4354. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، وَمُسَدَّدٌ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، - قَالَ مُسَدَّدٌ - حَدَّثَنَا قُرَّةُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بُرْدَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو مُوسَى أَقْبَلْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعِي رَجُلاَنِ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَحَدُهُمَا عَنْ يَمِينِي وَالآخَرُ عَنْ يَسَارِي فَكِلاَهُمَا سَأَلَ الْعَمَلَ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَاكِتٌ فَقَالَ " مَا تَقُولُ يَا أَبَا مُوسَى " . أَوْ " يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ " . قُلْتُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا أَطْلَعَانِي عَلَى مَا فِي أَنْفُسِهِمَا وَمَا شَعَرْتُ أَنَّهُمَا يَطْلُبَانِ الْعَمَلَ . قَالَ وَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى سِوَاكِهِ تَحْتَ شَفَتِهِ قَلَصَتْ قَالَ " لَنْ نَسْتَعْمِلَ - أَوْ لاَ نَسْتَعْمِلُ - عَلَى عَمَلِنَا مَنْ أَرَادَهُ وَلَكِنِ اذْهَبْ أَنْتَ يَا أَبَا مُوسَى أَوْ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ " . فَبَعَثَهُ عَلَى الْيَمَنِ ثُمَّ أَتْبَعَهُ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ قَالَ فَلَمَّا قَدِمَ عَلَيْهِ مُعَاذٌ قَالَ انْزِلْ . وَأَلْقَى لَهُ وِسَادَةً فَإِذَا رَجُلٌ عِنْدَهُ مُوثَقٌ قَالَ مَا هَذَا قَالَ هَذَا كَانَ يَهُودِيًّا فَأَسْلَمَ ثُمَّ رَاجَعَ دِينَهُ دِينَ السُّوءِ . قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى يُقْتَلَ قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ . قَالَ اجْلِسْ نَعَمْ . قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى يُقْتَلَ قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ . ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَأَمَرَ بِهِ فَقُتِلَ ثُمَّ تَذَاكَرَا قِيَامَ اللَّيْلِ فَقَالَ أَحَدُهُمَا مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ أَمَّا أَنَا فَأَنَامُ وَأَقُومُ - أَوْ أَقُومُ وَأَنَامُ - وَأَرْجُو فِي نَوْمَتِي مَا أَرْجُو فِي قَوْمَتِي .
Bize Ahmed b. Hanbel ve Müsedded anlattılar; dediler ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; -Müsedded dedi ki:- Bize Kurre b. Hâlid anlattı; dedi ki: Bize Humeyd b. Hilâl anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bürde anlattı; dedi ki: Ebû Mûsâ şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim. Yanımda Eş’arîlerden iki adam vardı. Biri sağımda, diğeri solumdaydı. İkisi de [idarecilik/valilik] görevi istediler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ise susuyordu. Sonra buyurdu ki: "Ne diyorsun ey Ebû Mûsâ?" -veya "Ey Abdullah b. Kays!"- Dedim ki: "Seni hak ile gönderen Zat’a yemin olsun ki, onlar içlerinde olanı bana bildirmediler. Görev isteyeceklerini de hissetmedim." [Ebû Mûsâ] dedi ki: Sanki ben, dudağının altındaki misvakına bakıyor gibiyim; [dudağı] yukarı çekilmişti. Buyurdu ki: "Biz işimize, onu isteyeni asla tayin etmeyiz -veya tayin etmiyoruz-. Lakin sen git, ey Ebû Mûsâ -veya ey Abdullah b. Kays!- Onu Yemen’e [vali olarak] gönderdi. Sonra onun arkasından Muâz b. Cebel’i gönderdi. [Ravi] dedi ki: Muâz onun yanına gelince [Ebû Mûsâ] dedi ki: "İn [buyur]." Ve ona bir yastık attı. Bir de baktı ki yanında bağlanmış bir adam var. Dedi ki: "Bu nedir?" Dedi ki: "Bu Yahudi idi, Müslüman oldu, sonra kötü dinine döndü." [Muâz] dedi ki: "O öldürülünceye kadar oturmam. Bu Allah ve Resûlü’nün hükmüdür." Dedi ki: "Otur, evet [öldürülecek]." [Muâz] dedi ki: "O öldürülünceye kadar oturmam. Bu Allah ve Resûlü’nün hükmüdür." Bunu üç defa [tekrarladı]. Bunun üzerine [Ebû Mûsâ] emretti ve o öldürüldü. Sonra gece namazını müzakere ettiler. Onlardan biri -Muâz b. Cebel- dedi ki: "Bana gelince; ben uyurum ve kalkarım -veya kalkarım ve uyurum-. Uykumda da, kalkışımda umduğum sevabı umarım."