4270. Hadis
حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ الْفَضْلِ الْحَرَّانِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ دِهْقَانَ، قَالَ كُنَّا فِي غَزْوَةِ الْقُسْطَنْطِينِيَّةِ بِذُلُقْيَةَ فَأَقْبَلَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ فِلَسْطِينَ - مِنْ أَشْرَافِهِمْ وَخِيَارِهِمْ يَعْرِفُونَ ذَلِكَ لَهُ يُقَالُ لَهُ هَانِئُ بْنُ كُلْثُومِ بْنِ شَرِيكٍ الْكِنَانِيُّ - فَسَلَّمَ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي زَكَرِيَّا وَكَانَ يَعْرِفُ لَهُ حَقَّهُ قَالَ لَنَا خَالِدٌ فَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زَكَرِيَّا قَالَ سَمِعْتُ أُمَّ الدَّرْدَاءِ تَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا الدَّرْدَاءِ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " كُلُّ ذَنْبٍ عَسَى اللَّهُ أَنْ يَغْفِرَهُ إِلاَّ مَنْ مَاتَ مُشْرِكًا أَوْ مُؤْمِنٌ قَتَلَ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا " . فَقَالَ هَانِئُ بْنُ كُلْثُومٍ سَمِعْتُ مَحْمُودَ بْنَ الرَّبِيعِ يُحَدِّثُ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ أَنَّهُ سَمِعَهُ يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا فَاعْتَبَطَ بِقَتْلِهِ لَمْ يَقْبَلِ اللَّهُ مِنْهُ صَرْفًا وَلاَ عَدْلاً " . قَالَ لَنَا خَالِدٌ ثُمَّ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي زَكَرِيَّا عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَزَالُ الْمُؤْمِنُ مُعْنِقًا صَالِحًا مَا لَمْ يُصِبْ دَمًا حَرَامًا فَإِذَا أَصَابَ دَمًا حَرَامًا بَلَّحَ " . وَحَدَّثَ هَانِئُ بْنُ كُلْثُومٍ عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ سَوَاءً .
Bize Müemmel b. el-Fadl el-Harrânî anlattı; bize Muhammed b. Şuayb anlattı; Hâlid b. Dihkân'dan; dedi ki: Biz "Dulukye"de Kostantiniyye gazasında idik. Filistin ehlinden —eşrafından ve hayırlılarından olup kendisine (bu vasıfları) tanıdıkları— Hâni' b. Külsûm b. Şerîk el-Kinânî denilen bir adam geldi ve (alim) Abdullah b. Ebi Zekeriyya'ya selam verdi. (Hani), onun (Abdullah'ın) hakkını (kıymetini) bilirdi. Hâlid bize dedi ki: Abdullah b. Ebi Zekeriyya bize şöyle anlattı: Ümmü Derdâ'yı şöyle derken işittim: Ebu Derdâ'yı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Allah'ın her günahı bağışlaması umulur; ancak müşrik olarak ölen kimse veya bir mümini kasten öldüren mümin müstesna.” Bunun üzerine Hâni' b. Külsûm şöyle dedi: Ben Mahmud b. er-Rabî'i, Ubâde b. es-Sâmit'ten rivayet ederken işittim ki, o (Ubâde), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiş: “Her kim bir mümini öldürür ve öldürdüğü için sevinirse (veya haksız yere/zulmen öldürürse), Allah ondan ne bir sarf (nafile/tevbe) ne de bir adl (farz/fidye) kabul eder.” Hâlid bize dedi ki: Sonra İbn Ebi Zekeriyya bana, Ümmü Derdâ'dan; (o) Ebu Derdâ'dan; (o da) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu nakletti: “Mümin, haram bir kan dökmediği sürece (amelinde) hızlı ve salih olmaya devam eder. Haram bir kan döktüğü zaman ise (yorulup kalmış deve gibi) çakılıp kalır (helak olur).” Hâni' b. Külsûm da; Mahmud b. er-Rabî'den; (o) Ubâde b. es-Sâmit'ten; (o da) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun aynısını rivayet etti.