2702. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، وَالْقَعْنَبِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ حُمَيْدٍ، - يَعْنِي ابْنَ هِلاَلٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ دُلِّيَ جِرَابٌ مِنْ شَحْمٍ يَوْمَ خَيْبَرَ - قَالَ - فَأَتَيْتُهُ فَالْتَزَمْتُهُ - قَالَ - ثُمَّ قُلْتُ لاَ أُعْطِي مِنْ هَذَا أَحَدًا الْيَوْمَ شَيْئًا - قَالَ - فَالْتَفَتُّ فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَبَسَّمُ إِلَىَّ .
Mûsâ b. İsmâil ve el-Ka'nebî bize anlattı; dediler ki: Bize Süleyman, Humeyd b. Hilâl'den anlattı; o da Abdullah b. Mugaffel'den [naklederek] şöyle demiştir: Hayber (Kalesi'nin fethi) günü içi yağ dolu bir deri tulum aşağıya sarkıtılmıştı. Hemen koşup onu kucakladım ve: "Bugün bundan kimseye bir şey vermeyeceğim!" dedim. Derken arkamı döndüğümde bir de baktım ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana bakıp gülümsemektedir.