Haraç, İdare (İmâret) ve Fey Kitabı

Ebu Davud · Sünen-i Ebu Davud (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2984. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْبَرِيدِ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ مَيْمُونٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ سَمِعْتُ عَلِيًّا، عَلَيْهِ السَّلاَمُ يَقُولُ اجْتَمَعْتُ أَنَا وَالْعَبَّاسُ، وَفَاطِمَةُ، وَزَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ، عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ رَأَيْتَ أَنْ تُوَلِّيَنِي حَقَّنَا مِنْ هَذَا الْخُمُسِ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَأَقْسِمَهُ حَيَاتَكَ كَىْ لاَ يُنَازِعَنِي أَحَدٌ بَعْدَكَ فَافْعَلْ ‏.‏ قَالَ فَفَعَلَ ذَلِكَ - قَالَ - فَقَسَمْتُهُ حَيَاةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ وَلاَّنِيهِ أَبُو بَكْرٍ رضى الله عنه حَتَّى إِذَا كَانَتْ آخِرُ سَنَةٍ مِنْ سِنِي عُمَرَ رضى الله عنه فَإِنَّهُ أَتَاهُ مَالٌ كَثِيرٌ فَعَزَلَ حَقَّنَا ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَىَّ فَقُلْتُ بِنَا عَنْهُ الْعَامَ غِنًى وَبِالْمُسْلِمِينَ إِلَيْهِ حَاجَةٌ فَارْدُدْهُ عَلَيْهِمْ فَرَدَّهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ لَمْ يَدْعُنِي إِلَيْهِ أَحَدٌ بَعْدَ عُمَرَ فَلَقِيتُ الْعَبَّاسَ بَعْدَ مَا خَرَجْتُ مِنْ عِنْدِ عُمَرَ فَقَالَ يَا عَلِيُّ حَرَمْتَنَا الْغَدَاةَ شَيْئًا لاَ يُرَدُّ عَلَيْنَا أَبَدًا وَكَانَ رَجُلاً دَاهِيًا ‏.‏

Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize İbn Nümeyr anlattı; bize Hâşim b. el-Berîd anlattı; bize Hüseyn b. Meymûn, Abdullah b. Abdullah’tan; o da Abdurrahman b. Ebî Leylâ’dan şöyle nakletmiştir: Alî (aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini işittim: “Ben, Abbâs, Fâtıma ve Zeyd b. Hârise beraberce Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanındaydık. Ben: ‘Ey Resûlullah! Eğer uygun görürsen; Allah’ın Kitâbı’nda (geçen) bu humustaki hakkımızı (yönetmeyi) bana versen de onu senin hayatında ben taksim etsem; böylece senden sonra kimse benimle bu konuda çekişmese?’ dedim. O da (bu isteğimi) kabul edip öyle yaptı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hayatında onu ben taksim ettim. Sonra Ebû Bekir (radıyallâhu anh) o görevi (tekrar) bana verdi. Ömer (radıyallâhu anh)’ın yıllarının (hilafetinin) son senesi geldiğinde, ona çokça mal ulaştı. Bizim (akrabalık payı olan) hakkımızı ayırdı ve bana (haber) gönderdi. Ben: ‘Bu yıl bizim ona ihtiyacımız yok (müstagniyiz); Müslümanların ise ona ihtiyacı var, onu onlara geri ver (sarf et)’ dedim. O da onu onlara geri verdi. Ömer’den sonra ise artık kimse beni bu iş (taksimat) için çağırmadı. Ömer’in yanından çıktıktan sonra Abbâs ile karşılaştım; Abbâs —ki kendisi zeki/tedbirli bir adamdı— şöyle dedi: ‘Ey Alî! Bugün bizi öyle bir şeyden mahrum ettin ki, o (hak) bir daha asla bize geri dönmez!’”