2980. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَخْبَرَنِي جُبَيْرُ بْنُ مُطْعِمٍ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ خَيْبَرَ وَضَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَهْمَ ذِي الْقُرْبَى فِي بَنِي هَاشِمٍ وَبَنِي الْمُطَّلِبِ وَتَرَكَ بَنِي نَوْفَلٍ وَبَنِي عَبْدِ شَمْسٍ فَانْطَلَقْتُ أَنَا وَعُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ حَتَّى أَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَؤُلاَءِ بَنُو هَاشِمٍ لاَ نُنْكِرُ فَضْلَهُمْ لِلْمَوْضِعِ الَّذِي وَضَعَكَ اللَّهُ بِهِ مِنْهُمْ فَمَا بَالُ إِخْوَانِنَا بَنِي الْمُطَّلِبِ أَعْطَيْتَهُمْ وَتَرَكْتَنَا وَقَرَابَتُنَا وَاحِدَةٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَنَا وَبَنُو الْمُطَّلِبِ لاَ نَفْتَرِقُ فِي جَاهِلِيَّةٍ وَلاَ إِسْلاَمٍ وَإِنَّمَا نَحْنُ وَهُمْ شَىْءٌ وَاحِدٌ " . وَشَبَّكَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ .
Bize Müsedded anlattı; bize Huşeym, Muhammed b. İshâk’tan; o ez-Zührî’den; o Saîd b. el-Müseyyeb’den; bana Cübeyr b. Mut’im’in şöyle haber verdiğini anlattı: Hayber (fethi) günü gelince Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem akrabalık payını (zî’l-kurbâ sehimini) Hâşimoğulları ile Muttaliboğullarına ayırdı; Nevfeloğulları ile Abdüşemsoğullarını ise bıraktı (onlara pay vermedi). Bunun üzerine ben ve Osman b. Affân, beraberce Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına gidip şöyle dedik: “Ey Resûlullah! Hâşimoğullarının durumu malum; Allah’ın seni onların arasından çıkarması sebebiyle onların faziletini (üstünlüğünü) inkâr etmiyoruz. Ancak kardeşlerimiz Muttaliboğullarına (pay) verip de bizi bırakmandaki sebep nedir? Halbuki bizim (sana olan) yakınlığımız birdir (aynıdır).” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ben ve Muttaliboğulları ne cahiliyede ne de İslam’da birbirimizden ayrılmadık. Biz ve onlar ancak bir ve aynı şeyiz” buyurdu ve parmaklarını birbirine kenetledi.