Namaz Kitabı

Ebu Davud · Sünen-i Ebu Davud (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

836. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا أَبِي وَبَقِيَّةُ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَأَبُو سَلَمَةَ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، كَانَ يُكَبِّرُ فِي كُلِّ صَلاَةٍ مِنَ الْمَكْتُوبَةِ وَغَيْرِهَا يُكَبِّرُ حِينَ يَقُومُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْكَعُ ثُمَّ يَقُولُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ثُمَّ يَقُولُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ قَبْلَ أَنْ يَسْجُدَ ثُمَّ يَقُولُ اللَّهُ أَكْبَرُ حِينَ يَهْوِي سَاجِدًا ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَسْجُدُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَقُومُ مِنَ الْجُلُوسِ فِي اثْنَتَيْنِ فَيَفْعَلُ ذَلِكَ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ حَتَّى يَفْرُغَ مِنَ الصَّلاَةِ ثُمَّ يَقُولُ حِينَ يَنْصَرِفُ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنِّي لأَقْرَبُكُمْ شَبَهًا بِصَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنْ كَانَتْ هَذِهِ لَصَلاَتُهُ حَتَّى فَارَقَ الدُّنْيَا ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا الْكَلاَمُ الأَخِيرُ يَجْعَلُهُ مَالِكٌ وَالزُّبَيْدِيُّ وَغَيْرُهُمَا عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ وَوَافَقَ عَبْدُ الأَعْلَى عَنْ مَعْمَرٍ شُعَيْبَ بْنَ أَبِي حَمْزَةَ عَنِ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Bize Amr b. Osmân anlattı; bize babası ve Bakiyye anlattılar; Şuayb’dan; ez-Zührî’den; o şöyle demiştir: Ebû Bekr b. Abdirrahmân ve Ebû Seleme bana; Ebû Hureyre’nin [radıyallahu anh] şöyle yaptığını bildirdiler: Ebû Hureyre gerek farz [mektûbe] gerekse diğer [nafile] namazların her birinde tekbir getirirdi. Şöyle ki; [namaz için] ayağa kalktığında tekbir getirir, rükûa vardığında tekbir getirir, sonra “Semiallâhu limen hamideh” der; secdeye varmadan önce de “Rabbenâ ve leke’l-hamd” derdi. Daha sonra secdeye giderken “Allâhu ekber” der, başını [secdeden] kaldırdığında tekbir getirir, [tekrar] secdeye vardığında tekbir getirir ve başını [ikinci secdeden] kaldırdığında yeniden tekbir getirirdi. İkinci rekâtın sonundaki [teşehhüd] oturuşundan ayağa kalktığında da tekbir getirirdi. Namazı bitirene kadar her rekâtta bu şekilde yapardı. Namazı bitirip [cemaate] dönünce: “Canım kudret elinde olan [Allah’a] yemin ederim ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazına [kılma biçimine] en çok benzeyeniniz benim. Şüphesiz onun dünyadan ayrılana kadar namazı bu şekildeydi” derdi. Ebû Dâvûd dedi ki: Sondaki bu sözü Mâlik, Zübeydî ve başkaları ez-Zührî’den, Alî b. Hüseyn kanalıyla rivayet etmişlerdir. Abdülalâ’nın Ma’mer’den rivayeti ise Şuayb b. Ebî Hamza’nın ez-Zührî’den yaptığı bu rivayete uygundur.