401. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي أَبُو الْحَسَنِ، - قَالَ أَبُو دَاوُدَ أَبُو الْحَسَنِ هُوَ مُهَاجِرٌ - قَالَ سَمِعْتُ زَيْدَ بْنَ وَهْبٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا ذَرٍّ، يَقُولُ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَرَادَ الْمُؤَذِّنُ أَنْ يُؤَذِّنَ الظُّهْرَ فَقَالَ " أَبْرِدْ " . ثُمَّ أَرَادَ أَنْ يُؤَذِّنَ فَقَالَ " أَبْرِدْ " . مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا حَتَّى رَأَيْنَا فَىْءَ التُّلُولِ ثُمَّ قَالَ " إِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ فَإِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا بِالصَّلاَةِ " .
Bize Ebû'l-Velîd et-Tayâlisî anlattı; bize Şu'be anlattı; Ebû'l-Hasen bana haber verdi; –Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû'l-Hasen, Muhâcir'dir–; Zeyd b. Vehb'i [şöyle] derken işittim: Ebû Zer'i [şöyle] derken işittim: “Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikteydik. Müezzin öğle [ezanını] okumak istedi; [Peygamber]: “Serinlet (vakti biraz geciktir).” buyurdu. Sonra tekrar okumak istedi; yine: “Serinlet.” buyurdu. İki veya üç defa [böyle dedi]; nihayet tepelerin gölgesini [iyice uzamış] gördük. Sonra: “Şüphesiz sıcağın şiddeti cehennemin hararetindendir (feyh). Sıcak şiddetlendiğinde namazı serinletiniz (serin vakte bırakınız).” buyurdu.”