3965. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ الْيَعْمَرِيِّ، عَنْ أَبِي نَجِيحٍ السُّلَمِيِّ، قَالَ حَاصَرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقَصْرِ الطَّائِفِ - قَالَ مُعَاذٌ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ بِقَصْرِ الطَّائِفِ بِحِصْنِ الطَّائِفِ كُلُّ ذَلِكَ - فَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ بَلَغَ بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَلَهُ دَرَجَةٌ " . وَسَاقَ الْحَدِيثَ وَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " أَيُّمَا رَجُلٍ مُسْلِمٍ أَعْتَقَ رَجُلاً مُسْلِمًا فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ جَاعِلٌ وِقَاءَ كُلِّ عَظْمٍ مِنْ عِظَامِهِ عَظْمًا مِنْ عِظَامِ مُحَرَّرِهِ مِنَ النَّارِ وَأَيُّمَا امْرَأَةٍ أَعْتَقَتِ امْرَأَةً مُسْلِمَةً فَإِنَّ اللَّهَ جَاعِلٌ وِقَاءَ كُلِّ عَظْمٍ مِنْ عِظَامِهَا عَظْمًا مِنْ عِظَامِ مُحَرَّرِهَا مِنَ النَّارِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Muâz b. Hişâm anlattı; bana babam anlattı; Katâde'den; Sâlim b. Ebî el-Ca'd'dan; Ma'dân b. Ebî Talha el-Ya'merî'den; Ebû Necîh es-Sülemî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Tâif kalesini kuşatmıştık -Muâz dedi ki: Babamı ‘Tâif kalesinde, Tâif hisarında’ derken işittim; hepsi budur- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Kim Allah azze ve celle yolunda [düşmana] bir ok ulaştırırsa (atarsa), onun için bir derece vardır.” [Ravi] hadisi sevk etti [ve devamla Resûlullah'ı şöyle buyururken işittiğini söyledi]: “Hangi müslüman erkek, müslüman bir erkeği azat ederse, Allah azze ve celle mutlaka onun her bir kemiğine karşılık, azat ettiği kimsenin bir kemiğini ateşten koruyucu kılar. Hangi müslüman kadın da müslüman bir kadını azat ederse, Allah mutlaka kıyamet gününde onun her bir kemiğine karşılık, azat ettiği kimsenin bir kemiğini ateşten koruyucu kılar.”