَعْنِي ابْنَ مُضَرَ - عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ بُكَيْرٍ، عَنْ يَزِيدَ، مَوْلَى سَلَمَةَ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ ‏}‏ كَانَ مَنْ أَرَادَ مِنَّا أَنْ يُفْطِرَ وَيَفْتَدِيَ فَعَلَ حَتَّى نَزَلَتِ الآيَةُ الَّتِي بَعْدَهَا فَنَسَخَتْهَا ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Bekr —yani İbn Mudar— anlattı; Amr b. el-Hâris’ten; Bukeyr’den; Seleme’nin azatlısı Yezîd’den; Seleme b. el-Ekva’dan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: { وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ } “Oruç tutmaya gücü yetenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir.” ayeti nazil olduğu zaman, bizden dileyen oruç tutmaz ve fidye verirdi. Bu durum, bir sonraki ayet nazil olup bu hükmü neshedinceye kadar devam etti.