734. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عَمْرٍو، أَخْبَرَنِي فُلَيْحٌ، حَدَّثَنِي عَبَّاسُ بْنُ سَهْلٍ، قَالَ اجْتَمَعَ أَبُو حُمَيْدٍ وَأَبُو أُسَيْدٍ وَسَهْلُ بْنُ سَعْدٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ فَذَكَرُوا صَلاَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَبُو حُمَيْدٍ أَنَا أَعْلَمُكُمْ بِصَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ بَعْضَ هَذَا قَالَ ثُمَّ رَكَعَ فَوَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ كَأَنَّهُ قَابِضٌ عَلَيْهِمَا وَوَتَّرَ يَدَيْهِ فَتَجَافَى عَنْ جَنْبَيْهِ قَالَ ثُمَّ سَجَدَ فَأَمْكَنَ أَنْفَهُ وَجَبْهَتَهُ وَنَحَّى يَدَيْهِ عَنْ جَنْبَيْهِ وَوَضَعَ كَفَّيْهِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ حَتَّى رَجَعَ كُلُّ عَظْمٍ فِي مَوْضِعِهِ حَتَّى فَرَغَ ثُمَّ جَلَسَ فَافْتَرَشَ رِجْلَهُ الْيُسْرَى وَأَقْبَلَ بِصَدْرِ الْيُمْنَى عَلَى قِبْلَتِهِ وَوَضَعَ كَفَّهُ الْيُمْنَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُمْنَى وَكَفَّهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُسْرَى وَأَشَارَ بِأُصْبُعِهِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ عُتْبَةُ بْنُ أَبِي حَكِيمٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى عَنِ الْعَبَّاسِ بْنِ سَهْلٍ لَمْ يَذْكُرِ التَّوَرُّكَ وَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ فُلَيْحٍ وَذَكَرَ الْحَسَنُ بْنُ الْحُرِّ نَحْوَ جِلْسَةِ حَدِيثِ فُلَيْحٍ وَعُتْبَةَ .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Abdülmelik b. Amr anlattı; Fuleyh bana bildirdi; Abbâs b. Sehl bana anlattı; dedi ki: Ebû Humeyd, Ebû Üseyd, Sehl b. Sa’d ve Muhammed b. Mesleme bir araya geldiler ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazını müzakere ettiler. Ebû Humeyd [es-Sâidî] şöyle dedi: “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazını en iyi bileninizim.” Sonra bu haberin [hadisin] bir kısmını zikrederek şöyle dedi: “Sonra rükûya gitti; ellerini dizlerinin üzerine sanki onları kavrıyormuş [kābıd] gibi koydu; kollarını da yay [şeklinde] gergin tuttu [vettara] ve yanlarından uzaklaştırdı [tecâfâ]. Sonra secde etti; burnunu ve alnını [yere] tam yasladı [emkene]. Ellerini yanlarından uzaklaştırdı [nahhâ] ve avuçlarını omuzlarının hizasına koydu. Sonra [namazını] bitirene kadar her bir kemik yerli yerine dönecek şekilde başını [secdeden] kaldırdı. Sonra oturdu, sol ayağını [yere] serdi [iftiraş]; sağ ayağının ön kısmını [parmaklarını] kıblesine çevirdi, sağ avucunu sağ dizinin üzerine, sol avucunu da sol dizinin üzerine koydu ve parmağıyla [şehadet parmağıyla] işaret etti.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi Utbe b. Ebî Hakîm, Abdullah b. Îsâ kanalıyla el-Abbâs b. Sehl’den rivayet etti ve [bu rivayette] teverrükü zikretmedi; ancak Fuleyh’in hadisine benzer zikretti. el-Hasen b. el-Hur ise Fuleyh ve Utbe’nin hadisindeki oturuş şekline benzer zikretti.