2843. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ ثَابِتٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي بُرَيْدَةَ، يَقُولُ كُنَّا فِي الْجَاهِلِيَّةِ إِذَا وُلِدَ لأَحَدِنَا غُلاَمٌ ذَبَحَ شَاةً وَلَطَخَ رَأْسَهُ بِدَمِهَا فَلَمَّا جَاءَ اللَّهُ بِالإِسْلاَمِ كُنَّا نَذْبَحُ شَاةً وَنَحْلِقُ رَأْسَهُ وَنَلْطَخُهُ بِزَعْفَرَانٍ .
Ahmed b. Muhammed b. Sâbit bize anlattı; Ali b. el-Hüseyn bize anlattı; babam bana anlattı; Abdullah b. Büreyde bize anlattı; o da babası Büreyde’den -naklettiğine göre- o şöyle demiştir: Câhiliye döneminde birimizin erkek çocuğu doğduğunda bir koyun keser ve (koyunun) kanını çocuğun başına bulaştırırdık. Allah İslam’ı getirince ise (yine) bir koyun kesmeye başladık, çocuğun başını tıraş ettik ve başına (kan yerine) za'ferân (güzel koku) sürdük.