Namaz Kitabı

Ebu Davud · Sünen-i Ebu Davud (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

930. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - الْمَعْنَى - عَنْ حَجَّاجٍ الصَّوَّافِ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ الْحَكَمِ السُّلَمِيِّ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَعَطَسَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقُلْتُ يَرْحَمُكَ اللَّهُ فَرَمَانِي الْقَوْمُ بِأَبْصَارِهِمْ فَقُلْتُ وَاثُكْلَ أُمِّيَاهُ مَا شَأْنُكُمْ تَنْظُرُونَ إِلَىَّ فَجَعَلُوا يَضْرِبُونَ بِأَيْدِيهِمْ عَلَى أَفْخَاذِهِمْ فَعَرَفْتُ أَنَّهُمْ يُصَمِّتُونِي - فَقَالَ عُثْمَانُ - فَلَمَّا رَأَيْتُهُمْ يُسَكِّتُونِي لَكِنِّي سَكَتُّ قَالَ فَلَمَّا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - بِأَبِي وَأُمِّي - مَا ضَرَبَنِي وَلاَ كَهَرَنِي وَلاَ سَبَّنِي ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ هَذِهِ الصَّلاَةَ لاَ يَحِلُّ فِيهَا شَىْءٌ مِنْ كَلاَمِ النَّاسِ هَذَا إِنَّمَا هُوَ التَّسْبِيحُ وَالتَّكْبِيرُ وَقِرَاءَةُ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ كَمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا قَوْمٌ حَدِيثُ عَهْدٍ بِجَاهِلِيَّةٍ وَقَدْ جَاءَنَا اللَّهُ بِالإِسْلاَمِ وَمِنَّا رِجَالٌ يَأْتُونَ الْكُهَّانَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَلاَ تَأْتِهِمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ وَمِنَّا رِجَالٌ يَتَطَيَّرُونَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ ذَاكَ شَىْءٌ يَجِدُونَهُ فِي صُدُورِهِمْ فَلاَ يَصُدُّهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ وَمِنَّا رِجَالٌ يَخُطُّونَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ كَانَ نَبِيٌّ مِنَ الأَنْبِيَاءِ يَخُطُّ فَمَنْ وَافَقَ خَطَّهُ فَذَاكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ جَارِيَةٌ لِي كَانَتْ تَرْعَى غُنَيْمَاتٍ قِبَلَ أُحُدٍ وَالْجَوَّانِيَّةِ إِذِ اطَّلَعْتُ عَلَيْهَا إِطْلاَعَةً فَإِذَا الذِّئْبُ قَدْ ذَهَبَ بِشَاةٍ مِنْهَا وَأَنَا مِنْ بَنِي آدَمَ آسَفُ كَمَا يَأْسَفُونَ لَكِنِّي صَكَكْتُهَا صَكَّةً فَعَظَّمَ ذَاكَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ أَفَلاَ أُعْتِقُهَا قَالَ ‏"‏ ائْتِنِي بِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَجِئْتُهُ بِهَا فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فِي السَّمَاءِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَنْ أَنَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَعْتِقْهَا فَإِنَّهَا مُؤْمِنَةٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Müsedded anlattı; bize Yahyâ anlattı. (H) Bize Osmân b. Ebî Şeybe de anlattı; bize İsmâil b. İbrâhim –anlam olarak aynı– Haccâc es-Savvâf'tan; Yahyâ b. Ebî Kesîr bana anlattı; Hilâl b. Ebî Meymûne'den; Atâ b. Yesâr'dan; Muâviye b. el-Hakem es-Sülemî'den; [nakledildiğine göre] şöyle dedi: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldım. Derken topluluktan bir adam aksırdı; ben de: «Yerhamukellâh (Allah sana merhamet etsin)» dedim. Bunun üzerine topluluk [kınayan] bakışlarını bana dikti. Ben: «Vây başıma gelenler! (vâ sükle ümmiyâh) Bana neden öyle bakıyorsunuz?» dedim. Onlar ellerini uyluklarına vurmaya başladılar. Beni susturmaya çalıştıklarını anladım. –Osmân [şöyle] dedi–: Beni susturmaya çalıştıklarını görünce [kızdım] ama sustum. Ravi dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazı bitirince –babam ve annem ona feda olsun– beni ne dövdü, ne azarladı ne de bana sövdü. Sonra şöyle buyurdu: «Şüphesiz bu namazda, insanların şu konuşmalarından hiçbir şey helal olmaz. O ancak tesbih, tekbir ve Kur'an okumaktan ibarettir.» veya Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in buyurduğu gibi. «Ey Allah'ın Resulü! Biz cahiliye devrinden yeni kurtulmuş bir topluluğuz; Allah bize İslam'ı getirdi. Bizden kâhinlere giden adamlar var.» dedim. [Peygamber]: «Onlara gitme.» buyurdu. «Bizden uğursuzluğa (teyyür) inanan adamlar var.» dedim. [Peygamber]: «O, onların içlerinde hissettikleri bir şeydir; [fakat bu] onları [yapacakları işten] alıkoymasın.» buyurdu. «Bizden [kum üzerine] çizgiler çizen (remil atan) adamlar var.» dedim. [Peygamber]: «Peygamberlerden bir peygamber de çizgi çizerdi; kimin çizgisi onun çizgisine denk gelirse [isabet etmiş olur].» buyurdu. «Benim bir cariyem vardı; Uhud ve el-Cevvâniyye taraflarında koyunlarımı otlatıyordu. Bir gün yanına uğradığımda gördüm ki kurt onun koyunlarından birini alıp götürmüş. Ben de bir ademoğluyum, onların üzüldüğü gibi [ben de] üzüldüm (öfkelendim) ve ona bir tokat attım.» dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu yaptığımı bana ağır buldu. Bunun üzerine: «Onu azat edeyim mi?» dedim. [Peygamber]: «Onu bana getir.» buyurdu. Ravi dedi ki: Onu [Peygamber'e] getirdim. [Peygamber]: «Allah nerede?» diye sordu. Cariye: ‘Göktedir.’ dedi. [Peygamber]: «Ben kimim?» dedi. Cariye: ‘Sen Allah'ın Resulü'sün.’ dedi. Bunun üzerine [Peygamber]: «Onu azat et; zira o mümine bir kadındır.» buyurdu.”