2970. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ أَبِي يَعْقُوبَ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، أَنَّ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَخْبَرَتْهُ بِهَذَا الْحَدِيثِ، قَالَ فِيهِ فَأَبَى أَبُو بَكْرٍ رضى الله عنه عَلَيْهَا ذَلِكَ وَقَالَ لَسْتُ تَارِكًا شَيْئًا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعْمَلُ بِهِ إِلاَّ عَمِلْتُ بِهِ إِنِّي أَخْشَى إِنْ تَرَكْتُ شَيْئًا مِنْ أَمْرِهِ أَنْ أَزِيغَ فَأَمَّا صَدَقَتُهُ بِالْمَدِينَةِ فَدَفَعَهَا عُمَرُ إِلَى عَلِيٍّ وَعَبَّاسٍ رضى الله عنهم فَغَلَبَهُ عَلِيٌّ عَلَيْهَا وَأَمَّا خَيْبَرُ وَفَدَكُ فَأَمْسَكَهُمَا عُمَرُ وَقَالَ هُمَا صَدَقَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَتَا لِحُقُوقِهِ الَّتِي تَعْرُوهُ وَنَوَائِبِهِ وَأَمْرُهُمَا إِلَى مَنْ وَلِيَ الأَمْرَ . قَالَ فَهُمَا عَلَى ذَلِكَ إِلَى الْيَوْمِ .
Bize Haccâj b. Ebî Ya’kûb anlattı; bize Ya’kûb b. İbrâhim b. Sa’d anlattı; bize babası, Sâlih’ten; o İbn Şihâb’dan şöyle nakletmiştir: Bana Urve haber verdi ki Âişe (radıyallâhu anhâ) kendisine bu hadisi (şöyle) haber vermiştir: (Bunda şu fark vardır): Ebû Bekir (radıyallâhu anh), o (malları vermeyi) ona (Fâtıma kastediliyor) kabul etmedi ve: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yaptığı hiçbir şeyi terk etmeksizin ben de mutlaka yaparım. Şüphesiz ben, eğer onun emrinden bir şeyi terk edersem (doğru yoldan) sapmaktan korkarım” dedi. Resûlullah’ın Medine’deki sadakalarına (vakıflarına) gelince; Ömer onları Alî ve Abbâs (radıyallâhu anhum)’a (yönetimleri için) teslim etti, ancak Alî onlara (yönetimde) galip geldi. Hayber ve Fedek’i ise Ömer (devlet elinde) tuttu ve: “Bunlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sadakalarıdır; bunlar onun (Peygamberlik görevi gereği) karşılaştığı haklar (giderler) ve beklenmedik ihtiyaçlar içindi. Bunların idaresi, iş başına gelen yöneticiye aittir” dedi. (Ravi dedi ki): O ikisi bugün de o hal üzeredir.