2947. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ أَبِي الْجَهْمِ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ بَعَثَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَاعِيًا ثُمَّ قَالَ " انْطَلِقْ أَبَا مَسْعُودٍ وَلاَ أُلْفِيَنَّكَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ تَجِيءُ عَلَى ظَهْرِكَ بَعِيرٌ مِنْ إِبِلِ الصَّدَقَةِ لَهُ رُغَاءٌ قَدْ غَلَلْتَهُ " . قَالَ إِذًا لاَ أَنْطَلِقُ . قَالَ " إِذًا لاَ أُكْرِهُكَ " .
Bize Osman b. Ebî Şeybe anlattı; bize Cerîr anlattı; Mutarrif’ten; Ebü’l-Cehm’den; Ebû Mes’ûd el-Ensârî’den; dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem beni zekât memuru (sâî) olarak görevlendirdi ve sonra şöyle buyurdu: “Git ey Ebû Mes’ûd! Sakın seni, kıyamet günü sırtında zekât develerinden böğüren bir deveyi —haksız yere aldığın (gulûl ettiğin) halde— taşırken bulmayayım!” Bunun üzerine (Ebû Mes’ûd): “O halde (bu göreve) gitmiyorum.” dedi. (Peygamber) de: “Öyleyse seni zorlamıyorum.” buyurdu.